ŞAMPİYONLUK BELGESELİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ!
Trabzonspor 1975-84 yılları arasında Türkiye’yi adeta kasıp kavurdu. Bir devrime imza attı. Şampiyonluklara ambargo koydu, kazanmadık kupa bırakmadı. Ancak bu tarihten sonra yabancılaşmanın yarattığı etkiyle birlikte şampiyonluklara uzun süre ara verdi. Kulüp 1994-95 ve özellikle 1995-96’da, 2004-2005’te ve bir de 2010-11’de şike ve teşvik priminin ayyuka çıktığı dönemlerde şampiyonluğu kaçırdı. Aslında VAR sistemi o günlerde olsaydı Bordo-Mavililerin tüm o sezonlarda şampiyonluk şarkıları söylemesi kaçınılmazdı. Hatta estirilecek fırtınayla birlikte belki de 38 yılda en az 15 kez şampiyonluk kupasını müzesine götürebilirdi. Neyse sonuçta 38 yıl aradan sonra resmi olarak şampiyon olmayı başardı. Bu şampiyonluğun belgeselinin çekileceği sözü verilmişti ve bu da çok doğaldı. Ancak aradan bir yılı aşkın süre geçtikten sonra bir belgesel ortaya çıkarıldı. Bu kadar gecikmesini anlamak olanaksız. Neyse sonuçta bir belgesel yapılmıştı ve medya için Forum AVM’de bir gala düzenlendi. Davetliler arasında ben de vardım. Çok uzun bir aradan sonra Bordo-Mavili kulübün bir etkinliğine katılma kararı aldım.
***
BU BELGESELİ KULÜP MEDYA BRİMİ ÇEKEMEZ MİYDİ?
Kuşkusuz 2 saati aşkın süren ve 2021-22 sezonun şampiyonluğunun anlatıldığı belgesel bir firmaya yaptırılmış… Bana söylendiğine göre bu firmaya 1,5 milyon liranın üzerinde bir ödeme yapılmış… Belgesel büyük oranda eski çekimler, şampiyonluk sezonunun görselleri ve bunlar hem geçmişin efsaneleri, hem bugünün yıldız isimlerinin söyleşileriyle süslenmiş… Zaman zaman duygusal anlar yaşamamıza, dikenlerimizin diken diken olmasına, keyifli ya da hüzünlü anlar geçirmemize neden olan bir belgeseldi. Ancak böyle bir belgeseli bugün bünyesinde çok sayıda medya mensubunu barındıran Trabzonspor kulübü pekala yapabilirdi. Yani kulübü yönetenler, her yıl birkaç kişi medya birimine katarken, böyle bir belgeseli çekecek yetenekte ekip oluşturamamışsa Başkan Ertuğrul Doğan ve eski başkanların kulübe personel alırken ya yakınlarının, ya yakınlarının akrabalarının torpille işe adam doldurduğu mesajını vermişler… Yani böyle bir belgeseli çekecek yetenekte beyin ve ekip yoksa, kulübü yönetenlerin altyapı teknik adamlarının yetersizliklerinden hiç söz etme hakkı yok. Başkan kendisine, yönetime, şuna buna durmadan danışmanlar alıp, işe yetenek açısından sınırlı isimler yerleştirme yerine, bu kulübün vizyonuna uygun isimler barındırması şarttır. Yoksa bu kulüp KİT’ler görevi mi görüyor, birileri için…
Neyse…
***
BELGESELİ TARİHİ HİÇ BİLMEYENLER ÇEKMİŞ
Şampiyonluk Belgeseli, Trabzonspor ile isimleri özdeşleşmiş ve bugün hayatta olmayan birçok kişinin mezarlarına yapılan ziyaretler, onların isimlerinin yansıtılmasıyla başlıyor. Bu isimler arasında, Maçka’da PKK militanları tarafından öldürülen Eren Bülbül de var fakat acı ki Trabzonspor, 1995-96’da devletin baskısıyla Fenerbahçe’ye şampiyonluğu kaptırdığı maçın sabahında Görele’de evinin bahçesinde geride hazin ve duygusal bir mektup bırakarak hayatına son veren Mehmet Dalman hiç yok… Hem de Trabzonspor’un o sezon uğradığı haksızlıkla yaşadığı dram tüm boyutlarıyla belgeselde anlatılmasına rağmen… Taraftarları temsilen Ahmet Firidin uzun uzun konuşmuş da, bu kulübün gerçek anlamda taraftar kimliğine sahip on binlere ulaşmasında başrol bugün yönetimde yedek üye olan ve tarihin en başarılı taraftar dernekleri başkanı Ceyhun Eskici kimsenin aklına gelmedi mi? Peki böyle bir belgeselde Kocaelespor maçına giderken trafik kazasında vefat eden 5 taraftar, ya da Samsun’da Beşiktaş ile oynanan Kupa maçından dönerken ölen taraftarlar niçin hiç yer almamış… Madem 1995-96’dan o kadar söz edilmiş, dönemin başkanı Faruk Nafız Özak niçin konuşturulmamış ki? Kaldı ki, Özak, bu kulübün kaptanı, asbaşkanı, başkanı olarak belgeselde yaşanan birçok olayı anlatabilecek yaşayan tanıklardan biri olarak niçin hiç konuşturulmamış anlamak mümkün değil…
***
EFSANELERİ NASIL UNUTURSUNUZ?
Trabzonspor’un kuruluşundan, büyüdüğü ve çöküş dönemi yaşadığı dönemler de uzun uzun anlatıldı. Ancak Türkiye tarihinin en önemli Genel Kaptanı Süha Akçay’dan tek kelime söz edilemez miydi? Belgeselde uzun uzun konuşan Ali Kemal Denizci, Turgay Semercioğlu, Necati Özçağlayan, Hüseyin Tok, Güngör Şahinkaya ve Serdar Bali, kendi yaşadıkları bu dönemde Akçay ile yaşanan anılardan bir kaçını anlatamazlar mıydı? Ve aramızdan çok erken ayrılan bu ismin mezarının başında da görüntüler verilemez miydi? Bu kulübün tarihinin en başarılı başkanı olan ve çek defteri Süha Akçay’ın cebinde olan Mustafa Şamil Ekinci niçin ‘es’ geçilmiş… Kendisiyle İstanbul ya da Bodrum’a gidilip, geçmişten anıları paylaşması istenemez miydi? Trabzon’da ikamet eden son şampiyon Ahmet Celal Ataman niçin unutulmuş mesela? Madem tarihten gelip, şampiyonluk kutlamalarıyla bitirdiğiniz bir .belgesel yapıyorsunuz, bu tarihi kimlikler niçin .yok sayılır ki? Her şey bir kenara, Trabzonspor’un özkaynak modeline dönüp, Ahmet Suat Özyazıcı-Özkan Sümer ikilisinin de teknik direktör olarak kazanılmasını sağlayan yönetimin başkanı Salih Erdem nerede? O Salih Erdem ki, bu kulübün yaşayan iki kurucusundan biri… Nizamettin Algan, eski asbaşkan ve Divan Kurulu başkanlığı yaptı ve kurucu üye olarak hayatta kalan isim olarak uzun uzun konuştu, tarihi anlattı. Hakkı da… Ama Salih Erdem kulübün ortada kaldığı günlerde taşın altına gövdesini koymuş, Kıbrıs Barış Kupasını kazanan yönetimin başkanı… Trabzonspor’un bugünkü adıyla Süper Lige çıkmasını sağlayan ekibin lideri… Yaşadığı sürece hep bu kulübün içinde yer almış bir isim… Nasıl yok sayılabilir ve tek kelime onun hakkında yapılamaz? Bu belgeseli yapanların böylesine tarihi kimliklerden habersiz olduğunu düşünmek bile istemiyorum. Böyleyle, bu kadar acemi bir firmaya böyle bir belgeselin yaptırılması tam bir skandaldır.
***
O BAŞKANLAR NASIL UNUTULUR Kİ?
Trabzonspor’un tarihi anlatılırken, konuşan tek başkan Onursal Başkan Mehmet Ali Yılmaz… Tamam da, Sayın Yılmaz, başkan olmadığında Trabzonspor’un maçına bile gelmemiştir, kendi seçildiği bazı kongrelere gelme ihtiyacı bile hissetmemiş bir isim… Ona bu kadar söz hakkı verilirken, Sadri Şener’in, Faruk Naıfz Özak, Nuri Aybayrak’ın, Atay Aktuğ’un unutulması anlaşılır gibi değil… Hele, bu kulübün 1995-96 ve 2010-2011’de şampiyonluklarının çalındığı haklı olarak uzun uzun anlatılırken, 2004-2005 sezonunda Atay Aktuğ başkanlığı döneminde siyaset, TFF ve Cem Papila aracılığıyla kupasının gasp edildiği nasıl unutulur. Ya da unutturulmaya çalışılır… Oysa bu kulübün tarihini iyi bilenler, dünya tarihinde ilk kez çalınan şampiyonluktan sonra Trabzon’da 40 bin kişiyle taraftarın nasıl yürüyüş yaptığına tanık olmuştu. O taraftar ki Türkiye’nin en güçlü siyasi figürü ve Siyasi partisine, TFF’ye, MHK’ye ve hakemlere bayrak açmış, isminden uzun süre söz ettirmişti. Böyle bir eyleme sebebiyet veren çalınan şampiyonluğu unutan ya da bilmeyenler nasıl bu kulübün belgeselini çekebilir ki?
***
ŞENOL GÜNEŞ, NECMİ PEREKLİ NEREDE?
Trabzonspor tarihinin en önemli beş ismini saymanız gerekirse bunlardan biri de Şenol Güneş’tir. Çünkü bu kulübün 2’nci Ligden, 1’nci Lige çıkışında, Süper Ligdeki tüm Lig şampiyonluklarında, Kupa, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık Kupalarında var olan isimdir Güneş… Teknik direktör olarak da son 38 yılda elinden 4 kez şampiyonluk çalınmış bir isim olarak tarihe damga vurmuştur. Ama bu isim tek kelime bile konuşmuyor, o yaşanan görkemli tarihle ilgili… O mu konuşmuyor,, yoksa konuşturulmuyor mu? Eğer Beşiktaş’ı çalıştırıyor diye konuşmak istememişse ona yazıklar olsun. Ama, “Beşiktaş’ı çalıştırıyor, belgeselde yer vermeyelim” denmişse, bunu diyenlere yazıklar olsun! Peki ya Necmi Perekli! Takım 2’nci Ligdeyken oynanan PTT maçının katili kabul edilip, adeta linç edilerek koparıldığı Trabzonspor’a dönüp, bu kulübün ilk gol kralı olan oyuncusu nasıl böyle bir belgeselde hiçbir şekilde konuşmaz, konuşulmaz, tartışılmaz! O kadar mezar görüntüsü verildi de bunlar arasında neden Mustafa Gedik, Kör Metin yok? Onlar Bordo-Mavi formayı onurla temsil etmediler mi? Ahmet Suat Özyazıcı ve Özkan Sümer de gerektiği şekilde bu belgeselde kullanılmadı ve yarattıkları değerlere göre yüceltilmedi.. Mezarları bile gösterilmedi… Bu takıma dışarıdan gelen ama bir Trabzonlu hatta daha da fazla benimseyen, kendisine yapılan sayısız astronomik transfer teklifini reddeden, İskender Günen’nin de yok sayıldığını gördük… Oysa taraftarın gözünde, “Delikanlı İskender’di ve çok da özel bir insan olarak böyle bir belgeselde olmayı hak ediyordu.
***
BAŞKANIN FİNALI HİÇ YAKIŞIK ALMADI
En baştan, şu ana kadar da söylediğimiz gibi birçok eksik, yanlış vardı. Belli ki belgeseli yapan firma Trabzonspor’un tarihini pek iyi bilmiyordu. Kulüpten nemalananlar değil, Trabzonspor’u özümseyerek yaşayanlar ve yaşaması için çırpınanlardan da bilgi almamışlardı. Bu nedenle sayısız eksikleri söz konusuydu. Ama Şampiyonluk Belgeselinin finalinde Başkan Ertuğrul Doğan’ın yaptığı teşekkür konuşması hiç yakışık almadı. Gerçekten üzüntü vericiydi. Böylesine tarihi belgeselde Başkan Doğan, “Bize her türlü desteğinden dolayı Berat Albayrak’a, Serhat Albayrak’a, Sadik Albayrak’a ve tüm Albayrak ailesine teşekkür ederim” ifadelerini kullandı. Trabzonspor’un son şampiyonluğunda özellikle Fenerbahçe ve İstanbul kulüpleri, kulübün siyasetten destek aldığına dair iddialar ortaya atmışlardı. Başkan bu teşekkürüyle adeta iddianın güçlenmesi çabası gösterdi. Bu bir yana, Trabzonspor’u kuran, büyüten, geliştiren, en büyük yapan efsanelerin baş tacı edilmesi gerekmiyor muydu? Başkan Ertuğrul Doğan, Trabzonspor tarihine damga vurmuş, başkan, yönetici, teknik adam, futbolcuların isimlerini sayıp teşekkür ederken, Albayrak ailesini de arada kaynatsaydı hadi bir yerde, ‘Olabilir’ derdik de.. Bu hiç olmadı, hiç yakışmadı!
Başkan Ertuğrul Doğan şunu asla unutmamalı ki, bu kulübün tarihini yaratanların ölümüne mücadelesi olmasaydı, bugün ne kendileri, ne de kendilerine destek veren ve bu kulüpte istediklerini de yaptıranların esamisi bile okunmazdı!
Yorumlar 1
Kalan Karakter: