YÖNETİM GAZETECİNİN EKMEĞİYLE OYNARMI?
Tam 40 yılı aşkındır bu spor gazeteciliğin içindeyim. Ve tabii ki Trabzonspor’u da bu süre içinde aralıksız takip eden bir gazeteciyim. Eski yıllarda neredeyse gecem, gündüzüm, sabahım ya kulübün içinde, ya idmanda, ya yönetim kurulu toplantıları takibinde, ya başkan ve teknik adamlarının gece buluşmalarında, ya açılışlarında, ya futbolcularla ev röportajlarında geçerdi. Aktif muhabirlikten koptuktan sonra ise kulübün içinde değilse de dışından her türlü faaliyetini yakın gözlem altında bulundurmaya devam ettim. İster çalışayım, ister çalışmayayım, Trabzonspor benim birinci önceliğim oldu hep… Ama bunca yıldır hiç yaşamadığım bir olaya tanık olduk dün…
Ne mi bu olay?
Anlatalım… Trabzonspor kulübü resmi internet sitesinden ilk kez bir gazeteciyi hedef gösterdi ve kurumuna da ya programını kaldırmasını nihai olarak da işine son verilerek çoluk çocuğuyla birlikte aç kalması tavsiyesinde bulunmuş…. İsterseniz önce resmi siteden yapılan açıklamayı verelim; Sonra da düşüncemizi dile getirelim:
***
GAZETECİ İÇİN HEDEF GÖSTEREN AÇIKLAMA
“TRT Spor’da yayınlanan İleri Üçlü programında yorumculuk yapan Barış Yurduseven’in, Teknik Direktörümüz Abdullah Avcı’ya yönelik “yalancılık” ithamını içeren ifadeyi kullanmasını şiddetle kınıyoruz. Trabzonspor Kulübü Teknik Direktörü hakkında böyle bir ifadeyi kullanmak hiç kimsenin hakkı da, haddi de değildir. Kamu yayıncılığı yapan TRT gibi bir kurumun ekranlarından bunun yapılması ise ayrı bir garabettir. Trabzonspor Kulübü olarak genel ahlak ve yayın kurallarına uymayan yakışıksız ifadelerle, Teknik Direktörümüz Sayın Abdullah Avcı’ya hak etmediği ithamlarda bulunan Barış Yurduseven’in bu davranışı ile ilgili olarak TRT Genel Müdürlüğü’nden gerekeni yapmasını bekliyoruz. Trabzonspor Kulübü olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağımızı da kamuoyunun bilgisine sunarız.”
***
BÜYÜK KULÜP BÖYLE AÇIKLAMA YAPMAZ!
Konudan haberim olduktan sonra TRT’de Barış Yurduseven’in konuk olduğu programdaki konuşmasını dinledim. Burada, Abdullah Avcı’nın Sivasspor maçından sonraki açıklamalarına atıf yaparak, “Yalandan mazeret üretme Abdullah Hocam… Trabzonspor kötü oynuyor” diyerek sözlerine devam etmiş… Ne büyük bir hakaret, ne küfür, ne aşağılama var… Sadece birçok arkadaşımız arasında, “Yalandan mazeret üretme” sözü edilmiş… Bu söz bağlamından koparılmış ve resmi siteden işten atılmasını isteyebilecek bir niteliğe büründürülmüş ve haddi de(!) bildirilmiş…
Gerçekten neresinden bakarsanız tutarsızlık, haksızlık, büyük bir kulübün yönetimine ya da teknik adamına yakışmayacak, küçüklük görüntüsü veren bir açıklama… Barış Yurduseven’in düşüncelerini beğenirsiniz beğenmezsiniz. Ben birçoğuna katılmam ve eski yıllarda kendisiyle de çok sert tartışmalar yaşamışım, kızmışım, tepki göstermişimdir. Ama düşüncelerine katılmıyoruz diye, hedef yapmak, işten atılmasını sağlama çabasına girişmek ancak Trabzonspor gibi çok büyük gücün etkisini kullanmaya çalışan küçük insanların talebi, isteği ve tarzı olabilir diye düşünüyorum.
***
TRABZONSPOR BÖYLE BÜYÜK OLMADI
Yapılması gereken, eğer Barış Yurduseven ya da bir başka gazeteci yalan yanlış bir şeyler yazıyor, çiziyor, konuşuyorsa, ya da hakaretler yağdırıyorsa, hukuk yoluna başvurmak, mahkemede kendisini mahkum etmek, tekzip yayınlatmak, gerekirse parasal cezaya çarptırılmasını sağlamaktır. Yani bir hukuk devletinde yaşıyoruz ve Trabzonspor kulübü de yasalarla, yönetmeliklerle yönetilmektedir. Bu kulübü yönetenlerin de yapması gereken sokak jargonunu kullanıp, milyonlarca taraftara bir kişiyi hedef göstermek değil, hukuki yollara başvurmak olmalıdır.
Gerçekten böyle bir olayı Trabzonspor’a yaşatan yönetimin ve Abdullah Avcı’nın yüzünün kızarması gereken bir durum söz konusudur. Trabzonspor kulübü, birkaç kişiyle didişecek kulüp değildir. “Trabzonspor güçlülerle sevişerek değil, savaşarak büyük olmuştur” sözü boşuna söylenmemiştir. Trabzonspor kulübü tarihi büyüklüğe ulaşırken, siyasetin en tepe kurumunu dize getirmiştir. Federasyonu yerle bir etmiştir. Onun MHK’sini ve sahadaki uzantıları hakemleri silindir gibi ezmiştir. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi devlet gücünü arkasında bulan kulüplere tarihi tokatları atmıştır. Yoksa bir gazetecinin işine son verme çabası gösteren, küçük düşünceli yöneticilerle bugünkü yerine ulaşmamıştır.
***
TGC, TSYD VE TAŞKIN’IN TAVRI MERAK EDİLİYOR
Barış Yurduseven için Trabzonspor resmi sitesinden yapılan bu açıklamadan sonra hem Trabzon Gazeteciler Cemiyeti yönetimi, hem de Türkiye Spor Yazarları Trabzon şubesi ve merkezi mutlaka açıklama yaparak, kulübü yönetenlerin yanlışlar içinde bulunduğunu, meslektaşlarının hedef yapıldığı için üzüntülerini bildiren ve bu tavırdan bir an önce vazgeçilmesini isteyen birer bildiriye imza atmalarını beklemek, gazeteci olarak hakkımız olsa gerek… Bir de Murat Taşkın gerçeği var kuşkusuz… Murat ağabey bir yandan Trabzonspor yönetiminin medya danışmanı, diğer yandan da TSYD Genel Merkezi Asbaşkanı… Geçmişte kendisine, “Bu iki görevden birisinden ayrılman gerekir. Etik davranış bunu gerektirir” dediğimizde bize kızmıştı. İşte tam da bu nedenle onun saygınlığını korumak için yazmıştık ama bizi anlamamıştı. Şimdi Sayın Taşkın’ın, Barış Yurduseven’i kınayan, işine son verilmesini isteyen metni nasıl bulduğunu açıklamalı… Ayrıca bir meslektaşının böyle bir metinle hedef gösterilmesine karşı nasıl bir tavır alacağını kamuoyu ile paylaşması gerekli… Yönetim danışmanı olarak TSYD’ye, “Bu metin iyi olmuş, sakın kınamayın” şeklinde bir tavır mı sergileyecek, yoksa, “Mesleki örgütüme üye bir meslektaşım hedef yapılıyorsa, şartlar ne olursa olsun bunu yapan kurumdan istifa ediyorum” şeklinde bir duruş mu gösterecek gerçekten merak ediyoruz…
Onu da bekleyip göreceğiz!
***
MURAT TAŞKIN’IN YANIT HAKKI VE!...
Dün bu köşede TSYD Trabzon şubesi seçimiyle ilgili bir yazı kaleme alırken, Murat Taşkın ağabey ile de ilgili birkaç söz söyledik. Bunun üzerine Sayın Taşkın bir yanıt göndermiş bize… Biz de yanıt hakkına saygıyla Taşkın’ın ifadelerini aynen buraya aktarıyoruz:
“TSYD’de seçimler zorlu geçecek” başlığı altında Sis Perdesi köşesinde bilgi eksikliği ile “Öyle sanıyorum ki hiç spor gazeteciliği yapmadan, ilgisi olmayan alanda TSYD Trabzon Şube başkanlığı yapan, şimdi de Genel Merkez’de asbaşkan olan Murat Taşkın” şeklinde kamuoyu ile paylaşılan kısmı bizim tabirimizle sadece “kaleme alanı” aydınlatmak için iletiyorum.1980-2000 yılları arasında Anadolu Ajansı’nda çalışırken bile gerektiğinde müsabakalarda maç yazısı yazmayı bir kenara koyun, birlikte çalışırken foto muhabiri olarak da kendisine yardımcı olmaktan gurur duyduğum sevgili arkadaşım Turgut Özdemir’in verdiği manuel makinenin (!) deklanşörüne onlarca yüzlerce kez dokunmaktan zevk aldığımı! Aynı süre zarfında amatör olarak futbol oynayıp, 15 yıla yakında spor yapmamı teşvik etsin diye hakemlik yaptığımı. AA ‘dan emekli olduktan sonra yanı 2000 Ağustos’undan 2021 Eylül’üne kadar Yeniçağ Gazetesi’nde aralıksız olarak spor yazarlığı icra ederek binlerce yazıyı kaleme aldığımı…35 yıldır TSYD üyesi olduğumu,
Trabzon da spor tarihini ve Trabzonspor’u en iyi bilenlerden İhsan Öksüz’ün başkanlığında 2 dönem TSYD Trabzon Şubesi’nde başkan yardımcılığında bulunduğumu... Sonrasında rahmetli Cevat Kol’un “Ben başkan olmak istiyorum” talebine “Benden daha çok spor basını ile iç içe diyerek” kendisine yol açtığımı…
Cevat Kol’un göreve devam etmeme kararı alıp istifa etmesi üzerine, “Gel sen bu arkadaşların başına geç” talebi ile Şube Başkanı olduğumu ve bunu 2 dönem devam ettirip yeniden aday olmayıp, “Bizden sonraki kuşaktan birileri olmalı” sözüme sadık kalıp Selçuk Kılıç başkanlığında aktif çalışan meslektaşlarımdan oluşan çok iyi bir yönetim oluşmasına katkı sağladığımı hatırlamayıp Murat Taşkın için, “Hiç spor gazeteciliği yapmadan” ibaresini kullanılmasına ne söylenecek söz vardır, ne de böyle bir bilgisizliğe verilecek cevap…
Bu arada 2007 Birinci Karadeniz Oyunları ile 2011’deki Avrupa Gençlik Olimpiyatlarında Medya Direktörlüğü yaptığımı da, rahmetli Uğur Mumcu’nun “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar” kategorisindekilere hatırlatmam da gerekiyor mu? Bilmiyorum! TSYD Genel Merkez Yönetimine ilk kez Trabzon’dan bir meslektaşımızı (Ergun Ata) sokmak için ne kadar çaba gösterdiğimi, sonrasında da gelen teklif üzerine 2 dönemdir de orada olduğumu ve halen de Asbaşkan olarak görev yaptığımı, sadece Trabzon adına bir gurur saydığımın da bilinmesini isterim. Bunları eleştiri için yazmadım. Mesleğimizin “Kulağım duyduğunun hiçbirine inanmam, gözümün gördüğünün ise yarısına inanırım” anlayışı ile araştırmaya, öğrenmeye ve aktarmaya cevaz verdiğine inandığım ve de bugün benim için eksik bırakılanların yarın bir başkası için de olmaması adına paylaşıyorum.
***
BUNUN ADI KONUYU ÇARPITMAKTIR; NEDEN Mİ?
Murat Taşkın, bir yazımızdaki çok kısa bir bölüme bu kadar uzun bir yanıt verdiğine göre demek ki bu köşe bayağı etkiliymiş… Kuşkusuz söyleyecek çok şey yok. Ama şunu ifade edeyim ki, ben şahsen 40 yılı aşkın spor gazeteciliğinin içinde geceli gündüzlü çalışmış birisi olarak, ne amatör maçlarda, ne salon sporlarında, ne 3’ncü ve 2’nci lig takımlarının, ne Trabzonspor’un idmanlarında Murat Taşkın’ı doğru dürüst gördüğüm yoktur. Kuşkusuz Trabzonspor maçlarında bürolar çok sayıda kişi görevlendirir. Burada da bazen siyaset muhabirleri de foto muhabiri olarak görevlendirilmiştir. Benim çalıştığım gazetelerde de bu çok yaşanmıştır. Bazen spor muhabiri izinli olduğunda adliye, polis ya da siyaset muhabiri Trabzonspor idmanlarına gitmiştir. Ama bu onların spor muhabiri olduğunu göstermez. Tıpkı benim de bazen polis adliye ya da siyaset muhabirleri sayısal olarak yetersiz kaldığında, cenaze, yürüyüş, siyasi lider takibi haberlerine ara sıra gittiğim için bu alanların muhabiri olamayacağım gibi…
Aslında buradaki dünkü yazıda benim daha çok üzerinde durmak istediğim, her alanda olma sevdası ve anlaşılmaz özgüvenidir. Kuşkusuz Murat Taşkın, Yeniçağ Gazetesi’nde spor yazmıştır, aynı zamanda Karadeniz’de de karma yazılar yazdığı gibi… Ama bir yandan Borsa’da medya iletişim, bir yanda iş ortaklıkları, bir yanda Trabzonspor yönetimine danışmanlık, bir yanda TSYD Asbaşkanlığı v.s…
İnsan bir yerden vazgeçer arkadaş…
Asıl sözüm her yerde etkili olma gayretkeşliğinedir…
Bir de gerçekten spor gazeteciliğinin içinden gelmek diye bir şey vardır. Yoksa bugün doktorluk, avukatlık ve benzeri meslekler yapan ama spor ya da politika yazarlığını da es geçmeyen yüzlerce isim sayabiliriz değil mi?
Ama bunlar spor ya da politika yazarı olarak kabul edilmezler. Onlar yine doktordur, avukattır…
Yanılıyor muyum yoksa?
Yorumlar
Kalan Karakter: