CHP BU ADAYLARLA BİR YERE VARAMAZ!
8 Ekim’de yapılacak olan CHP Trabzon İl Başkanlığı kongresi bol adaylı geçecek. Adaylık yarışındaki iki isim özellikle dikkatimizi çekti. Erdi Çakır ve Mustafa Bak. Çakır son seçimlerde milletvekili adayı idi. Bak ise Akçaabat İlçe Başkanı. İlginç olan ise bu iki ismin bugüne kadar hiçbir konuda muhalefet etme hamlelerinin olmaması. Erdi Çakır için genel seçimler turistik bir gezi ve reklam yapma aracı olarak geçti. Suya sabuna dokunmadan herkesin kendisini tanımasına vesile oldu. Fakat ağzını açıpta kentin bir sorununu dillendirmedi. Yarın başkan seçilirse ne yapar bunu düşünmek bile istemiyoruz!
Ya Mustafa Bak’a ne demeli? Bak’ın sessizliğine bakılınca Trabzon’un en aktif olan ilçesi olan Akçaabat’ta hiçbir sorun yokmuş demek ki! Merak ettiğiniz Mustafa Bak Akçaabat’ta ne yaptı da Trabzon’da ne yapacak?
Cumhuriyet Halk Partisi bu adaylarla başkan kim seçilirse seçilsin, Trabzon’da ana muhalefet partisinin ağırlığını hissettirecek gibi gözükmüyor.
Bu yüzden teşkilatın bir dakika bile beklmeden birliktelik içinde hareket edip, güçlü bir aday çıkarması gerekir. Zira, gidilen bu yol, yol değil!

***
SUİÇMEZ VE ZORLU YOKSA MUHALEFET DE YOK!
Genel seçimler sonrası CHP’de yaşanan iç karışıklık Trabzon teşkilatına da yansımıştı. Özellikle İlçe kongreleri ile başlayan süreç, il kongresinin yapılacağı 8 Ekim tarihine kadar süreceği bekleniyor. Bu dönemde CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Trabzon’u adeta arşınlayarak kentin sorunlarını gündeme taşımaya çalıştı. Sürekli halkın içinde kalarak düğün, cenaze, taziye, açılış gibi programlardan da geri durmadı. Trabzon’un kanayan yarası olan konuları dillendirerek mağdurların sesi olmayı başardı.

Yerelde ise CHP Ortahisar Belediye Meclis Üyesi Cüneyt Zorlu, her geçen gün elindeki belge ve bilgilerle belediyelerin korkulu rüyası oldu. Zorlu, Belediye meclisinde ve sosyal medya hesaplarında yaptığı açıklama ve paylaşımlarla muhalefet görevini en iyi şekilde yapmaya çalıştı. Trabzon Büyükşehir ve Ortahisar Belediyesi’nde görev yapan diğer muhalif meclis üyeleri de iktidar partisi üyeler gibi çalışarak başkanların değirmenine su taşıdı. Varlıkları ile yoklukları belli olmayan bu zat-ı muhteremler utanmadan sıkılmadan kendilerine oy veren vatandaşların gözlerinin içine bakmaktan da hicap duymadılar. Bu sorumsuzlukları ile de bizlere, “ yazıklar olsun” dedirtmeyi de başardılar.

***
CİZRELİ ÇOCUK NASIL TRABZONSPORLU OLDU?
Geçtiğimiz günlerde bu köşede Fırat Korkmaz’ın Trabzonsporlu olma hikâyesini okurlarla paylaşmıştık. Bunun nedeni de Fırat, Trabzonlu olmamasına rağmen nasıl da büyük özverilerle birlikte Bordo-Mavili renklere gönül verip, onun için ne büyük zorluklara katlanmış olmasıydı. Kuşkusuz Trabzon’da doğan büyüyen hemen hemen her çocuğun Trabzonspor’u tutması kadar doğal bir durum olamaz. Ama farklı illerde doğup, çevresi genellikle Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçelilerle dolu olanların Bordo-Mavi renklere gönül vermesi ilgi çekmesi ve alkışlanması gereken bir durumdur. Neyse biz Fırat’ın hikâyesini yazınca, bu kez Güneydoğu’nun farklı yönleriyle birlikte gündeme gelen şehri Şirnak’ın Cizre ilçesinde doğup büyüyen ve şimdi Antalya’da yaşayan 50 yaşındaki Lokman Timurtaş da kendisinin nasıl Trabzonsporlu olduğunu anlattı. Kuşkusuz Trabzon’da doğup, Trabzonsporlu olmak o kadar kolay ki, ama Güneydoğu’da doğup büyüyüp de Bordo-Mavi renklere gönül vermenin saygı uyandırması gerektiğini düşündük. Onun da hikâyesini buraya aktaralım dedik…

***
RADYODA MAÇINI DİNLEDİ RENKLERE AŞIK OLDU
İsterseniz Lokman Timurtaş’ın hikâyesini kendi anlatımıyla sizlere aktaralım:
“Ben 1973 yılında Sirnak'ın Cizre ilçesinde doğdum. Çocukluğumuzda komşumuzun küçükbaş hayvanları vardı. Komşumuzun oğlu arkadaşımla (Benden 3 yaş büyük) bir Pazar günü hayvanları otlatmaya birlikte götürdük. Arkadaşım babasının pilli radyosunu yanında getirmişti. O gün de Trabzonspor'un maçı vardı. Radyodan maçı dinledik, Trabzonspor ligi sallıyordu İstanbul takımlarının hegemonyasını yerle bir etmişti. Radyodan maçı dinledikten sonra arkadaşımla Trabzonspor'u konuştuk, ,takdir ettik. Artık ismini duyduğumda yüreğim çarpıyor, heyecandan yerimde duramıyordum. Her maçını radyodan dinlemek, kazanması için dua etmek artık benim için bir ritüeldi. Ben işte o gün Trabzonsporlu olmuştu. Ama okulda tek Trabzonsporlu çocuk bendim. Naylon top ile okul bahçesinde futbol oynardık, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaşlı olan çocuklar beni aralarına almaz, oynatmazlardı. Çok üzülürdüm ama bu durum daha çok Trabzonsporlu olmamı sağladı.”

***
BAŞKAN MEHMET ALİ YILMAZ’IN UNUTULMAZ JESTİ
“Artık Trabzonspor benim için bir tutkuydu, Bordo-Mavi renklere aşık olmuştum. Bu aşkım da her geçen gün ölümsüzleştiriyordu. İlkokul 5. sınıfa geçince Trabzonspor’un o dönemki Başkanı Mehmet Ali Yılmaz'a bir mektup yazdım. Kendisinden top istemiştim. Aradan uzun bir süre geçti bir gün Öğretmenim teneffüste beni görünce " Sen birinden hediye bekliyor musun?" diye sordu. "Hayır Öğretmenim" dedim. Öğretmenim ise, “Gel bakalım oğlum” dedi ve beni öğretmenler odasına götürdü. Odaya girdiğimizde bir file dolusu top gördüm. Şaşırmıştım. Öğretmenime, Trabzonspor Başkanından futbol topu istemiştim sanırım bu toplar bana hediye gelmiş" dedim. Neyse topları aldım okulda herkes bana gelen hediyeleri konuşuyor, havamdan yanımdan geçilmiyor. Benim toplarla oynamak isteyen çocuklara "Trabzonsporlu olursanız oynarsınız" diyorum. Bir kaç arkadaşı böyleceTrabzonsporlu yapmıştım o zaman. Trabzonsporlu olduğum için çok arkadaşım benden uzaklaşmıştı ama hiç umurumda bile değildi, Bana hep; "Neden Trabzonspor" diye soruyorlardı. Ben şunu söylüyorum onlara; " Bir Trabzonlu ile karşılaştığım. Ben Trabzonsporluyum dediğimde gözlerinde çocuksu bir mutluluk belirmişti. Ben bu gözlerdeki mutluluğu dünyada hiçbir şeye değişmem. Sonra bu takım Anadolu’da İstanbul’un dev kulüplerine kafa tutuyor, kaç kez şampiyon oluyor. Hem de doğru dürüst transfer yapmadan. Bu takım tutulmaz mı? diyorum.”

***
‘ŞAMPİYONLUK SEZONU TRABZON’A GELEBİLDİM’
Lokman Timurcu, oğlu Baran’ı da Trabzonsporlu yaptığını gururla anlatırken, hikâyesine ve unutamadığı iki anısını da şöyle dile getiriyor: Kuşkusuz 1996’daki ve 2004-2005’teki şampiyonluğun kaçış travmalarını Trabzon’a hiç gelmemiş bir taraftar olarak yaşadım. Nihayetinde 2010-11’de şike ile çalınan şampiyonluğumuz hala içimde uhdedir. Ama 2019-20 sezonunda Başakşehir’e şampiyonluğu kaptırdığımızda Denizlispor maçını kaybetmiştik. Şampiyonluk zora girmişti. Öylesine acı çekmiştim ki, bir türlü uyku tutmadı. Geceyi salonda geçiriyorum. Eşim yanıma geldi, ‘Neden yatmıyorsun?” diye sordu ve sonra da, “Maçı kaybettiniz ondan değil mi?” diyerek durumu anladığını gösterdi. Zaten bu kadar üzüntüyü ancak maç kaybedince yaşıyordum. Eşim de, “O halde ben de uyumayacağım” dedi ve sabaha kadar salonda benimle oturdu. Hayatımda bir kez Trabzonspor’un maçına gelebildim Trabzon’a… Ekonomik koşullardan dolayı pek dışarı çıkabilme durumum yok. Ama şampiyonluk sezonunda Fenerbahçe maçında Trabzon’a geldim. Bu şehre ilk kez ayak bastığımda çok heyecanlanmıştım. Taksiye bindim, bir an önce stada gitmek, oradaki havayı teneffüs etmek istedim. Harika bir maç oldu, Fenerbahçe’yi mağlup ettik ve o stadın atmosferinde kendimden geçtim. Otele gidip kalacaktım ama sosyal medyadan tanıştığım iki arkadaşım vardı. Beni önce restorana götürdüler, yedirdiler, içirdiler. Otele gitmeme izin vermediler ve evlerinde misafir ettiler. Trabzonsporlu olmanın ayrıcalığını bana bir kez daha gösterdikleri için onlara binlerce kez teşekkür ediyorum. Bu takımı seviyorum, ölene kadar da taraftarı olmaktan gurur duyacağım.”

Yorumlar
Kalan Karakter: