Türk - İş, Kasım ayı açlık sınırını 29 bin 828 lira olarak açıklamıştı. Hayatın acı gerçekleri rakamlarla da ortaya konmuşken -hala daha- ‘asgari ücret ne kadar olmalı’ diye tartışıyoruz.
Asgari ücret ne kadar açıklanacak bilemiyoruz, çünkü karar verici mekanizma kendi çalıp kendi oynayacak. Fakat asgari ücretin, açlık sınırının çok altında olduğu gerçeği ortada iken; asgari ücretin açlık sınırının üstünde ve 12 ay boyunca açlık sınırının altında kalmayacak bir rakam olması gerektiği tartışılacak bir konu değildir.
Asgari ücret rakamı, salt bir sayıdan da ibaret değildir...
Maaşını alan asgari ücretli evine geldiğinde kısa bir sessizlik olur. Sevinçle karışık bir endişe çöker. Çünkü o para bir ay boyunca sadece harcanmayacak; bölünecek, eksilecek, yettirilmeye çalışılacaktır. Ve hesabın kitabın içinden çıkılamadığı içinde akşam, suskunlukla tamamlanacaktır. Akşamı suskunlukla tamamlatmayan bir asgari ücret, mutlu bir aile demektir.
Asgari ücretli markete gittiğinde, market rafları uzadıkça uzarken, elindeki liste kısalır. ‘Bunu da alalım’ diyen çocuk duymazdan gelinir, gözler kaçırılır. Peynir - zeytin gramla, meyve taneyle, et hayalle alınır. Gönlünce alışveriş yaptırabilen asgari ücret, insan hakkı demektir.
Faturaları masaya yatıran asgari ücretli, faturalardan hangisi, elektrik mi ertelenecek, su mu diye düşünür. Ve doğalgazı biraz daha kısalım der. Çocukların üşümeden ders çalıştığı ve üşümeden yatağa girmesini sağlayacak asgari ücret, insanlık onuru demektir.
Anne baba, baş başayken konuşur, çocuklar duymasın diye; ‘bu ay idare ederiz’. Bu bir umut cümlesinden çok, alışkanlık olmuştur artık. Tatil bir kelime, sinema bir hatıra, gelecek ise ertelenmiş bir ifade. İdare etmeyen, insanca yaşamaya sağlayacak asgari ücret, hayatın ta kendisi demektir…
En ağır olanı ise, çalıştığı halde yetememenin verdiği iç burukluğudur. Sabahın ayazında / köründe evinden çıkan, çalışıp - çabalayıp, akşam yorgun dönen bir insanın, ‘hala neden böyle’ sorusuyla yaşamasıdır.
‘Asgari ücret ne kadar olmalı’ konusunda ne düşündüğümü anlatabilmişimdir diye düşünüyorum. Kısaca; onurlu bir yaşam, mutlu bir aile için ne kadar gerekiyorsa o kadar.
Evet, asgari ücret, salt bir sayıdan ibaret değildir. Bu haliyle mutfakta boş tencere, okulda eksik harçlık, evde ertelenen hayattır. Bir çocuğun sessizce büyümesi, bir annenin kendi ihtiyacını hep sonraya bırakmasıdır. Bir babanın ‘idare ederiz’ deyip, içinden ‘nasıl’ diye sormasıdır.
Asgari ücret, artık bir geçim aracı değil, yoksulluğun resmi belgesi, ‘asgari’ kelimesi de bir bahane haline gelmiştir. Oysa asgari ücret, bir insanın insanca yaşayabilmesi için gereken en alt sınır olmalıdır.
İnsanın, insanca yaşayabilmesi dileğiyle…