TRABZONSPOR DÜŞMANI KİMLER?
Geçtiğimiz günlerde Trabzonspor’un yetkili kurullarından birinin başkanıyla yolda karşılaştık. Bir takım konularda fikir alışverişinde bulunduk. “Ağabey, geçen gün sizin sitenin bir haberini twetter’da paylaştım. Bir anda, ‘Trabzonspor düşmanı bir sitenin haberini neden paylaşıyorsun?’ tepkiler geldi. Oysa sizin siteyi çok yakından takip ediyorum ve tüm haberleriniz, yorumlarınız kulübün daha iyiye, daha doğru yola gidebilmesi amacı taşıdığını görüyorum” dedi… Ben de bu kardeşime, “Büyük ihtimalle bizim siteyi Trabzonspor düşmanı görenler ya bu kulüp hakkında hiçbir şey bilmeden yorum yapanlar, ya da birilerinin sosyal medyadaki trolleridir ve yazdıklarımızdan çizdiklerimizden rahatsız olanlar tarafından tetikçi olarak kullanılıyordur” karşılığını verdim. Peki yayın hayatına başlayalı daha bir yılı doldurmayan Trabzonx.com sitesi hakkında bir takım kendini bilmezlerin böyle bir yargılamada bulunmasının sebebi ne olabilir diye düşünmüyor değil insan… Kuşkusuz bu sitenin hayata geçmesiyle birlikte kendilerini her alanda dikensiz gül bahçesinde görenlerin ayağına diken batırmış olması muhtemeldir… Hem de fazlasıyla…
Neyse…
***
GAZETECİNİN İŞLEVİ NE YAZIK Kİ UNUTULMUŞ
Bu sohbetten sonra aklıma Genel Yayın Yönetmenimiz Atakan Kadıoğlu ile bir diyaloğumu aklıma getirdi. Atakan kardeşim, Teknik Direktör Nenad Bjelica’nın geçen hafta düzenlediği basın toplantısına gitmişti. Birkaç soru sormuş… Biri de Bjelica’nın genç isimleri harcamasına yönelik olmuş ve bu kulübün ancak altyapıdan üreterek sürdürülebilir başarı elde edebileceğini söylemiş… Tabii ki birkaç gazeteciyi ayırıyorum, ne yazık ki teknik adamlara, yöneticilere, başkanlara, futbolculara sadece çanak soru sormakla kendilerini yükümlü hissediyorlar. Böyle olunca da Atakan Kadıoğlu’nun soruları alışılmadık olarak kabul edilebilir. Oysa gazetecinin görevi, etkisi olan ve yetkili pozisyonda olanların koltuklarında bir raptiye işlevi görmesidir. Yani halkın seçtiği, ya da halk adına kamuoyunu ilgilendiren konularda iş yapanların yetkilerini doğru kullanmaları için çabalarlar. Halkın, kurumların ve ülkenin ve insanlığın haklarını korur, kişilerin değil…
***
GAZETECİ SORAR SORGULAR TARİHE NOT DÜŞER!
Gazetecinin ana işlevi sormaktır. Sorulara yanıt aramaktır. İnsanın aklına gelebilecek her türlü soruyu sorma özgürlüğüne sahiptir gazeteci… Kafasına takılan, kamuoyunda bir kişinin dahi olsa endişelenmesine sebep olan uygulamalarla ilgili yönetenleri sorularıyla terletir. Sonra bu sorulara verilen yanıtlarla, yapılan eylemlerin örtüşüp örtüşmediğini ölçer, tartar, biçer ve eğer bir çelişki varsa, bunu da kamuoyu ile paylaşır. Halkın ya da kurumların zararına, kişisel çıkarlarına yönelik işlem yapanlar varsa, bunları deşifre eder. Yolsuzluk, hırsızlık, adam kayırma, usulsüzlük ve benzeri uygulamalar belgeliyse bu belgeleri halkla gazete, TV ya da internet siteleri aracılığıyla paylaşır. Yani kısaca halkın çıkarlarını korur. Eğer Atakan Kadıoğlu ve benim gibi gazeteciler, Trabzonspor’un ya da Trabzon halkının çıkarlarını korumak için yönetenlerin alışık olmadığı soruları soruyorsak, bunlara yanıt arıyorsak ve de uygulamaları yanlış bulup, hiçbir kişisel menfaat gözetmeden yayınlıyorsak bu kulübe ya da şehre düşmanlık değil, bunlara düşmanlık yapanların karşısında bir duvar olma çabasından başka bir şey değildir.
***
KİM TRABZONSPOR’U ÇIKARI İÇİN KULLANIYORSA DÜŞMAN ODUR
Trabzonspor’a düşman aranıyorsa, bu kulübün ekonomik gerçekleri ortadayken, olmayacak transferler yapıp, borç batığının içine sokup, siyasetten, iş dünyasından, bankalardan borç alabilmek için dilenci durumuna düşenlere baksın…
Trabzonspor düşmanı arayan, üreterek elde edilen başarılar ortadayken, altyapıdan kazanılan futbolcularla kulübün hikayesinin doğru yazıldığını bilmelerine rağmen bu uygulamalara sırt çevirenlere yüzlerini döndürsün.
Trabzonspor düşmanı arayanlar, bir futbolcusuna 2 milyon lira öderken, pek işe yaramayan başka bir oyuncusuna gözünü kırpmadan, utanmadan, sıkılmadan 150 milyon lira ödeyebilenlere baksın… Trabzonspor düşmanı arayanlar, kulübün gerçeklerini sırf kişisel çıkarları için halktan gizleyip, ceplerine para dolduranlarla ilgilensin…
İban numaralarını bir takım etkili ve yetkili, ekonomik gücü yüksek insanlarda gezenlerde arasın Trabzonspor düşmanlarını…
Trabzonspor düşmanı kulübe pozitif hiçbir katkı veremeyecek olmasına rağmen seçilerek ya da atanarak göreve gelen ve Bordo-Mavi kulüp aracılığıyla ekonomisini düzeltmek için siyasetten rant devşirenlerdir.
Trabzonspor düşmanı, ‘Trabzonspor bizim canımızdır’ demelerine karşın cebine para konulduğunda bu kulübü kullananların emir erliğini yapanlardır.
Trabzonspor düşmanı arayan, ‘takımı ölümüne seviyoruz’ diyerek aldığı kombine biletlerini satarak köşe dönme peşinde koşanlara baksın…
Trabzonspor düşmanı arayanlar, kulübe üye olup, sonar da o oyu para karşılığı satan, bundan hiç sıkılmayan ve kulübü ehliyetsiz ellere teslim edenlere baksın…
Trabzonspor’un dostları ise , bu kulübün bir lirasını dahi korumaya çalışan, hiç kimseden kişisel en küçük menfaat beklemeyen, zenginleşme aracı görmeyen, her yapılan yanlış transferi sorgulayan, siyasetin emrine girmesine, bir takım kişilerin güdümüne mahkum edilmesine izin vermemek için kendi hayatlarını bile riske atanlardır…
Kim kimdir bir daha bakın olur mu twetter ve sosyal medyanın tetikçileri…
***
SÜMER’İN KEMİKLERİ SIZLAMIŞ MIDIR?
Trabzonspor kulübünün yeni yapılan ve 29 Eylül tarihinde üyelerin onayına sunulacak olan yeni tüzüğünde İstişare Kurulu’nun lağvedileceği gözler önüne serildi. Bu kurul aslında çok uzun ömürlü olmadı. Özellikle merhum Özkan Sümer’in, İbrahim Hacıosmanoğlu döneminde başlattığı “Birlik ve bütünlük toplantıları”ndan sonra böyle bir kurulun gerekliliği ortaya konmuş, sonra da hayata geçip tüzükte de resmileşmişti. Kurul yönetimi, ayda bir kez Trabzonspor eski başkanları, asbaşkanları, genel sekreterleri gibi önemli görevler ifa etmiş kişilerle bir toplantı yapıp, alınan sonuçları yönetimle paylaşma işlevi görüyordu. O andaki yönetime bir yol haritası çiziyordu. Kuşkusuz uygulayıp uygulamamak yönetimin elindeydi. Ama en azından bu kurulu oluşturan ve kulübe uzun yıllar hizmet etmiş isimlerin bir ağırlığı vardı ve kuşkusuz yönetim de söylediklerinden mutlaka bir şeyleri hayata geçirme zorunluluğu hissediyordu.
***
NE YAZIK Kİ İŞLEVSİZ HALE GETİRİLDİ
Sümer de bu kurulun ilk başkanıydı. Yardımcısı da Erol Tuna olarak belirlenmiş, Kenan Atalay gibi tecrübeli yöneticiler de kurulda kendilerine yer bulmuştu. Sümer döneminde özellikle yönetimlere çeşitli tavsiyelerde bulunuluyordu. Ancak Özkan Sümer ağır hasta olunca kurul da toplantılarına ara verdi. Sonra Sümer vefat etti, doğal olarak yardımcısı Erol Tuna başkanlık görevini üstlendi. Fakat hiçbir zaman bu görevi benimsemedi. Öyle ki Özkan Sümer vefat ettikten sonra Erol Tuna sürekli görevi bırakmaktan bahsediyor, hatta Kenan Atalay’a öneri yapılıyor, o ise bunu kabul etmiyordu. Sonuçta Özkan Sümer gibi kulübün tarihi bir kimliğinin vefatı aslında önemli bir dayanışma, yardımlaşma aracı haline dönüşebilecek önemli bir kurulu da işlevsiz hale getirdi. Sonuçta tüzükte de böyle bir kurula gerek olmadığı kararına varıldı. Trabzonspor’un en çok istişareye ihtiyaç duyduğu bir dönemde böyle bir kurulun lağvedilmesi sanırım Özkan Sümer’in kemiklerini sızlatmıştır.
***
MÜZE VE ARŞİV KURULU PROFESYONELLEŞSİN AMA!...
Trabzonspor’un tüzüğünde var olan Müze ve Arşiv kurulu da lağvedilecek. Yeni yapılan tüzük taslağında bu kurula da yer olmadığına karar verildi. Müze ve Arşiv Kurulu’nun amatör insanlardan oluşmaması gerektiğine karar verildi. Üç dönem görev yapan Müze ve Arşiv Kurulu başkanı Mehmet Salih Uzun ve arkadaşlarının da işlevi böylece son bulmuş olacak. Uzun çok çalışıyor, bu kurula bir anlam yükleme çabası gösteriyordu. Ama o da bu Müze ve Arşiv Kurulu’nun profesyoneller tarafından yapılmasına taraftardı. Yani müze ve arşiv gibi kulübün tarihinin derinliklerini ilgilendiren bir konunun amatörlerin ilgi alanından çok daha derin bilgi birikimine sahip kişiler tarafından yönetilmesi alkışlanacak bir durumdur. Fakat iş profesyonelliğe dökülünce tabii ki dolgun maaşlar da gündeme gelecektir. Bu kurula kendini atmak isteyenler, siyasetçileri, yönetime etki edebilecek kişileri devreye sokacak ve Trabzonspor’dan nemalanmak isteyeceklerdir. Bunun için de başta Başkan Ertuğrul Doğan olmak üzere, herkesin çok duyarlı olması gerekmektedir. Müze ve Arşiv kuruluna işinin uzmanı, liyakate dikkat edilerek kişiler seçilmelidir. Yoksa onun bunun adamına maaş verme aracı haline dönüştürülmemelidir. Bu yapılırsa Trabzonspor’a ihanetlerin en büyüğüne imza atılır. Ama liyakat dikkat edilirse o zaman da alkışlanacak bir iş gerçekleştirilir.
Yorumlar
Kalan Karakter: