SİZ AVCI’YA ALTYAPIYI SEVDİRİN
Trabzonspor kurulduğunda kentte mevcut olan yetenekli futbolcuların yanında, İstanbul,, Ankara, İzmir orijinli sözde çok yetenekli transferlerle sonuca gitmeye çalıştı. Bunun yanında teknik adamları da yine genellikle dışarıdan tercih etti. Bakın o dönemde Trabzonlu çok sayıda futbolcu, Ankaragücü, Adanaspor, Beşiktaş ve farklı 1’nci Lig takımlarında oynuyordu ama hiçbiri gündeme gelmedi. Hep doğum yeri farklı iller olmasına dikkat edildi. Neden? Çünkü bu kentte Trabzonspor’u yönetenler de küçük burjuva sınıfına dahildi ve özgüvensizdi. Kendilerine güvenmeyenler, bu kentin gençlerine ya da insanına güvenirler miydi? Güvenmezdi kuşkusuz…Sonuç olarak dışarıda oynayan, sonra A Milli takıma giden Trabzonlular değil, yerli yabancıların tercih edilmesi kulübü batırdı, bitirdi. Neredeyse kapanma noktasına getirdi. Bunun üzerine de zorunlu olarak öze dönüş politikasına geçildi. Dışarıda oynayan yetenekli Trabzon çocukları takıma kazandırıldı. Amatörden alındı, Sebat’tan transfer edildi ve işte bugün hala mirası yenen o efsane böylece hayat buldu.
***
ALTYAPI SADECE KULLANILAN META OLDU
Bu politika başarılı olurken, kulüp biraz paraya kavuştuğunda, ya da paralı başkanlarca yönetildiğinde yine dış transferde Trabzonlu olmayan futbolculara yönelme modası başladı. Ne yazık ki Trabzonspor’un gerçeği bilinmesine rağmen bu politikadan bir türlü vazgeçilemedi. Para varsa dışarıdan transfer, yoksa öz evlat politikası… Türk futbolunda devrim yapan takım böyle kuruldu. Trabzonspor tarihinin en büyük başarılarına hem de kulübün geliri neredeyse hiç yokken altyapısından ve kentin gençlerinden oluşturduğu kadrolarla elde emesine rağmen bu kaypak politikayı anlamak gerçekten olanaksız. Trabzon’un bereketli topraklarında yetişen teknik adamlara ve futbolculara zorunluluktan dolayı güven duymak durumunda kalan başkan ve yöneticiler, Türkiye’yi salladılar, İstanbul hegemonyasına son verdiler, Avrupa’da da ses getirdiler. Bordo-Mavili kulübün başarıları ve üretimi öne çıkaran anlayışı tez konularında işlendi, Avrupa’da birçok kulüp de araştırma yapma yoluna gitti. Fakat daha sonra bu üretim politikasından vazgeçildi. Hazır ve pahalı transferler dönemi başladı. Çünkü paralı başkanlar revaçtaydı. Bu dönemi başlatanlar da altyapıyı dillerinden hiç düşürmediler. Hele yapılan büyük transferlerle istenilen sonuçlar alınamayınca hemen göstermelik olarak altyapıya yöneldiler. Toplumu kandırmayı bir ilke edindiler.
***
ERTUĞRUL DOĞAN DA ZAMANA OYNUYOR
Tabii ki sonrasında Türkiye’de endüstriyel futbol adı altında yeniden şekillendi. Naklen yayınlardan gelen paralar, reklam, isim hakkı, kombine, lisanslı ürün, sponsor gelirleri devasa bir bütçe yarattı. Bu bütçeyi kullananlar da çareyi hep dışarıda aramaya devam etti. Hiç kendi çocuklarına, bilimsel yöntemlerle yetiştirilen altyapı gençlerine bakmadılar bile… Burası sadece gösteriş ve insanları kandırma aracı olarak kullanıldı. Acı ki devasa gelir kalemleri, ‘hazıra dağ dayanmaz’ misali yapılan anlamsız ve gereksiz transferlere yetmedi. Bu transferler, hiç kimsenin altından kalkamayacağı noktalara taşındı. Adeta bir kara delik gibi kulübün devasa gelirlerini yuttu. Borç katlandıkça katlandı. Ne zaman iflas aşamasına gelinse hemen altyapıya sarılanlar, ayakları biraz düz bastığında futbol simsarlarının eskiri olmaya devam etti. Bu furya ne yazık ki çok küçük zaman dilimleri dışında neredeyse son 20 yıla yakındır devam ediyor. Bu bağlamda Mevcut Başkan Ertuğrul Doğan da benzer bir yöntemi hayata geçirdi. Trabzonspor yeni sezona girerken, Başkan Doğan, “En büyük hayalimiz altyapıdan oyuncu üretmek, genç isimleri kazanmak ve Türkiye’de örnek gösterilecek bir kulüp haline gelmektir” demişti. Bu sözler söylenirken de Duble Pass isimli bir şirketle anlaşma yapıldığı ve artık çok daha kaliteli oyuncular üreteceklerini ifade ederken, sadece kendilerine zaman tanınmasını istedi.
***
BORÇ ANCAK ALTYAPIYLA AZALTILIR VE BİTİRİLİR
Nasılsa altyapıdan yeni sistemle oyuncu üretmenin 5-10 yılı bulacağı düşüncesi egemen olduğu için de bu dönemlerde istedikleri gibi at koşturacaklarını da bilen yönetenler yine kulübe yabancı olması gereken sistemi hem de en üst perdeden uygulamaktan vazgeçmeyeceğini de gösterdi. Bakın şunu kesinlikle ifade edelim ki, hangi kulüp olursa olsun transferlerle birlikte şampiyon olsa da ekonomisiyle küme düşmesi kaçınılmazdır. Çünkü her başarı, bir üst başarının yaşanması düşüncesini tetikler. Bu da sonuçta kadroda bulunanlardan daha kaliteli oyuncuları alma hevesini artırır. Kaliteli diye düşünülen oyuncular ise çok daha pahalıya mal olur. Eğer bu pahalı ve kaliteli sanılan futbolcularla beklenen sonuçlar alınamazsa borcun kara deliğinin daha da büyümesi kaçınılmazdır. Tıpkı Trabzonspor’un geçen sezon yaşadığı gibi yani… Oysa Nicelik açısından değil, nitelik bakımından etkin birkaç ismin kadroya takviyesi yapılsa, altyapıdan futbolcular A takım bünyesine alınsa, kulübede oturan 10 ismin en az 5’i bunlar arasından seçilse, tribüne çıkarılan yaklaşık yine 10 oyuncu da altyapı orijinli olsa o zaman kulübün dış transfere harcadığı para 5’te 1 seviyesine inecektir. Zaten yedek oyunculardan ancak 5’i sahaya sürülebilirken, kalan 5 ismi de çok pahalı transferlerden seçmek akılla izah edilebilir mi? Bir de sahada altyapıdan ürettiğiniz 5-6 futbolcu varsa, hiç azalmaz dediğiniz borçlar bile birkaç yılda çerez parasına dönüşür inanın…
***
KAZANILMIŞ İSİMLERİ BİLE YOK ETTİLER
Kurtuluş altyapıda denmesine rağmen ne yazık ki bu noktada tam bir iki yüzlü politika izlendi. Göreve gelirken üretimden söz eden Ertuğrul Doğan’ın başkanlık serüveni sırasında ne yazık ki tek bir altyapı oyuncusu A takıma kazandırılamadı. Hatta Slovenya kampına 6 altyapı oyuncusu götürüldü. Bu isimler olumlu sinyaller verdiler. Kampa götürülen oyunculardan bir kısmı geçen sezonun devre arasında da Abdullah Avcı tarafından Antalya’daki devre arası kampında boy göstermişlerdi. Avcı, “Çok enteresan kaliteli isimler var” açıklamasını yapmıştı. Nenad Bjelica da benzer sözler söylemişti. Ancak transfer mevsiminde alınan 16 oyuncuya yer açabilmek için alttan gelen isimlerin tümü birden harcandı. Ya U19’a gönderildi, ya pilot takım yutturmacasıyla 1461 Trabzon’a pas edildi, ya da farklı kulüplere satıldılar. Kazanılmış birçok oyuncu da yok edilme yoluna gidildi. Böylece altyapıyı sadece kendilerine bir perde olarak kullanan Trabzonspor’u yönetenler, yine pahalı transferleri tercih ederek sözlerinin arkasında duramayacaklarını gösterdiler. Oysa 16 değil de, 6 transfer yapılsaydı, alt yapıdan gelen isimler kadroda tutulsaydı, kulübün yıllık futbolcu maliyeti belki de 20 milyon Euro’nun altına düşerdi. Böylece de düşürülmesi için kırk dereden su getirilen borçlar her gün biraz daha artmak zorunda kalmazdı.
***
BU ÖRNEK BİLE KILLARINI KIPIRDATMADI
Trabzonspor’u yönetenler sürekli transferi ön plana çıkarırken, “Altyapıdan oyuncu kazanmak çok istiyoruz ama yeterli değiller. Zorunlu olarak transfer yapıyoruz” diye kendilerini savunuyorlar. Duble-Pass firmasının çalışmalarıyla gerçek oyuncular kazanacaklarını iddia ediyorlar. Ancak bu noktada özellikle 2018-19 sezonunda Uğurcan Çakır, Abdulkadir Ömür, Yusuf Yazıcı, Abdulkadir Parmak, Hüseyin Türkmen, Serkan Asan, Arda Akbulut, Abdurrahim Dursun, Murat Cem Akpınar gibi isimler Türkiye’nin gündemini oluşturmaya başladıklarını unutuyorlar. Bunlara daha sonra Ahmet Can Kaplan da eklendiğini, sadece 18 maç oynayan bu 19 yaşındaki gencin 9,5 milyon Euro gibi büyük bir rakamla Ajax’a satıldığını unutuyorlar. Ertuğrul Doğan’ın yöneticilik döneminde bunca oyuncu kazanmayı aklı başında bir yorumla topluma anlatmaktan aciz görüntü veriyorlar. Poyraz Efe Yıldırım gibi bir isim de Abdullah Avcı eliyle henüz işin başında yok edilmeye çalışılıyor. Göreve gelirken, altyapıya büyük yatırım yapacaklarını ve buradan oyuncu kazanamamaları halinde ekonominin felç olmasını önleyemeyeceğini söyleyen Ertuğrul Doğan ne yazık ki çok büyük paralar vererek göreve getirdiği teknik direktörlere, “Kardeşim bu takımda ben altyapının pırıl pırıl gençlerini görmek istiyorum. Birer birer de sahaya sürülmelerini bekliyorum” bile diyemedi.
***
TRABZON KENTİ YETENEKLİ İSİM KAYNIYOR
Ertuğrul Doğan kulübe o kadar yüklü borç para verirken, teknik direktörleri için yıllık 60-70 milyon lirayı gözden çıkarırken, bu isimlere ne yazık ki bir tek söylediğini yaptıramadı. Ya da o da altyapıdan oyuncu kazanılmasını istemiyor da sadece taraftarın ya da bizim gibi düşünenlerin gözünü boyama telaşında konuşuyor. Oysa Bordo-Mavili kulüp, 1973-83 döneminde neredeyse tümüyle bu kentin gençleriyle Türkiye’yi sarsıyordu. Sonraki süreçte Türkiye’de büyük ses getiren, Avrupa’ya önemli paralar karşılığı transfer olan nice oyuncu yetiştirdi. Takımı sırtladı, en önemli yıldızları oldu. Kulübü yönetenler, herhangi bir firmayla çalışmadan Trabzonspor altyapısı tarihi boyunca büyük oyuncular yetiştirirken, tek yapılması gerekenin bunlara güvenmek olduğu gerçeğine sarılma yerine halka kandırmayı tercih ediyorlar. Sonuçta altyapı diye diye, bu birimi yıkma, yok etme eyleminde bulunmaktan vazgeçmeyeceklerini gösteriyorlar. Trabzon kentinin gençlerinde özellikle futbol ölçeğinde büyük yeteneklerin bulunduğuna sırt çevirip, Nenad BJelica ya da Abdullah Avcı gibi pahalı transferler yaptırıp, kulübü ekonomik batağa saplama kafasındaki isimlerle çalışmanın dayanılmaz hafifliğini yaşayan yöneticiler, Trabzonspor’un da felakete gitmesinin taşlarını tek tek örüyorlar. Abdullah Avcı, “Gelecek sezon çok güçlü bir kadro kuracağız” şeklinde martavallar sıkıyor. Yine dış transfer, yine pahalı oyuncaklar peşinde koşacak belli ki…
***
ALTYAPIYI SEVMEYENE YETKİ VERMEYİN
Eğer bu kulübü yönetenler Abdullah Avcı’ya altyapıyı sevmeyi öğretemezse onun yapacağı tek şey transferlerle Trabzonspor’u tarihin sahnesinden silme noktasına getirecek transferlerdir. Tıpkı şampiyonluk sezonundan sonra yaptığı gibi… O nedenle Doğan’ın ya Abdullah Avcı’nın altyapıdan çıkan oyuncuları kazanması için kulağını çekecek, ya da tazminatını verip kapı dışarı edecek. Yerine de altyapıyı ve Trabzonspor’u gerçekten seven bir teknik kadro kuracak. İnanın Avcı’ya verilecek tazminat, onun bu kulübe yaptıracağı transferlerle vereceği büyük ekonomik zararın yanında devede kulak kalacaktır. Ancak söylediğim gibi eğer Abdullah Avcı’nın artık altyapıdan oyuncu kullanmaya olan bu anlaşılmaz direnci kırılırsa onunla devam edilebilir. Öyle hiç kimse, “Alttan oyuncu çıkmıyor” yalanına sarılmasın. Bakın Beşiktaş 5 futbolcusunu kadro dışı bırakınca ve alt yapıdan oyuncu kullanınca Semih Kılıçsoy başta olmak üzere, 11’de oynayabilecek ve takıma önemli katkı verebilecek 3 isim ürettiler. Oysa o kadro dışı operasyonu olmasaydı kimse Semih Kılıçsoy’un ve diğer gençlerin farkına bile varmayacaktı. Kasımpaşa 18 yaşında 3 futbolcuyla oynuyor. Konyaspor kalecisi, Başakşehir kalecisi 18 yaşında, Kayserispor’da da 18 yaşında isimler forma giyiyor. Bunlara daha birçok örnek verilebilir. İsim isim sayılabilir ama gereği yok.
Demek ki neymiş… Sorun alttan oyuncu çıkmaması değil, onları kullanma cesareti gösterememekteymiş.
Umarım artık bu gerçeği Trabzonspor’u yönetenler de fark eder…
Yorumlar
Kalan Karakter: