SOYLU- İMAMOĞLU ÇATIŞMASI ÜZÜYOR
Ekrem İmamoğlu, CHP Beylikdüzü Belediye başkanıyken kimsenin fazla dikkate almadığı bir isimdi ancak 2019’da İstanbul Büyükşehir Belediye adayı yapılınca bir anda ülkede gündem oldu. Tarzı, tavırları, halkla ilişkileri, hitabet gücüyle ve güler yüzüyle 28 yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi’nin İstanbul egemenliğine son verebileceğine dair bir profil çizmişti. “Her şey çok güzel olacak” sloganıyla birlikte ilk seçimi kazandı. Seçim süreci içinde tüm iktidar mensuplarının yüklenmesine ve İstanbul’u kaybetmeme adına devletin tüm olanaklarını seferber ettiler ama yine de 13 bin oy farkıyla kazanmayı bildi. Ancak önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan ilginç bir açıklamayla, “16 milyonluk İstanbul 13 bin oy farkla kazanılır mı?” dedi… Ardından, “Hiçbir şey olmadıysa bile bizim fark etmediğimiz bir şeyler oldu” ifadelerini kullanan AKP kurmayları herkesi güldürdü.
Seçim sonuçlarına itiraz edildi. Dünya tarihinde hiç görülmemiş bir şekilde, Yüksek Seçim Kurulu, zarflardaki Büyükşehir Belediye Meclisi, İlçe Belediye başkanlığı ve İlçe Belediye Meclis Üyeliklerini içeren oyları geçerli saydı, aynı zarf içindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin seçimlerini iptal etti ve yenilenmesini istedi. İşte bu noktada İçişleri Bakanlığı devreye çok hızlı bir şekilde girme eğilimi gösterdi. Sandık başkan ve üyeleri arasında FETÖ’cülerin olduğu yolunda iddiaları yargıya taşıyacaklarını belirttiler. Ama bu yargılamanın akıbetinden hiç sis çıkmadı. Kaldı ki, seçimde FETÖ’cü sandık kurulu üyeleri varsa, bunlar Büyükşehir Meclis Üyeleri’ni, İlçe Belediye başkanlarını, İlçe Belediye Meclis Üyelerini seçerken hiç sorun edilmezken, sıra İstanbul Büyükşehir Belediyesi olduğunda mı hile yapmışlardı?
İKİLİ ARASINDA BÜYÜK TARTIŞMA BAŞLIYOR
YSK anlamsız bir kararla sandığa müdahale ederek İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı seçimlerinin yenileceğini duyurdu. Seçim takvimi belirlenirken Ekrem İmamoğlu da, Brüksel’de Belediyelerle ilgili bir toplantıya davetliydi. Burada, İstanbul seçimleriyle ilgili süreci anlattı ve demokrasinin darbe yediğini dile getirdi. Bu konuşması üzerine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hemen, “Türkiye’yi, yabancılara şikayet eden ahmak” ifadesini kullandı. İmamoğlu da Türkiye’ye dönüşünde kendisine bu konuda sorulan bir soruya, “Seçimi iptal ettiren ahmaklar” karşılığını vermişti. Süleyman Soylu, seçim sonrasında da İçişleri bakanlığındaki yetkilerini kullanarak Ekrem İmamoğlu’nu küçük düşürmek için Ordu Havaalanı VİP salonunun kendisine açılmamasını sağlayan dönemin Ordu Valisi’ne değil, İmamoğlu’nun söylediği iddia edilen ama bir türlü ispatlanamayan bir söze kafayı takmıştı. Bundan dolayı suç duyurusunda bulunuldu. Hatta mahkemeye gitme söz konusuydu ama bundan bir şey çıkmadı.
Aradan bir süre geçti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi müfettişler aracılığıyla Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde yapılan yolsuzluk ya da usulsüzlüklerle ilgili çalışma başlattı. Tam 30 önemli dosya hazırlandı. Yenileri de hazırlanacakken bir anda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu devreye girdi ve, “Bu dosyaları bizi ilgilendiriyor. İçişleri müfettişleri inceleyecek” diyerek dosyalara el koydu. Ama aradan uzun süre geçmesine rağmen, o dosyaların akıbetiyle ilgili tek bilgi verilmedi, mahkemeye intikal ettirilmedi. Bu konuda sorular sorulara da hiçbir yanıt verilmedi, duymazlıktan gelindi. Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul için hazırladığı birçok proje için Kamu Bankaları kredi vermedi, daha doğrusu bunlara kredi verdirilmemesi için özel çaba harcandı. Yabancı bankalarla ve yatırım kuruluşlarıyla düşük faizli kredi anlaşmaları yapılan birçok proje de Cumhurbaşkanlığı imzasında takılı kaldı. Adeta İmamoğlu’nun çalışmaması için tüm birimler teyakkuza geçmişti.
VE MAHKEME BEKLENMEDİK BİR KARAR VERDİ
Süreç içinde Trabzonlu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Trabzonlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na sayısız suçlamada bulundu, eleştiri yaptı, bunlara da İmamoğlu benzer sertlikte karşılık verdi. Sadece Eyüp Sultan Türbesi ziyaretinde elleri arkasında diye soruşturma açılan ve mahkemeye verilmek istenen İmamoğlu’nun böyle bir yaptırımla karşılaşması İçişleri Bakanı Soylu tarafından kabul görmedi. Ancak İngiltere Büyükelçisi ile balıkçıda yediği yemek, Mobese kameraları aracılığıyla medyaya sızdırıldı, bu sızdırmayla ilgili soruşturma açılmadı. Ekrem İmamoğlu’nun popülerliği her geçen gün arttığı için önünün kesilmesi için yapılmadık iş kalmadı. Bir şey yapılmalıydı ve yapıldı da… İmamoğlu’nun, ‘ahmak’ sözünü YSK üyelerine söylediği iddiasıyla hakkında dava açıldı. Bu konuda bilirkişi de, tüm tanıklar da, belgeler de, “Süleyman Soylu’nun sözlerine karşı kullanılmış ifadelerdir” demesine, önce şikayetçi olan YSK üyelerinin sonra şikayetlerini geri çekmesine rağmen, Ekrem İmamoğlu’na yerel mahkeme tarafından tam 2 yıl 8,5 ay hapis cezası verildi ve siyaset yasağı konuldu. İşin ilginç yanı davaya bakan ilk mahkeme başkanı, “Bu dosyadan ceza verilemez” dediği için Samsun’a sürüldü. Yeni mahkeme heyetinin aldığı bu karar taraflı tarafsız herkesin vicdanını sızlattı. Belli ki tek hedef İmamoğlu’nu siyasetin dışına itmek ve İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığını yeniden iktidarın mensuplarının emrine vermekti.
‘CENAB-I HAK BİLİYOR’ SÖZÜ ŞAŞKINLIK YARATTI
Ekrem İmamoğlu demokrasiye darbe vurulduğunu, sandıkta milletin tercihine karşı yargı sopası gösterildiğini ifade etti, tüm muhalefeti yanına çekti. Gökkubbeyi başlarına yıkacaklarını dile getirdi, mücadeleyi çok sert bir şekilde sürdüreceğine dair açıklamalarda bulundu. Belediye önünde miting düzenledi. Bu arada hemen yeni bir soruşturmanın yapıldığı bilgisi geldi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne teröristlerin yerleştirildiği ifade edildi. Daha önce Türkiye’nin sınırları içinde 100-150 terörist kaldığı belirtilirken, sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde 570 civarında terörle iltisaklı çalışan bulunduğu belirtildi. Belli ki bu şekilde mahkeme kararının halk tarafından kabul görmesi için Piar çalışması uygun görülmüştü. Müfettişler görevlendirildi. Müfettişlerin başkanı bu soruşturmada yer almak istemediğini söyleyerek, affını istedi, yeni bir başkan atandı. Tam 16 milyon insanın yaşadığı bir şehre belediye başkanlığı yapan kişi, 80 binin üzerinde çalışanının geçmişini bilme şansı olur mu? Kaldı ki bir terörist ya da terörle iltisaklı çalışan varsa bunlar temiz kağıtlarını savcılıklardan almadı mı? Ama burası Türkiye! Bunlar hakkında İçişleri Bakanlığı bir soruşturma yapıp, terörle iltisaklı kişilerin isimlerini Büyükşehir Belediyesi’ne verip, gereğinin yapılmasını istemesi gerekmiyor mu? Yok olmaz… Kurt, kuzuyu yemeye karar vermiş ya!
Neyse Trabzonlu iki isim arasındaki son tartışma da, Süleyman Soylu’nun, “Ekrem İmamoğlu beni aradı, yardım talebinde bulundu” ifadelerinin ardından İmamoğlu da, “Görüşme kayıtlarını kamuoyu ile paylaşsın. Bunu ispatlarsan ben, ispat edemezsen sen istifa etmelisin” diye rest çekti. Bunun üzerine de Soylu, “Kayıtlar Cenab-i Hakta mevcuttur” şeklinde bir ifade kullandı. Ekrem İmamoğlu da, “Yalanlarınıza Hakk’ı yalanlarınıza ortak etmeye çalışmayın” şeklinde yanıt vermekte gecikmedi. İmamoğlu ile ilgili her türlü olumsuz bilgiyi kamuoyu ile paylaşmak için fırsat kaçırmayan Sayın Soylu’nun, bu kez işi Allah’a havale etmesi herkesi şüpheye düşürdü.
Sonuç olarak bir belediye başkanını görevden alabilmek ve siyaset sahnesinin dışına itebilmek için yapılmayan kalmadı. Halk artık kavgalardan, çatışmalardan, çekişmelerden bıktı, usandı. Hele hele iki Trabzonlu ismin karşı karşıya gelerek, siyasete ve demokrasiye yakışmayacak bir şekilde tartışmanın, gerilimin, kavganın odağında olması da kent adına ayrıca acı verici bir durum olarak nitelendirildi. Buna bir son verilmesi istendi. Vatandaş,
“Bırakın artık birbirinizle kavgayı, didişmeyi, bize hizmet yarışı için mücadele edin. Makamlarınıza halkı mutlu etmek adına geldiniz, lütfen kendi hesaplarınız için bu ülkeyi de vatandaşı da feda etmeyin” diye çağrıda bulunuyor.
Sonuçta halk, koltuk kavgası değil, hizmet yarışı bekliyor.
Bilmem anlatabildik mi?
YILLIK 650 MİLYON LİRA KREDİ BORCU NASIL ÖDENECEK?
Trabzonspor’un yeni yılda en büyük gider kalemi 650 milyon lira ile kredi ana para ve faiz ödemesi olduğu dikkat çekti. Futbolcu garanti, maç başı, prim ödemeleri, menajerlik ve diğer transfer ödemeleri ise bütçede 580 milyon lira olarak hesaplandı. Taksitli vergi ve cari dönem vergi, SGK giderlerinin ise 435 milyon lira olması şaşkınlıkla karşılandı. Trabzonspor’un genel yönetim giderlerinin 100 milyon lirayı bulması bir başka ilginç rakam olarak öne çıktı. Kulübün transfer döneminde 150 milyon lira bonservis gideri hesaplaması yapılırken, menajerlik ücretlerinin de 50 milyon lirayı bulması yine dikkatlerden kaçmadı. Bordo-Mavililerin deplasmanlar için sadece seyahat ve konaklama giderlerinin 75 milyon lira olarak hesaplanması, teknik kadro giderlerinin ise 50 milyon liraya fırlaması da uçuk bulundu. Harç, ceza ve diğer giderler 15 milyon lira, işletme giderleri 50 milyon lira olarak kabul edildi.
Yorumlar
Kalan Karakter: