<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>TrabzonX | Trabzon Haber | Trabzonspor Haberleri | Trabzon Gündem - Sağlık</title>
        <description>TrabzonX, Trabzon Haber Sitesi, Trabzon Son Dakika, Son Dakika Haberler, Trabzonspor Haber</description>
        <link>https://www.trabzonx.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:33:55 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>PROF. DR. YÜKSEL ÇİÇEK “İLK 1 DAKİKA HAYAT KURTARIYOR”</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Özel İmperial Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, son dönemde artan ani kalp krizi vakalarını değerlendirdi. Özellikle genç ve sağlıklı bireylerde görülen ani ölümlerin nedenlerine dikkat çeken Çiçek, erken müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı. Prof. Dr. Yüksel Çiçek, yaşanan ölümlerin doğru tanımlanmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Bütün ölümlerin kalp krizinden kaynaklı gibi lanse edilmesi doğru değil. Bu durumları ani kardiyak ölüm olarak tanımlıyoruz” dedi. Ani kardiyak ölümün, daha önce bilinen bir kalp hastalığı olmayan kişilerde, belirtilerin başlamasından itibaren bir saat içerisinde kalbin durması ve ölümle sonuçlanması olarak ifade edildiğini belirten Çiçek, bu ayrımın doğru yapılmasının hem farkındalık hem de müdahale açısından kritik olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“Gençlerle ileri yaş grubunu ayırmak gerekiyor”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ani kardiyak ölümlerin yaşa göre farklı nedenlere dayandığını söyleyen Çiçek, “35 yaş altı ile 35-40 yaş üzerindeki vakaları ayırmak gerekiyor. Sebepler birbirinden tamamen farklı. Gençlerdeki her ölümün kalp krizi olarak sunulması doğru değil” ifadelerini kullandı. Bu ayrımın özellikle teşhis ve önleyici yaklaşımlar açısından önemli olduğuna dikkat çeken Çiçek, yanlış genellemelerin hem toplumda yanlış algı oluşturduğunu hem de risklerin doğru değerlendirilmesini zorlaştırdığını söyledi.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Gençlerde genetik hastalıklar öne çıkıyor</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">35 yaş altındaki bireylerde ani ölümlerin en sık nedeninin hipertrofik kardiyomiyopati olduğunu belirten Çiçek, bunun kalp kasının genetik bir hastalığı olduğunu ve özellikle egzersiz sırasında ani ölümlere yol açabildiğini ifade etti.<br />
Bunun yanı sıra doğumsal kalp damar çıkış anomalileri ve genetik ritim bozukluklarının da önemli risk faktörleri arasında yer aldığını söyleyen Çiçek, uzun QT, kısa QT ve Brugada sendromu gibi hastalıkların bu grupta öne çıktığını dile getirdi. Bu tür ritim bozukluklarının bazı kişilerde uykuda, bazılarında efor sırasında, bazılarında ise ani korku ve stres sonrası ortaya çıkabildiğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“Ani ölümün yüzde 90’ı ritim bozukluğu kaynaklı”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Çiçek, hangi yaş grubunda olursa olsun ani ölümlerin büyük bölümünün ritim bozukluklarından kaynaklandığını vurgulayarak, “Sonuçta hangi hastalık olursa olsun ani ölümün kaynağı yüzde 90 ventriküler fibrilasyondur” dedi. Kalbin bu durumda normal kasılma düzenini kaybettiğini ve kan pompalayamaz hale geldiğini ifade eden Çiçek, bu nedenle ritim bozukluklarının ani ölümlerde belirleyici rol oynadığını söyledi.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">35 yaş üstünde damar tıkanıklığı öne çıkıyor</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">İleri yaş grubunda ise tablonun değiştiğini belirten Çiçek, “35 yaş üzerindeki ani ölümlerin en sık sebebi kalp damar tıkanıklıklarının tetiklediği ritim bozukluklarıdır” ifadelerini kullandı. Bu nedenle özellikle bu yaş grubunda düzenli kardiyolojik kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Çiçek, göğüs ağrısı gibi belirtilerin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“Bu ölümleri tamamen önlemek mümkün değil”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Tüm önlemlere rağmen ani kardiyak ölümlerin tamamen engellenemeyeceğini ifade eden Çiçek, “Yüzde 100 önlemek mümkün değil ancak bazı hastalarda ICD dediğimiz şoklama cihazları ile bu risk azaltılabiliyor” dedi. Bu cihazların ritim bozukluğu geliştiğinde otomatik olarak elektrik şoku vererek kalbi yeniden normal ritmine döndürdüğünü belirtti.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“Her kalp hastasına uygulanmaz”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Şoklama özelliği bulunan kalp pillerinin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Çiçek, bu cihazların belirli kriterlere göre değerlendirildiğini ifade etti. Hastanın risk durumuna göre karar verildiğini belirten Çiçek, bu nedenle kişiye özel değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Kontroller ve taramalar hayati önem taşıyor</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Prof. Dr. Yüksel Çiçek, özellikle 35 yaş üzerindeki bireylerde damar tıkanıklığına yönelik düzenli kontrollerin büyük önem taşıdığını söyledi. Genç bireylerde ise genetik nedenlerin ön planda olduğunu belirten Çiçek, bir kez yapılacak detaylı kardiyolojik değerlendirmenin çoğu zaman yeterli olabileceğini ifade etti. Riskli durumların erken tespit edilmesi halinde gerekli tedavi ve takiplerin yapılabileceğini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“Herkes potansiyel aday”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Çiçek, ani kardiyak ölümlerin herhangi bir belirti olmadan da ortaya çıkabileceğini belirterek, “Ne yaparsak yapalım bu durumu tamamen ortadan kaldıramayız. Hepimiz potansiyel adayız” dedi.  Bu nedenle toplumda farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayan Çiçek, erken müdahalenin hayati rol oynadığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“İlk 1 dakika hayat kurtarıyor”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ani kalp durması durumunda ilk müdahalenin kritik olduğunu söyleyen Çiçek, “İlk 30 saniye ile 1 dakika içerisinde müdahale edilirse yüzde 99 geri dönüş sağlanır” dedi. Dakikalar ilerledikçe riskin hızla arttığını belirten Çiçek, özellikle 5. dakikadan sonra beyin hasarının başladığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Defibrilatör çağrısı: “Her yerde olmalı”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Toplumda defibrilatör kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Çiçek, bu cihazların yalnızca hastanelerde değil, AVM’lerde, statlarda ve iş yerlerinde de bulunması gerektiğini söyledi. Cihazların kullanımının oldukça basit olduğunu ifade eden Çiçek, “Cihaz ritmi tanıyor ve elektrik şoku vererek kalbi yeniden çalıştırıyor” dedi.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“112 mutlaka aranmalı”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">İlk müdahalenin ardından profesyonel sağlık desteğinin şart olduğunu belirten Çiçek, “Mutlaka 112 aranmalı ve hasta hastaneye ulaştırılmalıdır” ifadelerini kullandı. İlk müdahalenin hayat kurtarıcı olduğunu ancak tedavi sürecinin sağlık ekipleri tarafından devam ettirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“Bu bir duyarlılık meselesi”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Toplumsal bilinç çağrısı yapan Çiçek, “Bu başkasının hayatını kurtarmak değil, aslında bir gün başkasının sizin hayatınızı kurtarmasıdır” diyerek sözlerini tamamladı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.trabzonx.com/images/media/2026/04/prof-dr-yuksel-cicek-ilk-1-dakika-hayat-kurtariyor_69e891beb6d02_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Trabzonx Haber</author>
                <link>https://www.trabzonx.com/prof-dr-yuksel-cicek-ilk-1-dakika-hayat-kurtariyor/33682</link>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 12:10:42 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>UZMANLAR UYARDI: MOTOSİKLETLER KABUSUNUZ OLMASIN!</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Türkiye'de her yıl binlerce genç, motosiklet seferinin birkaç saniyesinde hayatını değiştiren kazalarla karşılaşıyor. Özgürlüğün simgesi olarak görülen iki tekerlekli araçlar, yanlış kullanım ve eksik ekipmanla kalıcı sakatlıkların baş sorumlusu hâline geliyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Azboy, hastanelere ağır travmalarla gelen genç sürücü sayısındaki artışa dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Büyük şehirlerde artan trafik yoğunluğuyla birlikte motosiklet kazaları, genç yaşta kalıcı sakatlığın en büyük nedenlerinden biri haline geldi. Medipol Sağlık Grubu’ndan Prof. Dr. İbrahim Azboy, motosiklet kazalarında ayak bileği, diz ve kalça çevresinde ciddi kırıklarla sıkça karşılaştıklarını belirterek sürücülere hayati uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Azboy, motosiklet kazaları sonrası hastanelere ağır travmalarla başvuran gençlerin sayısının endişe verici boyutlara ulaştığını söyledi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Motosiklet kazalarının ortopedi kliniklerinde en sık karşılaşılan travmalar arasında yer aldığını vurgulayan Prof. Dr. Azboy, “Özellikle İstanbul gibi trafiğin yoğun ve zeminin engebeli olduğu şehirlerde motosiklet kazaları daha sık görülüyor. Aşırı hız nedeniyle hastalarımız bize ciddi travmalarla geliyor. Çoğu genç olan sürücülerde ayak bileği, diz ve kalça çevresinde parçalı ve eklem içi kırıklarla karşılaşıyoruz. Bazı kırıklar uzun vadeli sakatlık riski taşıyor. Kalça yuvasının kırılıp femur başının yuvadan çıktığı asetabulum kırıklarıyla sık karşılaşıyoruz. Bu kırıkların tedavisi oldukça zor. Eklem içi kırıklarda ilerleyen yıllarda hareket kısıtlılığı ve kalıcı sakatlıklar görülebiliyor. Genç yaşta yaşanan bu kazalar, hastalarımızın hem iş hem de sosyal hayatını ciddi şekilde etkiliyor” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Kazaları önlemenin en etkili yolunun trafik kurallarına uymak olduğunu vurgulayan Prof. Azboy, “Ekipman kullanımı hayati önem taşıyor. Sadece kask takmak yeterli değil. ‘Kısa mesafe gideceğim’ düşüncesi çok yanlış. Eldiven, dizlik, ayak bileğini, sırtı ve omurgayı koruyan ekipmanlar mutlaka kullanılmalı. Motosiklet kazalarının ne kadar ciddi travmalara yol açtığını unutmamak gerekiyor. Motosiklet kazaları sonrası yapılan yanlış müdahaleler de hasarı artırabiliyor. Boyun kırıkları, omurga kırıkları, kalça kırıklı çıkıkları gibi hayati risk taşıyan durumlar görülebiliyor. Acil ekipler gelene kadar hastanın hareket ettirilmemesi, ‘Bir şeyin yok, kalk yürü’ denmemesi gerekir. Hastanın travma tahtasına alınarak en yakın sağlık merkezine doğru şekilde transfer edilmesi çok önemlidir” şeklinde konuştu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">KAYNAK: İNTERNET HABER</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.trabzonx.com/images/media/2026/04/uzmanlar-uyardi-motosikletler-kabusunuz-olmasin_69de40be45741.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Trabzonx Haber</author>
                <link>https://www.trabzonx.com/uzmanlar-uyardi-motosikletler-kabusunuz-olmasin/33439</link>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 17:02:39 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>AİLE HEKİMLİĞİNDE YENİ DÖNEM</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yaklaşık 28 bin aile hekimliği birimi ve 56 bin sözleşmeli aile hekimi ile aile sağlığı birimi çalışanını kapsayan gelişme! Aile hekimliği sisteminde önemli değişiklikler içeren düzenlemenin geleceği öğrenildi.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Türkiye Gazetesi'nin haberine göre; Sağlık Bakanlığının bir süredir üzerinde çalıştığı kanun teklifi taslağı ile hem idari süreçlerin hızlandırılması hem de uzun süredir tartışma konusu olan hukuki belirsizliklerin giderilmesinin hedeflendiği aktarıldı.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Mevcut uygulamada büyük ölçüde merkezi düzeyde yürütülen sözleşme süreçlerinin, yeni düzenlemeyle yerel yönetime devredilmesinin planlandığı kaydedildi. Buna göre; sözleşme imzalama yetkisinin valilikler ve il sağlık müdürlüklerine bırakılacağı belirtildi.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">DEVAMSIZLIK SÜRELERİ DE VAR</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Diğer yandan mevcut sistemde hekim ve aile sağlığı çalışanlarının mazeretsiz devamsızlık sürelerine dair açık bir yasal sınır bulunmadığı vurgulanırken yeni düzenlemeyle devamsızlık sürelerinin kanunla belirlenmesi ve boşluğun giderilmesinin hedeflendiği aktarıldı. </p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Yeni tasarıda, görev başında bulunamama süresi 8 haftayı aşarsa sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği kaydedildi.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">KAYNAK: İNTERNET HABER</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.trabzonx.com/images/media/2026/04/aile-hekimliginde-yeni-donem_69db3ebdbfe9e.webp</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Trabzonx Haber</author>
                <link>https://www.trabzonx.com/aile-hekimliginde-yeni-donem/33357</link>
                <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>UZUV KAYBI YERİNE KORUYUCU CERRAHİ: KEMİK TÜMÖRLERİNDE YENİ DÖNEM</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">KTÜ Farabi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Muhammet Salih Ayas, kemik tümörlerinin tedavisinde erken teşhis ve doğru cerrahi planlama sayesinde günümüzde birçok hastada uzuv kaybının önlenebildiğini açıkladı. </span></span></span><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Kemik tümörü cerrahisinde önemli bir dönüşüm yaşandığını belirten Ayas, bu gelişmenin hem cerrahi tekniklerdeki ilerlemeler hem de tanı yöntemlerindeki hassasiyet artışıyla mümkün hale geldiğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%"><b>“Amaç sadece tümörü çıkarmak değil, fonksiyonu korumak”</b></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Kemik tümörlerinin tedavisinde “ekstremite koruyucu cerrahi” yöntemlerinin giderek daha fazla tercih edildiğini vurgulayan Doç. Dr. Ayas, “Günümüzde hedef sadece tümörü vücuttan uzaklaştırmak değil; aynı zamanda hastanın hareket kabiliyetini, günlük yaşam fonksiyonlarını ve genel yaşam kalitesini en üst düzeyde korumaktır” dedi. Bu yaklaşımın, hastaların sosyal hayata daha hızlı ve sağlıklı şekilde dönmesine önemli katkı sağladığını belirtti.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Tedavi sürecinin tümörün biyolojik yapısına, yerleşimine ve yayılım durumuna göre şekillendiğini kaydeden Doç. Dr. Ayas, iyi huylu tümörlerde genellikle daha sınırlı ve koruyucu cerrahi müdahalelerin yeterli olabildiğini söyledi. Kötü huylu tümörlerde ise tümörün yalnızca görünen kısmının değil, çevresindeki potansiyel riskli dokularla birlikte çıkarılmasının hayati önem taşıdığını ifade etti. Bu yaklaşımın, hastalığın tekrar etme riskini azaltarak uzun dönem tedavi başarısını artırdığını dile getirdi.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%"><b>Multidisipliner yaklaşım tedavi başarısını artırıyor</b></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Cerrahi tedavinin, hastalığın türü, hastalığın evresi ve hastaya özgü klinik özelliklere göre kemoterapi ve radyoterapi ile desteklenebildiğini aktaran Doç Dr. Muhammet Salih Ayas, tanı sürecinde ileri görüntüleme teknikleri ve biyopsi uygulamalarının büyük bir titizlikle yürütüldüğünü belirtti. Doğru tanının, tedavi planlamasının en kritik aşamalarından biri olduğuna dikkat çekti.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Ameliyat sonrası oluşan kemik ve doku kayıplarının modern rekonstrüksiyon yöntemleriyle başarıyla giderilebildiğini ifade eden Ayas, “Biyolojik teknikler, hastaya özel geliştirilen protezler ve kemik transferleri sayesinde hem anatomik bütünlüğü yeniden sağlıyor hem de hastalarımızın fonksiyonlarını en iyi şekilde korumayı hedefliyoruz” diye konuştu. </span></span></span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Ortopedi ve travmatoloji başta olmak üzere radyoloji, patoloji ve onkoloji birimlerinin koordineli şekilde çalıştığını vurgulayan Ayas, multidisipliner yaklaşımın tedavi başarısını artıran en önemli unsurlardan biri olduğunu belirtti. Her hastanın durumunun ayrı ayrı değerlendirildiğini ve kişiye özel tedavi planlarının oluşturulduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%"><b>“Erken teşhisle sağlıklı yaşama dönüş mümkün”</b></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Kemik tümörlerinin hem fiziksel hem de psikolojik açıdan zorlu bir süreç olabileceğine dikkat çeken Ayas, “Erken teşhis, doğru ve bilimsel tedavi yaklaşımı ile sabırlı bir rehabilitasyon süreci sayesinde hastalarımızın yeniden sağlıklı ve aktif bir yaşama kavuşması mümkündür” dedi. Hasta-hekim iş birliğinin sürecin başarısında kritik rol oynadığını sözlerine ekledi.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.trabzonx.com/images/haberler/2026/03/uzuv-kaybi-yerine-koruyucu-cerrahi-kemik-tumorlerinde-yeni-donem-5113.jpeg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Trabzonx Haber</author>
                <link>https://www.trabzonx.com/uzuv-kaybi-yerine-koruyucu-cerrahi-kemik-tumorlerinde-yeni-donem/31353</link>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 10:20:37 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
