EKREM İMAMOĞLU TRABZON’A GELİYOR
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ramazan Bayramı programları kapsamında memleketi Trabzon'a geliyor.
Ekrem İmamoğlu, 11 Nisan Perşembe günü Trabzon'da olacak. 12.00'de Trabzon Havalimanı'na inecek olan İmamoğlu, vatandaşlar ve partililer tarafından karşılanacak.
12 Nisan Cuma günü 12.20'de Söğütlü Ulu Camisi'nde Cuma namazını kılacak olan Ekrem İmamoğlu, 13.30'da Ortahisar Belediyesi'ni ziyaret edecek. Daha sonra ise vatandaşlarla bayramlaşacak olan İmamoğlu, Trabzon programını tamamlayarak kentten ayrılacak.
***
BURSASPOR GERÇEĞİ VE KORKU TÜNELİ!
Türkiye’de insanlarda olması gerekenden çok daha fazla bir özgüven var. Bunun sebebi aslında kendi gücünün ne olduğunu bilmemesi mi? Gücünün zayıflığının farkında olmayan ve aslında hep başkalarının omuz vermesiyle bir takım merdivenleri çıkan insan, başarısının tek sebebi kendisi olduğunu sanıp, boyunu aşan işlere kalkıştığında da duvara toslamak zorunda kalır. Gerçeklerle yüzleştiğinde de iş işten geçmiş olur. Bunu neden yazıyorum. Çünkü Trabzonspor, borcunu sıfırladığı 2026 yılından sonra adım adım batağa sürüklendi. Kulübün uyguladığı yanlış transfer politikasını sürekli eleştirip, “Yapmayın, etmeyin, Trabzonspor’u iflasa sürükleyeceksiniz” dediğimizde ise burun kıvıranların sayısı çok oldu. “Bu kulübün kapısına kilit mi vurduracaksınız?” diye uyardığımızda ise, “Trabzonspor o kadar büyüktür ki, mutlaka sahip çıkanlar olur ve asla iflas etmez, kapısına kilit vurulmaz” diyenlerin sesleri hala kulaklarımda… Bugün gelinen noktada borç 6 milyar liraya dayanmış, öz sermayesi 2 milyar liranın üstünde eksi veren Trabzonspor ile karşı karşıyayız. Yani bunun bir diğer adı iflastır. Ama Başkan Ertuğrul Doğan ve yöneticiler, verdikleri borçlarla veya çeşitli borsa oyunlarıyla durumu kurtarma peşindedirler.
***
NİCE KULÜPLER KAPANDI YA DA ÖLÜM DÖŞEĞİNDE
Bakın bu ülkede nice önemli kulüpler küme düştü. Kimisi iflas etti, kapandı, yerlerine biraz daha farklı isimle kulüpler kurularak yeniden mücadelenin içine girmeye çalıştılar. Yeni Malatyaspor ve Gaziantep FK bunlara örnektir. Ligde çok başarılı işler yapan Kocaelispor 3’ncü lige kadar düştü. Şimdi Süper Lige çıkabilmek için çırpınıp duruyor. Sakaryaspor bir dönemler Süper Ligde harikalar yaratıyordu ama o da neredeyse amatör kümeye düşüp, yavaş yavaş kendine gelmeye çalıştı ve bu sezon Trendyol 1’nci liginde oynuyor. İzmir’in anlı şanlı tarihi kulüplerinin bir teki bile Süper Ligde oynayamıyor. Bir dönemler örnek gösterilen Gençlerbirliği de düştükçe düştü ve artık Trendyol 1’nci Liginin sıradan takımlarından biri haline gelmiş… Eskişehirspor denildiğinde akan sular dururdu. Anadolu’nun yıldızıydı. “Kırmızı Şimşekler’ dendiğinde İstanbul’un büyüklerinin bile korkudan uykuları kaçırdı. Bakın hangi ligde savaşıyor ve kapanmayla yüz yüze bir duruma gelmiş olmanın acısını çekiyor. Hem de koca bir şehri temsil ediyor. Adanaspor’a, Giresunspor’a, Orduspor’a, Zonguldakspor’a bir bakın ve köprünün altından ne kadar su aktığını göreceksiniz.
***
BURSA GİBİ ÜRETEN VE SANAYİİ KENTİ 3’NCÜ LİGE DÜŞTÜ
Ve son örnek Bursaspor… Türkiye Süper Liginde en fazla oynayan takımlardan biri Bursaspor… Bu kulüp, Türk sanayisinin başkentlerinden biri olan Bursa’nın kulübü… Yani ekonomik gücün en tepede olduğu bir kentin takımı… Süper Ligde nice başarılara imza attı. Hem de Anadolu’da Trabzonspor’dan sonra şampiyonluk ipini göğüsleyen tek kulüp oldu. Bunu yaparken de, altyapısından çok sayıda futbolcuyu sahaya sürüyor ve bu açıdan da örnek gösteriliyordu. Ama o şampiyonluk başlarını döndürdü. Olmadık işlere imza attılar. Altyapıdan üretmeye son verdiler. Sürekli pahalı transferler yaptılar. Yüksek bedellerle sattıkları futbolcuların paralarını çarçur ettiler. Önce küme düşmeme mücadelesi verdiler. Sonra dayanamadılar düştüler. Trendyol 1’nci Liginde birkaç yıl savaştılar, başaramadılar. Sonra 2’nci Lige indiler ve geçtiğimiz hafta sonunda da küme düşüp artık 3’ncü Ligde mücadele verecekler. Bakın Bursaspor oyuncu üreten bir kulüptü. Bu kentin gençleri futbola yatkın ve yetenekli oldukları için oyuncu çıkarabilen bir kentin temsilcisiydi. Yani tıptı Trabzon gibi… Bursa insanı futbolu seviyor ve oynadıkları tüm maçlarda tribünleri tıklım tıklım dolduruyordu. Bu açıdan da Trabzon kent insanı gibiydiler yani… Trabzon’a ve Trabzonspor’a göre ise bir artılar vardı. Bursa Türkiye’nin İstanbul, Kocaeli, Adana’yla birlikte en büyük sanayii şehri… Yani ekonomik gücü muhteşem…
***
TRABZON VE TRABZONSPOR BURSA’DAN DERS ÇIKARMALI
Oysa Trabzon böyle bir sanayi kenti değil…. Yani ekonomik krizde kentin desteği, borcun yanında devede kulak kalır. Bunun için kimsenin kendisini dev aynasında görmesinin bir anlamı yok. Bordo-Mavililer çok kötü yönetiliyor. Bu yıllardır böyle… Acı ki yanlış politikalara rağmen, tüm koşulların lehine oluşmasıyla birlikte 2021-22 sezonunda yaşanan şampiyonluk herkesi şımarttı. Bozuk saat gibi bir kez doğru sonuç alındı diye her şeyin güllük gülistanlık olduğunu sanıldı. Aynı teknik ve transfer politikalarıyla başarının yine yakalanacağı sanıldı. Ne yazık ki geçen sezon da, bu sezon da duvara toslandı. Kulübün ekonomisi felç hale getirildi. Takım Şampiyonlar Ligini kazansa bile bunun getirisiyle borcu kapatacak durum çoktan aşıldı. Yönetenler, teknik direktörleriyle birlikte aymazlıkla üretim politikasını tamamen rafa kaldırdı. Tüm başarıları içi geçmiş, kariyerli diye yutturulmaya çalışılan futbolculara yönelme dönemi başladı. Başkan Ertuğrul Doğan anlaşılmaz bir şekilde Abdullah Avcı’nın bu rezalet politikasına hala daha alet oluyor. Geçmişte Türk futbolunun Amiral gemileri olan kulüplerin yaşadıklarından hiç ders çıkarmadılar.
Ertuğrul Doğan ve arkadaşları; en azından taraftar kitlesiyle, futbolcu üretim yeteneğiyle Trabzon ile yarışabilecek, sanayisiyle ise kat kat aşabilecek Bursa kentinin Süper Ligdeki dev temsilcisi Bursaspor’un yaşadığından bir ders almalı… “aynı durum bizim de başımıza gelebilir” diye düşünebilmeli, burnu büyük hareket etmekten vazgeçmeli…
Yarın çok geç olabilir.
Bizden uyarması!...
***
PİŞKİNİN ÖNDE GİDENİ; MEHMET BÜYÜKEKŞİ
Türk futbol tarihinin Yıldırım Demirören ile birlikte en berbat, en kötü, en liyakatsız Federasyon Başkanı kuşkusuz Mehmet Büyükekşi’dir. Demirören, dönemin başbakanı Recep Tayyıp Erdoğan’a, “Ben Fenerbahçe ve diğer kulüplere ceza vermeden şike sürecini yağdan kıl çeker gibi çözerim” diyerek, “Şike sürecini ceza vermeden çözemeyiz” söyleminde bulunan dönemin TFF başkanı Mehmet Ali Aydınlar’ı taca attırıp, koltuğa oturmuş ve tüm ahlak kurallarını yerle bir eden uygulamalarıyla birlikte Türk futboluna yüz karası TFF başkanı olarak geçmişti. Daha sonra gelenler de kötüydü ama Büyükekşi gibisini tarih yazmadı. Adam inanılmaz liyakatsız, yeteneksiz ve korkak, sinsi, her hareketi, eylemi ve sözü hesap kokan bir kişilik sergiledi. Tarihin en kötü anılacak olaylarını bir sezona sığdırdı. Hiçbirinin altından da anlının akıyla çıkamadı. Aslında birazcık kişilik sahibi olsaydı çoktan istifa etmişti ama en berbat durumlarda bile buna direndi. Son oynanamayan Süper Kupa maçı sırasında da 27 Temmuz tarihindeki Mali Genel Kurul’u seçimli hale getireceklerini ve kongreye gideceklerini açıkladı.
***
PLANLARINI MİLLİ TAKIM ÜZERİNDEN YAPIYOR
Adamın aslında bir dakika bile koltukta oturmadan istifa etmesi gerekirken, süreci neden 27 Temmuz’a uzattı dersiniz? Çünkü burada da bir hinoığlu hinlik var. Bir hesap, kitap işi var. Yani koltuktan kalkmama amacı güdülüyor. Çünkü Haziran-Temmuz ayları içinde Avrupa Futbol Şampiyonası oynanacak. A Milli takım da Almanya’daki bu organizasyonda boy gösterecek. Bu organizasyonda milli takım çok başarılı sonuçlar alırsa, o zaman Büyükekşi ve arkadaşları yeniden arkalarına bir rüzgar alarak seçilme planları yapıyor. Yani amacı üzüm yemek değil, bağcı dövmek… Türk futbolunun kurtuluşu için bir adım atmayı hiçbir şekilde düşünmüyor. “Acaba koltuğumu koruyabilir miyim?” hesabı içinde hareket ediyor. Pişkinin önde gideni olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu arada Fenerbahçe’nin şımarık başkanı Ali Koç, TFF seçimlerine siyasetin karışmamasını ve bağımsız bir şekilde yarışın olmasını istedi. Ne güzel değil mi? Ali Koç’a sormak gerekir, “Fenerbahçe asbaşkanı ve başkanı olarak bugüne kadar siyasetin belirlediği TFF başkan adaylarından hangisine ‘hayır’ dedin” diye… Ve hiç tavır koydun mu? Yok değil mi?
Bu U dönüşünün sebebi ne? Bir açıkla da bilelim olmaz mı?
Yorumlar
Kalan Karakter: