BAŞKAN DOĞAN’IN BÜYÜK HATASI BJELİCA!...
Trabzonspor’da son dönemlerde sürekli teknik direktör krizi baş gösteriyor. Abdullah Avcı ile 2,5 yıla yakın çalışan Bordo-Mavili yönetimler sürekli yanlış teknik adam tercihlerinden dolayı değişimlerle birlikte herkesin başını da döndürmekten geri durmadı. Sonra kimin önerisiyse takımın başına sürpriz bir şekilde Nenad Bjelica getirildi. Bu isim aslında Avrupa ölçeğinde kimsenin tanımadığı, bilmediği, önemli hiçbir şey üretmemiş bir isimdi. Geldiği günden itibaren de ne kadar kötü teknik direktör olduğunu kanıtladı. Öyle kötü bir teknik adam ki, Başkan Ertuğrul Doğan’ın ekonomiyi düzelteceğiz, fazla transfer yapmayacağız’ demesine rağmen tam 16 yeni transfer yaptırdı ve Ahmet Ağaoğlu günlerini bile geride bıraktı. Bjelica ile çıkılan 16 maçta tarihi bir utanç yaşandı v e 8 galibiyet, 8 yenilgiyle birlikte maç başı 1,5 puan ortalaması tutturuldu. Deplasmanda 9 maçta tam 7 yenilgi alındı. Bu durumda da kamuoyundan beklenen Bjelica ile yolların ayrılması olması kadar doğal bir şey yok kuşkusuz.
***
KALIRSA ZARARI ÇOK DAHA FAZLA OLACAKTIR
Cuma akşamı Aspor’da başta Başkan Ertuğrul Doğan’ın çok önemsediği ancak futbola çok sonra bulaşmış olan danışmanı Ulaş Özdemir bile, Bjelica’yla yol alınamayacağını dile getirmesi ilginçti. Aynı kanalda Erman Toroğlu, Zeki Uzundurukan ve Reha Kapsal da Nenad Bjelica’yı tefe koydular. Sosyal medyada tepkiler çığ gibi büyüyor. Gazeteler, internet siteleri, diğer TV yorumcuları da tek suçlunun Nenad Bjelica olduğunu dile getiriyor. Yönetimin artık tek çaresi bu isimle yolları ayırmak ama tazminatı konusunda büyük endişe yaşıyorlar. Kuşkusuz Ertuğrul Doğan göreve başladıktan sonra ilk düğmeyi yanlış iliklemenin faturasını ödüyor. Ama böyle devam eder ve hocanın ömrünü uzatırlarsa, her uzattıkları gün, kendi ömürlerinden gidecektir. Zaten Aspor’da danışmanı dahil; Bjelica’ya yüklenmenin sebebi bu ismin ipinin çekilmesiydi kuşkusuz. Başkan Doğan da şimdi Nenad Bjelica’nın biletini kesmek için avukatlarıyla tazminat pazarlığı yapıyor. İyi hoş da bu yönetime, başkana, “Almayın bu adamı, maceracıdır ve transfer çılgınıdır. Onu getirirseniz bir sezonu kaybedersiniz” dediğimizde neden kendi burunlarının doğrultusunda hareket ettiler? Bu kulübü ekonomik zarara uğratacaklarını bile bile böyle bir yanlışa nasıl imza attılar? Neyse geçmiş geçmişte kaldı, bunu tarih yargılayacak mutlaka da bundan sonra büyük hatalar yapılmasa bari demekten başka bir şey
***
BAŞKAN DOĞAN, AVCI’NIN İSMİNİ BİLE ANMAMALI!
Trabzonspor tarihinin, kulübü ekonomik batağa saplayan teknik direktörlerinin başında Vahid Halilhodzic, Ersun Yanal ile birlikte Abdullah Avcı gelir. Şimdi de bu listeye Nenad Bjelica eklendi. Bu isimle yollar ayrılacak. Bu kesin, her an açıklama yapılabilir de, gündemdeki ismin Abdullah Avcı olduğu dile getiriliyor. Başkan Ertuğrul Doğan’ın, “Avcı da Avcı” sözlerinden başka bir şey ağzından çıkmıyormuş… Başkan Ertuğrul Doğan nasıl bu kadar büyük bir hataya düşebilir anlamak mümkün değil. Bakın Avcı, takımı 38 yıl aradan sonra şansla da olsa şampiyon yapmayı başardı ama bu başarıda payı yüzde 1 bile değildi. Zaten hak etmese de bu şampiyonluğun ödülünü maaşını 8,5 milyon liradan, 25 milyon liraya çıkararak aldı. İsmi Türk futbolunda ‘şampiyon teknik direktörler’ arasına yazıldı ve aldı. Ancak geçen sezon balonu patladı. Aslında hiç de iyi bir lider olmadığı, kritik ve zorlu süreçlerde çözüm üretemeyecek kadar da yetersiz olduğunu göstermişti. Zaten böyle bir sürecin sonunda da görevinden ayrılmış, bir lira istemediği söylenmiş ama sonra sezon sonuna kadarki 8,5 milyon liralık alacağını cebine indirdiği ortaya çıkmıştı. Kuşkusuz zenginler için 8,5 milyon liranın ne önemi olabilir ki? Çerez parası değil mi? Yoksul insanlar ise 100 yıl çalışsa da bu kadar büyük parayı bir arada görmesi olanaksız… Bir de paralar kulüp kasalarından verildiğinde, çerez parasından bile düşük kabul ediliyor sanırım. Ertuğrul Doğan çok yakın bir arkadaşına hiç 8,5 milyon lira hibe etti mi bilmem ama ödemeler kulüp kasasından olunca ulufe gibi dağıtmaktan da geri durmuyor…
***
AVCI EKONOMİK YIKIMIN SORUMLULARINDANDIR
Neyse bunları bir kenara bırakalım asıl meseleye gelelim. Geçtiğimiz günlerde Başkan Ertuğrul Doğan bir söyleşide, “Abdullah Avcı’ya kapısız her zaman açıktır. Şöyle iyi bir hocaydı, böyle yakışıklıydı’ falan gibi açıklamalara imza attı. Gerçekten şaşırmamak elde değil. Avcı’nın bir transfer çılgını, altyapı düşmanı, genç oyuncu fobisi olan, Trabzonspor gibi büyük bir kulübün saha kenarındaki liderliğini üstlenemeyecek karakter olduğunu anlamak için ne yapması gerekiyor? Bu kulübün 2020 ara transferinden itibaren borcu 1,5 milyar liradan 4 milyar lirayı bulduysa bunda Ahmet Ağaoğlu kadar Abdullah Avcı’nın da rolü olduğu unutulmasın. Tabii ki Ertuğrul Doğan da en az onlar kadar sorumludur. Ama artık Trabzonspor’un kendi DNA’sına dönmesi gerekiyor ve bu noktada Abdullah Avcı’nın isminin bile hiçbir şekilde ağza alınmaması hele hele, “Kapımız ona açık” gibi çok yanlış sözler kullanılmaması gerekir. Eğer bugünlerde ya da yarınlarda Nenad Bjelica ile yollar ayrılırsa, yönetimin hiç yapmayacağı eylem Avcı ile yeniden yolları birleştirmek olur. Çünkü bu durumda artık tüm hedef yönetim ve başkan haline gelir.
Başkan bunu hiç unutmasın…
Avcı’yı göreve getirdiğinde Trabzonspor’un tarihini yazanların iki elinin de yakasında olacağını da beynine kazısın…
Şimdilik başka sözüm yok!
***
HİÇ OLMAYACAK İSİMLER GÜNEŞ, TERİM, YALÇIN!
Trabzonspor’da bir teknik adam değişikliği olacaksa burada yönetimin önünde tek bir yol bulunuyor. Bordo-Mavili kulübü yeniden tarihi kimliğine büründürecek, misyonunu devam ettirecek ve yeni bir vizyon çizecek bir ekiple yola çıkmalıdır. Mesela taraftar tepkisinden korktuğu için şöhretli bir isim peşinde koşmayacaktır. Peşinden koşulmaması gereken isimlerin başında da Şenol Güneş, Fatih Terim, Abdullah Avcı ve Sergen Yalçın gibi isimlerdir. Çünkü bu isimlerin astarı yüzünden pahalıdır. Şenol Güneş bizim önemli değerimizdir ama alt yapı umurunda bile değildir. Genç oyuncuları harcama konusunda uzmandır. O önce takıma olumlu yansıyacak işler yapar. Potansiyeli olan yıldızı parlayıp, sonra düşüş gösteren oyuncuların yeniden cilalanmasını sağlar fakat bir tek genç isme güvenmez. Günlük başarı peşinde koşar. Fatih Terim zaten burnundan kıl aldırmaz. Müthiş pahalı bir teknik direktördür. Ekibiyle birlikte Trabzon’u satın almak ister. Transfer döneminde de tüm mal varlığınızı satsanız onun taleplerine yetişemezsiniz. İsterseniz bu noktada son dönemlerde Galatasaray’da yaptıklarına bakın… Sergen Yalçın ise futbol vizyonu çok düşük, tembel, yeterli bilgi birikimine sahip olmayan, menajerler aracılığıyla futbolcu transferine bayılan ve kesinlikle Trabzonspor misyonunu üstlenip, bu kulübe vizyon belirleyecek yeteneklerde değildir. Abdullah Avcı ise kısa süre önce ayrılmış ve artık modası geçmiştir. O da vizyon ve misyon adamı değil, günlük sonuç peşinde koşan, yarattığı ambiyansı ranta çevirmeye çalışacak bir isimdir.
Bu nedenle, bir teknik adam değişikliğinde kesinlikle bu 4 isimden uzak durun.
***
BENİM TEKNİK YAPILANMADA GÖRÜŞÜM NE Mİ?
K:uşkusuz bir teknik direktör değişiminde yönetime bu kadar eleştiri getirip, hangi isimlerle yola çıkmamaları gerektiğini anlatırken insanların, ‘Peki senin çözümün ne?” diye sormaları da doğaldır. Bence kulübün mutlaka bir sportif direktörlük makamı oluşturması gerekiyor. Buraya eğer kabul eder ve Trabzonspor’u yeniden tarihsel kimliğine döndürmeyi düşünürse, teknik direktörlüğü de bıraktığını kesin bir dille açıklaması halinde Şenol Güneş getirilebilir. Ama bana göre bir süre önce Divan Kurulu Başkanı Ali Sürmen’e kurban verilen İhsan Derelioğlu bu görev için biçilmiş kaftandır. Derelioğlu bilgi birikimi, donanımıyla iyi bir teknik direktördür ama hep arka planda kaldığı için kendisine vitrin yapamamıştır. Ve artık gözü teknik direktörlükte değildir. Yani Sportif Direktör olacak kişinin de teknik direktörlük gibi bir hayali olmamalı…
***
FATİH, HÜSEYİN, MUZAFFER, TOLGA, MEHMET!
Gelen teknik adamı kovup yerine oynama gibi bir işgüzarlık içinde bulunmamalıdır. Bu açıdan İhsan Hoca çok yerinde bir tercih olur. Çünkü İhsan Derelioğlu, altyapıyı da bilir, futbolcu izleme konusunda da uzmandır, aynı zamanda da akademisyendir. Yani bir kulübün teknik anlamda tüm bağlarını kurabilecek, yönetebilecek birikime sahiptir. Tek yapılması gereken yetkiyi verip, özgür bırakmak olmalıdır. Teknik ekip olarak da Fatih Tekke, Hüseyin Çimşir, Muzaffer Bilazer, Tolga Zengin, Mehmet Yılmaz gibi isimler bir araya getirilip, bir harmanlamayla birlikte Trabzonspor’un uzun süreli yeni vizyonunu oluşturacak kadro planlaması olmalıdır. Fatih Tekke bıraktığında, Hüseyin Çimşir, o bıraktığında Muzaffer Bilazer, o gittiğinde Tolga Zengin ya da Mehmet Yılmaz görev yapabilmelidir. Böyle bir yapılanma daha da genişletilmeli ve Bordo-Mavili kulübün uzun süreli teknik direktör sorunu çözülmeli… Çare dışarıda değil, kendi içinde oluşturulmalıdır.
Bu yapılırsa kulüp kurtulur, şov yapılırsa yönetim bir süre kendini kurtarır ama sonra kulüple birlikte batar.
Karar Ertuğrul Doğan ve arkadaşlarının…
***
GÜNEŞ’E YAPILAN AYIP VE YÖNETİMLERİN İHANETLERİ!
Şenol Güneş tüm yanlışlarını, eleştirilecek çok sayıda icraatlarına ve söylemlerine rağmen sonuçta Türk futbolunun yetiştirdiği en önemli figürlerin başındadır. Trabzonspor formasıyla tarih yazan, kaptan olarak 6 Lig şampiyonluğuna damga vuran bir lider olan Güneş, teknik direktörlük yaşamında da Bordo-Mavili takımı 1994-95, 1995-96, 2004-2005 ve 2010-2011 sezonlarında şampiyonluk hedefine yaklaştırmış ama masa başı oyunlarıyla ikinciliklerle yetinmişti. Bu dönemlerde teknik direktör olarak da çok sayıda kupa kazanılmasını sağlamıştı. Şenol Güneş’in elinden alınan şampiyonluklardan 2 tanesini ise Beşiktaş’ta elde etmiş, A Milli takımını Dünya Kupasına taşımış, tarihinde ilk kez üçüncü olmasını sağlamıştı. Aynı Güneş, bir yıl sonra da Konfederasyon Kupası’nda yine üçüncü olurken, Ay-Yıldızlıları bir kez de Avrupa Şampiyonası finallerine götürmüştü. Beşiktaş çok kötü günler yaşarken, geçen sezon bu takımın başına getirildi. Siyah-Beyazlılar adeta sürünüyordu. Valerin İsmael yönetiminde takım orta sıralarda bile zor yer alıyordu.
***
ONCA BAŞARI BİR KALEMDE YOK SAYILDI
Beşiktaş, Şenol Güneş ile ayağa kalktı. Geçen sezon görev başındayken, sadece Trabzonspor ve Konyaspor ile berabere kaldı. Diğer tüm maçları kazandı. Bu sezon Avrupa’da da önemli işler yaptı. Gruplara kaldı. Hiç yenilgisi yoktu. Ligde de iki maç kaybetse de yine zirve yarışında her an yer alabilecek durumda olduğunu gösteriyordu. Ancak son Avrupa maçında takım 2-0 öndeyken, Rosier isimli futbola ihanet eden oyuncunun kırmızı kart görmesiyle birlikte 10 dakikada yedikleri 3 golle, yenildiler ve bunun sonunda da Şenol Güneş’in ipi çekildi. Güneş şu ana kadar Beşiktaş’taki maç başı topladığı puan 2.20 olarak kayıtlara geçti. Buna rağmen birkaç kötü sonuçla anında darağacına çekilebildi. Oysa transferleri yapan, kulübü yöneten, başkanları yöneticileri sayısız hatalarla adeta ihanet politikası uygularken, birkaç başarısız sonuçla birlikte Türk futbolunda efsane haline gelmiş bir ismi bir kalemde silebilecek kadar yüzsüzleşebiliyor, gaddarlaşabiliyorlardı. Oysa bugünkü birkaç başarısız sonucun tek nedeni Beşiktaş’ı yönetenlerin iş bilmezlikleri, burnu büyüklükleri olduklarının farkına bile varamayacak kadar da egoluydular. Tıpkı diğer tüm kulüpleri yöneten başkan ve yöneticiler gibi…
Şu unutulmasın ki Şenol Güneş’ler tüm hatalarına rağmen kolay yetişmiyorlar. Bir gün arkalarından ağıt yaktığınızda iş işten geçmiş olacaktır.
Bilin istedim…
Yorumlar
Kalan Karakter: