BİR ELEŞTİRİ DE G.SARAY VE F.BAHÇEYE
Türkcell Süper Kupa finalinin Suudi Arabistan’da oynanacağı Ağustos ayında açıklanmıştı. TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi bu açıklamayı yaparken, ne Fenerbahçe, ne de Galatasaray yönetimlerinden hiç ses çıkmamıştı. Sonra konuyla ilgili Galatasaray taraftarları, “Cumhuriyetin 100’ncü yılında Süper Kupa Türkiye’de oynansın’” şeklinde bir kampanya başlattı. Ardından bu kulübün Divan Kurulu da benzer bir açıklamaya imza attı. Sonrasında Galatasaray başkanı Dursun Özbek benzer çağrılarda bulundu. Fenerbahçe’den ise uzun süre ses çıkmadı. Ne zaman ki Fenerbahçe Divan Kurulu toplantısında, “Kupa Türkiye’de oynanmalı” çağrısı geldi, bu kulübün taraftarları da ayaklandı, sonrasında yönetimi kış uykusundan uyandı. Maçın Türkiye’de oynanmasını istediklerini söyledi. TFF ise yapılan bir anlaşma olduğunu dile getirdi. Hatta Suudi Arabistan ile 5 yıllık bir mutabakat yaptıklarını vurguladı. Sonuçta takımlar 28 Aralık tarihinde Riyad’ın yolunu tuttular. Sonra 29 Aralık’ta bilinen büyük skandal patlak verdi.
***
KOÇ VE ÖZBEK PARAYA TAMAH ETMİŞLERDİ
Maç günü Suudi Arabistan yetkilileri, Atatürk posterlerinin açılmasına izin vermeyeceklerini, takımların, “Yurtta sulh, cihanda sulh” pankartını taşımalarının önüne geçeceklerini, Atatürk t-hisirtlerin giyilemeyeceğini Türk tarafına bildirdi. Galatasaray ve Fenerbahçe kulüplerinin yöneticileri ayaklandı. Bu noktada kesinlikle taviz verilmeyeceğini vurguladılar. Sonuçta da maç oynanmadı ve geri döndüler. Peki bu Ali Koç ve Dursun Özbek, Ağustos ayı içinde Cumhuriyetin 100’ncü kuruluş yıl dönümü olduğunu bilmiyorlar mıydı? Böyle anlamlı bir yılda, Süper Kupa maçı öncesi, maç anı ve sonunda hem Cumhuriyet, hem de kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ana tema olması gerektiği fikrini taşımıyorlar mıydı? Suudi Arabistan’ın krallıkla yönetildiğini ve bu ülke yönetiminin de hem laiklik, hem Cumhuriyet, hem de Atatürk düşmanı olduklarını bilmiyorlar mıydı? Ama o anda para hırsı gözlerine perde çekilmesine sebep olmuştu değil mi? Ne yazık ki futbolumuzu da, kulüpleri de ufukları burunlarının ucu bile olmayanlar tarafından yönetiliyor. Son yaşanan Süper Kupa serüveninin başından sonuna kadar gelişen olaylar da bu gerçeğin gün ışığına çıkmasının son halkası oldu.
Bu nedenle, kimse kahramanlığa soyunmasın. Ve son söz: Maçın oynanmamasının üzerinden bunca zaman geçti, ne Ali Koç’un, ne de Dursun Özbek’in bir ortak basın toplantısıyla tüm süreci anlatan bir açıklamayla kamuoyunu aydınlatmaları gerekmez miydi?
Neden dut yemiş bülbüle döndüler acaba?
Bir de bunu açıklayabilseler!
***
O KOLTUKTA OTURMA UTANMAZLIĞI
Türkiye Futbol Federasyonunu uzun yıllardır yönetenler futbolun gerçekten içinden gelmiş fikir ve eylem insanları değil… Büyük bölümü kulüplerde başkanlık yapmış, ya da çeşitli şekillerde kulüplerin içinde dostlar alışverişte görsün misali bulunmuş, siyasetin önünü açtığı isimler olmuş… Bu nedenle de çok berbat, futbolu her geçen gün çirkinleştiren başkanları gördük, yaşadık ama Mehmet Büyükekşi gibisini de görmedik. Bir insan bu kadar vurdumduymaz, bu kadar pişkin, bu kadar duyarsız olabilir mi? Göreve geldiği daha ilk günlerde Rezerv Lig kurulacağını açıkladı. Bir maç oynandı, kulüpler ayağa kalktı, bu ligi hemen iptal etti. Yabancı sayısı azaltılacaktı, bunun kararı daha önce alınmıştı ama kulüpler istedi diye sayı artırıldı bile… Onunla birlikte hakem hataları, MHK atamaları tam bir rezalete dönüştü. VAR sistemine rağmen hemen hemen tüm kulüplerin isyan ettiği bir dönem geride kaldı. Daha birçok hata yapıldı, geri dönüşler, U dönüşleri gördü Büyükekşi döneminde Türkiye… Ama tarihte hiç rastlanmayan FİFA Kokartlı bir hakemin saha ortasında bir kulüp başkanı tarafından dövülmesi sürecine bu isim döneminde tanıklık ettik. Ardından bir takımın sahadan çekilmesi süreci de uzun bir aradan sonra yine Mehmet Büyükekşi döneminin ürünü oldu.
***
İNSAN İSTİFA ETMEYİ HİÇ DÜŞÜNMEZ Mİ?
Tüm bunlar yaşanırken, süreçleri de rezil yönetti, herkese kendisini güldürdü. Bu kadar kötü bir TFF başkanının o şartlarda bile görevinden çoktan ayrılması gerekirdi. Ama onun Türk futboluna yaşatacağı daha büyük skandallar vardı! Bu da Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da yaşadı. Türkcell Süper Kupa final maçı, İstiklal Marşı ve Atatürk etkinlikleri nedeniyle oynanmadı. Suudi yetkilileri bu tür eylemlere izin vermeyeceğini söyledi, kulüpler rest çekti ve karşılaşma ertelenirken, Galatasaray ve Fenerbahçe Türkiye’ye geri döndü. Uluslararası bu skandal bile Mehmet Büyükekşi’nin yüzünün kızarmasına sebep olmadı. Telefonunda Baylock kullandığı tespit edilen, yani FETÖ ile eskiden iltisaklı olduğu ileri sürülen bu isim istifa etmiyor. Ama FETÖ’ya savaş açtığını söyleyen siyasi iktidar da kılını kıpırdatmıyor. Bu nasıl bir aymazlık, bu nasıl bir vurdumduymazlıktır. Mehmet Büyükekşi’nin literatüründe istifa kelimesi yok mudur? Ya da onu göreve getirenlerin görevden el çektirme yetkisi bulunmuyor mu? Kimse futbolun özerk olduğu masalına sarılmasın. Bu ülkede futbolun bizzat Saray’a bağlı olduğunu Sağır Sultan bile biliyor.
Ne diyelim;
Ahhh Türkiye, vahhh Türkiye demekten başka…
***
SALİH ERDEM SAĞLIK SORUNLARI YAŞIYOR
Trabzonspor eski başkanı Salih Erdem sağlık sorunları ile boğuşuyor. 91 yaşındaki Erdem, yaşlılığa dayalı olarak birçok organında beliren rahatsızlıktan dolayı uzun bir süre hastanede tedavi gördü. Arından da evine döndü. Yatağa bağımlı olarak yaşama tutunmaya çalışan Erdem’i, sevenleri yalnız bırakmıyor. Kendisine “geçmiş olsun” ziyareti gerçekleştirenlerin sayısı oldukça fazla. 1973 ile 1975 yılında bordo mavili kulüpte başkanlık yapan ve Trabzonspor’u 1'inci Lig’e çıkaran Salih Erdem, Trabzon’un en sevilen iş insanlarının başında yer alıyor. Nezaketi, beyefendiliği ve naif kişiliği ile herkesin takdirini kazanan Salih Erdem’e acil şifalar diliyoruz.
***
ŞABAN BÜLBÜL, ARSİN İÇİN İDDİALI
31 Mart 2024 Mahalli İdareler seçimi öncesi AK Parti’den Arsin Belediye Başkanlığı için adaylık başvurusu yapan Şaban Bülbül, genel merkezin açıklayacağı sonuçları bekliyor. Milliyetçi kökenden gelen ve daha sonra AK Parti’ye katılan Bülbül, Trabzon’un hem spor hem de sivil toplum hayatında önemli aktörlerinden biri. Uzun yıllar Trabzon Makine Mühendisleri Odası Başkanlığı görevini yürüten, Arsinspor ve 1461 Trabzon’da kulüp başkanlığı yapan Bülbül, son dönemlerde aktif siyasetin içinde yer alıyor. Doğup büyüdüğü Arsin’e hizmetlerini sürdürmek isteyen Bülbül, bu kez de Belediye Başkanlığı koltuğuna talip oldu. Uzun zamandan beri Arsin halkının nabzını tutan, ilçede çeşitli ziyaretler gerçekleştiren Bülbül’ün AK Parti genel merkezince aday gösterilme ihtimalinin yüksek olduğu konuşuluyor.
***
ZAMAN UZADIKÇA STRES ARTIYOR
2024 Mahalli İdareler seçimlerinde henüz adayların netlik kazanamaması hem siyastçilerde hemde vatandaşlar gerginlik yaratıyor. Özellikle aday adayları seçim ile ilgili olarak yapmak istedikleri planları bir türlü gerçekleştiremiyor. Parti genel merkezlerinin bazı bölgeleri açıklamaları bazılarını ise ertelemeleri stresi arttırıyor. Özellikle AK Parti henüz bir aday açıklaması yapmadı. 15 Ocak tarihi itibariyle AK Parti’nin adaylarının kesinleşeceği konuşuluyor. Parti yönetiminin 75 günlük bir propaganda süreci planlandğı ve bu yüzden aceleci davranmadığı ifade ediliyor. Başkent’te parti genel merkezleri adeta arı kovanı gibi. Belediye Başkan adayları parti yönetimleri ile bir araya gelerek yerlerini sağlamlaştırmak istiyorlar. Bir yandan aracılar, bir yandan da birebir görüşmeler yaparak siyasi kulislerle yol almak gayretindeler. Özellikle AK Parti her geçen gün anket sayısını arttırıyor. Erdoğan'ın belediye başkan adayı tercihinde ismi yolsuzluğa bulaşmamış halk tarafından sevilen mevcut belediye başkanları ile yola devem edeceği dillendiriliyor.Erdoğan'ın parti içinde küskünlük yaratmama adına da böyle bir yol izleyeceği konuşuluyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: