Bildiğiniz üzere, Trabzon’da yıllardır yıkılması yönünde kanaat oluşan Reşadiye Viyadüğü ile ilgili, geçtiğimiz hafta yeni bir gelişme yaşandı; Büyükşehir Belediye Başkanı Genç, kavşak ile ilgili, mutlaka yıkılması gerektiğini ve bakanlığa bu yönde rapor gönderdiklerini söyledi.
Yıkılması yönünde toplumsal mutabakat sağlanan Reşadiye Viyadüğü, ‘hangi mantıkla yapıldı’, ‘yap yıkla oluşan kamu zararı ne olacak’ soruları bir yana, yıkılacak olması doğru bir karardır.
Şehirler, asırlar boyunca katman katman biriken, yaşayan organizmalardır. Bu organizmaların sağlıklı kalması için, bazen de yıkmak en değerli eylemdir.
Şehirlerin dokusunu ve estetiğini bozan viyadük, yol gibi imalatlar ile yoğun yapılaşma ile ortaya çıkan sorunların oluşmaması, sonradan da yapılmamalıydı, yıkılmalı gibi durumların yaşanmaması; doğru planlama, bilimsel ilkelere dayalı karar alma ve güçlü denetimden geçer. Doğru planlama yapılmadığı, bilimsel ilkelere dayalı karar alınmadığı, üstüne üstlük ‘ben yaptım oldu’ denirse, işte Reşadiye.
Bugün Trabzon’da işlevsiz kalan veya şehir estetiğini bozan pek çok çirkin imalat bulunmaktadır. Yıkılacağı söylenen Reşadiye Viyadüğü gibi viyadükler, tarihi dokunun önüne geçen Boztepe tünelleri gibi devasa yapılar, kötü tasarlanmış Taksim kavşağı gibi kavşaklar, zamanla köhneleşmiş Sanayi Sitelerimiz gibi ticari bloklar. Ve ayrıca, Çukurçayır’da olduğu gibi, adeta beton yığınına dönmüş mahalleler, mantar gibi çoğalan plansız - çirkin yayla evleri…
Bu ve benzeri yapıların bir kısmı yapılırken iyi planlanmadığı, bir kısmı da zaman içerisinde şehrin dokusunu ve estetiğini bozar hale gelmiştir. Maliyetli ve zahmetli imalatlar olduğu için de yıkılması veya taşınması gerekenlerin taşınması da kolay değildir. O sebeple; imar planları yapılırken uzun vadeli, mimarileri tasarlanırken şehre uyumlu olmalı, bilimselliği tartışılmayacak ve karar verme mekanizmasının da geniş katılımlı olması gerekir.
Trabzon gibi tarihi, kültürel kimliği güçlü, doğal peyzajı eşsiz bir şehirde; gelişigüzel, estetikten uzak, yoğun ve kontrolsüz yapılaşma şehir kimliğini de zedelemektedir. Bu olay sadece görüntüyü değil; insanların şehirle kurduğu / kuracağı bağı, yaşam kalitesini ve turizm değerini de etkilemektedir.
Kısacası; yol, viyadük tünel, konut gibi yapılacak olan her türlü imalatta çok titiz olmalı, kaş yapayım derken Trabzon’un gözünü çıkarmamalıyız…
Kent yöneticilerinin kesinlikle şehir plancilarindan olmalı. İleri görüşlülük ve liyakat çok önemli bir unsurdur. Halkın vergilerinden oluşan kaynaklar harcanirken kırk kere düşünüp bir kere karar vermek gerek.