Oluai’nin takıma katılmasıyla orta alanda bir kıpırdanma olduğu doğru.
Kendine güveni, kıvraklığı ve tribünlere heyecan veren hareketleriyle potansiyel vaat ediyor. Özellikle sıkışık anlarda oyunu kenarlara açarak ikinci golde önemli bir katkı sağladı.
Oyun aklı, ligin vasat standartlarına kıyasla dikkat çekici. Ancak bu bireysel parıltılar, Trabzonspor’un genel sorunlarını örtbas etmeye yetmiyor. Arif ve Olaigbe de ilk yarıda fena değildi, ama “fena değil” bir şampiyon adayı için asla yeterli bir övgü olamaz.
Karagümrük’ün 4-2-4 dizilişi ise tam bir kaos makinesi. Hem hücumda agresifler hem de savunmada toplu bir direnç gösteriyorlar.
Bu kadar enteresan bir takıma karşı Trabzonspor’un ilk yarıda üretken ve skorer görünmesi alkışlanacak bir durum mu?
Hayır, bu bir mecburiyet.
İlk altı haftanın düşündürücü performansından sonra bu üretkenlik, bir lütuf değil, olması gereken bir reaksiyon.
Yine de, bu tabloyla Trabzonspor’un Şampiyonlar Ligi’ne en yakın takım olduğunu söylemek fazla iyimserlik.
Ciddiyet ve arzudan bahsediyoruz, ama bu iki kelime Trabzonspor’un bu sezonki yedi haftalık performansında nadiren görülüyor.
İlk yarıda verilen umut verici sinyaller, ikinci yarıda kısmen bir kâbusa dönüştü. Bireysel hatalar, konsantrasyon eksikliği ve disiplinsizlik, maçı neredeyse Karagümrük’e hediye ediyordu.
Karagümrük’ün toplu hücum-toplu savunma anlayışı, Trabzonspor’un kırılganlığını acımasızca ortaya çıkardı. Bir dakika içinde iki net gol fırsatı vermesi Trabzonspor’un bilinen kabusu mu yoksa Karagümrük’ün oyunun her anında konsantre olmadı mı ?
Muhtemelen ikincisi.
Çünkü Trabzonspor, “oyunu kopardım” dediği anda kontrolü kaybetti. Bu, büyük takım refleksinden uzak, amatörce bir zihniyet.
Futbol ciddi bir oyun, evet. Ama Trabzonspor bu ciddiyeti sahaya yansıtmakta kronik bir başarısızlık sergiliyor. Oyunu domine ettiğini düşündüğün anda bir anda her şey tersine dönebiliyor. Bu maçın ikinci yarısı, Trabzonspor’un zihinsel kırılganlığını ve disiplin eksikliğini adeta bir aynada gösterdi.
Üç puan alındı, güzel. Ama son anlardaki panik, dağınıklık ve savunma zaafları, Trabzonspor’un şampiyonluk hedefinden ne kadar uzak olduğunun kanıtı.
Bu garabet, yönetimden teknik ekibe, oyuncudan taraftara kadar herkesin masaya yatırması gereken bir uyarı tablosu olduğunu düşünüyorum.
Trabzonspor bu maçtan ders çıkarmazsa, bu üç puan sadece bir teselli olarak kalır.
Şampiyonluk ya da şampiyonlar ligi mi?
Bu zihniyetle,hayalden öteye gidemez gibi duruyor.
Neyse ; Trabzonspor adına üç puan sevindirici gerisi ciddi anlamda sorun.