<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>TrabzonX | Trabzon Haber | Trabzonspor Haberleri | Trabzon Gündem - Sağlık</title>
        <description>TrabzonX, Trabzon Haber Sitesi, Trabzon Son Dakika, Son Dakika Haberler, Trabzonspor Haber</description>
        <link>https://www.trabzonx.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:46:07 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>KARADENİZ&#039;DEN DÜNYAYA MS FARKINDALIK MESAJI</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Her yıl 30 Mayıs’ta dünya genelinde yaklaşık 2,8 milyonu aşkın bireyi etkileyen Multipl Skleroz (MS) hastalığı için farkındalık etkinlikleri düzenlendi. Dünya MS Günü; hastaların sesine kulak vermek, toplum farkındalığını arttırmak ve araştırma ile tedaviye destek çağrısı yapmak amacıyla küresel ölçekte kutlanan anlamlı bir gündür. Bu dayanışma günü, yalnızca hastaların değil yakınlarının, bakım verenlerinin ve sağlık profesyonellerinin de aynı umut etrafında buluştuğu, ortak umudun tazelendiği anlam yüklü özel bir gündür.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Tarihin Işığında Bir Farkındalık: Trabzon Ayasofyası</strong></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Trabzon Ayasofyası, 13. yüzyılda inşa edilmiş; tarih boyunca cami, kilise ve müze olarak hizmet vermiş, Karadeniz’in en köklü mimari mirasları arasında yer almaktadır. Doğu Roma döneminden Osmanlı’ya, oradan cumhuriyet dönemine uzanan eşsiz tarihi yolculuğuyla Ayasofya, farklı kültürlerin, inançların ve medeniyetlerin buluşma noktası olmuştur. Süregelen varlığıyla umudun ve direnişin simgesi haline gelen bu kadim yapı; 30 Mayıs 2026’da MS hastalığıyla yaşayan bireylerin kararlılığını ve toplumun bu mücadeleye verdiği desteği simgelemek üzere renkli ışıklarla aydınlatıldı.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ayasofya’nın geçmişin en karanlık dönemlerinde bile varlığını devam ettirmesi gibi, MS hastalığı ile yaşayan bireyler de her gün yeni bir direnişin ve umudun hikâyesini yazıyor. Bizler, Türk Nöroloji Derneği olarak bu özel tarihi yapıyı MS farkındalığının ışığında buluşturduk.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Multipl Skleroz (MS) Nedir?</strong></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">MS; merkezi sinir sistemini etkileyen, genellikle genç erişkinlik döneminde başlayan, kronik seyirli, demiyelinizan, otoimmün bir hastalıktır. Bu süreçte miyelin kılıfı ve aksonlara yönelik inflamatuvar yanıt;  lezyon oluşumuna, akson hasarına ve zamanla nörodejenerasyona zemin hazırlamaktadır. Kişiden kişiye büyük farklılıklar gösteren bu tabloda, hastalığın heterojen yapısı nedeniyle motor kayıp, optik nörit, serebellar bulgular, duysal değişiklikler, yorgunluk ve bilişsel işlev bozukluğu gibi çok çeşitli belirtiler gözlemlenebilmektedir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">MS, öngörülemeyen ve kişiden kişiye belirgin farklılıklar gösteren bir seyir izlemektedir. Günümüzde MS’in nedeni tam olarak bilinmese de hastalık hakkında yürütülen bilimsel çalışmalar, tedavi süreçlerinde önemli ilerlemeler sağlamakta; hastaların yaşam kalitesini artırmaya yönelik umut verici gelişmelere ışık tutmaktadır.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">MS Kimlerde Görülür? Epidemiyoloji</strong></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">MS, dünya genelinde yaklaşık olarak 2,8 milyon kişiyi etkilediği bilinmektedir. Türkiye’de bu sayının 50.000 ile 80.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Özellikle şu özelliklere sahip bireylerde daha sık karşılaşıldığı gözlenmiştir:</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•Genç erişkinler: Genellikle 20-40 yaş arasındaki bireyler</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•Kadınlar: Erkeklere kıyasla 2-3 kat daha fazla etkilenim</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•Coğrafi dağılım</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•Genetik yatkınlık: Birinci derece akrabada MS varlığı; ancak hastalık tek başına kalıtsal değildir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•Çevresel faktörler: D vitamini eksikliği, sigara kullanımı vb. faktörler risk artışıyla ilişkilendirilmektedir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">MS Nedir, Ne Değildir? Yaygın Yanılgılar</strong></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">MS hakkında toplumda pek çok yanlış inanışın yer aldığı görülmektedir. Bu yanılgıların giderilmesi; hem erken tanı süreçleri hem de bireylere yönelik sosyal destek açısından büyük önem arz etmektedir:</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•MS bulaşıcı değildir: Sosyal temas, yemek paylaşımı veya herhangi bir fiziksel ilişkiyle bir başkasına geçmez.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•MS tek tip bir hastalık değildir: Her hastanın semptomları, hastalık seyri ve tedaviye yanıtı birbirinden farklıdır.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•MS doğrudan ölüme yol açmaz: Günümüzde MS ile yaşayan bireyler, uygun tedavi ve takiple uzun ve aktif yaşamlar sürdürebilmektedir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•MS yalnızca fiziksel bir hastalık değildir: Bilişsel etkilenme, yorgunluk ve duygusal dalgalanmalar da hastalığın önemli boyutlarıdır.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•MS, engellilikle eş anlamlı değildir: Erken tanı ve tedaviyle pek çok hasta normal ya da normale yakın işlevselliğini koruyabilir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Tanı: Erken ve Doğru Teşhisin Önemi</strong></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">MS tanısı; klinik değerlendirme, manyetik rezonans görüntüleme (MRI), beyin omurilik sıvısı (BOS) analizi gibi testlerin bir arada kullanılmasıyla konulmaktadır. Uluslararası tanı kılavuzu olan McDonald Kriterleri, 2017 yılında güncellenerek daha erken ve daha kesin tanıya olanak sağlamaktadır.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Erken tanının hastalığın seyrinde belirleyici bir rol oynadığı bilinmektedir. Atakların daha az ve hafif atlatılması, engelliliğin önlenmesi ve bireyin aktif yaşamını sürdürebilmesi büyük ölçüde zamanında başlanan tedavi ile ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle yorgunluk, uyuşma ve denge sorunları gibi şikâyetlerde gecikmeksizin bir nörolog tarafından değerlendirilmek kritik önem taşımaktadır.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Klinik Seyir: MS Nasıl İlerler?</strong></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">MS’in birden fazla klinik formu olduğu bilinmektedir:</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•Relapsing-Remitting MS (RRMS): En yaygın form olup hastaların yaklaşık %85'ini oluşturmaktadır. Ataklar (relapslar) ile semptomların kısmen ya da tamamen gerilediği iyileşme dönemleri (remisyonlar) ile karakterizedir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•Sekonder Progresif MS (SPMS): Başlangıçta RRMS olan hastaların bir bölümünde yıllar içinde gelişmektedir; atakların azalmasıyla birlikte kademeli bir kötüleşme gözlemlenir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•Primer Progresif MS (PPMS): Hastaların yaklaşık %10-15'ini etkiler; başlangıçtan itibaren atak olmaksızın sürekli bir işlev kaybı izlenebilmektedir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•Klinik İzole Sendrom (KIS): MS'e özgü, tek bir demiyelinizan atakla başlayan ve ilerleyen süreçte MS'e dönüşme potansiyeli taşıyan klinik bir tablo olarak gözlemlenmiştir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Tedavide Güncel Durum: Umut Yolculuğu</strong></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">MS tedavisinde amaç, yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak değil; bireylerin yaşam kalitesini koruyarak günlük yaşamlarını daha bağımsız ve güçlü bir şekilde sürdürebilmelerini desteklemektir. Son yıllarda MS tedavisi alanında yürütülen çalışmalar, hastalık modifiye edici tedavilerin hem etkinliğinde hem de hastaların yaşam kalitesine katkısında önemli ilerlemeler olduğunu göstermektedir. Günümüzde bu tedaviler arasında teriflunomid, fingolimod, kladribin, glatiramer asetat, dimetil fumarat, natalizumab, okrelizumab, siponimod ve ofatumumab gibi birçok etkili seçenek yer almaktadır. Buna tedavilere ek olarak; semptom yönetimi, fizyoterapi, psikolojik destek ve rehabilitasyon, MS bakımının ayrılmaz parçaları olmaya devam etmektedir.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Geleceğe Bakış: MS'te Araştırmanın Ufkunda Neler Var?</strong></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">MS kapsamında yapılan çalışmalar hız kesmeden ilerlemeye devam ediyor. Bilim dünyasının yoğunlaştığı başlıca alanlar şunlar oldu:</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•Remyelinizasyon tedavileri</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•Kök hücre tedavileri</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•Biyobelirteçler</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•Kişiselleştirilmiş tıp</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">•Dijital sağlık araçları</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Türk Nöroloji Derneği olarak, MS alanındaki bilimsel gelişmeleri yakından takip etmeye ve araştırma süreçlerine katkı sağlamaya devam ediyoruz.</p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">30 Mayıs 2026’da Trabzon Ayasofyası’nın farkındalık ışıklarıyla aydınlanması, salt bir sembolik jest değil; hastalara verilen güçlü bir sözdür. Türk Nöroloji Derneği olarak MS ile yaşayan her bireyin yanında olmaya, farkındalığı her köşeye taşımaya ve bilimi umuda dönüştürmeye kararlıyız. Karadeniz’den yükselen bu ışık, dünyanın dört bir yanındaki MS’li bireylere ulaştı; karanlıkta yürüyenlere yol gösterdi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.trabzonx.com/media/2026/05/karadenizden-dunyaya-ms-farkindalik-mesaji_6a1c4ff25dafb_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Trabzonx Haber</author>
                <link>https://www.trabzonx.com/karadenizden-dunyaya-ms-farkindalik-mesaji/34880</link>
                <pubDate>Sun, 31 May 2026 19:00:02 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>KURBAN BAYRAMINDA BESLENMEYE DİKKAT!</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Kurban Bayramı’nın sevdiklerimizle bir araya gelmenin en güzel zamanları olduğunu ifade eden Özel İmperial Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Ayca Yılmaz Kaya, bayram sofralarının tadını çıkarırken sağlıklı ve dengeli beslenmeye dikkat etmek gerektiğine vurgu yaptı. Kaya "Bayramda yaşam kalitemizin korunması ve sindirim sisteminin desteklenmesi büyük önem taşır. Güne hafif bir kahvaltıyla başlanmalıdır. Kurban eti hemen tüketilmemeli, yaklaşık 12-24 saat dinlendirildikten sonra tercih edilmelidir. Pişirme yöntemi olarak kızartma yerine fırında pişirme, ızgara, haşlama gibi daha sağlıklı yöntemler kullanılmalıdır. Etler hazırlanırken görünür yağlarından ayrılmalıdır. Yüksek yağ miktarını azalttığımız bu ete yağ ilave etmeden kendi yağında pişirmek doğru bir tercih olacaktır. Kırmızı ette bulunan demirin vücutta daha iyi kullanılabilmesi için, C vitamini yönünden zengin besinlerle birlikte tüketilmesi önerilir. Özellikle domates, limonlu yeşil salata ve taze sebzeler demir emilimini artırmaya yardımcı olur" dedi.</p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Bayram sürecinde günlük 2-2,5 litre su tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini de kaydeden Kaya "Sindirimi desteklemek ve kilo kontrolünü sağlamak adına gün içerisinde kısa yürüyüşler yapılması faydalı olacaktır. <span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Aşırı et tüketimi ve yağlı beslenme; hazımsızlık, şişkinlik ve mide problemlerine neden olabilir. Önemli olan dengeli beslenmeyi sürdürebilmektir" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.trabzonx.com/media/2026/05/kurban-bayraminda-beslenmeye-dikkat_6a13fb1143555.webp</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Trabzonx Haber</author>
                <link>https://www.trabzonx.com/kurban-bayraminda-beslenmeye-dikkat/34702</link>
                <pubDate>Mon, 25 May 2026 10:25:48 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>HANTAVİRÜS SALGINA DÖNÜŞECEK Mİ?</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hantavirüs vakalarının yeni bir pandemi başlangıcı olmadığını açıkladı. Yetkililer, virüsün genelde kemirgenlerden bulaştığını ve insandan insana yayılmanın sınırlı olduğunu belirtti. Vakalar için temas takibi sürüyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">HANTAVİRÜS NEDİR?</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan hastalık olarak biliniyor. Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.trabzonx.com/media/2026/05/post34315_6a0355c22f5e0.webp</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Trabzonx Haber</author>
                <link>https://www.trabzonx.com/hantavirus-salgina-donusecek-mi/34315</link>
                <pubDate>Tue, 12 May 2026 19:30:26 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>BAHAR NEZLESİ UYARISI: ALERJİK BELİRTİLER SOĞUK ALGINLIĞIYLA KARIŞTIRILMAMALI</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nalan Yıldız, mayıs ayıyla birlikte artan polen yoğunluğunun çocuklarda alerjik rinit şikayetlerini artırdığını belirterek, bu belirtilerin soğuk algınlığıyla karıştırılmaması gerektiğini vurguladı.</span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Bahar aylarında halk arasında “saman nezlesi” olarak bilinen alerjik rinit vakalarında artış yaşandığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Yıldız, özellikle berrak burun akıntısı, burun kaşıntısı ve sık tekrarlayan hapşırık nöbetlerinin alerjik kaynaklı olabileceğini ifade etti. Doğru tanının, tedavi sürecinin etkinliği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti.</span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%"><b>Polen Yoğunluğunun Yüksek Olduğu Saatlere Dikkat</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Polen alerjisi olan çocukların korunmasına yönelik önerilerde bulunan Yıldız, “Polenler gün içinde özellikle sabah erken saatlerde ve öğle saatlerinde yoğun olarak bulunur. Bu nedenle çocukların mümkün olduğunca akşam saatlerinde dışarı çıkarılması önerilmektedir. Evlerin havalandırılması için ise polen yoğunluğunun azaldığı öğleden sonra saatleri tercih edilmelidir. Dışarı çıkılması gereken durumlarda maske, şapka ve gözlük kullanımı polen temasını azaltacaktır.” dedi.</span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%"><b>Polen Maruziyetine Karşı Günlük Önlemler</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Dış ortamdan eve dönüldüğünde kıyafetlerin değiştirilmesi ve mümkünse duş alınmasının polen maruziyetini azaltacağını belirten Yıldız, araç içi yolculuklarda camların kapalı tutulması ve polen filtreli klima kullanımının önemine dikkat çekti. Toplu taşıma araçlarında ise açık pencere ve kapılardan uzak durulması gerektiğini ifade etti.</span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%"><b>Tedavide İmmünoterapi Seçeneği</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">İlaç tedavisine rağmen şikayetleri kontrol altına alınamayan hastalar için ileri tedavi yöntemlerinin bulunduğunu aktaran Yıldız, “Halk arasında 'alerji aşısı' olarak bilinen alerjen immünoterapisi, uygun hastalarda etkili bir tedavi seçeneği sunmaktadır. Ancak bu uygulamaların mutlaka Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Uzmanı kontrolünde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:107%">Yıldız, bahar alerjisinin ihmal edilmemesi gereken kronik bir süreç olduğunu belirterek, düzenli uzman takibi ile çocukların yaşam kalitesinin korunabileceğini vurguladı.</span></p>

<p style="text-align:justify; margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.trabzonx.com/media/2026/05/bahar-nezlesi-uyarisi-alerjik-belirtiler-soguk-alginligiyla-karistirilmamali_69fd94e95dbd4_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Trabzonx Haber</author>
                <link>https://www.trabzonx.com/bahar-nezlesi-uyarisi-alerjik-belirtiler-soguk-alginligiyla-karistirilmamali/34170</link>
                <pubDate>Fri, 08 May 2026 10:45:49 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>PROF. DR. YÜKSEL ÇİÇEK “İLK 1 DAKİKA HAYAT KURTARIYOR”</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Özel İmperial Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, son dönemde artan ani kalp krizi vakalarını değerlendirdi. Özellikle genç ve sağlıklı bireylerde görülen ani ölümlerin nedenlerine dikkat çeken Çiçek, erken müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı. Prof. Dr. Yüksel Çiçek, yaşanan ölümlerin doğru tanımlanmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Bütün ölümlerin kalp krizinden kaynaklı gibi lanse edilmesi doğru değil. Bu durumları ani kardiyak ölüm olarak tanımlıyoruz” dedi. Ani kardiyak ölümün, daha önce bilinen bir kalp hastalığı olmayan kişilerde, belirtilerin başlamasından itibaren bir saat içerisinde kalbin durması ve ölümle sonuçlanması olarak ifade edildiğini belirten Çiçek, bu ayrımın doğru yapılmasının hem farkındalık hem de müdahale açısından kritik olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“Gençlerle ileri yaş grubunu ayırmak gerekiyor”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ani kardiyak ölümlerin yaşa göre farklı nedenlere dayandığını söyleyen Çiçek, “35 yaş altı ile 35-40 yaş üzerindeki vakaları ayırmak gerekiyor. Sebepler birbirinden tamamen farklı. Gençlerdeki her ölümün kalp krizi olarak sunulması doğru değil” ifadelerini kullandı. Bu ayrımın özellikle teşhis ve önleyici yaklaşımlar açısından önemli olduğuna dikkat çeken Çiçek, yanlış genellemelerin hem toplumda yanlış algı oluşturduğunu hem de risklerin doğru değerlendirilmesini zorlaştırdığını söyledi.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Gençlerde genetik hastalıklar öne çıkıyor</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">35 yaş altındaki bireylerde ani ölümlerin en sık nedeninin hipertrofik kardiyomiyopati olduğunu belirten Çiçek, bunun kalp kasının genetik bir hastalığı olduğunu ve özellikle egzersiz sırasında ani ölümlere yol açabildiğini ifade etti.<br />
Bunun yanı sıra doğumsal kalp damar çıkış anomalileri ve genetik ritim bozukluklarının da önemli risk faktörleri arasında yer aldığını söyleyen Çiçek, uzun QT, kısa QT ve Brugada sendromu gibi hastalıkların bu grupta öne çıktığını dile getirdi. Bu tür ritim bozukluklarının bazı kişilerde uykuda, bazılarında efor sırasında, bazılarında ise ani korku ve stres sonrası ortaya çıkabildiğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“Ani ölümün yüzde 90’ı ritim bozukluğu kaynaklı”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Çiçek, hangi yaş grubunda olursa olsun ani ölümlerin büyük bölümünün ritim bozukluklarından kaynaklandığını vurgulayarak, “Sonuçta hangi hastalık olursa olsun ani ölümün kaynağı yüzde 90 ventriküler fibrilasyondur” dedi. Kalbin bu durumda normal kasılma düzenini kaybettiğini ve kan pompalayamaz hale geldiğini ifade eden Çiçek, bu nedenle ritim bozukluklarının ani ölümlerde belirleyici rol oynadığını söyledi.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">35 yaş üstünde damar tıkanıklığı öne çıkıyor</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">İleri yaş grubunda ise tablonun değiştiğini belirten Çiçek, “35 yaş üzerindeki ani ölümlerin en sık sebebi kalp damar tıkanıklıklarının tetiklediği ritim bozukluklarıdır” ifadelerini kullandı. Bu nedenle özellikle bu yaş grubunda düzenli kardiyolojik kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Çiçek, göğüs ağrısı gibi belirtilerin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“Bu ölümleri tamamen önlemek mümkün değil”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Tüm önlemlere rağmen ani kardiyak ölümlerin tamamen engellenemeyeceğini ifade eden Çiçek, “Yüzde 100 önlemek mümkün değil ancak bazı hastalarda ICD dediğimiz şoklama cihazları ile bu risk azaltılabiliyor” dedi. Bu cihazların ritim bozukluğu geliştiğinde otomatik olarak elektrik şoku vererek kalbi yeniden normal ritmine döndürdüğünü belirtti.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“Her kalp hastasına uygulanmaz”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Şoklama özelliği bulunan kalp pillerinin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Çiçek, bu cihazların belirli kriterlere göre değerlendirildiğini ifade etti. Hastanın risk durumuna göre karar verildiğini belirten Çiçek, bu nedenle kişiye özel değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Kontroller ve taramalar hayati önem taşıyor</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Prof. Dr. Yüksel Çiçek, özellikle 35 yaş üzerindeki bireylerde damar tıkanıklığına yönelik düzenli kontrollerin büyük önem taşıdığını söyledi. Genç bireylerde ise genetik nedenlerin ön planda olduğunu belirten Çiçek, bir kez yapılacak detaylı kardiyolojik değerlendirmenin çoğu zaman yeterli olabileceğini ifade etti. Riskli durumların erken tespit edilmesi halinde gerekli tedavi ve takiplerin yapılabileceğini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“Herkes potansiyel aday”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Çiçek, ani kardiyak ölümlerin herhangi bir belirti olmadan da ortaya çıkabileceğini belirterek, “Ne yaparsak yapalım bu durumu tamamen ortadan kaldıramayız. Hepimiz potansiyel adayız” dedi.  Bu nedenle toplumda farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayan Çiçek, erken müdahalenin hayati rol oynadığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“İlk 1 dakika hayat kurtarıyor”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Ani kalp durması durumunda ilk müdahalenin kritik olduğunu söyleyen Çiçek, “İlk 30 saniye ile 1 dakika içerisinde müdahale edilirse yüzde 99 geri dönüş sağlanır” dedi. Dakikalar ilerledikçe riskin hızla arttığını belirten Çiçek, özellikle 5. dakikadan sonra beyin hasarının başladığını ifade etti.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Defibrilatör çağrısı: “Her yerde olmalı”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Toplumda defibrilatör kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Çiçek, bu cihazların yalnızca hastanelerde değil, AVM’lerde, statlarda ve iş yerlerinde de bulunması gerektiğini söyledi. Cihazların kullanımının oldukça basit olduğunu ifade eden Çiçek, “Cihaz ritmi tanıyor ve elektrik şoku vererek kalbi yeniden çalıştırıyor” dedi.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“112 mutlaka aranmalı”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">İlk müdahalenin ardından profesyonel sağlık desteğinin şart olduğunu belirten Çiçek, “Mutlaka 112 aranmalı ve hasta hastaneye ulaştırılmalıdır” ifadelerini kullandı. İlk müdahalenin hayat kurtarıcı olduğunu ancak tedavi sürecinin sağlık ekipleri tarafından devam ettirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">“Bu bir duyarlılık meselesi”</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Toplumsal bilinç çağrısı yapan Çiçek, “Bu başkasının hayatını kurtarmak değil, aslında bir gün başkasının sizin hayatınızı kurtarmasıdır” diyerek sözlerini tamamladı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.trabzonx.com/media/2026/04/prof-dr-yuksel-cicek-ilk-1-dakika-hayat-kurtariyor_69e891beb6d02_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Trabzonx Haber</author>
                <link>https://www.trabzonx.com/prof-dr-yuksel-cicek-ilk-1-dakika-hayat-kurtariyor/33682</link>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 12:10:42 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>UZMANLAR UYARDI: MOTOSİKLETLER KABUSUNUZ OLMASIN!</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Türkiye'de her yıl binlerce genç, motosiklet seferinin birkaç saniyesinde hayatını değiştiren kazalarla karşılaşıyor. Özgürlüğün simgesi olarak görülen iki tekerlekli araçlar, yanlış kullanım ve eksik ekipmanla kalıcı sakatlıkların baş sorumlusu hâline geliyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Azboy, hastanelere ağır travmalarla gelen genç sürücü sayısındaki artışa dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Büyük şehirlerde artan trafik yoğunluğuyla birlikte motosiklet kazaları, genç yaşta kalıcı sakatlığın en büyük nedenlerinden biri haline geldi. Medipol Sağlık Grubu’ndan Prof. Dr. İbrahim Azboy, motosiklet kazalarında ayak bileği, diz ve kalça çevresinde ciddi kırıklarla sıkça karşılaştıklarını belirterek sürücülere hayati uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Azboy, motosiklet kazaları sonrası hastanelere ağır travmalarla başvuran gençlerin sayısının endişe verici boyutlara ulaştığını söyledi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Motosiklet kazalarının ortopedi kliniklerinde en sık karşılaşılan travmalar arasında yer aldığını vurgulayan Prof. Dr. Azboy, “Özellikle İstanbul gibi trafiğin yoğun ve zeminin engebeli olduğu şehirlerde motosiklet kazaları daha sık görülüyor. Aşırı hız nedeniyle hastalarımız bize ciddi travmalarla geliyor. Çoğu genç olan sürücülerde ayak bileği, diz ve kalça çevresinde parçalı ve eklem içi kırıklarla karşılaşıyoruz. Bazı kırıklar uzun vadeli sakatlık riski taşıyor. Kalça yuvasının kırılıp femur başının yuvadan çıktığı asetabulum kırıklarıyla sık karşılaşıyoruz. Bu kırıkların tedavisi oldukça zor. Eklem içi kırıklarda ilerleyen yıllarda hareket kısıtlılığı ve kalıcı sakatlıklar görülebiliyor. Genç yaşta yaşanan bu kazalar, hastalarımızın hem iş hem de sosyal hayatını ciddi şekilde etkiliyor” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Kazaları önlemenin en etkili yolunun trafik kurallarına uymak olduğunu vurgulayan Prof. Azboy, “Ekipman kullanımı hayati önem taşıyor. Sadece kask takmak yeterli değil. ‘Kısa mesafe gideceğim’ düşüncesi çok yanlış. Eldiven, dizlik, ayak bileğini, sırtı ve omurgayı koruyan ekipmanlar mutlaka kullanılmalı. Motosiklet kazalarının ne kadar ciddi travmalara yol açtığını unutmamak gerekiyor. Motosiklet kazaları sonrası yapılan yanlış müdahaleler de hasarı artırabiliyor. Boyun kırıkları, omurga kırıkları, kalça kırıklı çıkıkları gibi hayati risk taşıyan durumlar görülebiliyor. Acil ekipler gelene kadar hastanın hareket ettirilmemesi, ‘Bir şeyin yok, kalk yürü’ denmemesi gerekir. Hastanın travma tahtasına alınarak en yakın sağlık merkezine doğru şekilde transfer edilmesi çok önemlidir” şeklinde konuştu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:20px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="line-height:115%">KAYNAK: İNTERNET HABER</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.trabzonx.com/media/2026/04/uzmanlar-uyardi-motosikletler-kabusunuz-olmasin_69de40be45741.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Trabzonx Haber</author>
                <link>https://www.trabzonx.com/uzmanlar-uyardi-motosikletler-kabusunuz-olmasin/33439</link>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 17:02:39 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
