İKTİDARA YAKINLIK VE YAŞANAN HÜSRAN!
Trabzonspor’da özellikle Nuri Albayrak’ın başkanlığıyla başlayan, Sadri Şener, İbrahim Hacıosmanoğlu, Muharrem Usta ve Ahmet Ağaoğlu dönemlerinde adeta bir iktidar güzellemesi yapılması alışkanlığı vardı. İktidara ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan’a yakın olduğunda, onun rakip gördüğü kişilere de sırtını döndüğünde tüm kapıların önlerinde açılacağını, her sorunun anında çözüleceğini ve kulübün kasasına milyarlarca lira girerken, kasadan çıkan para da devede tüy kalacağı düşünülürdü. Ancak bu iktidar yakınlığı politikası izlendiği günden itibaren Trabzonspor’un borcu katlandıkça katlandı. Süreç içinde çok kez şampiyonluğu elinden alındı, TFF yönetiminde ya da kurullarında hiçbir zaman güçlü temsil edilemediği biliniyor. Ne TFF başkanı, ne de kurullarının başkanı bir kez olsun Trabzonsporlu bir isim olarak seçilmedi. Ama yine de iktidara yakınlık ve hatta arka bahçesi olma politikasından vazgeçilmedi.
***
HİÇBİR ALANDA ETKİSİ KALMADI, SAYGINLIĞI BİTTİ
Son 5 yılda yönetici, başkan yardımcısı, asbaşkan ve nihayet 25-26 Mart tarihinden itibaren de başkan olan Ertuğrul Doğan da aynı şekilde iktidara yakın durarak kulübün sorunlarını çözebileceğini sanıyor. Bu doğrultuda adımlar atıyor. Ancak bugün 3 büyük kulüp sayısız sponsor bulurken, en son Galatasaray 100 milyon Euro karşılığı göğüs reklamını 5 yıllığına verirken, Trabzonspor’un 2 yıldır boş duran stat sponsorluğu için çalmadık kapı bırakılmadı fakat henüz bir sonuç alınamadı. Tribünlerinden sürekli iktidar karşıtı sloganlar atılan İstanbul kulüpleri, gemilerini yüzdürürken, iktidarı sürekli alkışlayan tribünlerin ve yöneticilerle başkanların bulunduğu Trabzonspor için sığ sularda bile kayığını batırmak üzere… Bakın Mart sonunda seçilen Doğan başkanlığındaki yönetim hala daha Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan’dan talep ettikleri randevuyu gerçekleştiremediler. Hala stadın uzun süreli kiralanması formülünü hayata geçiremediler. Daha birçok yatırımla ilgili olumlu bir gelişme yaşayamadılar. Ha bu arada borcu da 4 milyar liraya yaklaştı.
Sonuç, iktidara yakın olmak mesele değil, asıl mesele kulübü doğru yönetmek ve saygınlığına leke sürmemek… Bakın o zaman tüm iktidarlar önünüzde ceketlerini ilikliyor mu, iliklemiyor mu?
Bizden söylemesi…
***
YERLİ OYUNCULAR ÇUVALA MI GİRDİ?
Trabzonspor Asbaşkanı Zeyyat Kafkas ile göreve seçildiklerinde sürekli telefon görüşmeleri yapıyor, kulübün gidişiyle ve geleceğiyle ilgili olarak da fikir alışverişlerinde bulunuyorduk. Asbaşkan Kafkas, ekonomik iflasın farkındaydı ve yabancı teknik direktör anlaşması yapmayacaklarını söylüyordu. Bunun yanında gelecek sezon sahada en az 5-6 yerli oyuncu bulunduracaklarını da ifade ediyordu. Ancak Nenad Bjelica ile hem de tarihin en yüksek bedeli verilerek sözleşme imzalandı. Neyse bu teknik direktörün genç ve düşük maliyetli isimler transfer ederek onları yıldızlaştırdığı anlatılarak toplum uyutulmaya çalışıldı. Zaten Orsic ve Petkoviç isimleri gündeme gelince de, Bjelica’nın aslında hep pahalı oyuncu istediği, hem de Hırvatistan kliği yaratma peşinde olduğu anlaşıldı. Şu ana kadar da sayısız yabancı ismi transfer için geçti.
***
GÖZÜNÜZ EDİRNE’DEN İÇERİYİ GÖRMÜYOR MU?
Tamam da takımdan ayrılması planlanan yabancılar gitmiyor. Gitmeleri için 10 milyonlarca Euro parayı ceplerine boca etmeniz gerekiyor. Onlar gitmeden de yeni yabancı transferi yapmanız mümkün değil… Peki bu yönetim ve teknik kadro neden hiç yerli isim üzerinde durmuyor? Niçin çok genç ve altyapı için düşünülenler dışında bir tek yerli transferi gerçekleştirmiyor. Bu kadar mı yerli oyuncuları küçük görüyorlar? Onların hiçbir yeteneğinin olmadığını düşünüyorlar? Yoksa bu yönetim de Abdullah Avcı’da olduğu gibi şimdi de Nenad Bjelica’nın dümen suyunda yapacağı transferlerle kulübü biraz daha yabancılaştırmanın ve batırmanın planları içinde… Buradan Ertuğrul Doğan ve ekibine sesleniyorum; “Türkiye’de, Trabzonspor’da forma giyebilecek, zirveye çıkabilecek düşük maliyetli çok sayıda futbolcu vardır. Ama gözleriniz Edirne’nin içini görmüyorsa, bu da sizin niyetinizin sorgulanmasını gerektirir. Bırakın bu yabancı sevdasını…. Biraz da ülke gençlerine inanın, güvenin olmaz mı?”
***
MHK 'YE CÜNEYT ÇAKIR MI?
TFF başkanlık seçimlerinin yapılmasının ardından gözler kurullara çevrildi. Bu kurullara girmek için büyük camialarda lobi çalışmaları oldukça gündemi meşgul eder. Çünkü bu kurullara girmek demek, “ballı lokma maaş” demek. Hazır federasyon yeni atanmışken, “4 yıllığına bu kurullara girerim rahatıma bakarım” diyenler çok fazla. En çok merak edilen kurul ise Merkez Hakem Kurulu olarak göze çarpıyor. Kurulun mevcut başkanının görev süresi doldu. Yerine yeni bir başkanın atanma ihtimali olduğu için kulisler farklı isimlerle çalkalanmaya başladı. Şuan görünen, en şanslı ismin Cüneyt Çakır olduğu yönünde. Pek çok kulübün ise başta Anadolu kulüpleri olmak üzere Çakır’ı istemediği dillendiriliyor. Cüneyt Çakır’ın kariyerinde Trabzonspor’un canını yaktığı pek çok maç bulunuyor. Eğer mevcut yönetim, Çakır atamasına onay verirse sezon içerisinde olabilecek hakem hatalarını taraftara anlatamaz. Şimdiden tedbirli olmak gerekir. MHK başkanı konusunda Trabzonsporun kimden yana olduğu bilinmesede MHK bölge üyesi konusunda Hamza Mısır'ı desteklediği biliniyor. Daha önce bu görevi yapan İsmail Köse ise Hamza Mısır’ın alternatifi. Kim gelirse gelsin Trabzonlu kulüplerin ve hakemlerin haklarını korumları gerekir. Ayrıca yeniden TFF yönetiminde yer alan Yalçın Orhan'dan ise hakemler konusunda daha aktif olması bekleniyor. Trabzonlu hakemlerin Süper Lig’de daha fazla gözükmeleri gerekir. Ayrıca Barış Şimşek’ten sonra FİFA Kokartlı hiçbir hakemimizin olmaması Trabzon’un hakem camiasındaki ağırlığına zarar veriyor. Yalçın Orhan'ın yapması gereken ilk iş yeni dönemdeTrabzon’dan en az bir FİFA kokartlı hakemin listeye eklenmesinin sağlamasıdır.
Yorumlar
Kalan Karakter: