3 KULÜBÜN HAKEMLERLE SINAVI!
Türkiye’de futbolun hayat bulduğu günden itibaren kuşkusuz maçları yöneten hakemler hep tartışılmışlardır. Profesyonelliğe geçişle birlikte ise belki de en çok suçlananlar hakemler olmuştur. Bu noktada en fazla sesi çıkan da Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi İstanbul kulüpleri olması dikkatlerden kaçmamıştır. Hakemlerin genellikle Anadolu kulüplerine karşı acımasız oldukları, hemen hemen tüm sezonlarda 3 büyüklerin lehine kararlar vermelerine rağmen yine bu kulüpleri yönetenlerin hışmından kurtulamazlar. Geçen sezon özellikle Fenerbahçe bağırıp çağırıyor, TFF’ye, MHK’ye, hakemlere tehditler savuruyordu. Bu sezon başladığında ise işler tersine dönmüştü. Bu kez Galatasaray ve Beşiktaş hakemlere isyan ederken, Fenerbahçe ise onlara kol kanat geriyor, “Kendi başarısızlıklarınızın faturasını hakemlere çıkarmaya kalkmayın. Bakın biz her yönüyle şampiyonluğa hazır ve buna layık bir takım olarak sahada mücadele ediyoruz” diyerek başta Galatasaray olmak üzere Beşiktaş’a da göndermelerde bulunuyordu.
ŞİMDİ İŞLER TERSİNE Mİ DÖNDÜ?
Hatta ligin ilk bölümünde Galatasaray başkanı Dursun Özbek, TFF’ye gitmiş, hakem hatalarını, VAR sisteminde yaşananları şikayet etmiş, Fenerbahçe kulübü resmi sitesinden ve yöneticileri aracılığıyla bu duruma isyan edilmişti. Ancak geçtiğimiz hafta Sivasspor-Galatasaray maçında yaşanan VAR skandalının yanında, Beşiktaş-Adana Demirspor karşılaşmasındaki hakem hataları bu kez rollerin değişmesine sebep olmuş gibiye benziyor. Sivasspor’un net gölünün önce VAR, sonra orta hakem tarafından anlaşılmayan bir gerekçeyle iptal edilmesi, Adana Demirspor maçında da Emre Akbaba’ya yapılan penaltının verilmemesi gündemin ana maddeleri oldu. Bu yaşananlardan sonra Fenerbahçe başkanı Ali Koç, basın toplantısıyla duruma veryansın etti, ligin dizayn edilmeye çalışıldığını vurguladı, Galatasaray yöneticisi Erdem Timur da hemen Koç’a yanıt verdi. Yani işler ters dönmüş gibi gözüküyor. Hakemlere bu kez ağlayan, yakınan, isyan eden Fenerbahçe, onları korumaya çalışan da Galatasaray oldu. Zaten ülkenin sorunu bu değil mi? Hatalar kendi lehine yapılanlar, sinsi sinsi gülerken, kendi aleyhine küçük yanlışlara bile katlanamayan ve isyan eden bu sözde büyük kulüp yöneticileri…
Evet, hakemler çok kötü maçlar yönetiyor, bazen takımların kaderleriyle oynuyor. Belki şampiyonu, Avrupa Kupalarına kimlerin katılacağını, kimlerin küme düşeceğini tayin ediyorlar. Ama onlardan daha büyük hataları yönetenlerin, anlamsız, bilgiden yoksun, vizyonsuz kararlarıyla, yaptıkları skandal transferlerle kulüpleri her açıdan batağa sürükleyenlerin futbola verdiği zararların çok daha fazla olduğunu söylemek sanırım abartı olmaz…
Haksız mıyım?
KULÜBÜN PARASI OLUK OLUK AKITILDI
Trabzonspor geride bıraktığımız 2022 yılını saha sonuçları açısından çok başarılı geçirirken, aynı başarıyı ekonomik anlamda gösteremedi. Sürekli transferlerle, pahalı oyuncular almayla, menajerlere ve kulüplere ödediği yüksek ücretlerle gündeme geldi. Tüm bunlar eleştirilirken, en çok da giden ya da sözleşmeleri dondurulan futbolculara yapılan ödemeler büyük tepki çekti. Bordo-Mavili takım, sözleşmesini karşılıklı anlaşarak feshettiği oyunculara adeta bir servet ödedi. Geçen sezon sakatlık geçirdikleri için önce sözleşmeleri dondurulan, sonra da karşılıklı anlaşarak yolların ayrıldığı Gervinho ve Edgar Lee’ye 2 milyon Euro’nun üzerinde bir parayı ödedi. Yine sakatlığından dolayı sözleşmesi dondurulup, Ekim ayında yolların ayrıldığı Andreas Trondsen’e tam 2 milyon 100 bin Euro üste para verildi.
YÖNETİCİLERE BÜYÜK TEPKİ YAĞIYOR
Bir başka yüklü para ödenen oyuncu da Fode Koita oldu. Elden çıkarılmak istenen ve Kasımpaşa ile sözleşme yapan bu oyuncu için de kasadan tam 1 milyon 50 bin Euro çıktı. Bir başka sözleşmesi feshedilen futbolcu Yunus Mallı’nin cebine ise 7 milyon lira boca edildi. Kulübün ekonomik çıkmaz içinde boğuştuğu bir dönemde sözleşmelerini feshettiği oyunculara ödediği bu rakamlar sorumsuzluğun ve yönetmeyi bilmemenin bedeli olarak kabul edildi. Bu tabloyu yaratanların aslında hesap vermesi ve tüm bu paraları da ceplerinden ödemeleri gerektiğinin altı çizildi. Bu durumu eleştirenler, “Trabzonspor’un parasını milletin cebine boca ederken elleri bile titremeyen yöneticiler, acaba kendi işyerlerinde çalışanlarına böyle tazminatlar ödeyerek, işten çıkarıyorlar mı?” diye tepki göstermekten kendilerini alamadılar.
LİSANSLI ÜRÜNLER REKOR KIRDI
Trabzonspor’da Faruk Nafız Özak yönetimi döneminde hayata geçirilen ancak o dönemde çok az gelir getiren lisanslı ürün satışında geçen bir yıllık sürede tam bir patlama yaşandı. Lisanslı ürün satışında rekorlar alt üst edildi ve toplamda 218 milyon 373 bin 715 liralık satış gerçekleşti. En çok satış kulübün SC Clup mağazalarında gerçekleşti. Mağazalardan yapılan alışverişin miktarı 122 milyon 255 bin 458 lirayı buldu. Bayiler ise 75 milyon 777 bin 604 liralık satış gerçekleştirdi. Cornerlerden gelen rakam 9 milyon 556 bin 390 lira, futbol okulundan 1 milyon 293 bin 325 lira, futbolcu-hocalara satıştan 2 milyon 663 bin 923 lira, mobil satış, internet satış gibi diğer satış noktalarından da 6 milyon 827 bin 15 liralık bir gelir temini gerçekleştirildi. Bordo-Mavili kulübün resmi ürün satışında forma, aksesuar ve tekstil ürünleri piyasaya sürülüyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: