20.05.2024 SİS PERDESİ

BÜYÜKŞEHİR DE GENÇLİK LOKANTASI AÇSIN!

Trabzon Büyükşehir Belediyesi önceki gün  Ganita’da, “Gençlik Şöleni” adı altında konser düzenledi. Konserde Oğuzhan Koç ve Seren Uzun sahne aldı. Belediyeden yapılan açıklamada, organizasyon maliyetinin sponsorlar tarafından karşılandığı ifade edildi. Trabzon’da sanata ve kültüre dönük faaliyetler yapmak tabii ki çok hoş, takdir edilmesi gereken bir olay. İnsanların eğlenmesine, stres atmasına vesile olmak da aynı şekilde alkışlanacak bir tutumdur.

Fakat konsere davet edilen sanatçıların da kültürel bir özelliğe sahip olması, yöreden seçilmesi ve kentin değerlerini de yansıtması gerekir. Bu yapılmadı.

Gelelim diğer konuya…

Türkiye’de ve Trabzon’da insanlar bu kadar hayat pahalılığı yaşarken, maliyetli konserler düzenlemek doğru mu? Belediyenin bütçesinden para çıkmadan, sponsor bulunarak organize edilse bile, zamanı şimdi mi idi?

Maden sponsor bulmakta zorluk yaşamıyorsunuz siz de Ortahisar Belediyesinden ayrı olarak gençler için Kalkınma Mahallesi’nde ucuza yemek yiyebilecekleri, “Gençlik Lokantası” açın. En azından öğrenci kardeşlerimizin boğazından sıcak bir lokma geçer

***

AHMET KAYA AK PARTİLİ GİBİ OLDU!

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, görev aldığı günden bu yana AK Partili Belediye Başkanı gibi çalışıyor. Ne etliye ne de sütlüye dokunmuyor. Ergin Aydın Belediye Başkanı seçilmiş olsaydı, Ahmet Kaya’dan memnun oldukları kadar olmazlardı herhalde.

Kaya, başta belediyenin borcu ile ilgili olarak bir çıkış yaptı, sonrasında kabuğuna çekildi. Halbuki vatandaş Kaya’dan 10 yıl boyunca iktidar partisi tarafından yönetilen Ortahisar’da olup biten ile ilgili bazı açıklamalar yapmasını bekledi. Geçmiş 10 yıllık dönemde belediyeye ne kadar girdi sağlanmış, bu kaynaklarla neler yapılmış? Gelirler doğru düzgün kullanılmış mı? Belediyenin elinde ne kadar arsa var? Satılan arsalar gerçek ederi ile mi satılmış? Eş, dost, akraba, partili sıfatını taşıyan insanlara belediyenin imkânları peşkeş çekilmiş mi?

Halk Kaya’nın bunları açıklayarak işe başlamasını bekledi. Fakat Kaya, yapacak olduğu yatırımlarda Büyükşehir önüne taş koyar diye sesini çıkaramıyor. Yani konuşunca mangalda kül bırakmayan Kaya, makama oturunca dut yemiş bülbül misali sesini çıkarmıyor.

Yani Belediye Başkanlığı, Milletvekili iken TBMM kürsüsünden iktidar partisine 5 metre rulo atmaya benzemiyor.

***

GENÇ VE KAYA 39 İŞÇİ İÇİN ANLAŞMIŞ

Türkiye’de el değiştiren belediyelerle ilgili birçok haber yayınlanıyor. Özellikle iktidar partisinin yönettiği belediyelerdeki borçlar, şatafatlı makam odaları, jakuziler falan, birçok şey gündeme geldi ve hepimiz de ağzımız açık bunları izledik. İzlemeye de devam ediyoruz. Ama Trabzon’da böyle bir durum çok uç noktalarda yaşanmadı. Yani Ortahisar Belediyesi el değiştirdi. AKP’den, CHP’ye geçti. Bazı yakınmalar, borçların yüksekliği, çalışan sayısının çok fazla olması konuları konuşuldu ama tartışmalar ya da söylemler ulusal boyuta yansımadı. Bu da Ortahisar Belediye başkanı Ahmet Kaya ile Büyükşehir Belediye başkanı Ahmet Metin Genç’in iyi ilişkilerle kente hizmet edecekleri doğrultusundaki umutları yeşertti. Her ne kadar Ortahisar Belediyesinin uhdesinde olan Taşocağı, Büyükşehir bünyesine geçirilmiş olsa da bu konuda taraflar iyi bir anlaşma ile krizi çözmeyi de başardılar.

O ÇALIŞANLAR BÜYÜKŞEHİR’E GEÇECEK

Ortahisar Belediyesi’ndeki en önemli tartışma konularından biri de çalışanların sayısının fazlalığıydı. Hatta Ahmet Kaya, 700 kişilik bir kadro olması gerekirken bunun 1700’e yükselmiş olduğunu ve İller Bankası’ndan gelen paranın ancak personel maaşına yettiğini söylemişti. Bir de Ahmet Metin Genç’in seçimlerin hemen öncesinde Ortahisar Belediyesinde çok sayıda kişiyi işe soktuğu da ifade edilmişti. Bu noktada yapılan tespitler ise 39 kişinin işe yerleştirildiğiydi. Yılbaşından sonra işe girenler 120 civarındaydı fakat bunların tümüne değil de, son dakikada yapılan alımlar konusunda rahatsızlık büyük boyuttaydı. Kaya’nın, Genç’e, “Son dakikada işe yerleştirilen 39 kişiyi ya işten çıkarmak zorunda kalacağım, ya da onları Büyükşehir kadrosuna almanızı bekliyorum” dediği ileri sürüldü. Bu istekten sonra Ahmet Metin Genç’in de, “Tamam işten atılmasın, onları Büyükşehir bünyesine katacağım” diyerek önemli bir sorunu karşılıklı diyalogla giderdikleri ifade edildi.

***

SUİÇMEZ VE AYDIN ÇAY ÜRETİCİSİNE DESTEK VERMELİ

Milletvekillerinin en önemli görevlerinden biri ülkenin iyi yönetilmesi ve tüm halkın refahı ve mutluluğu için mücadele etmek, biri de seçilmiş oldukları yörenin sorunlarını ülke gündemine taşımaktır. Kuşkusuz bunu çok açabiliriz ancak uzatmaya gerek yok. Trabzon’un iktidara mensup 4 milletvekili var. Bunların, bizzat iktidarın halkı mağdur etmesine tavır koymasını beklemek hayalden öte bir şey değildir. Hatta iktidarın tüm yanlışlarını gözü kapalı olarak savunup, koltuklarını bir sonraki seçimlerde de koruyabilme telaşı içindedirler. Onlar halka değil, genel başkanlarına ve genel merkezlerine hizmette sınır tanımayacak eylemler içinde bulunmaktan kesinlikle geri durmazlar. Ancak en azından muhalefet milletvekillerinin bulundukları bölgelerin sorunlarına mutlak suretle eğilip, halkın sesi olmak durumundadır. Görevleri de bu olmalıdır.

BÖLGESEL MİTİNG BİLE DÜZENLENEBİLİRDİ

Bir süredir açıklanan çay fiyatları üzerinden başta Rize olmak üzere, Artvin’de halk adeta ayaklandı. Ziraat Odaları olsun, üretici temsilcileri olsun, özellikle CHP il, ilçe yönetimleri ve milletvekilleri her gün bir eylemle birlikte iktidarın yaş çay alım fiyatı 17 lirayı yerden yere vuruyor. Ulusal ve gerçek gazeteler, TV’ler her gün bu haberlere yer veriyorlar. Bu süreç içinde CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ile İYİ Parti Trabzon milletvekili Yavuz Aydın’ı ortalıkta hiç görememenin şaşkınlığını yaşamamak elde değil. Oysa Araklı, Sürmene, Of, Çaykara ilçelerinin köylerinde en önemli geçim kaynağı çaydır. Fındık bu ilçelerde daha az üretilir. Suiçmez ve Aydın’ın, Trabzon’un bu ilçelerine giderek, il ve ilçe yönetimleriyle birlikte çay fiyatına tepki veren eylemlerde bulunmasını, hatta tüm bölge muhalefet milletvekilleri, il, ilçe yönetimleri ve üreticilerle birlikte mitingler düzenlemelerinin de ses getireceğini düşündük. Ama sanırım biz düşünmekle kaldık!

Bon söz; Umarız fındık fiyatı açıklandığında da aynı durumu yaşamayız.

***

FLİP BENKOVİC VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Bir futbolunun kaderi ne yazık ki teknik direktörlerinin tercihlerine bağlı olunca kulüplerin iflas noktasına gelmesi kadar doğal bir gelişme olamaz. Bir kulübü yönetenler, teknik adam seçerken, siyasi ya da farklı güçlerin etkisinde kalıyor, menajerlerin oyununa geliyor, medyanın gazıyla hareket ediyor. Sonuçta o kulüp. Kendi futbol kültürleriyle hiçbir şekilde bağdaşmayacak bir teknik direktörü işbaşına getiriyor. Bu teknik direktöre özellikle transferde sınırsız yetkiler tanıyor. O teknik direktörün talebi Anayasa’nın değiştirilemez maddelerinden biri haline geliyor ve sonuçta alınan futbolcularla birlikte büyük umutlarla sezona giriliyor. Fakat beklentiler karşılanamayınca bu teknik direktör ile yollar ayrılıyor. Yeni bir teknik adam iş başına getiriliyor. Bu yeni teknik direktörün vizyonu, misyonu, oyun anlayışı bir öncekiyle hiçbir şekilde uyuşmuyor. Uyuşsa bile yakınlık kurduğu menajerlerden futbolcu transferi yapmak için kulüplerin ekonomik durumlarını hiç umursamadan yeni yeni transferler istiyor.

BİRİYLE ZİRVE YAPARDI, DİĞERİYLE ÇÖP OLDU

Bu teknik direktör kulübünden yeni oyuncular isterken, eldeki birçok futbolcunun da kendisi için yetersiz olduğunu söyleyip, yolların ayrılmasını talep ediyor. Yeni teknik adamı kurtarıcı gören yönetim de isteklerini emir eri gibi yerine getiriyor. Ama o teknik adamla da hayal kırıklığı yaşanıyor ve aynı kısır döngü devam edip duruyor. Buna son örnek Trabzonspor’un sezon başında İtalya’nın Udinese kulübünden satın alma opsiyonlu kiralık olarak kadrosuna kattığı Flip Benkovic olsa gerek… Bu oyuncu Nenad Bjelica’nın değişmez stoperiydi. Burnu kırılıp maske takmasına rağmen çok sayıdaki maçta 90 dakika oynatıldı. Ancak Abdullah Avcı geldi, Benkovic birkaç maçta zorunlu olarak forma giydi ve sonra kenara itildi, hatta uzun süredir tribüne çıkarıldı. Bjelica kalsaydı belki de Benkovic çok iyi oynamış, satın alma opsiyonu kullanılmış ve sonra da Avrupa’da önemli bir kulübe yüksek bedellerle satılmıştı. Ama Avcı geldi, bu oyuncuya ödenen 1 milyon 100 bin Euro ile birlikte kulübüne verilen 500 bin Euro kiralama bedeli çöp sepetindeki yerini aldı.

DOĞAN DA BORÇTAN YAKINMAYI SÜRDÜRSÜN

İşte bir futbolcuyu parlatan da, söndüren de teknik adamların eylemleridir. Bu eylemlerin zararı ise kulüplerin iflasına giden yola taş örme olarak yansır. Benkovic’le verilen zararın da Trabzonspor’a bir yıllık maliyeti, lisans, diğer masraflar, menajer ücreti, vergi ve KDV ile birlikte 2,5 milyon Euro’yu bulmuştur. Ama olsun(!), Abdullah Avcı müthiş vizyoner bir teknik adamdır değil mi? Trabzonspor’un kasasına 140 milyon Euro soktuğunu söyleyen Başkan Ertuğrul Doğan borcun her ay neden füze gibi fırladığını bir türlü kavrayamıyor değil mi? Biz söyleyelim. Sayın Doğan’ın tercih ettiği teknik direktörlerin tutum ve davranışlarıyla, transfer taleplerinin yerine getirilmesinden dolayı o borç yükseliyor. Siz bu teknik adamların kulağını çekemezseniz, ya da Trabzonspor’un misyonuna, vizyonuna uygun ve bu kulübü canı gibi koruma güdüsüyle hareket edecek bir teknik adam seçemezseniz, borçtan daha çok yakınırsınız.