DİVAN KURULU SEÇİMİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ!
Trabzonspor’da Cumartesi günü bir Divan Başkanlık Kurulu seçimi gerçekleştirildi. Üç aday yarıştı ve Mahmut Ören başkanlığındaki liste rakiplerine büyük fark atarak ipi göğüsledi. Kuşkusuz bu sürece gelene kadar çok şey yaşandı. İlk kez çok adaylı bir Divan Kurulu seçimi deneyimi yaşadı Bordo-Mavili camia… İsterseniz önce süreci kısaca bir hatırlayalım. Önce 4 aday vardı. İlk çıkan ve hiçbir ön koşul ortaya atmadan aday olan Yusuf Ziya Yılmaz’dı… Ondan sonra Mahmut Ören adaylık sinyalini verdi. Ören uzun dönemdir, “Mehmet Ongan aday olmazsa ben aday olurum. Ali Sürmen çıkarsa ona karşı aday olmam yakışık almaz. Faruk Nafız Özak bir isim lehine çekilmemi isterse çekilirim” gibi kendi içinde sayısız çelişki barındıran bir tavırla ortaya çıktı. Sonra Ongan ve Sürmen olmayınca adaylığını resmen ilan etti. Sonrasında hiç beklenmedik bir biçimde eski Asbaşkan Hayrettin Hacısalihoğlu da aday olduğunu açıkladı. Kısa bir süre sonra da Emin Kahraman, “Ben de kolları sıvadım” açıklamasını yaptı.
***
BAŞKAN OLMAKTAN KORKUNCA
Divan Başkanlığının yaptırım ve icra gücü olmadığı için geçmişten itibaren ve geleneksel olarak kulübün eski başkanlarından ya da büyüklerinden bir tanesi aday olur, herkes de ona destek verirdi. Ama belli ki Trabzonspor’a başkan adayı olma cesareti bulunmayan, bu nedenle de mutlak saygınlığı olan bir koltukta oturma egosu yüksek insanların ortaya çıkışı çok da yadırganmamalı… Trabzonspor kulübü 20 yıla yakın bir süredir İstanbul’da oturan, orada hayatının keyfini çıkaran isimlerin başkanlığını kabul etmiş bu kentin sözde ileri gelenleri ve sorsan büyük Trabzonsporlular… Başkanlık koltuğuna oturmak istemek demek, ekonomik çıkmazı bitirmek için gövdeni taşın altına koyman gerekiyor. Başkan olduğunda transferi doğru planlaman şart… Çok büyük ekonomik projeler ortaya koymalı, bunlar için gece gündüz çalışmalı, sponsor ve reklam çalışmalarında da başarılı olmalısın. TFF, MHK, PFDK, Tahkim Kurulu ile ilgili ilişkilerde çok tutarlı ve ciddi bir çizgi izleyip, yaptırım gücü oluşturabilmelisin.
***
EN SAYGIN KOLTUK DİVAN BAŞKANLIĞI
Başkan olduğunda Anadolu kulüplerine ağabeylik yapmayı becerebilmelisin. TFF seçimlerinde sözün herkesten fazla geçmeli…Kulübü, başkanları ve yöneticileri geçim kaynağı yapmış embesilleşmiş taraftarlara karşı bir duruş sergilemen, onların Trabzonspor ile bağlarını bıçak gibi kesip atmalısın. Bu da risk demek… Siyaset kurumuyla ilişkilerinde teslimiyetçi olmaman, objektif bir bakış açısıyla hareket etmen gerekiyor. Tüm partilere eşit mesafede olmalısın…Sahada sonuçlar kötü gidince küfür yemen, istifaya davet edilmen olası…Başkanlık koltuğu çok büyük özveri ve ilkeler manzumesi istiyor. Başkan olmak, medyanın dalkavukluğunu değil, onları da kulübün olması gereken politikalarına inandırıp, aynı çizgiye taşıyabilme bilgeliğiyle hareket etmek demek… Bu kadar sıkıntılı bir göreve talip olmaktan korkan ve genellikle İstanbul’da oturan cebi paralı, siyasetin karşısında el pençe divan duran iş insanlarının altında yönetici olma hevesiyle hareket etmekten başka çareleri kalmıyor. Buradan da ekmek çıkmayınca, "en saygın makam Divan Başkanlığı koltuğu" düşüncesiyle birlikte buraya akın edilmesi söz konusu oldu anlayacağınız…
***
ALİ SÜRMEN ÇOK KÖTÜ İZLER BIRAKTI
Trabzonspor’da 9 yıl civarında Ali Sürmen başkan oldu. Ben kendisinin öyle dişe dokunur bir faaliyetini göremedim. Divan Kurullarında konuşun, yönetime ‘dostlar alışverişte görsün’ şeklinde eleştiri getirirken, “Allah razı olsun, bu kulübü ortada bırakmadılar” şeklinde Trabzonspor’u çaresiz gösteren sözlerinden başka bir de İstanbul’un üç büyük kulübünün Divan Kurullarıyla yapılan toplantı ya da yemeklerden hatırlıyoruz. Ha bir de İhsan Derelioğlu’na çok çirkin, yakışık almayan şekilde saldırması ve Hayrettin Hacısalihoğlu ile çevresine bitmeyen husumetiyle… Unutmadan, Divan başkanı seçilmenin kriteri 5 yıl yöneticilik yapmayı zorunlu kılan tüzük değişikliğinde, “Ancak Divan başkanı hariç” şeklinde ucube bir maddenin de mimarlarından olarak da aklımızda kaldı diyebiliriz. Sonuç, çok kötü bir Divan başkanlık sürecinden geçmiş bir Trabzonspor’da görevi devralanların, yaşanan erozyonu sona erdirip, kaybedilen toprakların yeniden kazanılması için yoğun çaba harcaması gerekiyor.
***
YILMAZ’IN ÇABASI VE ÇEKİLME SÜRECİ
Trabzonspor’da artık 4 adaylı seçime girileceği düşünülüyordu. Bu dönemde eski Asbaşkan Erol Tuna, adayların azaltılması çalışmaları başlattı. Bu toplantılara 4 başkan adayı da katıldı. Bir tek öneri getiren Yusuf Ziya Yılmaz’dı. Adaylara birleşme adına 5 ayrı öneri getirdi ancak kabul ettiremedi. Çok iddialı bir şekilde çıktığı yolda ne yazık ki erken pes etti. Kendine göre, “Diğer adaylardan çekilmeler olması için bir yol açma” diye isimlendirilen bu süreç, aslında yarışa girmekten kaçınması olarak değerlendirildi. Hem de bunu kamuoyunun karşısına medya aracılığıyla bir de pahalı bir kahvaltılı basın toplantısıyla çıktığı ilk toplantıda yapması ilginçti… Herkes Divan başkanlığına neden aday olduğunu, geldiğinde neler yapacağını dile getirmesini beklerken şaşkınlık yaratan bir tavırla yarışa devam etmeyeceğini vurguladı ve köşesine çekildi. Bu Yusuf Ziya Yılmaz cephesinde birleşmeye bir adım olarak nitelendirilebilir ama genel algı, “Kaybetmekten çekindi” şeklindeydi. Yılmaz’ın çekilmesiyle birlikte artık 3 aday yoğun bir mesaiye başlamıştı.
***
HACISALİHOĞLU’NA DARBE YAPILMIŞ OLDU
Seçimlere 1 ay kaldığında Hayrettin Hacısalihoğlu sosyal medya hesabından kulübün ileri gelenleriyle ilgili çok olumlu nitelemelerle paylaşımlar yapmaya başladı. Oysa o kulübün eski başkan ya da yöneticilerin Trabzonspor’a verdikleri zararlar saymakla bitmezdi. Hacısalihoğlu’na Yusuf Ziya Yılmaz, Mahmut Ören gibi isimler aday olup olmadığını sorduğunda, “Aday olmam” dediği kamuoyuna yansıdı. Sonra birden aday olarak ortaya çıkması herkesi şaşırttı. Bu da, “Ali Sürmen’in adaylığından çekindiği için ortaya çıkmıyordu. Sürmen aday olmayacağını söyleyince bu kez o koltuğa oturmak istedi” şeklinde yorumlar yapıldı. Hacısalihoğlu, Şenol Güneş dahil kulübün önde gelen isimlerinin de desteğini almasına rağmen Mahmut Ören’in neredeyse üçte biri kadar oy aldı. Belli ki başta eski Divan Başkanı Ali Sürmen olmak üzere, Hayrettin Hacısalihoğlu, İdmanocağı’da başkanlığını, DYP İl başkanlığını, Trabzonspor yöneticiliğini ve asbaşkanlığını yaparken kırdığı ya da uygulamaları nedeniyle zarar gördüğünü düşünen herkes bu kongrede ondan intikam alma yoluna gitti. Böylece Hacısalihoğlu, Trabzonspor’da ilk kez bir koltuğa başkan adayı olarak talip olurken yenilmekten kurtulamadı.,
***
KAHRAMAN’IN ŞANSI HİÇ YOKTU
Bir başka aday Emin Kahraman’ın neden ortaya çıktığına bir anlam verememiştim. Gerçi adaylık süreci içinde çok çalıştı, gazete gazete dolaştı, basın toplantıları yaptı, birçok yere ziyarette bulundu, telefon diplomasisi kurdu ama yine de en az oyu alan isimdi. Çünkü Kahraman adaylığını açıkladığında yanında Muzaffer Ermiş vardı. Sonra Köksal Güney ekibe girdi. Benzer bir takım isimlerle birlikte Emin Kahraman sanki Nuri Albayrak ve İbrahim Hacıosmanoğlu kliklerinin uzantısı izlenimi verdi. Hele Kunduracılar Caddesinde üç beş kişiyle konuştuğumda, “Burada oyların çoğu Mahmut Ören’e gidecek” sözlerinden sonra hiç ama hiç şansı olmadığını anlamıştım. Çünkü Kahraman neredeyse bu caddede doğmuş büyümüştü. Burada kuyumculuk yapmış, amcalarının da bir ağırlığı vardı. Kendi doğduğu mahallede bile oyların çoğunu alamayan bir adayın bütünü elde etmesi mümkün değildi. Sonuçta düşünülen de oldu ve en az oyu alarak yarışı tamamladı, köşesine çekildi.
***
ÖREN’İN ADAYLIK ÇİZGİSİ YANLIŞTI
Trabzonspor Denetleme Kurulu Başkanı Mahmut Ören adaylığını açıklamadan önce, yukarıda da ifade ettik, “Mehmet Ongan, Ali Sürmen adaysa ben aday olmam” diyerek aslında çok yanlış bir stratejiyle işe başlamıştı. Bir kere bu kulübün içine gençliğinden beri bulunan Ören, ne yazık ki hala daha Trabzonspor’un dost-ahbap-çavuş ilişkileriyle birlikte düşünülemeyeceğini öğrenme konusunda sınıfta kalmıştır. Bir kere mevcut Divan Başkanı Ali Sürmen başarısızdır. Onun yardımcısı Mehmet Ongan da aynı şekilde başarısız kabul edilmelidir. Bu durumda Ören’in, kamuoyu önünde değilse de kapalı kapılar ardında, “Ben aday olacağım. Sizin çıkmanız etik olmaz” şeklinde düşüncesini ifade etmeliydi. Ama burada çocukluk arkadaşlığı ya da kurul arkadaşlığı Trabzonspor’da bazı şeylerin çok önüne geçtiği dikkatlerden kaçmıyor. Bir başka yanlışı da Denetleme Kurulu başkanlığı görevini bırakmadan aday olması ve yarışa girmesiydi. Bu da etik değildi ama tüm eleştirilere rağmen yine de bundan vazgeçmedi. Ama onun yanlış tavırlarına rağmen rakiplerine büyük fark atması, Trabzonspor Divan Kurulu üyelerinin de adayları sorgulama noktasındaki eksiklikleri ya da yetersizliklerinin de bir göstergesiydi.
***
MAHMUT ÖREN BAŞARABİLECEK Mİ?
Sonuçta Divan Başkanlık Kurulu başkanlığına Mahmut Ören oturdu. Kendisinin ifadesiyle, “Nizamettin Algan ağabey ve Ali Özbak ağabey, beni Divan başkanı görmek istiyorlardı” sözlerinden sonra aramızda olmayan camianın iki büyüğünün de gözü arkada kalmamış oldu. Ancak Ören’i zorlu bir süreç bekliyor. Bir kere Ali Sürmen’in kavgacı tavırlarıyla dağınıklaşmış camianın toparlanması için çaba harcamalı ve tüm parçaları birleştirmeyi başarmalı… İkincisi takım kötü gittiğinde, geçmişteki saygın Divan Başkanlarının yaptığı gibi tüm camiayı takımın etrafında birleştirebilmek için mesai harcamalı… Yani yönetime de, teknik kadroya da, futbolcuya da, personele de sahipsiz olmadığı hissini verebilmelidir. Kuşkusuz yönetimi gizli toplantılarda, özellikle ekonomi ve transfer politika konusunda uyarıp, doğruya sevk etme noktasına adımlar atmalıdır.
***
KULÜP DUYARLILIĞINI ÜST SEVİYEYE ÇIKARMALI
Bu noktada yönetimi kulübün uygulanması gereken politikalarına ulaştırma adına başarılı olamıyorsa da kamuoyu önünde bunu açık açık dile getirip militan ve gerçek taraftarı doğru politikalar çerçevesinde bütünleştirip, yönetime böylece baskı aracı olabilmelidir. Divan kurulunun icra gücü olmayabilir ama en azından etkisi vardır. Bu etkiyi en üst seviyede gösterebilmek için de camianın her açıdan önderi olabilecek isimlerle sürekli bir araya gelebilmelidir. Spor dünyasında, iş dünyasında, siyasette, bürokraside, sivil toplum örgütlerinde ve meslek odalarında etkin olan isimleri kulüp duyarlılığını en üst seviyeye çıkarabilmeli ve onların da yönetime baskı yapabilme gücüne ulaşmalarını sağlamalıdır. Kuşkusuz yönetimle köprüleri atıp, konuşabilme durumunu ortadan kaldırmamalı ama onların da dümen suyuna asla girmemelidir.
***
BİRİLERİ TARAFINDAN YÖNLENDİRİLMEMELİDİR
Ayrıca aslında Trabzonspor ile tüm bağlarını koparmış, ancak dedikodu yapmayı, arkadan iş çevirmeyi, ipi elinde tutmayı seven, bu noktada herkesi de kullanmaktan hiç geri durmayanların da emir eri gibi hareket etmemelidir. Bu kulübün yanında olması gerekenler, arka kapı siyasetiyle yetiniyorsa, onlar artık emekliliğini yaşayan ve köşesinde oturması gereken kişiler olarak bilinmeli, bu anlamda saygı görmeli ancak asla yönlendirici pozisyonuna sokulmamalıdır. Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu başkanını ancak kendisi ve yönetim yönetir. İpi başkalarının elinde olmaz. Bunu kesinlikle bilmeli ve buna göre hareket etmelidir. Eğer bunları başarabilirse Mahmut Ören Divan başkanlığı için genç sayılabilecek bir yaşta isminden takdirle, saygıyla söz ettirir. Aksi takdirde birçok Divan üyesi bile, “Elimiz kırılsaydı da oy vermeseydik” deme noktasına gelir.
Biz uyaralım da!...
Yorumlar
Kalan Karakter: