İHSAN ÖKSÜZ KİTABI BASACAK MI?
Trabzon basınının duayen isimlerinden İhsan Öksüz hocamızın bir kitabı vardı, bir aralar çok gündeme geldi…
Kitabın adı üzerine çok yazılar yazıldı çizildi. Kendi biyografisi ve Trabzon medyasını konu alan kitabın ismi kulağa biraz müstehcen gelmişti. İhsan ağabeyi kitabı pandemi sürecinde yazdı. Fakat bastırmadı. O süre zarfında hasta olan ve aramızdan ayrılan gazeteciler olduğu için onların hatıralarına saygı duyduğundan ismini değiştirme kararı aldı. Bugüne kadar 8 adet kitap yazan Öksüz, bu kitabıda baskıya verirse 9’uncu kitaba sahip olacak. Kitap ta bildiğimiz kadar bomba gibi olaylar şok açıklamalar var! Trabzon medyasının gerçek yüzü kitaba konu olmuş…
İhsan ağabeyiye “kitabı basma diye zorlama ve baskı mı var acaba? Birilerinin işine mi gelmiyor? Deşifre olmaktan mı korkuyorlar?” diye sorduk. Kendisi, “vefat eden gazeteciler yüzünden bekledim” dedi. Konuyu daha fazla uzatmadık. Herkes gibi bizlerde bu kitabın bir an önce baskıya girip, okuyucularla buluşmasını arzu ediyoruz?
***
ÖLÜM EVLERİ ACİLEN YIKILMALI
İstanbul Küçükçekmece'de yaşanan 3 katlı binanın çökmesi olayı deprem gerçeğini bir kez daha hatırlattı.
Marmara Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Çaykaralı hemşehrimiz Dr.Ugur Serencam İstanbul Küçükcekmece'de yaşanan 3 katlı binanın çökmesini dehşet olarak niteleyerek, "Îstanbul’da 2 bin yılından öncesi binalar mutlak suretle denetimden geçmeli kum tanesine dönüşmüş ölüm evleri daha büyük faciaya neden olmadan tek tek yıkılmalı. Şu anda tespiti bin 248 bina var "şeklinde uyarı da bulundu...
Türkiye'nin bir deprem gerçeği var bunu hiç bir zaman aklımızan çıkarmamak gerek diyen Serencam "Binayı ayakta tutan çimento ve demirdir. Eger malzemeden çalarsanız insanlıktan çalıyorsunuz demektir. Yaşadıklarımız Milli Güvenlik sorunudur. Sadece devletimizin çabası ve tedbirleri yetmez. Vatandaşta kendi binasına sahip çıkacak, kurallar neyse uyacak. Yoksa hepimiz enkazın altında kalıyoruz' şeklinde konuştu.
***
MOURİNHO'YA TRABZONSPOR CEVABI!
TV100 canlı yayınında çok önemli açıklamalar yapan Marmara Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Uğur Serencam canlı yayın esnasında Portekuzli hoca José Mourinho'nun Fenerbahçe'ye imza töreni nedeniyle programın kesilmesine ise "İşte bilime verilen değer bu olsa gerek. Futbol bilimin önünü kesti yine. Neyse ki ben Trabzonsporluyum. Çok ta beni ilgilendirmiyor" şeklinde esprili bir yanıt verdi.
İstanbul'da 4 yıldır süren hızlı tarama testinde 96 bina için yıkım süreci başlatıldı..Bin 443 binanın sahipleri ve bulundukları ilçenin Belediyesi uyarıldı.. İstanbul'da 1.2 milyon yapı bulunuyor. Bunların 800 bini 2 bin yılından önce inşaa edildi. Olası bir depremde bünyesinde 1.3 milyon haneyi barındıran 200 bin civarında yapının kullanılmaz hale geleceği hesaplanıyor...
***
MONTELLA DA SİSTEME AYAK UYDURDU
Vincento Montella Adana Demirspor’u çalıştırırken, futbol kamuoyundan övgüler aldı. Sonra bu takımdan ayrıldı. Bir süre sonra da Stefan Kuntz’un yerine A milli takımın başına getirildi. Ay-Yıldızlı takımımızın Avrupa Futbol Şampiyonasına katılması çok zor gözüküyordu. Ama Montella yönetiminde Ay-Yıldızlı takımımız harikalar yarattı ve hem de grup lideri olarak Almanya’da yapılacak olan Avrupa Şampiyonası Finallerine katılma hakkını kazandı. İtalyan teknik adam da büyük övgü aldı, haklı olarak alkışlandı. Onun için methiyeler düzüldü. Hatta Adana Demirspor’dan torpilli oyuncuları Yusuf Sarı, Ertaç Özbir ve Samet Akaydın gibi isimleri de milli takıma davet etmesine kimse aykırı bir ses çıkarmadı. Fakat geçtiğimiz aylarda hazırlık maçları programında A milli takıma çağrılan Beşiktaşlı Semih Kılıçsoy ile Ajax’ta forma giyen Trabzonsporlu Ahmet Can Kaplan’ı resmi ve önemli maçları var diye Ümit Milli takıma indirdi. Bu olay üzerine hem Beşiktaş camiası, hem de medyası adeta ayaklandı. “Semih’e bu yapılır mı?” diye yeri göğü inlettiler, Vincento Montella hedef tahtasına kondu.İtalyan Teknik Direktör Montella aldığı kararın gerekçelerini açıklayarak, kendini kurtarmaya çalıştı.
SEMİH KILIÇSOY’U ÜMİT MİLLİ TAKIMA GÖNDEREMEDİ
Zaman geçti ve Avrupa Şampiyonası artık kapıya dayandı. Genişletilmiş A Milli takım açıklandı ve takım kampa girdi. İtalya ve Polonya ile son provalar için de çalışmalar başladı. Tam da kamp başlamıştı ki Fransa’nın Nantes takımında forma giyen Bertuğ Özgür Yıldırım Ümit Milli takıma gönderildi. Birkaç gün önce de Ahmet Can Kaplan ve kaleci Doğan Alemdar aynı akıbete uğradı. Bu futbolcuların Ümit milli maçtan sonra yine A Milli takım kadrosuna dahil edilecekleri açıklandı. Fakat Ümit Milli takıma gönderilenler arasında bu kez Semih Kılıçsoy yoktu. Madem ki Ümit Milli maç bu kadar önemli ve Ahmet Can, Doğan ve Bertuğ buraya gönderildi, Semih neden es geçildi? Neden olacak; Montella da Türkiye’nin düzenine uydu ve yeni bir tepki dalgasından kaçmak için böyle bir karar aldı. Hiç kimse A Milli takımda santrafor az falan diye mazeret uydurmasın. Montella’nın hem Adana Demirspor’da, hem de Milli takımda çok santraforsuz maçlarını biliyoruz… Onun da tek derdi, İstanbul kulüplerinden ve medyasından tepki almamak ve buna göre kararlar almak… Nasılsa Ahmet Can Kaplan, Bertuğ Yıldırım, Doğan Alemdar’ın sahibi yok…Onları istediğin gibi kullanabilirsin Montella… Ama gün gelir pabucun dama atıldığında ipini ilk çekecek olan bugün kortuklarındır…
Bunu da sakın unutma…
***
DÜNYAYI BU KADINLAR MI KURTARACAK
Dünya’da neredeyse tüm insanların inandığı bir gerçek vardır. “Dünyayı kadınlar kurtaracak” şeklinde bir sözdür bahsettiğimiz… Kuşkusuz kadın sadece çalışma hayatının içinde değil, evde yetiştirdiği çocuklarla birlikte yaşadığı ülkeye de, dünyaya da önemli bireyler yetiştirme konusunda babadan daha önemli role sahiptirler. Kadın çocuğunu aklı başında, bilimsel, sorumlu, paylaşmacı, dayanışmacı, hümanist yetiştirirse insanlığı çok önemli değer katar… Ancak bencil, egosu yüksek, yalan söylemekten çekinmeyen, sadece kendi çıkarlarını düşünen çocuklar yetiştirirse de insanlık adına belalara neden olacak bir birey ortaya çıkacak. Kadının doğru çocuk yetiştirebilmesi için de önce kendisini yetiştirmesi gerekir. İyi yetişmesi gereken kadın, her alanda çok fazla okuması, araştırması ve canlı doğaya sevgiyle yaklaşacak bir kişiliğe sahip hale gelebilmesi şarttır.
KİŞİSEL BAKIM ÜRÜNÜ İÇİN KAVGA EDEN KADIN!
Tüm bunları neden yazdım? Ne yazık ki erkekler gibi kadınlar da okumayı, araştırmayı hiç sevmiyor. Beynine yatırım yapan, kalbi çıkarsız sevene rastlamak çok zor kuşkusuz… Ne yazık ki kapitalist sistem erkeğin olduğu gibi, kadının da tüm benliğini esir almış… Cahilse cahil olduğunu bilmeyen büyük bir çoğunluk oluşturan kadın profili var karşımızda… Dedim ya beynine, yüreğine değil, sadece tenine yatırım yapan bir kadın karşımızda… Buna dönük geçen günlerde bir olay yaşadık. Bir kişisel bakım markası tüm mağazalarında yüzde 50 indirime gitmiş… İndirimin olduğu gün Trabzon’da Uzun Sokak ve Kunduracılar Caddesi’nde üç mağazasının önünden geçtim. Tümünün içi tıklım tıklım, dışında ise uzun mu uzun kuyruklar oluşmuştu. Sonra televizyonlarda haber bültenlerinde, birçok ilde mağazada ürünleri almak isteyen kadınların saç saça baş başa birbirlerine girdiğine rastladım. Utandım, üzüldüm, kahroldum…
AYDIN GEÇİNİYOR AMA OKUMA ALIŞKANLIĞI SIFIR!
Çünkü bir tek kitap evinde, felsefe, ideoloji, siyaset, bilim, tarih, dinler tarihi, uygarlık tarihi, psikoloji falan kitaplarını almak için sıraya girmiş bir kadın grubuna hiç rastlamadım. Ya da bir bilimsel, toplumsal, siyasal panel düzenlendiğinde izleyenler arasında kadınların sayısının çok az olduğuna tanık oldum. Kitap okuyanların bile birçoğu romanın ötesine bile geçemiyor. Ciddi kitaplar hediye ettiğim kaç kadın, “Bunlar çok ağır” ya da, “Yarısına kadar okuyamadım, öyle duruyor” dediklerinde gerçekten onlar adına acıma duygusu hissetmiştim. Bir kadın, laik olduğunu söyleyen bir kadın, din konusunda durmadan gevezelik ediyordu, Turan Dursun’un, “Din Bu 1” kitabını verdim, hala 10 sayfa okumamış… Bir başka yine her şeyi bilen bir kadına tatile gideceği zaman, İlhan Arsel’in, ‘Kadın ve Şeriat” kitabını verdim, aradan 8 yıl geçti hala o kitabı okuyacak.
EN BASİT KİTAPLARI OKUMAK BİLE ZOR GELİYOR
Bir başka Üniversite bitirmiş ve önemli meslek sahibi, yaşı kemale ermiş ve okumayı çok seven birine, Platon’un, “Devlet” ve Frederick Engels’in, “Ailenin, özel mülkiyetin ve devletin tarihi” kitaplarını hediye ettim. Devlet gibi basit bir kitabı okurken kafasının almadığını söyledi. Bunlara benzer birçok örnek yaşadım ama bu kadarı yeter… İş beyni geliştirmeye ve bu aklın bakımına geldiğinde kıllarını kıpırdatmayan kadınlar, tenlerinin daha güzel gözükmesi için kırk takla atmalarını görünce, “Bunlar mı dünyayı kurtaracak?” ve “Kendilerinin nasıl kurtulacağının dahi farkında olmayan kadın, insanlığı nasıl kurtaracak?” diye sormaktan kendimi alamadım. Evet insanlığı ancak kadının toplumsal hayatın içindeki gerçek rolünün ne olması gerektiğini öğrendiği zaman kurtaracak formül de hayata geçmiş olacak. Ancak bu insanlığın kurtuluşu için daha çok uzun yıllar geçmesi gerekiyor.
Tanıdığım, gördüğüm ve izlediğim kadının durumu acı ki bu!...
Yorumlar
Kalan Karakter: