TRABZONX'E KONUŞAN BAŞKAN BAK: VAZGEÇMEYECEĞİZ, MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ
Geride kalan il kongresinde güven tazeleyerek yeniden CHP Trabzon İl Başkanlığına seçilen Mustafa Bak, makam odasının kapısını Trabzonx’e açtı. Başkan Bak, Sorumlu Müdürümüz Hüseyin Terzi’nin sorularını içtenlikle cevapladı. Bak, İBB iddianamesi, Trabzon’un sorunları ve yatırımları, fındık fiyatları, kokarca ile mücadele, turizm ile ilgili çok konuşulacak açıklamalar yaptı. Bak, yıllardır bir türlü hayata geçirilemeyen Arsin Yatırım Adası ile ilgili flaş bir iddiada bulundu.
İşte Bak ile yaptığımız o röportaj:
İMAMOĞLU’NUN KAZANMASIYLA BAŞLAYAN BİR SÜREÇ
İlk olarak İBB iddianamesi ile başlamak istiyorum. Neler düşünüyorsunuz?
Baştan beri söylüyoruz. Bu hukuki bir süreç değil. Bu tamamen siyasi bir süreç. Türkiye’de hukukun siyasallaşması ve siyasi bir süreç yürütülmesi… Ekrem başkan aslında İstanbul’u 4 kez kazanmasıyla başlayan bir süreç… Türkiye’de 23 yılın sonunda AKP iktidarının ciddi hatalar yaparak ülkeyi bir kaosa doğru sürüklemesi, alım gücünün düştüğü, enflasyonun 3 haneli rakamlara çıktığı, birçok adaletsizliklerin yaşandığı, üretimin olmadığı, geçinmenin zorlaştığı bir süreçte AKP kendi siyasi bekası için ve sayın Erdoğan'ın Ekrem İmamoğlu’nu önümüzdeki süreçte kendisini en ciddi rakip olarak görmesiyle bir siyasi süreç başlatıldı. Bu tamamen Ekrem İmamoğlu'nun önünün kesilmesi, cumhurbaşkanı adayı yapılmamasıyla ilgili bir süreç.
ÇEKİNCEMİZ YOK
Ben hukukçu değilim ama hesap işlerini de bilen biriyim. Mali müşavirim dolayısıyla iddianamenin içeriğine baktığınız zaman tamamen itirafçılar, iftiracılar üzerine kurgulanmış! İşte ‘Gördüm, duydum, öyleymiş, bana da öyle söylediler’ gibi mişli, muşlu vs. ifadelerle bir iddianame hazırlandı. Belediye başkanının görev alanı içerisinde ne kadar yetkisi, görevi varsa, ne kadar iş yapmışsa bunların tamamı suç niteliği oluşturulmuş. Bunlar kimlere dayandırılmış? İşte iftiracılara, itirafçılara… Gizli tanıklar diye bunlar üzerinden açılıyor. Eğer Türkiye bir hukuk devleti ise bu iddianame ortaya atılabilir. Bunda bizim de bir çekincemiz yok. Ama bugün yaklaşık 102 tane Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanı, başkan yardımcısı ya da bürokratımız içeride tutuluyor. Niye bunlar içeride tutuluyor?
HUKUK İHLAL EDİLİYOR!
Bir kere hukuk ihlal ediliyor esasında tutuksuz yargılanmaları gerekir. Tutuksuz yargılanması gereken bir dava niye bu kadar 4.000 sayfalık şekle sokulmuş? İçine baktığın zaman içerisinde bir sürü tutarsızlıklar var. Ortada delil yok. Bir delil bulsanız zaten dosyaya koyacaksınız. Elinizde bir delil yok bir kere. Çünkü bizim belediyelerimiz özellikle IBB her gün denetimden, teftişten geçen belediye. Müfettişlerin maliye müfettişliği denetçilerinin hepsinin her gün orada raporları var, kontrol yaptıkları bir süreç zaten var. Bir şey bulunsa zaten bugüne kadar bulunmuştu ama maksat işte biz suçu atalım. Biz bunların alt yapısında işte itirafçı koy bulalım. Kimisini tehditle itirafçı yapmaya ya da şu şeyi ifadeyi ver diye zorlamışlar. Böyle şeyler de yapılmış.
KAZANAN TARAF BİZ OLACAĞIZ
Bugün Aziz İhsan Aktaş diye bilinen adam ihale almış bütün Türkiye’deki belediyelerden almış ki Trabzon Büyükşehir Belediyesinden de almış! Şimdi bu adam için 704 yıl yargılanma talep edilmiş ama bu adam serbest dolaşıyor. Böyle bir hukuk garabetinin içerisindeyiz ama bunun. Bu kadar abartılı bir iddianamenin hiçbir zaman doğru bir yargılama sürecini getirmeyeceği, bunun içinin boş olduğu zaten yabancı basından da öğreniyoruz. Dolayısıyla bu iddianame tamamen Ekrem başkanın cumhurbaşkanı adayı olmasının önünün kesilmesi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarının önünün kesilmesi için hazırlanan bir iddianame. Ama biz gereken tüm kurullarda, kurumlarda her alanda mücadelemizi sürdüreceğiz, savunmamızı vermeye devam edeceğiz. Burada sadece AKP zaman kazanmaya çalışmaktadır. Biz mücadelemizi vereceğiz. Türkiye her ne kadar siyasal yargı kararlarıyla yönetilmeye çalışılsa da siyasi süreçler belirlenmeye çalışılsa da eninde sonunda biz kazanan taraf biz olacağız.
GENEL HATLARIYLA GÖZ ATTIK
Peki siz bu iddianameyi incelediniz mi?
Yani genel hatlarına bir göz attık arkadaşlarla beraber.
AK PARTİLİ BELEDİYELERDE YAPIYOR
Ekrem İmamoğlu suç örgütü kurmakla yargılanıyor. Bu konuda neler söylersiniz? Akabinde şunu sormak istiyorum. Kamuoyunda şu sorgulanıyor; iddianamede bu kadar suçlama varken CHP’li yöneticiler neden hala sokaklarda protesto yapıyor? Bununla ilgili neler söylersiniz?
Hukuk yok. Hukukun tamamen siyasallaştığına dair her şey ortada. O zaman şöyle bir örnek vereyim, bizim belediyelerimiz müfettişler, denetçiler tarafından inceleniyor. Orada cezai müeyyideler uygulanıyor; aynısını da AK Partili belediyeler de yapıyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin de sayıştayın tespit ettiği hatalar, usulsüzlükler var, bir tane işlem yapılıyor mu? Bir tane AK Partili belediyeye yapılan bir işlem var mı? Tamamen Cumhuriyet Halk partili belediyelere çökme üzerine kurgulanmış bir siyasi süreç var ortada.
USULSÜZLÜK YOKTUR İDDİASIYLA SAHAYA ÇIKMIYORUZ
Bakın, biz belediyelerimizde hiçbir şekilde usulsüzlük yoktur iddiasıyla sahaya çıkmıyoruz. Ama adalet herkese eşit davranması gerekiyor. AK Partili ya da Cumhuriyet Halk Partili belediyeler diye ayrım olmaması gerekiyor. Kim hata, usulsüzlük yapmışsa yargı bunun cezasını b versin. Bizim buna bir itirazımız yok. Ama biz bugün niye sokaklara çıkıyoruz? Bir kere şunun için çıkıyoruz. Halkın tamamına bizim Ekrem başkanın neden tutuklandığını, bu iddianamenin ne anlama geldiğini, oysa Türkiye'nin gerçeğinin ekonomiden, işsizlikten, alım gücünün düşmesinden, insanların yoksullaşmasından, yatırım alınamamasından, gençlerimizin geleceğini karartılmasından, insanların bankalara nüfus yüzde altmışının, yetmişinin borçlu olduğu bir ülkede biz bunları vatandaşa anlatmak zorundayız. Ayrıca vatandaşın bilgilenmesini sağlamak, onların toplumsal desteğini kazanmak zorundayız. Ekrem başkana yapılan kumpas davasının da vatandaşça bilinmesini sağlamak zorundayız.
VATANDAŞ KENDİ DERDİNE DÜŞMÜŞ
Vatandaş kendi derdine düşmüş. Şimdi düşünebiliyor musunuz? Evinde ekmeği olmayan bir insana siz ne anlatırsan anlatın o insan sadece evinde ekmek olmadığını düşünür. Bu insanlar açlıkla sınanıyor. Şimdi biz bunu topluma anlatmak zorundayız. Toplum desteğini büyütmek zorundayız. Toplumun bilgilenmesini sağlamak zorundayız. Bu olay Cumhuriyet Halk Partisi’nin olayı değil bir kere bunu toplumun bilmesi lazım. Bugün Cumhuriyet bak rejim açık bir şekilde tehdit altında. Devletin bütün kurumları kuşatma altında. Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu partisi, Cumhuriyet Halk Partisi kuşatma altında, kapatılmak isteniyor.
TOPLUMUN HER KESİMİNE ULAŞMALIYIZ
Yani biz bunları kendi içimizde birbirimize anlatacak değiliz. Biz bunların zaten mücadelesini örgütsel anlamda veriyoruz. Ama toplum bunu ne kadarını biliyor? Bizim topluma ulaşmamız lazım. Toplumun olayı iyi algılaması lazım. Biz onun için sahadayız. Sonra biz hala demokratik süreçlerin işletilmesinden yana tavır alıyoruz. Bu çok önemli bir şeydir. Bugün ülkenin, halkın, toplumun zararına olacak bir eylemi bizler asla tasvip etmiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir yazısının aslında uygulamada da hakkaniyette de geçerli olması gerekir diye düşünüyorum. Onun için Cumhuriyet Halk Partisi sahada ve toplumun tüm kesimlerine ulaşması gerekiyor.
ÖNÜMÜZÜ GÖREMİYORUZ
Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla birlikte sürekli sahadasınız, bu süreçten önce Trabzon’un sorunları ve yatırımları ile ilgili sürekli açıklamalar yapıyor, kentin idarecilerini eleştiriyordunuz. Fakat şimdi ‘Trabzon’u unuttuğunuz’ yönünde eleştiriler var. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Nispeten doğru diyebilirim. Ancak 19 Mart’tan bu yana olan süreç aslında bugüne kadar Türkiye’nin hiç yaşamadığı, bizlerin de yaşamadığı siyasilerin de çok önünü öngörebileceği bir süreç değil. Bir kere bunu iyi anlaşılması lazım ama buradaki temel sorun nedir? Biraz önce de söylediğimiz gibi. Türkiye hukuk devleti olmaktan çıkmış, şimdi hukukun işlemediği bir yerde yarın ne olacağına dair kimsenin öngörüsü olamaz. Biz bugüne kadar şu olamaz dediğimiz ne varsa yani hukuk dışı ne varsa kadar bu iktidar sayesinde hepsini gördük. Tutuksuz yargılamaların, tutuklamalar, cezaevine koymalar, kendi yandaşlarına aklamalar, işte belediyelerimize, tehditle kendi partisine katmalar ne ararsanız hepsini yapan bir iktidarla karşı karşıyayız. Şimdi biz otomatik olarak her gün bu sürecin içerisinde tavır almakla eylemsel düşünmekle geçiriyoruz günümüzü. Doğru. Ben 2 ay önce en son Trabzon'un sorunlarıyla ilgili bir açıklama yapmışımdır. Ama ben Trabzon’da Trabzon'a ilgilendiren toplantılara çağrıldığımda bu toplantılara gidiyorum. Oradaki düşüncelerimizi söylüyoruz. Aslında Trabzon’un yatırım alamama nedenlerini de söylüyoruz. Trabzon'un nüfusunun yüzde 20’sinin emekli insanlardan oluştuğunu, Trabzon'un bir emekli şehri haline geldiğini, gençlerin burada kalamamasını, istihdam oluşturulamamasını, Trabzon'un istihdam getirici yatırımların başka illere kaydırıldığını bunların hepsini söylüyoruz.
REJİM TEHLİKE ALTINDA, TRABZON’UN
SORUNLARINI MI KONUŞACAĞIZ?
Ben hatta bunlarla ilgili AK Parti il başkanına, milletvekillerine, bakanlarına da sorular sordum. Bunların cevaplarını istiyoruz diye… Ama şimdi bizim önümüzde bugün başka bir tehlike var. Bizim önümüzde tamamen Türkiye’nin demokrasinin, hukuk zemininin tamamen ortadan kaldırıldığı bir tek adam rejiminin ve daha da bu işi üst seviyelere taşıdığı, böyle toplumun bütün iliklerine kadar işleyen bir siyasal bir yapı ve siyasi bir süreçte var. Bugün Cumhuriyet rejimi tehlike altındadır. Yani bizim şimdi bazı önceliklerimiz var, vatan, millet, bayrak diyoruz. Öncelik koyuyoruz. Yarın biz Cumhuriyeti, onun kazanımlarını biz kaybettiğimizde biz Trabzon’un yatırım almasını mı konuşacağız, niye alamadığını mı konuşacağız? Biz ülkenin uçuruma nasıl gittiğini mi konuşacağız? Yani ne konuşacağız biz?
TRABZON’U ÇOK KONUŞAMADIĞIMIZ DOĞRU
Bu arada bizim de zorluklarımız var. Yani biz de her gün bir yere koşmaktan, başka bir hukuk dışı olayın peşine gitmekten, saldırılara karşı koymaktan biz de esasında artık önümüzü göremiyoruz. Öyle söyleyeyim. Yani yorulduk, önümüzü göremiyoruz ve bunların hepsi bence bilinçli yapılıyor. Bu iktidarca bilinçli yapılıyor. Türkiye Cumhuriyeti üzerinde ciddi bir oyun planı vardır. Esasında büyük Orta Doğu Projesinin sonuca gitmesi üzerine ve burada da Türkiye'nin esasında bu projenin tamamlanmasında en önemli aktör olduğu ve Türkiye’nin de siyasetinin de dizayn edilmesi gerektiği bir süreç vardır. Bizler buna karşı mücadelede veriyoruz, içeride de mücadele veriyoruz, dışarıda da veriyoruz. Trabzon'da da veriyoruz ama dediğiniz noktada Trabzon'u çok konuşamadığımız gerçeğini de ben de kabul etmek durumundayım.
YATIRIMLAR RİZE’YE VE BAŞKA İLLERE GİDİYOR
Az önce Trabzon’un sorunları ilgili düşüncelerinizi yetkililere ilettiğiniz söylediniz. Sizin de söylediğiniz gibi istihdam önemli bir sorun. İstihdam için ne yapılmalı? Kentin idarecilerine önerileriniz neler?
Bir sanayi şehri değiliz. Şimdi baktığınız zaman Trabzon yatırım alamıyor istihdam oluşturamıyor diyoruz ama Lojistik Limanının Trabzon’dan alınarak Rize’ye verilmesi… Yatırımların başka illere gitmesi, buna müsaade eden bugünkü mevcut iktidar ve onun Trabzon’daki yöneticileri, il başkanı, milletvekilleri, bakanları… Trabzon’a inecek olan bir demir yolunun ulaşım ağı Rize’mi olmalı? Dolayısıyla Trabzon’da olması lazım. Peki iktidarın buradaki siyasileri buna neden müdahale etmiyor?
KARAİSMAİLOĞLU YATIRIM ADASINI ‘UNUTUN’ DEDİ
Bakın yatırım adası projesi var, 7-8 yıldır konuşuluyor diye biliyorum. Yatırım adası planlaması vardı. Ne oldu? Yatırım adasıyla ilgili en son Ticaret Sanayi Odasında yapılan toplantıda Uraloğlu da vardı. Adil Karaismailoğlu da vardı, il başkanları da vardı. Adil Karaismailoğlu bizzat kendi ağzıyla söyledi. Bunu unutun, bunu yapmayacağız dediOrada ki insanların hepsi şahit, bunu yapmayacağız, bunu unutun. Adil Karaismailoğlu'nun beyanıdır. Bunun gündeme alınmasına bile tepki göstermiştir. Ayrıca Arsin Organize Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı orada OSB’nin ihtiyaçlarından bahsetti. Yine Karaismailoğlu orada ona da tepki gösterdi. Oradaki iş yerlerinin birçoğunun depo olarak kullanıldığını oranın büyümeye ihtiyacının olmadığını, oraya yatırım yapılmayacağını bunu da söyledi. Şimdi bunları söylüyorlar. Şimdi Trabzon’da istihdam nasıl oluşturabilirsiniz.
BİR PLANLAMANIZ YOKSA YAPAMAZSINIZ
Trabzon'da istihdam oluşturacak sanayi anlamında bir planlamanız yoksa o zaman bunları yapmazsınız. Adil Karaismailoğlu'nun dediği gibi bunların hiçbirini yapmazsınız. Demir yolunu da Lojistik Limanı da Rize’ye kaydırırsınız. Dolayısıyla Trabzon yatırım alamamakta devam eder. Trabzon nasıl gelişir? Trabzon turizm şehri diyoruz. Maalesef halen daha 45 günlük bir süreye bağlı Trabzon turizmi var. Şimdi bunun için bakanlığın bölgesel turizm planlamaları yapması lazım. Trabzon'un özelinde çok güzel turizme kazandırılacak tesis, lokasyon, yerleri var ama biz Trabzon olarak turizmde istediğimiz payı alabiliyor muyuz? Alamıyoruz.
TURİSTLERİ KAZIKLARSANIZ…
3-5 sene önce Trabzon'a gelen Arap turistlerin bugün birçoğu Trabzon’a gelmiyor ve bu gelenler özellikle varlıklı bir turist profilini oluşturuyordu. Şimdi bunlar da artık Trabzon’a gelmiyor. Neden gelmiyor? Çünkü sen Trabzon’un göbeğinde turisti kazıklarsan 5.000 liralık yemeği 25.000 TL diye adamın önüne koyarsan o Arap yatırımcı da Trabzon’da istediği yerden arsasını alır, otelini de yapar, acentesini de kurar taşımasını da yapar, bağlantılarını da yapar. Sen turizmden hiçbir pay alamazsın. Bunların tamamı bu ülkeyi yönetenlerin beceriksizliğinden başka bir şey değildir. Bir kere biz Trabzon’da özellikle turizm konusunda almamız gereken milli geliri alamadığımız aşikardır, ortadadır. Tesis planlamasından alın da yol ağına kadar yetkili yetkisiz işletmelerden tutun da bakanlığa kadar birçok alanda eksiklerimiz var. Trabzon turizm şehri diyoruz ama turizmin Trabzon’a katkısı maalesef istenilenlerinin çok altındadır. Trabzon ayrıca coğrafi olarak hem tarım ve hayvancılık şehridir. Yıllardan beri yaylalarımız var. Tarım ve hayvancılığa uygun alanlarımız var. Biz şimdi tütünü bitirmişiz, fındığı bitirmişiz. Trabzon tarım ve hayvancılıktan da istediği verimi alamıyor. Bugün bunun en temel örneği fındıktır.
ÇEVRE YOLUNDA HİÇBİR HAZIRLIK YOK!
Güney çevre yolu var. Ama maalesef bugüne kadar yapılmamıştır. Hiçbir alt yapısı hazırlığı olmadan sadece seçim yatırımı olarak orada bir göstermelik bir temel atma töreni yapılmıştır. Hatta biz de onlardan önce bir temel atma töreninde biz yapmıştık, orada eleştirisel olsun diye. Dolayısıyla çevre yolu ne zaman biteceği belli değil. Çevre yolunun bugün bitmiş olması lazımdı. Bugün en çok zorlandığımız konulardan biri de ulaşım. Ulaşım bugün koskoca Karadeniz sahil yolundan gelip şu Ganita Tünelinden geçiyor. Gidiş geliş olarak tıkanıyor. Bu da ne çok şehrin bugüne kadar trafik anlam şey, ulaşım anlamında hiçbir şey yapmadı. Bugün insanlar Trabzon'un girişiyle çıkışını 2 saatlik mesafeyle geçiyor. Kış olmasına rağmen şehrin doğusu ve batısı arasında inanılmaz bir trafik yoğunluğu var. Ulaşım sorunu da yatırım konusuna direkt etki yapıyor.
FINDIKTA KENDİLERİNE GÖRE HESAP YAPIYORLAR
Biraz da fındığı konuşalım Başkanım, fındıkta rekolte düşüktü. Fiyat beklentisi yaklaşık 400 TL idi ama beklenen olmadı. Fiyatlar 280-300 TL bandında seyrediyor. TMO’da fiyat artırımına gitmedi. Neler söylersiniz?
Bu sene fındığın fiyatı en az 250 TL ve üzerinde olması gerektiğini söyledik. Fındığın maliyet fiyatı ile ilgili analizler yapmamıza rağmen nedense burada karar vericiler. Karar vericiler fındığın maliyetini hesaplamak yerine kendilerinin ne kadar kazanacağının hesabı üzerinden bir taban fiyat oluşturuyorlar. Bu durum üreticiyi bir kere bahçeye gidip gitmemek arasında bir noktaya getiriyor. Yani vatandaş ben toplasam da zaten aynı maliyeti yapacağım. O zaman niye ben toplayayım diyerek ne bahçesine gidiyor, ne bakımını yapıyor, ne kokarcayla mücadelesini yapıyor. Biz bunu Ticaret ve Sanayi Odasında fındıkla ilgili kurulların da olduğu bir toplantıda söyledik.
ÜRETİCİ PARA KAZANAMIYOR
Ziraat odasına gittiğimizde olması gereken fiyatı konuşuyoruz. 250 liranın altında olmaması gerektiğini onlar da söylüyor ama maalesef fiyatlama noktasına geldiğimiz zaman hiç kimse ağzını açmıyor. Bakanlık sosyal medya üzerinden fındığın fiyatını paylaşıyor. Türkiye, dünyadaki fındığın yaklaşık yüzde 70’ini üretiyor. Ama Türkiye'nin üreticisi fındığından istediği parayı kazanamadığı gibi bu parayı aracı, karteller, alıcılar, yabancı şirketler kazanmaya devam ediyor. Rekolte rekollerin 300-400 bin ton aralığında olmasına rağmen halen daha bir fındıkta istediğimiz parayı kazanamıyoruz. Hala bekleyen üreticilerimiz var.
FERRERO İSTEDİĞİ GİBİ AT KOŞTURUYOR
Türkiye’de fındığın en büyük alıcısı Ferrero istediği gibi at koşturuyor. Biz halen daha buna bir tepki gösteremiyoruz ve sürekli üretici mağdur ediliyor. Bakanlığın burada aktif rol alması lazım. Buranın kartellerinin kârından ziyade üreticinin kârının düşünülmesi lazım. Bugün insanlar fındık bahçelerini niye söküyor? Fındıktan kar edemiyor, belki de zarar ediyor. Bu yüzden fındık bahçesini ya söküyor ya da fındığını toplamıyor. Dolayısıyla bizim bir tarım politikamız da yok.
TRABZON DEĞER KAYBEDİYOR!
Fındık fiyatları 270-280 civarında. Fındık bolluğumu var? Yok. Rekolte mi var? Yok. Elde fındık mı var? Yok. Niye fındık düştü? Dolayısıyla tarımda bir milli politikamız yok. Anladığımız turizmde de yok ve Trabzon bu anlamda değer kaybetmeye, küçülmeye yatırım alamamaya ve halkın fakirleşmesine neden olmaya devam ediyor.
KOKARCA İLE VATANDAŞ BAŞA ÇIKAMAZ
Fındığa ve tarım ürünlerine zarar veren kokarca ile ilgili yapılan mücadele sizce yeterli mi?
Kesinlikle yeterli değildir. Bakın bakanlığın yaptığı kokorcayla mücadeleden ziyade vatandaşın kendi imkânlarıyla yapmaya çalıştığı bir mücadele var. O da asla yeterli değil. Çünkü çok fazla üreyen bir böcek. Bu kadar düşük mücadele yöntemleriyle bunun önüne geçemezsiniz. Belki de seneye çok daha fazla zararlı göreceğiz. Buna müdahale edecek olan da yine devlet.
TOPYEKÜK MÜCADELE ŞART
Tarım Bakanlığının öncülüğünde, Büyükşehir ve tüm ilçe belediyeleri, tarım il müdürlükleri, ziraat odaları ile birlikte topyekün bir mücadele yapılamaz mı?
Vatandaşları dışarıda bırakmayalım. Vatandaşların da bilinçlendirilmesiyle birlikte topyekûn bir mücadele yöntemi belirlenmesi lazım. Bunun alt yapısını devlet hazırlaması lazım, bakanlık yapması lazım. Belediyelere destek vermesi lazım. Belediye, halk iş birliğiyle bu mücadelenin yürütülmesi lazım. Bunu şimdi biz yapmadığımız takdirde vatandaş kendi imkânlarıyla bildiği kadarıyla yapması hiçbir şey sonucu değiştirmez. Etkili de olmaz. Göreceksiniz. Seneye kokarca çok daha etkili bir şekilde ürün kaybına neden olmaya devam edecek.
NOT: RÖPORTAJIN DEVAMI YARIN…