BJELİCA’YA KALSA MESSİ YILDIZ OLMAZDI!
Trabzonspor Teknik Direktörü Nenad Bjelica geçtiğimiz hafta bir basın toplantısı düzenledi ve altyapıdan çıkan oyuncuların gelişim sürecinin nasıl olması gerektiğini(!) anlattı. Hırvat Teknik Direktör, “İkinci Ligde oynayan ve 7 gol atan bir oyuncu bize ne kadar katkıda bulunur? Bu oyuncuların önce ikinci ligde en iyiler arasında olması, sonra birinci ligde iyi bir takımda zirveye çıkması, ardından orta karar bir Süper Lig takımında kendisini kanıtlayıp, bize katılması gerekir” ifadelerini kullandı. Adeta küçük dilimizi yutacaktık. Oysa geçen sezon göreve başladıktan sonra altyapıdan birçok oyuncuyu A takım kadrosuna katmış, burada henüz 18 yaşındaki Emirhan Zaman’ı da Başakşehir maçında oynatmıştı. Arif Boşluk zaten o gelmeden de oynuyordu. Bjelica da bu oyuncuya sık sık 11’de yer vermekten geri durmadı. Oysa Arif de, Emirhan da altyapıdan çıkmış, ne 2’nci, ne 1’nci Ligde oynamış, ne de Süper Ligde orta karar bir takımın formasını terletmişti.
***
PEKİ, GÖKTAN GÜRPÜZ’Ü NEDEN OYNATIYOR?
Nenad Bjelica’nın alt yapıdan çıkan oyuncuları kazanma formülü buysa demek ke en iyiler bile ancak 23-24 yaşlarında Trabzonspor’a katılabilirler. Hem de kesintisiz 4 yıl harikalar yaratması gerekir. Hiç iniş çıkış göstermemesi de şarttır. Aslında Bjelica’yı dinlerken bir anda aklıma Leonel Messi geldi. Bu oyuncu demek ki Nenad Bjelica’nın eline alt yapıdan gelmiş olsaydı, kendisini hemen ikinci ligde bir takıma kiralık verir, sonra birinci lige terfi ettirir. Ardından Süper Ligde bir ekipte oynatır ve yeterli çıkışı göstermişse de Trabzonspor’a katar… Böylece Messi de 24 yaşında ancak büyük bir takımda forma bulabilir. Bjelica madem böyle düşünüyor, Borissia dordmund altyapısından gelen Göktan Gürpüz’ü niçin A takımda tuttu ve maçlarda yer veriyor? Sonra bakın Göktan da hemen skora katkı yapmaktan geri durmadı, birçok tecrübeli isimden iyi olduğunu gösterdi. Sanırım Bjelica’nın kriteri sadece Trabzonspor altyapısından yetişen oyuncularla sınırlı… Uygulamalarına bakınca başka sonuç çıkarmak mümkün değil… Bjelica’ya birileri, “Altyapı oyuncularını kaybetme adına mazeretlere sığına… Abdulkadir Ömür, Hüseyin Türkmen, Uğrucan Çakır, Yusuf Yazıcı da altyapıdan geldiler, öyle pek takım dolaşmadan A takımın yıldızı oldular” hatırlatmasını yapmalı…
***
HAMİ MANDIRALI HİÇ Mİ DEĞİŞMEYECEK?
Trabzonspor tarihinin en önemli futbolcularının başında yer alır. En çok gol atan, en uzun süre forma giyen, en fazla oynayan, en çok asisti yapan oyuncu olarak ismini Bordo-Mavili kulübün tarihine altın harflerle yazdırmıştır. Fakat teknik adam olarak ne yazık ki istenen yere gelememiştir. Bunda kuşkusuz en büyük hata kendisinindir. Ne yazık ki futbolun tüm dinamikleriyle ilgili geniş bir vizyon oluşturamamış, onun felsefesini, mantığını bilimsel olarak tam algılamayı gerçekleştirememiştir. Ayrıca gerçek bir lider görüntüsü de verememiştir. Yoksa Trabzonspor’da kendisine iki kez şans verildi ama sonrasında kayboldu gitti. Hami Mandıralı zaman zaman kendisine sorulan soruları yanıtlar, görüşlerini ortaya koyar. Geçtiğimiz günlerde de belli ki transfer sorulmuş, o da, “Bu takıma en az 5 transfer gerekli” demiş… Bunu okuyunca çok yadırgadım. Trabzonspor altyapısından yetişmiş bir oyuncunun kendisine transfer sorusu sorulduğunda, “Türkiye’nin en üretken altyapısı Trabzonspor’undur. Bu yapıdan azami ölçüde yararlanıp, eksik kalındıysa transfere yönelmek gerekir. Kulübün kurtuluşu da budur” demesini ne çok isterdim. Ama demedi. Sanırım Şenol Güneş, Trabzon’dan kendinden başka kaleci yetişmediğini sanırken, Hami de altyapıdan sadece kendisi gibi oyuncuların çıkabileceğini düşünebiliyor.
***
O İSİMLER TRANSFER EDİLSE HAMİ DAHİ OLMAZDI
Trabzonspor’un yanlış yabancı politikası sayısız altyapı yıldız adayının yok olmasına sebep olmuştur. Hami Mandıralı ve onun nesli şanslıdır. Neden biliyor musunuz? Çünkü Mehmet Ali Yılmaz başkanken 1987 yılında, Trabzonspor, Rıdvan Dilmen, Oğuz Çetin, Aykut Kocaman, Turan Sofuoğlu gibi o dönemin parlayan yıldızlarını transfer edecekti. Hatta son aşamalara gelinmişti. Fakat Yılmaz bir anda, “Transfer yapmıyoruz. Kimi alırsanız alın” diyerek yönetimine rest çekti. Teknik direktör Ahmet Suat Özyazıcı’ydı. Mecburen Hami Mandıralı, Hamdi Aslan, Hamdi Zivalıoglu, İbrahim, Taner Yılmaz, Hayrettin Aksoy gibi isimler A takıma çıkarıldılar. Bunlar arasında ilk sivrilen Hami oldu. Sonra Hamdi zirve yaptı. Neyse diğerleri de kazanılabilirdi ama olmadı. Sonraki yıllarda altyapıda en uzun süre çalışan teknik adamlardan biri olan ve Hami’yi 8 yaşından 18 yaşına kadar çalıştıran Sadi Tekelioğlu ile konuşurken, “Mevcut koşullarda altyapıdan oyuncu çıkarmak şans işidir. Eğer Mehmet Ali Yılmaz, Oğuz, Aykut, Rıdvan, Turan gibi isimleri transfer etseydi Hami Mandıralı da kaybolup gitmişti. Ama o isimler alınmadı, birçok altyapı oyuncusu zirve yaptı” demiştir.
Yani demem o ki, Hami Mandıralı, çok yetenekliydin ama mücadeleden kaçardın, takım savunması yapmazdın, sakatlanmaktan korkardın, dar alanda dripling yeteneğin yoktu ama buna rağmen Türkiye’nin de zirvesine çıkmayı başardın. Şunu bilmelisin ki senin gibi eksikleri olan ama artıları da bulanan çok sayıda altyapı oyuncusu yanlış yabancı transferine kurban gidiyor. Bunları bir de sen kurban etme olmaz mı?
***
YETER AMA BİRİ TİSKİ’Yİ DURDURSUN!
Trabzon Büyükşehir Belediyesinin her halde en tartışmalı birimlerinin başında TİSKİ geliyordur. Bu birim adeta abonelerine işkence etmeyi bir marifet sayıyor. Ya da suyu dağıtma konusunda yetenekleri çok zayıf… Bunu neden mi diyorum? Çünkü Trabzon’un her mahallesinde hemen hemen her gün sular kesiliyor. Bir gün altyapı çalışmaları, bir gün bilmem neredeki arızalar, bir gün, yükleyici firmanın aymazlığıyla birlikte yaşananlar gerçekten bu kent yaşayanını canından bezdirdi. Telefonlarımıza arızalardan kaynaklı su kesintisi bildirimleri gelmesinden bıktık artık. Yazın ortası… Bilmem Yeni Cuma Mahallesinde su borularının yenilenmesi sırasında yükleyici firmanın var olan boruları patlatması sonucu iki gün önce kesinti ihbarı yapıldı. Sabah sular kesildi. Saat 13.00’da verileceği bildirildi. Ancak akşam saat 22.00 sıralarında sular geldi. Bir gün sonra yani dün yine musluklardan ‘Tısss’ sesi geliyordu. Bu ses uzun sürede devam etti. İnsanlar el yüz yıkayamaz, bulaşıklarını, çamaşırlarını yıkayamaz oldu.
***
KÖYLÜDEN SU PARASI ALINIYOR DA HİZMET VAR MI?
Banyo yapamaz hale geldi. Hangi çağda yaşıyoruz. Bir boru patlamasıyla birlikte birçok mahalleyi bu kadar uzun süre susuz bırakmanın bir faturası yok mu? İş suya zam yapmaya sıra geldiğinde acıması olmayanların, hizmete sıra geldiğinde ehlikeyif tavır içinde olması nasıl açıklanabilir. Bir başka konuya daha kısaca değinmek istiyorum. Trabzon büyükşehir olduktan 5 yıl sonra köylülerden su sayaçlarını takmaları istendi. Köylü taktı tabii ki… Belediye tüm köylerden artık tıkır tıkır paraları alıyor. Sanırım köylünün de işin içine katılmasıyla sudan kazanılan para çuvallara sığmayacak noktaya gelmiştir. Ama köylünün parasını ödediği su için gerekli yatırımlar yapıldı mı? Tabii ki hayır! Ne arıtma tesisi var, ne borular değiştirildi ve iki günde bir suların kesilmesi önlenebiliyor, ne kanalizasyon sorunları giderildi. Yani hiçbir hizmet götürmeden, dağdan taştan su parası toplanıyor. Bu hiç vicdana sığıyordu. Halktan gelen para halkın hizmetine sunulması gerekmiyor mu? Bu noktada önce köylerdeki su borularının değiştirilmesi, arıtma tesisinin yapılması, kanalizasyon sıkıntısının giderilmesi en acil ihtiyaç değil mi? Yok ama… Sadece, ‘Bilmem hangi bölgede meydana gelen arıza nedeniyle şu 30 köye su verilemeyecek” mesajını atmayı hizmet sanıyorlar sanırım.
Ama onlar haklı… Bakıyorlar ki ne yaparsak yapalım köylü bizi seçiyor!
O zaman köylüden para almaya ve hizmeti ‘es’ geçmeye devam!
Yorumlar 1
Kalan Karakter: