EN KÖTÜ TERCİH SERGEN YALÇIN!
Trabzonspor yönetimi göreve gelirken, “Kulübü ekonomik olarak ayağa kaldıracağız, yarışacağız ama üreten bir kulüp olacağız” şiarına sarılmıştı. Ahmet Ağaoğlu ile 5 yıl çalışıp, en son asbaşkanlık makamında yer alan ama yeni süreçte başkanlık koltuğuna oturan Etruğrul Doğan’ın kulübü nasıl yöneteceğini görmek için kendisine zaman vermek gerektiğini düşünenlerdendik. Hatta özellikle ekonomiyi düzeltme perspektifi ve üretim politikalarına yönelme eğilimleri tarafımızdan da olumlu karşılanmıştı. Ancak ilk büyük hatayı, Abdullah Avcı gönderilirken yerine yardımcısı Orhan Ak’ı getirmeleri oldu. Bir teknik direktörü başarısız olurken, onun ekibinin içinde yer alan bir ismin, başarıyı yakalayacağını düşünmek öngörüsüzlüktü. Zaten bu kişinin belli yeteneği olsa, yardımcı antrenörlüğünde de bu cevherini ortaya koyardı. Neyse ki Ak, başarısız oldu ve iki maç dayanabildi ve görevden ayrıldı.
***
FUTBOLA AT YARIŞINDAN DAHA AZ ZAMAN HARCAR
Yönetimden artık daha sağlıklı, aklı önde tutan bir teknik politika beklemek gerekiyordu. Ancak Ertuğrul Doğan ve ekibi öylesine panik yaptı ki, hemen yeni bir teknik direktör bulma telaşıyla kısa sürede takımın başına güçlü bir hoca getirme çabasına girişti. Bu doğrultuda da gündemde çok sayıda isim varken, ilk plana Sergen Yalçın koyuldu. Oysa önümüzdeki 5 yılı planladıklarını söyleyen yöneticiler için asla ve hiçbir şekilde gündeme gelmeyecek isim Sergen Yalçın olmalıydı. Çünkü Sergen Yalçın rahat bir kişiliğe sahiptir. Hırslı değildir. Rahatını bozan bir kafa yapısıyla hareket etmez. Cebine soktuğu paraya bakar. İşler iyi giderken her şey yolundadır ama işler biraz sarpa sardığında kirişi kıracak ilk insan karakterine sahiptir. Bunu her kulüpte göstermiştir. Zaten ömrünün yarısı At Yarışı oynamakla geçer. Futbola, At Yarışları kadar zaman harcasaydı, zaten dünya starı olurdu.
***
DERELİOĞLU VE ÇİMŞİR BİLE YALÇIN’DAN DAHA İYİDİR
Özel hayatında keyifli olmayı ister. Otorite tanımaz, burnundan kıl aldırmaz. Bakın teknik direktörlük kariyeri çok uzun değil. Ama şu ana kadar Gaziantepspor, Sİvasspor, Kayserispor, Eskişehirspor, Konyaspor, Alanyaspor, Malatyaspor ve Beşiktaş’ı çalıştırdı. Hangisinde gerçek bir hikaye yazabildi? Bir tek Beşiktaş’ta şampiyonluk yaşadı ve puan ortalaması da 1.80 civarıydı. Yani bayağı düşük bir yüzdeyle bu takımda çalıştı. Bir yıllık başarısı sanki dünya çapında bir teknik adam olduğu algısına sebep oldu. İnanın, Sergen Yalçın, İhsan Derelioğlu hatta, Hüseyin Çimşir’den bile kötü teknik direktördür. Ama şans ve kurduğu ilişkiler onu bir ölçüde başarılı gibi göstermiştir. Onun aldığı şansları bir Trabzonlu teknik adama verilseydi belki de çok daha iyisini yapabilmişti. Trabzonspor yönetimi lütfen küçük düşünmesin, kendilerini ve kulüplerini küçültüp, Sergen Yalçın gibi ehli keyif isimleri abartmasınlar. Bu isimle anlaşmak kulübün önümüzdeki yılını ve ekonomisini de kaybettirir. Uyarmadı demeyin…
***
ATMA SERGEN DİN KARDEŞİZ!
Sergen Yalçın’ın takımın başına getirilmesi için panik havasında hareket eden Başkan Ertuğrul Doğan harekete geçince, bu isimle görüşmeler gerçekleştirildi. Aldığımız bilgiye göre Yalçın, ekibiyle birlikte yıllık 4 milyon Euro’ya varan bir rakam talep etmiş… Gerçekten komik ötesi bir rakam… Galatasaray’da tarih yazan UEFA Kupası kazanan, Avrupa Süper Kupasını müzesine götüren, Galatasaray’ı sayısız kez şampiyonluğa taşımış bir isim bile bu kadar rakam talep etmezdi sanırım. Sergen Yalçın nasıl bir megaloman ki kendini dev aynasında görüp, Trabzonspor’u da sağmal inek sanıp böylesine korkunç bir rakamı talep edebiliyor. Yani bu rakamı duyunca, “Atma Sergen Din kardeşiz” diyesimiz geliyor. Böyle bir teknik adamla Trabzonspor başkanının da, yönetiminin de artık konuşması, muhatap olması bile bu kulüp adına aczin ifadesidir. Kimsin sen Sergen Yalçın? Kimsin de bu kadar rakam isteyebiliyorsun? Ama hata sende değil, sana teklif götürenlerde…
***
BU İSME 1,5 MİLYON EURO NASIL ÖNERİRSİNİZ?
Bir başka skandal da yönetimin Sergen Yalçın’ın 4 milyon Euro talebine karşılık, “Sana 1,5 milyon Euro yıllık öderiz” demiş Sayın Ertuğrul Doğan… Yapmayın Sayın Doğan, yapmayın! Siz, Ahmet Ağaoğlu döneminde kulübü iflasın eşiğine getiren politikalarını beraber yürüttünüz. Başkan seçilirken de tasarruf yapacağınızı söylediniz. Şimdi bir teknik direktöre 30 milyon liranın üzerine ücret vermeyi hangi aklın ürünü olarak telaffuz edebiliyorsunuz. Abdullah Avcı’ya yaptığınız yüzde 300’lük zam il kulübün ekonomisine sorun yaşattığınızı unutmadık. Yeni bir felakete adım atmanızın anlamı ne? Bu kulübü hiç mi sevmiyorsunuz? Hiç mi Trabzonspor kimliği taşımıyorsunuz? Size şunu ifade edeyim ki, Sergen Yalçın’dan çok daha yararlı olabilecek ve 10 milyon liranın altında parayla koşarak çalışacak sayısız teknik direktör bulursunuz. Bakın, kendi paranıza güveniyorsanız, hep borç veriyorsunuz. Eğer bu kulübe 150 milyon Euro hibe ederseniz, böyle yüksek ücretleri telaffuz etseniz hani belki sesimiz çıkmaz. Ama bu paraları kulübün bütçesi ödeyecek ve iflas ettiğinizi fark etmiyor musunuz? Yoksa hedefiniz Trabzonspor’un satış koşullarını adım adım oluşturmak mı?
Lütfen Sayın Ertuğrul Doğan, telaffuz ettiğiniz rakamları kulağınız iyi duysun…Lütfen…
***
BAK SÜLEYMAN CEBESİ KARDEŞİM!
Trabzonspor’un yıldız futbolcuları bile senin kadar tartışılmadı… Bordo-Mavili takımın altyapısından yetiştin. Yönetim seninle sözleşme imzalamak istediğinde karşılarına menajerin Mırsat Türkcan’ı çıkardın. Senin, yabancı futbolcudan ne farkın kaldı? Yakınların, babanın arkadaşları, “Tek derdi süre almak” dedi ama gelişen süreçte gördük ki, derdin süre değilmiş. Olsa zaten kendine güvenir ve imzayı atardın. Unutma ki yönetim Trabzonspor’u temsil ediyor. Onlara inanmak durumundasın. İnanmamanda bu kulübü eskiden yönetenlerin bir rolü olabilir ama yine de sana samimiyetle yaklaşan yöneticilere sen de aynı samimiyetle yaklaşmalıydın. Menajerine de, “Kusura bakma, kulübümle konuşurken seni devreye sokamam” diyebilmeliydin. Diyemedin…
Önceki gün 5 pırıl pırıl altyapı oyuncusu sözleşme imzalarken, sen U19 takımında bile kadro dışı bırakıldın. Bu içinde hiç mi burukluk yaratmadı? Bak sevgili kardeşim… Menajerler futbolcuyu hiç düşünmez.. Kendi ceplerine para sokma peşinde koşar. Futbolcuyu da kullanır tepe tepe… Senin menajerin de aynı şeyi yapıyor. Biliyor musun, son 5 günde menajerin sayısız kez kulüp başkanı Ertuğrul Doğan’ı ve yöneticileri arıyor ama kimse telefonuna bile çıkmıyor. Eğer sana gerçekten Fransa’dan ya da Hollanda’dan ciddi bir teklif gelmiş olsaydı menajerin böyle şimdi telefona sarılır mıydı? Kaldı ki, yetiştirme bedelin sadece 400 bin Euro’yu buluyor. Yani 8 milyon lira… Unutma ki Avrupa kulüpleri bu rakamı gözden çıkarmak için oyuncudan çok şey beklemelidir. Oysa sen daha bir tek profesyonel maç bile oynamamışsın. Hiçbir Avrupa kulübü parasını çöpe atmaz…
Şimdi kadro dışısın ve arkadaşların imza atmanın keyfini yaşarken, sen tedirginsin geleceğin adına… Neyse yine de geç değil. Genç bir oyuncusun, hata yapabilirsin. Ben biliyorum ki, sana kapıyı tam kapatmamışlardır. Eğer babanı alıp, tesislere gidersen sözleşme imzalamanın zeminini hazırlayacaklar. Menajer oyununa gelme, onların para kazanma aracı olarak kendini heba etme… Gerçeği gör ve seni yetiştiren kulübüne dönüşünü yap olmaz mı? İnan senin gibi dışarıya umudunu bağlayan nice gençlerin sonunun hüsran olduğunu bugüne kadar çok gördük. Sen de kendini heba etme… Bir şey daha… Çevrenin, ”Sen büyük futbolcusun” gazına gelme… Senden çok daha yetenekliler, kafa yapılarından dolayı yok oldu gittiler… Mesela Barış Memiş’i, Ufuk Bayraktar’ı, Oğuzhan Acar’ı, Emre Aygün’ü bir araştır olmaz mı?
Sevgiler…
Yorumlar
Kalan Karakter: