YAZIKLAR OLSUN SANA BURAK YILMAZ!...
Türk futbolunun en başarılı forvetlerinden biri kabul edilen Burak Yılmaz, en son Hollanda’nın Fortuna Sittan takımında oynarken, iki gün önce artık futbolu bıraktığını ve bundan sonraki yaşamına teknik direktör olarak devam edeceğini dile getirdi. Süper Lig’in Dört Büyük takımında forma giymiş giyen Burak Yılmaz, 37 yaşında yeşil sahalara veda etti. Süper Lig’de 2011-2012 sezonunda Trabzonspor formasını giyerken 33 gol, 2012-20123 sezonunda da Galatasaray’da oynarken 24 gol atarak gol kralı olan Burak Yılmaz kariyerinde 14 şampiyonluk yaşadı. Basın toplantısı düzenleyen Burak, Marek Hamsik gibi bir vedayı çok istediğini ama bunu gerçekleştiremediği için üzgün olduğunu, bir jübile şansı olsa 4 büyük kulüpte 15’er dakika oynayarak futbola veda etmeyi isteyebileceğini vurguladı. Ardından; “4 tane çınar kulübümüz bana kapılarını açtı. Herkese mavi boncuk dağıtmak istemem. Ama bu kulüplerde oynamak Türkiye’de iki futbolcuya nasip oldu. Bir tanesi de benim. Dediğim gibi hepsinde çok büyük başarılar yakalayamadım ama hepsinin kalbimde yeri farklıdır. Galatasaray’da yaşadıklarım, başardıklarım, Galatasaray’ın beni Avrupa çapında futbolcu yapması ne Beşiktaşlılığımı ne de Beşiktaş’a yakınlığımı değiştirir. O yüzden Galatasaray’da yaşadıklarım her zaman benim kalbimin en farklı yerinde olacaktır” ifadelerini kullandı.
ŞENOL GÜNEŞ SAYGIYI HAK EDİYOR AMA!.
Ardından da, “Fenerbahçe, içimde bir ukdedir. Yeniden forma şansı bulmak isterdim. Kendime ‘En azından bir tane gol atsaydın be kardeşim’ diyorum. Fenerbahçe’de tekrar forma giymek isterdim, çok da yakındım ama olmadı. Fenerbahçe’de çok acı çektiğim için bugün buralara gelebildiğimi düşünüyorum” dedi ve sözü Şenol Güneş’e getirerek, “Hoca olarak her hoca çok farklıdır. Eğer bir hoca söyleyecek olursam Şenol Güneş’in kariyerimdeki yeri bambaşkadır ama bütün hocalarıma çok teşekkür ederim. Hepsinden Allah razı olsun, hepsi benim için çok değerlidir. Şenol Hoca’nın yanından geldim buraya. Hocamın, benimle ilgili düşüncesi olduğunu biliyorum. Bana henüz deklare etmedi” diyerek de Güneş’in yardımcılığını istediğini ifade etti. Burak Yılmaz’ın yaptığı açıklamalar herkese normal gelebilir. Fakat bir büyük vefasızlığını burada vurgulamaktan geçemeyeceğim. Çünkü Trabzonspor’a gerçekten büyük bir haksızlık yaptı. Bordo-Mavili kulüp olmasaydı, ne Şenol Güneş’in onun hayatında önemli bir rolü olurdu, ne de dünyanın isminden söz edilen oyuncusu olurdu?
Bakın anlatayım.
SIRADANLIĞA MAHKUM BİR OYUNCUYDU
Burak Yılmaz, Antalyaspor altyapısından yetişti. Babası, ben de bir dönem Antalya’da gazeteci olarak çalışırken yakın dostum olan Fikret Yılmaz’dı. Spor müdürü olduğum gazetede yazarlık yapıyordu. Burak’ı da daha 10 yaşlarındaki günlerinden tanıyordum. Tabii ki ben Trabzon’a döndüm ama babasıyla dostluğum devam etti. Ziya Doğan’ın yardımcılığını yaparken de aynı dostluk ilişkimiz sarsılmadan sürdü. Bir gün babası beni aradı ve, “Ado müdürüm (Bana bu isimle hitap ederdi) Oğlum Burak’ı tanırsın, çok iyi futbolcu oldu. Birçok takım istiyor. Beşiktaş da çok istiyor ama henüz 19 yaşında ve İstanbul’a gitmesini istemiyorum. Trabzonspor’a gelsin, orada hem çok yararlı olur, hem de yıldızlaşır” dedi. Hatta baba Fikret Yılmaz, ‘Faruk Nafız Özak Bayındırlık ve İskan Bakanı, Antalya Belediyesinde lafı geçer. Ayrıca Antalya valisi de eski Trabzon valisi ve Trabzonspor’u çok seviyor. Onun da Antalyaspor’da sözü dinlenir. Bunlar devreye sokulursa iş hemen bitirilir. Hem de belki de hiç para ödemeden” dedi. Ben de dönemin asbaşkanı Haşim Sayitoğlu’na durumu ilettim. İlgileneceğini söyledi ama Burak, 3 futbolcu ve 2 milyon dolar karşılığı Beşiktaş’a transfer oldu.
YILDIZI BİR PARLADI SONRA KAYBOLDU
Burak Yılmaz, Beşiktaş’ta zaman zaman forma buldu. Dönemin teknik direktörü Fransız Tigana, kendisine çok güvendi. Hatta giderken, “Türkiye’den alacağım tek futbolcu Burak Yılmaz olur” demişti. Fakat yeni gelen teknik ekip Burak’ı hiç tutmadı. O da gençliğin verdiği toylukla İstanbul gece alemlerinde soluğu aldı. Kaybolup gitti. Bunun üzerine Vestel Manisaspor’a satıldı. Bu takım küme düşerken, Burak Yılmaz iyi bir performans gösterdi. Selçuk İnan ile birlikte Trabzonspor tarafından istendi. Hatta anlaşma tamamdı. Fakat son anda AKP iktidarının önde gelenlerinin girişimiyle parti ve Trabzonspor taraftarının barışması için bir futbolcu hediye edilmek isteniyordu. Hatırlarsanız Özkan Sümer, dönemin başbakanı Recep Tayyıp Erdoğan’ın tavrı yüzünden istifa etmiş, AKP Trabzon’da belediye başkanlığını CHP’ye kaptırmıştı. Tabii ki gündeme dönemin gol kralı Gökhan Ünal gelince, Burak Yılmaz kenara itilmişti. Selçuk İnan alınmış, 23 yaşındaki Burak Yılmaz ise ortada kalmıştı. Devreye giren Fenerbahçe bu ismi transfer etmişti fakat takımda bir türlü forma bulamadı ve buradan Eskişehirspor’a kiralandı. Burak, Manisa’da olduğu gibi, Eskişehir’de de vasatın üzerindeydi ama hiçbir zaman önemli bir yıldız görüntüsü vermiyordu.
GÖKHAN ÜNAL TAKASI İÇİN YALVAR YAKAR OLMUŞTU
Trabzonspor’a büyük umutlarla transfer edilen Gökhan Ünal bir türlü istenileni veremiyor, zaten kente de ayak uyduramamış, evinde alemler yaptığına dair dedikodular ayyuka çıkmıştı. Gökhan’ı Fenerbahçe istedi. Bunun üzerine pazarlıklar başladı. Aziz Yıldırım 3 milyon 450 bin Euro ve yanında da Burak Yılmaz’ı önerdi. Yönetim önce bunu istemedi ama dönemin Teknik Direktörü Şenol Güneş alınmasını ve takımda alternatif sorununu çözebileceğini söyledi. Sadri Şener yönetimi yine de çok istekli değildi. Burak Yılmaz transferi Haziran’a kalabilirdi. Ocak transferinde alınmasının pek mantıklı olmadığı düşünülüyordu. Burak Yılmaz ile telefonla konuşmuştum. “Ağabey ne olur, söyle yöneticilere, beni sezon sonuna bırakmasınlar. Hemen şimdi alsınlar. Şampiyon bile olabiliriz. Trabzonspor’a yarar sağlayabilirim. Lütfen ara transferde bitirsinler bu işi” diye adeta yalvarıyordu. Ben de konuyu dönemin yöneticilerine ilettim. Neyse, Burak Yılmaz, Gökhan Ünal’in Fenerbahçe’ye gidişi karşılığında bonus olarak Trabzonspor’a geldi.
PATLAMAYI TRABZONSPOR İLE YAPTI
Burak Yılmaz 2009-2010 sezonunun ikinci yarısında pek parlak bir dönem geçiremedi. Ancak 2010-11 şikeyle şampiyonluğun Trabzonspor’un elinden alındığında harika işler çıkardı. Belki gol kralı olamadı ama inanılmaz gollere imza attı. Beyin kanaması geçirdi ama yine sahada kaldı. Takımın kalecileri Onur ve Tolga’nın dışında, o sezonki başarının en önemli mimarlarından biriydi Burak Yılmaz… Ancak buna ulaşırken de takım arkadaşı, en yakın dostu Selçuk İnan, Egemen Korkmaz, Onur Recep Kıvrak ile birlikte Yattara’yı yemelerinin de rolü büyüktü. Bir sezon sonra ise takım beklentileri karşılayamadı ama Burak Yılmaz 33 golle kral olmayı başardı. İki sezondaki müthiş performansı, Trabzonspor formasının sağladığı büyük avantaj, onu olgunlaştırması sonrasında Türkiye’de yeniden diğer büyük kulüplerin hedefi olmasına sebep oldu. Galatasaray devreye girdi. Zaten sözleşmesinde, “5 milyon Euro’ya serbest kalır. Gideceği kulüpten bir sonraki transferinden de yüzde 20 alır” maddesi vardı. Daha önce Burak Yılmaz’ın yüzüne bile bakmayan Galatasaray yönetimi de, Fatih Terim de, bu durumda kendisini adeta havada kaptı. Bu kulüpte de önemli işler yaptı, yine kral oldu ve Çin’e gitti. Giderken de, Trabzonspor 2 milyon Euro daha bonus kazandı.
BU KULÜBÜN İSMİNİ ANMAMAK HİÇ YAKIŞIK ALMADI
Çin’den yeniden Trabzonspor aracılığıyla Türkiye piyasasına döndü. Hem de Muharrem Usta kendisi için 5 milyon Euro bonservis bedelinin yanında, futbolcuya 4 milyon Euro ve 2,5 milyon Euro da imza parası verdi, ne hikmetse… Burak yeniden iyi işler çıkardı ama kulübün yönetiminin üzerinde hareket etmeye başlamıştı. Kadro dışı bırakıldı ve sonra da bir kuruş bonservis alınmadan Beşiktaş’a satıldı. Burak Yılmaz Beşiktaş’da da başarılı oldu ve sonra Lille deneyimini yaşadı ve burada da kaptanlığa kadar yükseldi. Yani bu oyuncunun futbol yaşamının kader çizgilerine dikkat ederseniz, her büyük çıkışında Trabzonspor formasının ağırlığı ve etkisi bulunuyor. Daha önce Beşiktaş ve Fenerbahçe’den kiralık gönderilen ya da satılan oyuncular kategorisindeyken, Bordo-Mavili formayı giydikten sonra gittiği her kulüpte el üstünde tutulan, en önde gelen oyuncu haline geldi. Hatta A Milli takımın değişmez ve vazgeçilmez oyuncusu olmasını da yine Trabzonspor’a borçlu.. Ay-yıldızlı formayı giyerken kaptanlık onuruna erişmesi de yine Karadeniz Fırtınası’nın eseri… Ama o, tüm bunları unutacak kadar zavallı ve vefasız…
Futbol dünyası böyle işte… Futbolcu ve teknik adamlar için, “Ekmeği dizinde” benzetmesi yapılır da, bu boşuna değildir her halde…
Burak Yılmaz da bunlardan sadece bir tanesi…
Ne diyelim?
Yazıklar olsun Burak Yılmaz!!!
Yorumlar
Kalan Karakter: