Bugün 29 Ekim. Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923 yılında ilan edilmesinin 102’nci yıldönümünü. 29 Ekim sadece Cumhuriyetin ilan ediliş tarihi değil, aynı zamanda bir ruhtur. Çünkü 29 Ekim; Türk milletinin bağımsızlık, egemenlik ve ulusal irade ile yönetilme arzusunun ve Türkiye’nin çağdaş, laik ve demokrat bir yapıya kavuşmasının temel taşıdır.
Azimle, kararlılıkla, sabırla, akılla ve stratejiyle, nakış nakış işlenerek kurulan Cumhuriyet, Atatürk’ün en büyük eseridir. Bir devrim ve mucizedir. Bu devrim ve mucizeye saygı duymak, sahiplenmek, koruyup - kollamak her Türk vatandaşının boynunun borcudur. Borcunu ödeyen, ödemeye çalışanlara selam olsun.
Bakınız; Atatürk 20 Ekim 1927 günü, Nutuk’u okumaya başladığının 6’ıncı günü, son sayfalarını ve Gençliğe Hitabe’yi sesi titreyerek okuduğunda gözlerinden gurur yaşları damlayarak kürsüden inerken salonda bulunan dört yüze yakın delege gözyaşlarının tutamamıştır. *
Atatürk’ün gurur gözyaşları ile okuduğu Nutuk, ilk kitaplaştırıldığından bugüne kadar, onlarca yayınevi, kurum ve kuruluş tarafından milyonlarca adet basılmış, okunmuştur. Evet milyonlarca adet. Sevgi böyle bir şey.
Her yaştan insan, sadece bayramlarda değil, yaz - kış, soğuk - sıcak demeden, 365 gün boyunca Anıtkabir’i ziyaret etmektedir. Geçtiğimiz yıl -resmi verilere göre- Anıtkabir’i 6 milyon 550 bin kişi ziyaret etmiş. Evet milyonlarca kişi. Saygı böyle bir şey.
Ekim 2007, İzmir. Alsancak’ın en meşhur dövmecisine gençlerden biri girer, kolunu sıyırır, dirseğine doğru Mustafa Kemal’in imzası vardır. Bir bankada çalıştığını, bu dövme yüzünden işten atılmakla tehdit edildiğini anlatır, tırsmıştır, ekmek parası filan diye ağlar, ‘silin’ der.
Adeta bomba düşer dövmeci dükkânına. ‘Bu gördüğün eller Atatürk’ü yazar, Atatürk’ü silmez’ deyip, kapı dışarı eder. Ve internet sitelerinden alenen duyurulur; Ey ahali, madem öyle işte böyle, bugünden itibaren burada, Atatürk’ün imzası bedava!
İlk kim nerede yazdırdı bilmiyorum ama Atatürk imzasının furya haline gelmesinin miladı bu olaydır. Bir ödlek geri adım attı, on binlerce cesur öne çıktı. Vücuduna Atatürk imzası kazıdı. Omuzuna, bileğine, iman tahtasına, kalbinin üstüne. **
Ölümünün üzerinden -önümüzdeki 10 Kasım’da- 87 sene geçtikten sonra, hiç tanımadığı, hiç görmediği insanlar, bedenlerine Atatürk imzası yaptırıyor. Otomobiline, taksisine, motosikletine, hatta bebek arabasına Atatürk imzası yapıştırıyor. Üstelik milyonlarca kişi. Minnettarlık böyle bir şey.
Türk milletinde -örnekleri çoğaltılabilecek- bu sevgi, bu saygı, bu minnettarlık olduğu sürece; Cumhuriyetimizin de, Mustafa kemal Atatürk’ün de, ilelebet payidar kalacağına inanıyor, herkesin bayramını kutluyorum…
Alıntı; * Öğr Üyesi Mehmet Kılıç, ** Yılmaz Özdil