MEDYA’NIN GELDİĞİ NOKTA REZALET AMA!...
Eski yıllarda gazeteciler bir etkinliğe giderken tüm masrafları kurumları tarafından karşılanırdı. Hiçbir kurum ya da kişiye herhangi bir şekilde bağımlılık hissedilmeden haberlerin ve yorumların yapılması ilkeydi. Ama her alanda olduğu gibi bu noktada da gazete, internet sitesi ya da TV sahipleri, bir kurum ya da kişinin düzenleyeceği etkinliğe davet edilen çalışanlarının masraflarının karşılanması teklifini göbek atarak kabul etti. Patronlar masraftan kaçtığını düşünüp, avuçlarını ovuştururken, gazetecilik özgürlüğünü de adım adım bu masrafları karşılayan kişi ya da kurumlara tutsak etmeye başladıklarını gördüler ama aldırmadılar da… Çünkü hiçbirinde gazetecilik ilkesiyle ilgili en küçük bir endişe yoktu. Onlar iş insanıydı ve sadece parayı tanırlardı. Özgürlük, eşitlik, adalet umutlarında bile olmadı. Bu tür bedava uygulamaları en çok da Trabzonspor yaptığı için en fazla bu kulübü yönetenlere biat eden gazete, internet sitesi, TV patronları, yöneticileri ve emekçileri oldu. Reklam verenlerden, kapı arkalarından para dağıtanlardan geçilmemeye başladı sonra… Ve gerçekten gazetecilik mesleği rezalete dönüştü. Görevi halkı haberdar etmek değil, beslendiklerine biat etmek olduğunu düşünerek yayınlarını sürdürdüler, sürdürüyorlar.
Tem bir rezillik, utanmazlık, kepazelik!!!
SPOR GAZETECİLİĞİ YERLERDE SÜRÜNÜRKEN!
Aslında bu konu çok uzun ve derin ama belki bir başka zaman yazarız… Şimdi yine medya ile ilgili farklı bir şey dile getirmek istiyorum. Habercilikte 5 N, 1 K kuralı vardır bilmeyen yoktur. Ne yazık ki haber yapılırken artık buna pek dikkat eden gazeteci sayısı bir elin parmaklarını artık geçmiyor. Spor basını ise bu açıdan yerlerde sürünüyor. Geçtiğimiz günlerde birkaç haber okudum ve bunlara değinerek durumun vehametini aktarmak istiyorum. Bir sitede haber, “Bardhi’ye Rusya’dan kanca” başlığıyla verilmiş. Girdim habere bakayım hangi kulüp ilgileniyor diye… Ara ki bulasın… Ne yazık ki Rusya’dan Bardhi’ye hangi kulübün talip olduğu haberde yer almıyor. Bir başka haberde ise, “Trabzonspor’a İtalyan stoper” başlığı dikkat çekiyor. Haberin içeriğine bakıyorsun, futbolcunun ismi yok… Hayret ederek küçük dilimi yutacak noktaya geliyorum. Bunlara benzer sayısız haber var da, sanırım iki örnek ne demek istediğimizi anlatmaya yeter…
Ya hadi haberlerde birçok ayrıntıyı atlamışsınız da Bardhi’ye hangi kulübün talip olduğunu vermemek, ya da Trabzonspor’un talip olduğu İtalyan stoperin ismini yazmamak kendine gazeteci diyen bir kişiyi utancından yerin dibine sokmaz mı?
Okura bu kadar mı saygısızlık olur?
Ve gazetecilik mesleğine bu kadar mı ihanet edilebilir?
Yazıklar olsun sizi gazeteci diye yutturanlara da, sizin gazeteciliğinize de…
Binlerce kez yazıklar olsun…
***
TSYD’DEKİ SEÇİM TRABZON’U NASIL ETKİLER?
Biliyorsunuz Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) temsilciliklerinin bulunduğu tüm şehirlerde seçimler gerçekleştirdi. Trabzon’da Selçuk Kılıç daha önce “İki dönem yapıp bırakacağım” demesine rağmen üçüncü dönem aday olurken, Gökmen Şahin’e karşı kazanmıştı. Şimdi ise Genel Merkez’in seçimi yapılacak. TSYD Genel Merkezi seçimleri 8 Mayıs tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. Başkan uzun süredir Oğuz Tongsir… Öyle bir üye yapılanmasına gitmiş ki gerçekten spor gazeteciliği adına utanç verici bir durum yaratmış… Ömür boyu başkanlık yapabilmek için yani atraksiyon üzerine atraksiyon yapmaktan kaçınmamış… Önümüzdeki hafta içinde yapılacak seçimde karşısına Hürriyet Gazetesi’nin emektar yazar-muhabiri İsmail Er çıkma kararı almıştı. Er’in ömrü neredeyse Beşiktaş’ı izlemekle geçmiş ve sahada muhabir olarak çalışmaktan hiçbir zaman gocunmamış… Şimdi de Oğuz Tongsir kliğini devirmek için kolları sıvamış… İki ismin yarışması Trabzon’a nasıl yansıyacak merak ediyoruz… Neden mi? Anlatalım…
AYYILDIZ TAŞKIN’A RAKİP Mİ OLUYOR?
Biliyorsunuz, Murat Taşkın, şu andaki TSYD’de asbaşkanlık görevi yürütüyor. Trabzonspor’da da Başkan Ertuğrul Doğan’ın adamı olarak bulunmasına ve etik olarak TSYD’den istifa etmesi gerekmesine rağmen bunu yapma ihtiyacı hissetmedi. Defalarca uyarmamıza, meslek etiği açısından bu durumun sakıncalarını dile getirmemize rağmen, adeta AKP’lilerin yaptığı gibi, “Ben bildiğimi okurum” tavrından bir milim geri adım atmadı. Ama sorsan bu düzene karşıdır ve muhaliftir(!) Neyse, T:aşkın’ın Oğuz Tongsir’in listesinde olup olmadığını bilmiyoruz. Ama İsmail Er, uzun süredir listesine almaya çalıştığı spor gazetecisi Haluk Ayyıldız’ı önceki akşam itibarıyla ikna etti. Yani Ayyıldız, İsmail Er’in listesinde TSYD Genel Merkezi yönetiminde yer almak için yarışacak. Murat Taşkın ile de yıllara dayanan ağabey-kardeş ilişkilerini bilmeyen yok… Bakalım bu ikili TSYD seçimleri nedeniyle karşı karşıya gelecek mi? Karşı karşıya gelirlerse hangisi ipi göğüsleyecek?
8 Mayıs tarihi tüm bu soruların yanıtı bulunacak.
Bekleyip görelim…
***
BELEDİYE’YE BU UYGULAMA YAKIŞIR MI?
Trabzon Büyükşehir, Murat Zorluoğlu başkanlığı döneminde Ganita-Faroz Sahili projesini hayata geçirdi ve burada hizmete sorulan tüm lokanta, kafe, büfe ve tuvaletler dahil tüm işletmeleri de belediyenin üstlenmesi kararını verdi. Bu yolla birlikte halkın fazla kazık yemeden yeme içme ihtiyaçlarını karşılama yoluna gitti. Aynı uygulama Fatih Parkında da (Aşıklar Parkı) geçerli hale geldi. Buradaki çay bahçeleri ve kafelerde çay, kahve, yiyecekler daha ucuza satılıyor ve vatandaş da buralara rağbet ediyor. Bu güzel uygulamanın üzerine son dönemde tuz biber ekildi. Nasıl mı? Anlatayım… 1 Mayıs Emeğin bayramı ve dayanışma gününü kutladıktan sonra eniştem ve kız kardeşimle Fatih Parkı’ndaki kafeye çıktık. Geçen yıldan itibaren sık çık çıktığım, oturup, çayımı yudumlayıp kitap okuduğum bir mekan sonuçta… Eniştem simit almıştı. Masaya oturduk ve garson geldi, çaylarımızı söyledik.
DIŞARIDAN YİYECEK GETİRMEK YASAK!
Garson da, “Ağabey kurumsal karar alınmış, buraya dışarıdan yiyecek getirmek yasaklandı” dedi. Garsona ne diyeceğim, ya da tepki göstereceğim. O da kendisine verilen talimatı bize iletmekle yükümlü… Kendisine, “Bugüne kadar böyle bir şey yoktu nereden çıktı?” dediğimde, “Ağabey yeni karar alındı. Bizim de bilgimiz yok” ifadelerini kullandı. Ben de, “Tamam bu kez bilgi sahibi olmamamıza verin” dedik ve çaylarımız geldi, simitler yendi…. Ya Koskoça Belediye’ye bağlı Trabel’in uğraştığı işe bakar mısınız? Kardeşim: bir vatandaşın aklına simit yemek gelmiş, ya da pohaca yemeyi istemiş… Almış bir yerden, gelmiş çay bahçesinde simit eşliğinde yiyecek. Bu vatandaşa hizmetle yükümlü belediyenin bir birimi, “Bunu burada yiyemezsin” diyebilme cüretini nereden bulduğunu gerçekten anlamakta zorluk çekiyoruz.
İKTİDARIN HALKTAN KOPTUKLARININ KANITI
Hani kafede simit, pohaca da satılsa ‘haklılar’ dersin de, burada tost, köfte ve benzeri yiyecekler satılıyor. Kahvaltı veriliyor. Ne simit, ne phalca satılıyor. Zaten ekonomik krizle inim inim inleyen, bu tür mekanlara gelen emekli, işsiz, esnaf, işçi, memur orada tost, köfte ya da benzeri yiyecek yemek zorunda mı? Midesi sızmışsa ve aklına simit yemek gelmişse, bir büfeden de simidini alıp, halkın parkında oturup çayıyla yemek istemişse, buna nasıl, “Yassak kardeşim” diyebilirsiniz. Belediyelerin görevi halka hizmet değil mi? Halkı iliklerine kadar sömürmek mi? Halkı sömürüp yandaşları işe alıp boş beleş maaş dağıtmak mı? Buradan zaman zaman belediye hizmetleri konusunda uyarılarda bulunduk. Hiç dikkate alındığını duymadık. Bunu da yazalım, dikkate almasınlar bakalım… Zaten Adalet ve Kalkınma Partisinin tüm görevlileri halktan kopuşu yıllardır yaşıyorlar. Böyle devam etsinler bakalım…
Her halde halkın da sorulacak bir hesabı olur değil mi?
***
KTÜ'DE GÜVENLİK ZAAFI MI VAR?
Karadeniz Teknik Üniversitesinde geleneksel hale gelen şenliklerde, yetkililerin gerekli güvenlik önlemlerini alıp almadığı soru işaretleri barındırıyor. Şenlikler kapsamında dün oynanan bir spor müsabakasında, sahalarda hele hele bir üniversitede hiç görülmemesi gereken şiddet olaylarının yaşandığı iddia edildi. KTÜ’ye bağlı Of Teknoloji Fakültesi ile Eczacılık Fakültesi arasındaki maçta, oyuncuların ve tribündeki seyircilerin şiddet olaylarına neden olduğu ve hakemlerin maçı tatil ettiği olaylar yaşandı. Güvenlik görevlilerinin olaylara engel olamaması ise ciddi tartışmalara neden oldu. Özellikle tribünden maçı izleyen bir yetkilinin yakınının sahaya girdiği ve güvenlik görevlilerini zaafa uğrattığı belirtiliyor. Yine Eczacılık Fakültesinden bir akademisyenin de olaylara karıştığı görülmüş. Burası bir marka üniversite, şikâyetinden vazgeçenler kendini kurtarabilir ama KTÜ’nün imajı ne olacak? İlim irfan yuvasında şiddetin her türlüsüne dâhil olanların en ağır şekilde cezalandırılması gerekir. Birilerinin yakını veya akademisyen olmak ayrıcalık oluşturmamalı. Emekçi güvenlik görevlileri görevlerini yaparken zaafa uğratılmamalıdır. Güvenlik yönetimiyle ilgili kulağımıza gelen bilgiler hiç iç açıcı değil. Kişiye özel uygulamaların, üzeri kapatılan olayların varlığı iddia ediliyor. Er ya da geç gerçekler ortaya çıkacaktır.
***
TRABZON’U SARSAN VEFATLAR!
Trabzon son bir haftadır çok önemli kayıplar yaşadı. Trabzonspor Onursal Başkanı Mehmet Ali Yılmaz geçtiğimiz hafta İstanbul’da vefat etti. Yılmaz, çok sayıda seveni tarafından son yolculuğuna uğurlandı. Trabzon’un önemli değerlerinden Cafer Hazaroğlu da dün aramızdan ayrılarak sevenlerini yasa boğdu. Hem Trabzon siyasetinde hem de Trabzonspor’da önemli izler bırakmış olan Hazaroğlu’nun ölüm haberi, geniş kitlelerde yankı buldu. Trabzonspor eski yöneticilerinden Önder Bülbüloğlu ve İsmail Yavuz da annelerini kaybettiler. Her iki isimde gözyaşları içerisinde annelerine son görevlerini yerine getirdiler. Trabzon’da uzun süre valililk yapan ve Hatay Valisi görevini yürütürken kalp krizi sonucu vefat eden İsmet Gübüz Civelek’in 30 yaşındaki kızı da önceki gün vefat etti ve toprağa verildi.
Trabzon, son bir haftadır acı ölümlere tanıklık etti. Ahirete uğurladığımız değerlerimize Allah’tan rahmet, geride kalanlarına da sabır diliyoruz
Yorumlar
Kalan Karakter: