TRABZONSPOR’DA SÜRMEN DEVRİ KAPANDI
Trabzonspor’un Divan Kurulu geniş bir katılım ile dün gerçekleşti. Trabzonspor’a aidatlarını düzenli bir şekilde ödemiş, uzun yıllar gönül bağını koparmamış divan kurulu üyeleri salonu sabahın erken saatlerinden itibaren doldurdu. Kongre Divan Başkanlığına Trabzon’un tecrübeli avukatlarından Hakan Orhan seçildi. Genel kurulda ilk söz alan başkanlığı devredecek Ali Sürmen aldı. Uzun ve sıkıcı bir konuşma yaptı. Sürmen, Hacısalihoğlu’nun gözlerinin içine baka baka kendisine görev süresi boyunca haksızlık edenler olduğunu ve bunu yapanlara hakkını helal etmeyeceğini dile getirdi. Trabzonspor Kulüp Başkanı Ertuğrul Doğan, Ali Sürmen’e hizmetlerinden dolayı bir plaket takdim etti. Ardından da genel kurula katılan isimlere kısa bir teşekkür konuşması yaptı.
Genel Kurula Trabzonspor'un eski başkanlarından sadece Ahmet Celal Ataman katıldı.
***
KONUŞMACILARIN PERFORMANSI DÜŞÜKTÜ
Divan Genel Kurulu’nda 4 üye söz aldı. Yönetime eleştirilerini dile getiren üyelerin sözleri sürekli kongre divan başkanı tarafından kesildi. Bir anlamda konuşacak oldukları kelamlar ağızlarına tıkandı. Bu durum hiçte hoş görünmedi. Ardından önceden belirlenen konuşma sırasına göre adaylardan Emin Kahraman, Hayrettin Hacısalihoğlu ve Mahmut Ören söz aldılar. Üç aday da yapacaklarını kısa cümlelerle genel kurul üyelerine aktardılar. Açıklamalar kağıt üzerinden okundu. Salonun loş ışığından mı yoksa heyecandan mı bilinmez üçüde kesik kesik konuşunca salonda homurdanmalara neden oldu. Daha sonra oylamaya geçildi. Oy kullanma işlemi tamamlandıktan sonra sonuçlar açıklandı. Mahmut Ören rakiplerinin toplam oyundan daha fazla oy alarak Trabzonspor’un yeni Divan Kurulu Başkanı oldu. Sonuçlar açıklandıktan sonra üç adayda kürsüye çıkarak kucaklaşıp, birliktelik pozu verdiler. Mahmut Ören’i ilk tebrik eden isim de Trabzonspor Kulüp Başkanı Ertuğrul Doğan oldu.
***
MAHMUT ÖREN DERSİNE İYİ ÇALIŞTI
Mahmut Ören Trabzonspor Divan Başkanlığı için disiplinli bir çalışma gerçekleştirdi. Bu dönemde Ören’in çalışma grubunda bulunan eski bir Trabzonspor yöneticisi, “Genel kurula 1.200 üye katılır, Mahmut Ören’de 650 ile 700 arasında bir oy alır. Diğer iki adayda 300 rakamına ulaşamaz” demişti. Bu ismin dedikleri aynen çıktı. Mahmut Ören sonuçların açıklanmasının ardından Tuncay Lakot’un canlı yayınına katıldı ve bu sonucu beklediklierini söyledi. Yani Ören ve ekibi dersine iyi çalıştı ve sonucunu aldı. Hayırlı uğurlu olsun.
***
AK PARTİLİ KURMAYLAR TONYA’YI COŞTURDU
31 Mart Yerel seçimlerinde AK Parti’nin sıkıntı yaşayacağı ilçeler arasında Tonya geliyordu. Mevcut Belediye Başkanı Osman Beşel, dürüst ve çalışkan bir isim olmasına rağmen son dönemlerde yaptığı icraatlardan dolayı Tonya halkının bir kesimi tarafından eleştirilere maruz kalmıştı. İlçede bağımsız aday olarak çalışmalarını yürüten Veysel Kurt ve CHP adayınında kamuoyunda karşılık bulması, Beşel’in yeniden seçilme riskini arttırmıştı. Dün, Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu, önceki dönem milletvekili Salih Cora ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Metin Genç, Tonya’da vatandaşlarla buluştu. Bu ziyaret bir anda mitinge dönüştü. Tonya Meydanı bir anda vatandaşlarla doldu taştı. AK Partili kurmayların bu hamlesi Tonya’da AK Parti’nin üzerindeki ölü toprağının atılmasına neden oldu. Bu küçük miting ile Osman Beşel varlığını bir kez daha hissettirdi.
***
YEREL SEÇİM HEYECANI YOK GİBİ
Türkiye 31 Mart tarihinde yerel seçimlere gidecek ve şehirleri ve ilçeleri yönetecek yeni belediye başkanları belirlenecek. Kuşkusuz parti genel merkezlerinde karşı tarafı suçlama, hatta iftira atma ya da hizmetleri görmezden gelme ve tehdit etme gibi unsurları yine yaşıyoruz ve bundan dolayı utanıyoruz. Demokrasilerde sandık halkın iradesini ortaya koyduğu zirvedir. Halkın tercihlerine de herkes saygı duymalıdır. “Bu ilçe bize oy vermedi, bu il başka partinin adayı tarafından yönetiliyor. O halde hizmet de yok. Hatta önünü de keser, perişan ederim” şeklindeki bir anlayış kesinlikle demokrasiyle bağdaşmaz… Bu ülkede tüm yurttaşlar vergisini veriyorsa, yaptıkları alışverişlerle milli gelire ve Gayrı Safi Milli Hasılaya katkı sunuyorsa, hangi parti mensubunu seçerse seçsin, hizmet etmeyi hak eder. Çünkü onlara hizmeti getirecek olanalar parayı kendi ceplerinden vermiyor. Halkın parasının bir kısmı yeni bir hizmet olarak onlara iade ediliyor.
***
İNSANLAR SEÇİM HAVASINA GİREMEMİŞ
Yani halkın iktidar ya da yerel yönetimlere verdiği borç paranın bir kısmını onlara döndürüyor yönetenler. Yoksa elindeki gücü kullanıp, kendilerinden olmayanlara karşı acımasız davrananların demokrasiden ve insan haklarından nasibini almadığını söylemek sanırım abartı olmaz. Ülkemizde seçim atmosferi uzun süredir devam ederken, artık kimlerin aday olduğu da kesinleşti. Bu aşamadan sonra hem yerel yönetimlere talip olanlar, hem de parti merkezleri kazanmak için sahada yoğun bir faaliyet gösteriyorlar. Ancak ben Trabzon sokaklarını arşınlarken halkta önemli bir heyecana tanık olmuyorum. Kitlesel olarak adayların durumu, kimin kazanacağı şeklinde sorular sorulmuyor. Kuşkusuz ikili sohbetlerde insanlar taraftarı olduğu partinin adayının kazanması için neler yapılması gerektiğini konuşuyor, anlatıyorlar. Ancak sokakta bir coşku, bir seçim atmosferi görmek mümkün değil. Yerel seçimlere şunun şurasında 29 günlük bir zaman kaldı. Ve heyecanın dorukta olması gerekir değil mi?
***
SEBEBİ UMUTSUZLUK VE RAHATLIK MI?
Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti ve daha birçok Partinin yanı sıra bağımsız adaylar da boy gösteriyor. Sokaklarda hemen hemen her Partinin standı bulunuyor. Bu statlarda gençler, orta yaşlılar, hatta yaşlı insanlar da görev yapıyor. Partilerinin, adaylarının broşürlerini dağıtıyorlar. Ancak stantlarının etrafında halk kalabalığı görmek mümkün değil… Birkaç kişi toplanmış, broşürlere bakıyorlar, kimisi alıp inceliyor ama hepsi bu kadar… Sokak sokak gezen adaylar da öyle ahım şahım kalabalıklar toplamıyorlar. Öyle ‘Aman sandık gelsin de demokrasi görevimizi yapalım” havasında az insana rastlıyoruz. Sanırım bundaki en önemli etken, genel seçimlerde büyük umutlar besleyen muhalefetin kaybetmesinden sonra, “Yerelde de kazanamayız” havasının hakim olması, iktidar yanlılarında da, “Ceketimizi koysak kazanırız” havasının önemli rolü bulunuyor. Bir de stantlarda özellikle Gazze’deki İsrail katliamı ve Erzincan’daki heyelan faciası nedenleriyle müzik yayını yapılmaması dikkat çekiyor.
Bu duyarlılığı da alkışlamak gerekiyor.
Son söz, şayet Trabzon sokaklarının havası sandığa yansırsa tarihin en düşük katılımı seçimini yaşamaya hazır olalım derim…
Bekleyip göreceğiz…
Yorumlar
Kalan Karakter: