DİVAN’DA DANANIN KUYRUĞU KOPAR MI?
Trabzonspor’da Divan kurulu seçimine artık sayılı günler kaldı. 2 Mart 2024 tarihindeki seçim öncesinde başkan adayları yoğun tempoyla çalışmalarını sürdürürken, bir yandan da 4 adayın 2’ye inmesi ya da bir birleşmenin sağlanması için yoğun temaslarda devam ediyor. Geçtiğimiz Pazartesi günü eski İstişare Kurulu başkanı Erol Tuna birkaç arkadaşıyla birlikte adayların arasında hem telefon diplomasisi kurmuş, hem de bir araya getirip, birleşmelerini sağlama çabaları için aynı masa etrafında toplamak istemişti. Tuna birkaç başkan adayı ile görüşmüştü ama Yusuf Ziya Yılmaz İstanbul’da olduğu için net bir durum ortaya çıkmamıştı. Tuna ve arkadaşları daha geniş ve kapsamlı bir toplantı için yine adayları bu akşam Hilton Otel’de bir araya getirecek. Burada tüm adaylar durumlarını masaya yatıracak. Ardından da Erol Tuna ve adaylardan bazılarının çekilmesi ya da listelerin birleşmesi noktasındaki görüşlerini ortaya koyup, orta yolu bulma çabası gösterecek. Bakalım bu yuvarlak masa toplantısından bir sonuç çıkacak mı? Parçalanmışlık duygusu ortadan kalkacak mı?
Ve camianın beklediği birleşme sağlanacak mı?
***
ÖREN’E GETİRİLEN ELEŞTİRİ VE YANITI!
Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu seçimlerinde güçlü adaylardan biri de Mahmut Ören… Bordo-Mavili kulüpte yedek yöneticilikten başlayıp, sonrasında düz yönetici, genel sekreterlik gibi önemli icra makamında yer aldı. Şimdi ise 9 yıla yakındır Denetleme Kurulu Başkanı ve zaman zaman çıkışlarıyla birlikte yönetimlerin korkulu rüyası haline de gelebilen bir isim… Ancak Ören’in Divan başkanlığına aday olmasının ardından birçok kişi Denetleme Kurulu başkanlığından istifa etmesi gerektiğini düşünüyor. Bazı kişiler de, “İstifa etmeyecek, bu hiçbir şekilde etik değil” eleştirisini yaptı. Ben de, bu koltukta otururken, Divan başkanlığına aday olmasını ve istifa etmemesini eleştirdim. Kendisine bir arkadaşı ve dostu olarak, “İstifa etmemenin sana en küçük bir avantajı olmayacaksa bile insanların, ‘Ne kadar koltuk sevdalısıymış” şeklindeki eleştirilerine muhatap olacaksın. Etik olarak doğrubulmam. Bana göre doğrusu istifa etmen ve Divan başkanlığına öyle aday olmandır” dedim. Durumu kendisiyle bu şekilde paylaştıktan ve konuştuktan sonra Ören de uzun uzun durumunu anlattı. Ve Ören şunları söyledi:
***
ÖREN; ETİK BİR SORUN GÖRMÜYORUM
“Denetleme Kurulu başkanlığım süresinin dolmasına 6-7 ay gibi bir süre kaldı. Eğer Divan başkanı seçilemezsem, bu dönemi tamamlamak ve sonra da köşeme çekilmek istiyorum. Divan başkanlık yarışına Denetleme Kurulu başkanı olarak girmemin bana en küçük bir avantajı bulunmuyor. Yani bana hiç kimse Denetleme Kurulu başkanı olduğum için oy vermeyecek. Bugüne kadar da kimseden oy isterken, ya da telefon açtığımda, ‘Ben denetleme kurulu başkanı Mahmut Ören” demedim. Hiç kimse de Denetleme Kurulu başkanı olduğum için daha fazla oy alacağımı düşünmesin. İstifa etmemeyi etik değerler açısından bu nedenle aykırı bir durum olarak görmüyorum. Bana oy verecek olanlar, bugüne kadar kulüp içinde yaptığım eylemlerden dolayı verir. Kaldı ki yasalara da tüzüğe de aykırı bir durum söz konusu değil… Seçilirsem Denetleme Kurulu’ndaki görevimi bırakırım, seçilemezsem de 6 ay sonra sürem bittiğinde yenilere devreder ve köşeme çekilirim. En büyük arzum ise Divan kurulu başkanlık seçiminin karşılıklı sevgi, saygı ve barış içinde sonlanmasıdır. Seçim bittiğinde de tüm adaylar birbirine sarılmalı, bu kulüpte bölünmüş havası estirmemelidir.”
***
YENİDEN YAPILANMA BÖYLE OLMAZ!
Trabzonspor’da yıllardır başkanlar, yöneticiler ve teknik adamlar, başarısızlıklar yaşandığında, “Yeniden yapılanma” adı altında taraftarı uyutma politikası izlemekten geri durmaz…Ne yazık ki taraftarların büyük bölümü de bu büyülü sözün gerçeği yansıttığını sanır. Oysa yönetimlerin hiç de öyle bir niyeti yoktur. Çünkü gerçekten kulüp aidiyet duyguları zayıftır. Her biri Trabzonspor’u çok sevdiğini sanır, öyle de söyler, hatta inanır da… Aslında sevdikleri Trabzonspor değil, kendileridir. Eğer bu kulüp onların narsist duygularını tatmin ederse ölümüne bağlı olduklarını sanırlar. Ama o duygularına hitap etmeyen sonuçlar aldığında ise içten içe büyük bir tepki duyarlar, bunu hissettirmezler. Yaptıkları tek şey de koltuklarını korumak, Trabzonspor gibi büyük bir kulübün isminden en uzun süre yararlanabilme yoluna gitmek için de bol bol transferdir.
***
YÖNETENLER FUTBOLU HİÇ BİLMİYOR
Futbolu o kadar bilmezler ki, aynı eylemi defalarca yaptıkları halde farklı sonuç elde edebileceklerini de sanırlar…İşte bugün Ertuğrul Doğan ve arkadaşlarının yaşadığı da eylemleri de bunun sonucudur. Bakın sezona başlarken Doğan ne diyordu; “Trabzonspor her zaman yarışır. Yarış dışında bir Trabzonspor düşünülemez. Biz sonuna kadar bu sezon şampiyonluk mücadelesinin içinde olacağız.” Peki yarışın içinde bir Trabzonspor’dan söz etmek mümkün mü? Ligin daha 24’ncü haftasında zirve ile aradaki puan farkı 26’ya yükselmiş… Küme düşme hattıyla ise 14 puanlık bir fark bulunuyor. Bugün takımın 4’ncü sırada olmasının tek sebebi, Beşiktaş, Çaykur Rizespor, Hatayspor, Adana Demirspor ve Kayserispor gibi, 8’nci haftaya Trabzonspor’un önünde giren takımların çok kötü sonuçlar alması ve hepsinin aynı anda büyük düşüş göstermesi… Eğer bu takımlar biraz olsun normal sonuçlar alabilseydi bugün Trabzonspor takımının sıralamadaki yeri 8’ncilik falan olurdu…
***
BU POLİTİKAYLA YAPILANMA OLMAZ
Ligde çok kötü sonuçlar gelince Başkan Ertuğrul Doğan gelecek sezonlar için yeniden yapılanacaklarına dair ifadeler kullanmaya başladı. Alınan kötü sonuçlarda hakemleri hedef haline getirme çabasına girişti. Kuşkusuz hakemler kötü yönetiyor da, Bordo-Mavili kulüp zaten tarihi boyunca hep hakemlerden çekmedi mi? Yani bu sezon Doğan yönetiminin dönemine ait değil ki? Abdullah Avcı da durmadan takımdaki eksikleri bahane ediyor. Sanki rakipleri dünya devleri, müthiş transferlerle birlikte çok güçlü kadrolar kurmuşlar. Şu anda Beşiktaş dışında hiçbir takımın kadrosu Trabzonspor’un eksiklerine rağmen daha iyi değil, hatta çok daha kötü… Ama onlar takım olmayı bir ölçüde başarmışlar…
Neyse! Sadede gelelim!
Şimdi Trabzonspor Thomas Meunier isimli bir sağbek aldı. Yaşı 33 ve 28 kez sakatlık geçirmiş bir isim… Bu isimle 1,5 yıllık sözleşme yapıldı ve kendisine menajer ücretleri, bonuslar ve tüm masraflarla birlikte, vergi ve KDV hariç yaklaşık 3 milyon Euro ödeme yapılacak. Peki geleceğin planlaması için yapılan bir transferin yaşı 33 olur mu? Ve gelecek planlanırken bir futbolcuyla 1,5 yıllık sözleşme yapılır mı? Tabii ki olmaz, tabii ki yapılmaz… Ama Ertuğrul Doğan hangi ruh haliyle açıklama yapıyorsa ve hangi ruh haliyle transfer faaliyetlerine girişiyorsa belli ki birbirine 180 derece zıt tavırlar sergiliyor. Yani hiçbir zaman teorisiyle pratiği birbirini tutmuyor, hatta tümüyle tezat oluşturuyor. O nedenle bir tek transfer bile Başkan Doğan’ın yine taraftarı uyutma politikası uyguladığını göstermeye yetiyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: