ZAFER GÖKTAŞ İDDİALARI YALANLADI
Trabzonspor Yönetim Kurulu üyesi Zafer Göktaş, dün “Sis Perdesi” köşesinde yayınlanan Trabzonspor eski Stat Müdürü Alparslan Özdemir’in kulüpten ayrılması ile ilgili olarak ortaya atılan iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Göktaş, yaşananlarla ilgili olarak şu ifadelere yer verdi;
"Trabzonspor için hazırlanacak olan tanıtım filmi çekimleri için birkaç yönetici arkadaşımla birlikte Akyazı Stadyumuna gittik. Çekimler yapıldığı esnada çim sulama fıskiyeleri çalışmaya başladı. Fıskiyelerin açılmasıyla birlikte ben ve yönetici arkadaşlarımız ıslandı. Tanıtım filmini hazırlayan ajans eleman ve ekipmanları ıslanmasın diye dönemin stadyum sorumlusu Alparslan Özdemir’i aradım. Kendisinden sulama işleminin 15-20 dakika durdurulmasını rica ettim. Kendisi de yüksek bir ses tonuyla hakaretvari ifadeler kullandı. Bir anda şok oldum. Baba dostum olan ve çok saygı duyduğum Özdemir’e yaşı ve geçmişe dönük hukukumuz gereği hiçbir şey söylemden telefonu kapattım. Kendisinin kulüp muhasebesindeki personel için bu sözleri bana telefonda sarf etmesinden dolayı durumu başkana ilettim. Başkan Ağaoğlu da bana, 'durumu özetleyen bir yazı yaz ve bunu yönetim kuruluna getir, orada değerlendirelim' dedi. Ben de gerekli yazıyı yazdım ve yönetim kuruluna sundum. Yönetim Kurulumuz da Alparslan Özdemir’den savunmasını istedi.
Tabi Stadyum’da yaşadığımız olay sonrası Alparslan Özdemir beni aradı ve özür diledi. Ben de kendisine; 'İkiden ikiye bana bana bu ifadeleri kullansan, baba dostum ve büyüğüm olduğun için belki sineye çekebilirdim. Fakat personelin bulunduğu ortamda bunları söylemen şahsıma ve kulübe zarar verir, o yüzden görevden alınman için gerekli işlemleri başlatacağım' dedim.
Aradan bir yıl geçti ve Özdemir’in görevine son verildi. Ben de yönetim kuruluna, 'olay gerçekleşeli bir yıl oldu, bu saatten sonra bu konu sebebiyle Özdemir’i görevden alacaksanız almayın' dedim. Daha sonra bir başka yönetici arkadaşımız başka sebepler olduğunu ve bu yüzden görevden alındığını bana ifade etti. Olay tamamıyla bu şekilde yaşanmıştır. Yaşananlara, o ortamda bulunan yönetici arkadaşlarımızın hepsi şahittir"
DİVAN VE DİĞER KURULLAR NEDEN SESSİZ!
Trabzonspor’da Divan Kurulu başta olmak üzere, tüm kurulların önemli görevleri bulunuyor. Bu görevlerinden biri de kulüpteki işleyiş konusunda tavır koymak, dıştan gelen darbelere karşı koymak olarak kabul ediliyor. Özellikle tarihsel süreç içinde Divan Başkanlık Kurulu’nun büyük önemi vardır. Tarihte birçok Divan Kurulu, bazen başkanların küstüğü noktada devreye girer, yeniden motive olmasını sağlar, bazen muhtemel başkan adayının ikna edilmesini sağlar ve kulübün sahipsiz kalmasını önler bazen takım kötü sonuçlar alınca, tüm camiayı futbolcu kadrosuna ve yönetime sahip çıkmaya çağırır, tesislerin yolunu tutar, bazen de yönünü şaşırmış yönetime sert uyarılarda bulunup, doğruya yönelmeleri için çaba harcardı. Ancak Ali Sürmen başkanlığındaki Trabzonspor Divan Kurulu, kulübün önemli sıkıntıları olduğunda kamuoyuna yansıyan kucaklayıcı eylemleri olduğu konusunda şüpheler uyandırıyor. Divan başkanlık makamının, sadece Fenerbahçe başkanı ya da Beşiktaş taraftarına laf yetiştirme aracı olmadığı, kulübün içindeki önemli sorunların da ortadan kalkması için bir misyon üstlenme gibi görevi bulunduğu da hatırlatılıyor.
BAŞKAN-ASBAŞKAN SAVAŞINA SON VERMEYECEKLER Mİ?
Divan başkanının seçilmesi konusunda yapılan tüzük değişikliğini kendi lehine kullanılacak şekilde belirlenmesiyle çok eleştirilen Ali Sürmen ve ekibinin yanında diğer kurulların da Trabzonspor yönetiminde özellikle en tepe noktada yaşanan büyük krize el koymaları ve barış sağlamaları gerektiğinin altı çiziliyor. Başkan Ahmet Ağaoğlu ile Asbaşkan Ertuğrul Doğan arasında adeta ilan edilmemiş bir savaşın olduğu dile getirilirken ve bu da kamuoyuna yansırken, bunun gelecekte Trabzonspor’a büyük zararlar verebileceğinin ve altından kalkılamayacak sorunların habercisi olabileceğinin öngörülmesi gerektiğinin altı çiziliyor. İşte böyle bir durumda da Divan Başkanı Ali Sürmen’in devreye girip, Ağaoğlu ile Doğan’ı bir araya getirip, sorunları masaya yatırıp, gerçek bir barışı sağlamak için önemli rol üstlenmesi gerektiğine işaret edildi. Böylesine kritik bir süreçte, Bordo-Mavili kulübün yönetiminin en önemli iki ismi arasındaki çatışmanın önlenmesi ve kucaklamanın sağlanması için Divan Kurulu ve diğer kurul başkanlarının amaç birliği etmesi için daha neyin beklendiği de merak ediliyor…
HÜSEYİN ÖRS HALKTAN KOPTU MU?
Hüseyin Örs, KTÜ’de öğretim üyesi olmanın ötesinde, futbola olan düşkünlüğü, birçok kulüpte yöneticilik yapmasının yanında, 1461 Trabzon gibi önemli bir pilot takımın da başkanlığını yaparken, halkla ilişkilerindeki başarısıyla da öne çıkıyordu. Örs, alçak gönüllülüğü, güler yüzü, herkesle yakın temas kurması, sorunu olanların sorunlarına koşmasıyla kendisini sevdirmişti. Siyasete DYP’de başlayan, daha sonra MHP’ye geçen ve son olarak İYİ Parti’de siyaset yapıp, önce Büyükşehir Belediye başkan adayı olup, kaybetmiş, Koray Aydın’ın da etkisiyle milletvekili adayı olup, seçilen ve Ankara’ya giden Hüseyin Örs’un bu yükselişi Trabzon halkı tarafından çok olumlu karşılanmıştı.
ESKİ MEKÂNLARINDA GÖREN YOK ARTIK!
Milletvekilliğinin ilk dönemlerinde de halkla iç içe tavrıyla, güler yüzüyle, her yere gidip, insanlarla sıcak temaslarıyla ve sorunlarına sahip çıkmasıyla da alkışı alıyordu. Zaman zaman Ganita’ya gidip, çay bahçesinde gençlik ve çocukluk arkadaşlarıyla sohbet ediyor, çay, kahve içiyor, bazen Çukurçayır’da halk kahvelerinde boy gösteriyor, bazen Faroz’da, Yeni Mahalle’de soluğu alıyor, bazen de köylere ve ilçelere kadar uzanan bir siyasetçi olarak halkın adamı görüntüsü veriyordu. Ancak son dönemlerde Hüseyin Örs’ü halkın arasında, eski gittiği mekanlarda görmek mümkün olmuyor. Daha çok Ankara’daki faaliyetleriyle öne çıkmaya çalışıyor. Trabzon’a geldiğinde de artık halkın arasında pek görülmüyor.
TELEFON MESAJLARI ARTIK OKUNMUYOR!
Sadece Trabzonlu hemşehrilerinin telefonlarına mesaj akıp, “Bu akşam falan saatte TBMM’sinde konuşma yapacağım” bildirimini yapıyor. Artık Hüseyin Örs’ün yüzünü görmeye hasret kalan eski dostları, arkadaşları, ağabeyleri de bu gelen mesajlardan rahatsız olmaya başladı ve, “Biz Hüseyin Örs’ün mesajlarını okumayı değil, kendisiyle sohbet etmeyi istiyoruz. Halktan kopmuş ve geldiği yeri unutmuş gibi gözüküyor. Eskiden ondan mesaj geldiğinde çok merak ederdik. Artık merak bile etmiyoruz, hemen siliyoruz. Çünkü anlıyoruz ki konuşması var ve bizim de dinlememizi istiyor. Halk kendisini seçimden seçime hatırlayanlara ve sadece telefon mesajıyla kendi reklamı peşinde koşanlara gerekli cezayı keser. Hüseyin Örs böyle devam ederse, bir daha zor seçilir” eleştirisini yapıyorlar.
Yorumlar
Kalan Karakter: