SÜME, SÜRMENELİ VE ACI GERÇEKLER!
Türkiye’de bizler dahil tümüyle futbolun büyüsüne kapılmış gidiyoruz. Burada da sadece Süper Lige ve Trabzonlular olarak da sadece Trabzonspor’a odaklanmışız. Futbol aşağı, futbol yukarı, Trabzonspor aşağı, Trabzonspor yukarı deyip duruyoruz. Ne spora, ne de futbola bir katkı da yapmış değiliz. Ama yine de kendimizi bir yerlere koyma gayretiyle avunup duruyoruz. Biz futbola odaklanmışken kuşkusuz diğer spor alanlarında mücadele eden, savaş veren, yokluklar içinde zirveye çıkma savaşı içindeki birçok spor insanına da haksızlık ediyoruz. Bu kanıya nereden mi vardım. Bakın anlatayım. Geçtiğimiz günlerde bir mekanda oturuyordum. Yanımda da birkaç tane spor insanı vardı. Sohbet ediyorlardı. Tabii ki zaman zaman beni de sohbetin içine katıyorlardı. Konu döndü dolaştı, Trabzon’a ilk Olimpiyat Altın Madalyasını kazandıran 67 kilo kadın boksör Busenaz Sürmeneli’ye ve onu keşfeden ve yetiştiren antrenörü Cahit Süme’ye geldi… Hiçbir şekilde araya girilmesine izin vermeden başladılar anlatmaya… Biri bırakıyordu, sözü, diğeri alıyordu. Bize de bu sohbette spor insanlarının yaşandığını dile getirdikleri acı gerçekleri noktasına virgülüne dokunmadan size aktarmaya çalışmak kaldı diye düşündük ve bu yazıyı kaleme aldık.
***
BİSİKLET SÜRERKEN KEŞFEDİLEN RİNGLERİN KRALİÇESİ
Sanırım sporla ilgilenip de Busenaz Sürmeneli’yi tanımayan hiç kimse yoktur. Dünya kadınlar boksuna damga vuran, Avrupa, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu Trabzonlu kadın boksörümüz… Genç yaşında gerçekten büyük başarılara imza atıp, hem ülkemizin, hem de şehrimizin göğsünü kabartan bir isim oldu Busenaz… Peki onunla ilgili pek çok haber okuduk da nasıl keşfedildiğine dair bir bilgimiz oldu mu hiç? Hani Busenaz’in boks yapmasında annesinin desteğini çok gördüğünü, çevresinin önce yadırgayıp, sonra arkasında durduğunu biliyoruz da, bu genç şampiyonumuzun Cahit Süme tarafından nerede, nasıl görülüp de, “Bundan boksör olur” dediğini biliyor muyuz? Kuşkusuz hayır! Bu konuda hem Cahit Süme’yi, hem de Busenaz Sürmeneli’yi çok yakından tanıyan ve sohbetlerine tanık olduğum bir spor insanı anlatımına kulak kabarttım.. Biz de size aktaralım… Cahit Süme, sahilde yürüyüş yaparken henüz orta okul seviyesinde fiziki yapısı etkileyici bisiklet süren bir kız görür. Bu kız bisikletle öylesine riskli hareketleri hiç korkmadan, çekinmeden yapıyor ki, Cahit Süme, “Bu kız çok yetenekli, eğer boksa başlatırsak ve sevdirirsek dünya şampiyonu bile olabilir” diye içinden geçirmiş ve sonra da bu kızla konuşmuş…
***
TÜM YETENEKLER TESADÜFEN KEŞFEDİLİYOR
İsminin Busenaz Sürmeneli olduğunu öğrendiği kıza, “Gel sana boksu öğreteyim. Çok cesursun ve korku nedir bilmiyorsun. Bisiklet sürerken öylesine riskli hareketler yaptın ki, şaşırdım kaldım. Sende tam bir boksör cesareti var” demiş… Busenaz da kabul etmiş. Ailesiyle konuşup boksa başlamış… Sistemli ve sıfırdan başlayan çalışmalar sonunda Busenaz Sürmeneli, kendi yaş kategorisinde rakip tanımamaya başlamış… Sonra büyükler kategorisinde yumruk sallamış… Türkiye şampiyonluğu derken, A Milli boks takımına seçilip, Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonluğuna ulaşan serüvenin kahramanı olmuş… Ne yazık ki ülkemizde bir gerçek var ki, başarılı sporcuların neredeyse tümü tesadüflerle ortaya çıkar… Bir sistem, düzen içinde daha ilk öğretime başlarken okullarda spor, resim, edebiyat, şiir, heykel ve daha birçok özel yetenek isteyen alanlarda çocukların hangisine yetenekli olduğu keşfedilmez… Tesadüfen bir antrenör, bir spor ya da sanat sever tarafından keşfedilen çocuk, ya da genç bir gün dünya çapında bir star haline gelirse tüm sistem ona sahip çıkar… Sanki bu düzenin içinde köşe başlarını tutanlar, büyük emekler harcayarak, çok önemli yatırımlarla bu genç insanları dünya piyasasına sürdüğünü ileri sürer. Ne yazık ki kamuoyu da bunlara prim verir. Oysa asıl keşfi yapan insanlar gölgede kalır, hatta yok sayılır… Tıpkı Cahit Süme gibi…
***
BUSENAZ’I ARAYAN KİM BİLİYOR MUSUNUZ?
Busenaz Sürmeneli’den söz etmişken, başka bir konuyu daha gündeme getirmeden edemeyeceğim. Busenaz, Olimpiyatlarda finale çıkıyor. Dinlenme sırasında telefonu çalıyor. Ama numara kayıtlı değil… Yanındakiler, ‘Bak bakalım kim arıyor’ diyorlar. Busenaz telefonu açıyor, karşıdaki sesi tanımıyor tabii ki… Arayan kişi, kendisini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyor ve telefonu kapatıyor.. Arayan Fenerbahçe başkanı Ali Koç’muş meğer… Ne yazık ki o dönem Trabzonspor başkanı olan Ahmet Ağaoğlu arama ihtiyacı bile hissetmiyor, hatta doğru dürüst destek de vermiyor. Busenaz Olimpiyat şampiyonu olarak döndüğünde hava alanına ilk koşanlardan biri de Ağaoğlu oluyor. Kendisine arayıp, destek mesajı vermediği için sitem edenlere, “Totem yaptım” demekle yetiniyor. Bu arada Busenaz Sürmeneli’ye de, antrenörü Cahit Süme’ye de hiçbir ödül verilmiyor. Eski başkan İbrahim Hacıasmanoğlu’nun desteklerinden söz ediliyor. Hatta, altına 15 milyon liralık bir otomobil çektirdiği de ifade ediliyor.. Bu nedenle hem Busenaz, hem Cahit Süme, İbrahim Hacıosmanoğlu’da daha yakın ilgi gösteriyorlar. Bundan mıdır bilinmez ama kısa bir süre sonra milli takım antrenörlüğünden ayrıldığını söyleyen Cahit Süme’ye tek bir kelime edilmeden Trabzonspor’da işine son veriliyor. Cahit Süme’nin şok yaşadığı ama, ‘Kan kusup, kızılcık şerbeti içtim’ diyerek bunu kamuoyu ile paylaşma ihtiyacı bile hissetmediği belirtiliyor. Yaşadıklarını da içine attığı vurgulanıyor. Şu anda da spordan neredeyse soğuma noktasına gelen yetenekli bir antrenör olarak kenarda köşede kalmanın üzüntüsünü, verdiği emeklerin karşılığını gerçekçi bir şekilde alamananın acısını yüreğinde hissettiği ve bu anlamda içine kapandığı da belirtiliyor.
***
YOKTAN KENDİNİ VAR EDEN BİR SPOR İNSANI CAHİT SÜME
Cahit Süme demişken, Türkiye’ye ve Trabzonspor’a Olimpiyat Madalyası getiren bir sporcuyu yetiştiren bu isimden biraz söz etmekte yarar var. Cahit küçük yaşta boksa merak salmış ve miniklerde bile boks yapmış bir isim… Boks yaparken, ilk okulu bitirdikten sonra orta okulu savsaklamış… Kendisi yıldızlar Türkiye şampiyonu olduğunda Şana’daki evlerine gitmiş, babası, annesi ve kendisiyle röportaj yapmıştım. Okumadığını öğrenince çok üzülmüştüm. Hem ailesine, hem de kendisine okuması gerektiğini, hayatını sadece boksla kazanamayacağını, bunun garantisinin de olmadığını anlatmıştım. Sonuçta Cahit okumaya karar veriyor. Akşam orta okuluna gidiyor. Üç yılda bu okulu bitiriyor.. Sonra gece lisesine yazılıyor. Ama bir yandan da genç milli takımın kamplarına gitmek zorunda… O kamp senin, bu kamp benim derken okula devamsızlığı had safhaya ulaşıyor. Devamsızlıktan sınıfta bırakacaklar. Bunu duyunca hem Milli eğitim, hem de okul müdürüyle konuşuyorum. Durumu haberleştiriyorum. ‘Bir insan hem sporcu hem de diplomalı olamaz mı?” diye soruyorum.
***
YOKTAN ZİRVEYE ÇIKAN BİR SPOR İNSANI
Tabii ki yaptığımız haberler ses getiriyor. Milli takım kamplarına gittiği dönemlerdeki devamsızlıkları yok sayılıyor. Cahit Süme de devamsızlıktan sınıfta kalmıyor. Düşünebiliyor musunuz bu ülkedeki sistemi? Bir genç milli takımda ülkeyi temsil edecek ve bunun için hazırlık yapılıyor. Resmi olarak kampa çağrılıyor. Ama Milli Eğitim sistemi bunu hiçe sayıyor. Yani, ‘Yani ya cahil ve diplomasız kalacaksın spor yapacaksın. Ya da diploma almak için başarılı sporcu olmayacaksın” mantığı… Sonuçta Cahit Süme liseyi de bitiriyor ve ardından Spor Akademisinde okumaya başlıyor. Buradan da mezun oluyor. Bir yandan ülkemizi dünya ölçeğinde ringlerde temsil edip, birçok madalya kazanıyor, diğer yandan da üniversiteyi de bitirme başarısı gösterip, beden eğitim öğretmeni oluyor. Bu arada boks antrenörlüğünü de yapıyor. Hem alaylı, hem mektepli olmanın avantajıyla birlikte birçok kaliteli sporcu yetiştiriyor ve milli takımda da antrenörlük yapıyor. Ülkemizde yoktan var olmayı başarıp, zirveye çıkan insanlar arasına bu nedenle de Cahit Süme’nin ismini yazmakta yarar var kuşkusuz.
***
BUSENAZ’I F.BAHÇE KAPARSA KİMSE ŞAŞIRMASIN!
Madem bugün Busenaz Sürmeneli ve Cahit Süme’nin durumunu konu yaptık, bir paragraf daha yazalım da konuyu eksik bırakmayalım. Biliyorsunuz Fenerbahçe tüm spor branşlarına büyük yatırımlar yapıyor. Boks da özel alanlarından biri ve Trabzonlu kadın erkek birçok başarılı sporcuyu kadrosuna katmış bulunuyor. Daha önce Busenaz Sürmeneli’yi de bünyelerine katmak isteyip, çok da önemli maaşlar, olanaklar teklif etmişler fakat bu hem Cahit Süme’nin uyarıları, hem de Busenaz’ın duyarlılığıyla gerçekleşmemiş… Trabzonspor’un Bordo-Mavi renklerine aşık bu genç sporcu kentinin kulübünü tercih etmiş… Ancak Olimpiyat şampiyonu olduktan sonra bile kentte doğru dürüst bir değer görmeyen Busenaz’ın sadece bir otobüs durağında posteri bulunuyor.. Komik gerçekten… Bu kent için dişe dokunur bir değer üretmemişlere bile sokak isimleri verilirken, büstleri, heykelleri yapılırken Busenaz’a layık görülen bir tek otobüs durağında posteri… Gerçekten acınacak bir durum… Bir başka konu da Trabzonspor, dünya tarihinde bir kulübe Olimpiyat Altın madalyası kazandıran tek sporcusunun kıymetini pek bilmiyor gibi görülüyor. Acı ki futbol takımı için gecesini gündüzüne katanların, Busenaz ve Cahit Süme’ye ayıracak bir dakikaları bile bulunmuyor
Ama bu nereye kadar devam eder… Busenaz Sürmeneli, hala daha Fenerbahçe’nin gündeminde ve Ali Koç bu isme Sarı-Lacivert renkleri giydirmek için her türlü olanağı ayaklarına sermeye hazır… Bu kızımızı Fenerbahçe’ye kaptırırsak sanırım suç onun değil, bu kentin yönetenlerinin, halkının ve Trabzonspor’un başında bulunanların olur…
Bizden uyarması…
Yorumlar
Kalan Karakter: