DORUKHAN’DA YANLIŞI KİM YAPTI?
Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, iki sezon önce Beşiktaş’tan bonservis bedeli ödenmeden alınan, şampiyonluk sürecinde takıma büyük katkılar veren ancak geçen sezonu sakat geçiren Dorukhan Toköz hakkında önemli açıklamalar yaptı. Slovakya kampı sırasında Teknik Direktör Nenad Bjelica ile anlaşamadığı için ayrılmak isteğini yönetime ileten ve bu talebi kabul edilen, nihayetinde bedava olarak Adana Demirspor’a satışına izin verilen Dorukhan ile ilgili konuşan Doğan, “Dorukhan’ın ayrılığında hocamızın antrenmanlarını kaldıramamasının payı olduğuna inanıyorum. Dorukhan da beyefendi, iyi bir arkadaşımız. Şampiyonlukta önemli katkısı var. Ağır bir sakatlık yaşadı. Açıklamasında yaptığı gibi iki taraf için de iyi olacağını söylediği cümleden anlaşılıyor her şey. Adana Demirspor ve kendisi için hayırlısı olsun. Her zaman başarılı ve sağlıklı olmasını isteriz. Talebimiz o şekilde” ifadelerini kullandı. Yapılan açıklama olumlu görülebilir, her hangi bir sıkıntı taşımayabilir. Ancak biraz da olaya farklı pencereden bakmakta yarar yok mu?
***
ADANA DEMİRSPOR’DA HEMEN OYNADI
Başkan Ertuğrul Doğan’ın Bjleica’nın ağır temposuna dayanamayan Dorukhan’ın, ayrılmak istediğini söylemesine karşın, bu oyuncunun yeni takımında hemen kadroya alınması ve oynaması çelişki gibi görülüyor. Çünkü bu oyuncu Adana Demirspor’a gittiği gibi takımının Avrupa Kupası maç kadrosuna dahil edilip, oyunun son bölümlerinde sahaya sürülmesi de aslında arka planda farklı sorunların olabileceğine yorumlandı. Bu futbolcunun Hollandalı teknik direktör Patrick Kluivert tarafından da hemen benimsenmesi ilginç bulundu. Dorukhan Toköz geçen sezon gerçekten çok kötü bir sakatlık geçirdi. Bu futbolcunun hem fiziksel, hem beyinsel, hem de duygusal olarak hazırlanabilmesi için önemli bir süreç geçirmesi gerekiyordu. Yani Bjelica Dorukhan’ı adım adım ağır idman temposuna hazırlarken, bir yandan da psikolojik ve duygusal açıdan da desteklemeliydi. Ama yaşanan birkaç küçük sorunla hemen gözden çıkarıldı. Oysa bu isim çok özel bir yetenekti. Üç ayrı bölgede oynayabiliyordu ve tam hazır olduğu anda Trabzonspor’a çok önemli katkılar yapabilecek bir yerli isimdi.
***
MADEM GİDECEKTİ PARA KAZANILABİLİRDİ
Şu an Trabzonspor’da yerli kontenjanında oynayabilecek ve takımın gücünü artıran isim sayısı çok az gözüküyor. Belki eldeki gençler yarın çok önemli isimler haline gelecekler ama bugün için Dorukhan Toköz gibi yürekli, yetenekli ve tecrübeli bir oyuncuya kesin ihtiyaç vardı. Yani öyle kolay vazgeçilmemeliydi. Bordo-Mavililerde nice futbolcular büyük sıkıntılar yaratmış ama hem yönetim, hem teknik kadronun önemli mücadeleleriyle birlikte yeniden takıma döndürülmüşlerdi. Belli ki Nenad Bjelica kendi kadrosunu kurmak istiyor ve kendinden önce alınan isimleri kolay harcayabilme özelliğine sahip gözüküyor. Ayrıca Trabzonspor’a bonservissiz gelen ancak sakatlığı nedeniyle bir sezonu boş geçirip 25 milyon liraya yakın yattığı yerden para kazanan Dorukhan Toköz’ün bonservis bedeli talep edilmeden gönderilmesi de kabul edilir gibi gözükmüyor. En azından oyuncunun sakatlığı nedeniyle oynayamadığı sürede aldığı paranın tahsil edilmesi adına bir bonservis talebinde bulunulmasının kulüp yararına olduğu vurgulandı. Kulüp ekonomik olarak büyük sıkıntılar yaşarken, Dorukhan gibi tam hazır olduğunda 4-5 milyon Euro’ya alamayacağın bir ismi bedava göndermek, bonkörlükten bile öte müsrif tüccarlık olarak kabul edilebilir.
Sonuçta nereden baksan tutarsızlık!
***
AHMET CAN KAPLAN… ARDA GÜLER VE YAZIK!...
Geçtiğimiz sezon Trabzonspor’dan Ajax’a tam 9,5 milyon Euro karşılığı transfer olan 19 yaşındaki Ahmet Can Kaplan, daha sezon başında ağır sakatlık geçirmiş, uzun süre sahalardan uzak kalmış, tam iyileşmişken yeniden sakatlanmış ve sezonu kapatmıştı. Hollanda kulübünün büyük umutlarla ve 50-60 milyon Euro değere ulaştırma hayaliyle transfer ettiği Ahmet Can, böylece bir sezon boyunca tek bir resmi maç bile oynama şansı yakalayamamıştı. Bu durum Ahmet Can Kaplan’ın da kariyer planlamasını çok olumsuz etkilemişti. Geçtiğimiz süre içinde bu konuda bir yazı kaleme almış ve, “Türk genci, daha doğarken hayata şansız başlıyor. Ana karnında bile doğru beslenemiyor. Doğduktan sonra da doğru beslenme ve gelişim konusunda sıkıntı yaşıyor. Bir takımda futbol oynadığında, yetenekleri üst seviyedeyse kısa sürede sivriliyor. Türkiye’de daha düşük tempoyla idman yapıldığı için bu genç isimler liglerimizde mücadele edebiliyor ama Avrupa’nın üst seviye takımlarının temposuna dayanamıyor. Çünkü kemik ve kas yapısı, çok ağır idmanlara dayanamıyor” şeklinde görüşler ortaya koymuştuk.
***
YAZIK DEĞİL Mİ BU GENÇ YETENEKLERE?
Zaten Ahmet Can Kaplan da Hollanda’ya gidip Ajax’in sezon başı hazırlıklarına katılınca babasını aramış ve, “Ben böyle idman yapmadım. Trabzonspor’daki çalışmaların üç katını yapıyoruz. Yorgunluktan ayakta duracak halim kalmıyor” demişti. Bu sezon aynı sıkıntıyı yaşayan isim Arda Güler oldu. Türk futbolunun altın çocuğu olarak kabul edilen ve Fenerbahçe gibi bir kulüpte bile henüz 16 yaşında forma giymeye başlayan, geçen sezon zirveye çıkan Arda, menajerliğini yapan ve bir anda çok daha fazla para kazanma hayali kuran babasının kurbanı oldu. Real Madrid gibi bir dünya kulübüne transfer oldu. Türkiye ayağa kalktı. İspanyol kulübünün ilk idmanlarına da 18 yaşındaki Arda damga vurmuştu. Herkes bu gençten söz ediyordu. Ama balon erken patladı. Real Madrid’in ağır idmanlarına dayanamayan Arda, kısa sürede sakatlık geçirdi. Takım ABD’ye kampa gitti ama o geri gönderildi. Kulüp doktoru ise, “Arda 3-5 ay arasında takımdan uzak kalacak” açıklaması yaptı. Yazık değil mi şimdi? Her menajer futbolcusunun büyük kulüplerde oynamasını, her baba aynı duyguları yaşamayı isteyebilir. Her futbolcu da dünya devlerine gitme hayali kurabilir. Ama zamanlama ne kadar önemli hiç mi bilmiyor bu babalar, menajerler ya da futbolcular? Keşke bu genç çocukları yöneten babaları, anneleri, menajerleri bir an önce servet kazanmak için harcanacakları koşulları yaratmasalar! Keşke ülkemizde futbolu yönetenler de bu noktada genç futbolcuları bilinçlendirebilseler! Acı ki Euro ya da Dolar milyoneri olma hayali, gençleri yönetenlerin gözlerini kör ediyor ve kısa sürede yok olmalarının ana sebebi oluyor.
Baba… Anne… Ya da menajer… Hiç fark etmiyor!!!
Yorumlar
Kalan Karakter: