NE KADAR ÇOK KAYIP VERDİK!
Kuşkusuz tüm canlılar için iki gerçek var. Doğum ve ölüm… Bir insan ne doğumunun, ne ölümünün farkına varabilir. Doğarken, doğumuna tanıklık edenler sevinç gözyaşları, ölümde de arkasında kalanlar acı gözyaşlarını döker… Gözyaşının renginin aynı olduğu söylenir ama bilim aslında acının, hüznün, sevincin, coşkunun gözyaşı renginin çok farklı olduğunu ortaya koyar… Biz de çok doğumlara tanıklık ettik, mutlu olduk ama son yıllarda ne çok ölüm yaşadık yakın çevremizde… Spor ve medya dünyasındaki ölümler artık kanıksanır hale geldi değil mi?
Basınımızın duayen isimleri Zeyyat Nemli’ler, Ömer Güner’ler, Ayhan Kıyak’lar, Orhan Kaynar’lar, Mehmet Tan’lar, Suavi Kaptan’lar, Refik Karaağaçlı’lar yıllar önce aramızdan ayrıldılar. Her birinin yasını ayrı ayrı tuttuk… Ama son yıllar o kadar hızlandı ki ölümler… Ahmet Kayacık’lar, Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu’ları, Turgut Özdemir’ler, Salih Çamoğlu’lar, Muharrem Kaya’lar, Ali Zengin’ler Turgay Murtezaoğlu’ları, Mehmet Güner’ler… Derken Cevat Ocak’lar, Cevat Kollar aramızdan ayrıldı birer birer kısa süre önce… Ya futbol dünyasındaki ölümler… Suat Tekelioğlu, Hayri Tekelioğlu, Selahattin Ahıskalı ve derken Özkan Sümer, Ahmet Suat Efsaneleri…
Ve nihayet henüz genç sayılabilecek bir yaşta Alaattin Kazancı… Yıllarca gazetelerde emekçi olarak savaştı, sonra Trabzonspor’da göreve başladı… Emekliliğini henüz yeni doldurmuştu… Geç de olsa ikiz çocuk babası olmanın mutluluğunu yaşarken, eşi Fatma ile birlikte onların genç bir kız ve erkek olmalarını, liseyi, üniversiteyi okumalarını, hayata atılmalarını göremeden gözlerini kapattı bu dünyaya… Ve o ikizler, büyürken babalarından ayrı kalmanın derin acısıyla yaşamayı öğrenecekler yaralı anneleriyle birlikte… O kadar acı yaşadık ki son yıllarda, kanıksadık sanki de, bir sevinç haberine hasret kaldık yazık ki!...
Biz Alaattin’in hastane kapısına gittiğinde oradan dimdik döneceğini hayal ettik hep… Ama olmadı, direnemedi ve sonunda o da ayrıldı aramızdan, ölen diğer meslektaşlarımız, spor insanları gibi… Ruhu şad olsun, başta ailesi olmak üzere, tüm sevenlerinin, medya dünyasının, Trabzonspor camiasının başı sağ olsun…

***
YUSUF YAZICI’DAN HERKES RAHATSIZ!
Trabzonspor altyapısından yetişen nadir yeteneklerden biri olarak 4 sezon önce Fransa’nın Lille kulübüne 17,5 milyon Euro ve Edgar Lee’ye karşılık kulüp tarihinin rekor bonservis bedelini getirerek transfer olan Yusuf Yazıcı, sezon başında sürpriz bir şekilde kiralık da olsa yuvasına dönüş yapmıştı. Yusuf Yazıcı’nın dönüşüyle birlikte takımın büyük bir güç kazanacağı da kesin olarak kabul ediliyordu. İlk geldiğinde sakatlığı vardı. Bunu atlattıktan sonra büyük işler yapacağına inanılırken, oynadığı her maçta sahada küçüldükçe küçüldü. Muhteşem Yusuf Yazıcı’dan eser yoktu. Herkes üzerine titredi ama bir sezondur bu oyuncu kımıldamadı bile… Kendisiyle kim görüştüyse, kim akıl vermeye çalıştığıysa, yol gösterme çabasına giriştiyse hiçbir fayda etmedi. Yusuf Yazıcı’nın bu kadar vurdumduymaz olması, sahada gezinmesi, eski kimliğinden eser kalmaması nedeniyle kendisine menajerlik yapanların bile çok rahatsız olduğu ileri sürüldü. Bu oyuncunun laf dinlememesi, idmanlarda neredeyse hiç çalışmaması herkese ‘illallah’ dedirtmiş gözüküyor. Artık gün sayılıyor ve gelirken, “Harika oldu” derilen Yusuf Yazıcı’nın gitmesiyle zil çalıp oynayacak noktaya geldikleri dile getiriliyor. İşte bir futbolcu ancak bu kadar kendini bitirebilir ve yeteneklerine ihanet edebilir. Daha 3 yıl önce örnek gösterilen Yusuf Yazıcı gelecekte genç oyunculara kötü örnek olarak gösterilecek futbolcuların başında yer alma noktasına geldi.

***
BIYIK, ELEŞTİRİLERİMİZE ALINMAMALI!
İki gündür Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık ile ilgili olarak partisinin seçim çalışmalarında yer almadığı yönünde bu köşede eleştirilerimiz dile getirdik. Bıyık, bu eleştirilerimizden oldukça rahatsız olmuş. Kendisinden, “bu eleştirileri neden yaptımızdan ziyade, ben nerede hata yaptım” demesini beklerdik. Tabi öyle olmadı. Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, taa.. İstanbul’dan gelip partisinin seçim çalışmalarına destek veriyorsa Bıyık’ın kendisini bir kez daha sorgulaması lazım. Üstelik Çalık’ın babası 3 aydır Fatih Devlet Hastanesi yoğun bakımında yaşam mücadelesi verirken bunu yapıyor. Sabah 06.00’da seçim çalışmalarına başlıyor, gece saat 02.00’lere kadar dur durak bilmeden çalışıyor. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ta aynı şekilde emek sarfediyor. Trabzon’da sevilen ve takdir gören Bıyık’tan beklenen de Mansur Yavaş gibi ücretsiz izine ayrılarak bu zorlu seçimde partisinin adaylarının yanında olmaktı. Çünkü Mustafa Bıyık’ın halk nezdinde karşılığı olduğunu biliyoruz. Partisinin oylarının artırılması noktasında ciddi katkı sunacağının farkındayız. Kendisi, “yoğun bir şekilde çalışlıyoruz” diyor. Peki, nerede nasıl çalışıyor? Bizler gazeteci olarak bundan haberdar değil isek, vatandaşın nereden haberi olacak? Sosyal medyada denilen bir mecra var. Neden çalışmalarını kamuoyu ile paylaşmıyor. İnsanlar parti tanıtım ve organizasyonları için milyonlarca para harcarken, sosyal medyada iki fotoğraf paylaşmak gerçekten o kadar zor mu? Siyasetçi eleştirilere açık olmalı… Bugün milletvekili seçimlerinde partinin yanında olmazsan, yarın yerel seçimlerde de vekil adayların seninle birlikte olmaz. Bugun Bıyık’ı nasıl eleştiriyorsak, yarında kendisine destek olmayan parti mensuplarını aynı şekilde eleştireceğiz. Onun içindir ki; Bıyık’tan bütün bu yaşananları bir kez daha düşünüp, ona göre özeleştiri yapmasını öneriyoruz. Zira amacımız bağcıyı dövmek değil!

***
TRABZON’DA MEHMET ÇALIK RÜZGARI
İstanbul Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık CHP 28.dönem milletvekili adayları ve Cumhurbaşkanlığı Ortak SKM ekibi ile Trabzon'da bir basın toplantısı düzenleyerek yerel basınla buluştu. Gazetecilerin toplantıya yoğun ilgi gösterdiği dikkatlerden kaçmadı. Mehmet Murat Çalık Trabzonlu bakanlara gönderme yaparak “Doğduğum topraklardan irtibatımı hiç kesmedim, ben memleketine uzaktan bakanlardan değilim!'' diyerek Trabzonlu bakanları eleştirdi. Çalık yaptığı açıklamalarda özellikle Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacak olan Ekrem İmamoğlu'nun Trabzon için büyük bir şans olduğuna vurguladı. Mehmet Murat Çalık'ın Trabzon'da bazı özel temaslarda bulunduğu yine aynı günün akşamına ise yereldeki tüm STK temsilcileri ile özel bir toplantı programlandığı belirtildi.

***
GANİTA FAROZ TAMAM, PEKİ YA GÜLCEMAL?
Dün Ganita-Faroz Sahil Düzenleme Projesi açılış töreni gerçekleşti. Trabzon’un hayat damarlarından biri olan bu projeyle Ganita ve sahili ile özdeşleşmiş Trabzon için önemli bir yatırım oldu. Zira, denizde yapılan dolgu çalışmaları yüzünden Trabzon’da denizin varlığını unutmuş durumdaydık. Trabzon halkı uzun bir bekleyişin ardından artık rahat bir nefes alacak olmanın sevincini yaşadı. Havaların ısınması ve projenin tam anlamıyla sonlanmasının ardından yapılan işin ne kadar gerekli olduğu bir kez daha ortaya çıkmış olacak. Emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Tabi bu güzel projenin ardından yapımı yılan hikâyesine dönen Gülcemal bölgesininde ne olacağına acil karar verilmesi. Ganita- Faroz mantığının daha da anlam kazanması için Gülcemal sorunun bir an önce çözüme kavuşturulması gerekiyor.

Yorumlar
Kalan Karakter: