ÖMÜR BOYU O KOLTUKTA MI KALACAKTIN!
Trabzon Büyükşehir Belediyesi Basın Daire Başkanlığı’na Ahmet Yoloğlu atandı.
Daha önce bu görevi icra eden Metin Şahin, daire başkanlığından alınmamak için yoğun bir diplomasi uygulasa da başkan Ahmet Metin Genç, bu konuda geri adım atmadı ve değişikliğe gitti. Görevden alınmaya içerlenen Şahin, telefonlarını kapatarak kayıplara karıştı. İki gündür kimsenin Şahin’e ulaşamadığı ifade ediliyor.
Basın ile hiçbir alakası olmayan gerçek mesleği öğretmen olan birinin bu göreve atanırken şaşırmayıp, görevden alınınca tepki vermesi anlaşılabilmiş değil.
Metin Şahin’in küskün rollerine bürünüp, başka bir daire başkanlığına atanma konusunda böyle bir hamle yaptığını ifade edenler var.
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde başarısız bir performans sergileyen Metin Şahin’in görevden alınması basın camiasında da sevinçle karşılandı.
***
BİR HARF HATASI NELERE SEBEP OLDU!
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, geçtiğimiz günlerde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun, Oğuzhan Duman ile dünya evine giren yeğeni Minanur Duman’ın nikâhını kıydı. Nikâh merasimi Ahmet Metin Genç’in medya ekibi tarafından haberlerde paylaşıldı. Fakat haber paylaşımı yapan personel, Minanur hanımın isminde harf hatası yapınca, isim müstehcen bir hal aldı. Ahmet Metin Genç’in haber paylaşımını gören akrabaları belediyenin basın dairesini bastılar. Basın dairesinde paylaşımı yapan personellere sert tepki gösteren akrabalar, olayı mahkemeye taşıyacakalarını ifade ettiler.
Bunun üzerine Büyükşehir yetkilileri aileyi ziyaret ederek, yapılan hatanın kasti olmadığını ifade ettiler ve konunun muhattabı olan kişiden özür dilediler. Olayın karşılıklı konuşularak tatlıya bağlandığı öğrenildi. Aile, olay sonrası konuya hassasiyet gösteren Büyükşehir yetkililerine teşekkür etti.
***
ÖZDEMİR’İN AVCI TAHLİLİ VE YORUMCULUĞU
Ulaş Özdemir genç yaşından itibaren Doğan Haber Ajansı’ndan tanıdığım, bildiğim bir gazeteci kardeşimiz…Çalışkan bir gazeteciydi ama futbol gazeteciliğiyle hiç işi yoktu. Hatta Kanal Mavi’nin hem haber müdürü, hem genel müdürü olarak da çalışırken, hiç spor programı yaptığını hatırlamıyorum. Siyaset ve şehir sorunları üzerine programlar yapardı. İzlenirdi de… Sonra Turkuaz Grubuna geçti. Burada Serhat ve Berat Albayrak kardeşlerle kurduğu ilişkilerle birlikte sivrildi, ardından da Trabzonspor’da işe girmeyi başardı. Ancak Ahmet Ağaoğlu ile sorun yaşayıp ayrıldıktan sonra çok yakın olduğu Serhat Albayrak aracılığıyla Aspor’da spor yorumculuğuna soyundu. Özellikle teknik direktörler ile birlikte yapılan “Takım oyunu” programına daimi konuk olması ilginçti. Çünkü bu teknik adamlar yeterli de, yetersiz de olsa, futbolun içinden gelmişler, çok önemli eğitimler almışlar, kulüplerin içinde ya birinci, ya ikinci adam olarak görev yapmışlar ve sonuçta bir önemli bilgi birikiminin sahibi olarak analizler yapıyorlar. Onların analizleri bile tartışılıyor, hiç beğenilmeyenler de var. Ama futbolun içinden gelmeyen, bir dönem Trabzonspor’da medyadan sorumlu genel müdür yardımcısı olarak çalışmak, futbolu yorumlamak için yeterli kriter mi?
Bu ayrıca tartışılır…
GERÇEKTEN FİNAL MAÇLARINDA İYİ Mİ?
Keşke futbolun başka boyutlarını inceleyen programlarda olsaydı ama uzun yıllar bildiğim futbolla ilgisi taraftarlık düzeyindeki Özdemir, teknik adamlarla taktik, teknik üzerine fikir yürütecek düzeyde gördü kendisini demek ki…Olabilir, özgüven meselesi!.. Programlarda zaman zaman işin teknik boyutu konusunda öyle tartışmalara giriyor ki şaşırmamak elde değil. Kuşkusuz ulusal TV’lerde Trabzonspor’u temsilen birilerinin olması güzel ama seçimlerin doğru yapılması ve ilişkiler üzerinden yürümemesi en doğrusudur. Ulaş Özdemir, Trabzonspor’un kupa maçlarında da maç öncesi ve sonrası yorumculuk yapıyor. Yapsın tabii ki!.. Ama doğru tahlilleriyle alkışlamamız gerekir diye düşünüyorum. Özdemir, Karagümrük Kupa maçından önce ve sonra uzun uzun yapılması gerekenleri ve yapılanları anlattı. Özellikle maçtan sonra o anlatırken ben küçük dilimi yuttum. Çünkü, Trabzonspor 4-0 kazanınca, ‘Abdullah Avcı bu tür maçlarda takımı çok iyi oynatıyor, stratejiyi müthiş sergiliyor. Tam bir final maçı teknik direktörü” benzeri sözler içeren yorumlar yaptı. İnanamadım… Bir maçın 4-0 kazanılmasıyla birlikte nasıl olur da tarihsel gerçekler bu kadar çarpıtılabilir anlamak olanaksız. Ya da yakın tarih bilgisi bu kadar zayıflık gösterir gerçekten anlaşılır şey değil…
STRATEJİ Mİ, VİSCA’NIN MÜTHİŞ PERFORMANSI MI?
Çünkü ben incelediğimde Abdullah Avcı’nın final niteliğindeki maçlarda genel olarak kötü bir teknik direktör profili çizdiğini görüyorum. Sadece İki Süper Kupası finali dışında ki, onlar da zaten zayıf takımlardı. Şampiyonluk sezonunun ikinci yarısındaki takım performansına baktığımda Avcı’nın stres seviyesi yüksek maçların teknik adamı olmadığı fikri oluşmuştu bende... Aynı performansı Başakşehir’de de birçok kez sergilemişti. Karagümrük maçına gelince takım ilk yarıda gerçekten çok kötü futbol oynadı. Önde baskı yapmaya çalıştı ama Karagümrük bu baskıyı kırıp daha fazla atak geliştirdi. İlk 45 dakikada Bordo-Mavililerin hücum aksiyonlarında çok başarısız olmasında en önemli etken Edin Visca’nın aldığı hemen hemen her topu rakibine hediye etmesiydi. Bosna Hersekli oyuncu ilk yarıda çok kötüydü. Fakat aynı Edin Visca ikinci yarıya muhteşem başladı. Rakibin sol tarafını felç etti. Gol de erken gelince Karagümrük oyundan düştü. Yoksa Abdullah Avcı, takımda 3 oyuncu değişikliğiyle, oyun stratejisinde farklı uygulamalara mı gitti? Değil… Kaldı ki bu maç kaybedilse, skor yazarları, “Onuachu sakatlandı ve Trabzonspor dağıldı” derdi. Oysa takımın en önemli gol silahı Onuachu çıktıktan sonra Bordo-Mavili takım 3 gol daha attı, hem de iki sezondur sürünen Umut Bozok biri penaltıdan, iki gole imza koydu. Yani Avcı ilk kez mi Umut Bozok’u bir maça çok iyi hazırladı? Demem o ki, bu maçta fark olmasının sebebi Avcı’nın final maçlarında çok iyi strateji uygulaması değil, ilk yarıda kötü oynayan bazı futbolcuların, ikinci yarıda performans zirvelerine çıkmaları oldu.
KEŞKE AHABER’DE PROGRAM YAPSAYDIN ULAŞ!
Buradan hatırlatmak görevim… Abdullah Avcı bu tür final havası olan maçları çok iyi yönetiyor da, kupada ilk geldiği sezon Adana Demirspor’a nasıl elendi Trabzonspor? Ya da bir sezon sonra yarı finalde Kayserispor’a neden üstünlük kuramadı… Veya geçen sezon önce UEFA Şampiyonlar Ligi Play-Off’unda niçin Kopenhag’a elendi Bordo-Mavili takım? Ya da Avrupa Ligi gruplarında nasıl oldu da 3’ncülükle yetindi, hem de Monaco dışındaki zayıf takımların grupta bulunmasına rağmen… Ve UEFA Konferans Liginde de Basel’e elendiğini unutmuş olamaz Ulaş Özdemir… Tüm bunlar bir kenara Avcı ile birlikte ne Beşiktaş, ne de Başakşehir’in bir kez olsun kupaya uzanamaması, çoğunda son16 turunda elenmesi, iki kez oynadığı finali de kaybetmesine ne buyrulur… Sevgili Ulaş, Turkuaz grubunda keşke futbol programları için Aspor’u değil de, toplumsal ve siyasal konularla ilgili AHaber’de program yapsaydın ama sunucu olarak, yorumcu değil…
Ama futbol çok daha popüler ve burada olunca bir de taraftar ve yönetenlere şirin gözükünce değme keyfine değil mi? Reytingi yüksek oluyor haksız mıyım?
Ne diyelim, yolun açık olsun!
***
TRANSFER ŞAMPİYON YAPMIYORMUŞ!
Dominik Livakoviç, Çağlar Söğüncü, Alexander Djiku, Rodrigo Becao, Leonardo Bonucci, Mert Müldür, Roda Krunic, Fred, Sebastian Szymalski, Dusan Tadic, Cengiz Ünder, Michy Batsuhayi, Edin Dzeko, Umut Nayir, Ryan Kent, Tiago Çukur, Omar Fayad… Bunlar Fenerbahçe’nin bu sezon başında ve devre arasında kadrosuna kattığı isimler… Her biri dünya yıldızı olarak kabul ediliyordu. Bir kısmı Avrupa’nın en büyük kulüplerinde zirveye çıkmış, milli takımlarında harikalar yaratan, efsaneleşen oyuncular… Bir kısmı Türk milli takımındaki yarattıkları harikalarla Avrupa’nın önemli kulüplerine transfer gerçekleştirmiş ama bu sezon ya yaz döneminde, ya da devre arasında Fenerbahçe’ye transfer olmuş oyuncular… Her biri Avrupa’nın neredeyse tüm kulüplerinin kadrosunda görmeyi isteyeceği yeteneklere sahip… Bu isimlerden Umut Nayir, Omar Fayed, Tiago Çukur gibi isimler de şişkin kadro nedeniyle kiraya gönderilmek durumunda kalmış… Peki sonuç ne?
Bir hiç…
TRABZONSPOR DERS ALIR MI? SANMAM!
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç yıllar süren şampiyonluk özlemini sonlandırmak ve Avrupa’da da final oynamak amacıyla böyle bir kadro kurdu. Peki sonra ne oldu? Takım sahada sıkıntıya girdikçe, hakemlere saldırdı Ali Koç… Ya da TFF’yle savaşa girişti. Ama Avrupa’da zayıf takımlara karşı başarılı sonuçlar alırken, birazcık dişli takımlarla karşılaşınca güçsüz olduğunu fark etti. Yunanistan’ın sıradan takımı Olimpiakos’a elenmekten kurtulamadı. Türkiye Kupası’nda erken havlu attı. Süper Kupayı sözde protesto ettiler ve burada da hayal kırıklığı yaşadılar. Son olarak da Ligde son 3 haftaya girilirken Galatasaray’ın tam 6 puan gerisine düşerek tam bir fiyaskoya neden oldular. Fenerbahçe geçen sezon beğenilmeyen kadroyla 80 puan toplamış ve 88 puanlı Galatasaray’ın ardından ikinci sıradaydı. Ama kupayı müzesine götürmüştü. Bu sezon ise şu ana kadar topladığı 90 puanla Galatasaray’ın 6 puan gerisinde… Bunca dünya yıldızı katılımına rağmen değişen pek bir şey yok… Oysa sezon başlarken uzay takımı kurulduğu ileri sürülüyordu.
Demek ki yıldız transferleri yaparak şampiyon olunmuyormuş… Doğru bir sistem kurarak başarı yakalanıyormuş. Yıldız transferleriyle gerçekleşen tek şey ise kulüp borcunun her geçen gün ödenemeyecek boyutlara ulaşması…Sahada ise boş hayal…
Trabzonspor’u yönetenler Fenerbahçe örneğini unutmayın ve transferle boş hayaller kurmayın…
Olur mu?
***
GENÇ, ÖDÜL MÜ CEZA MI VERDİ?
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, belediyede çalışacağı kurmay kadroda değişikliklere başladı. Birçok daire başkanı ve genel müdürün yerini değiştirdi. Genç’in tam istediği anlamda bir yapı oluşturamadığı ifade ediliyor. AK Parti içinde siyasi dengeleri gözetmek zorunda kalan Genç, parti içinde hatırı sayılır isimlerin taleplerini de geri çevirmek istemiyor. Belediye içinde etkili görevlerde bulunan birçok ismin makamlarını korumak için siyasi yolla Ahmet Matin Genç’e baskı yaptığı bazı isimlerin bu yolla muaffak olduğu öğrenildi. Atanan ve atanması düşünülen bazı isimlerin eski başkan Orhan Gümrükçüoğlu’nun ekibi olması da Başkan Genç farkında olmadan birileri tarafından kuşatıldı mı sorusunu da beraberinde getiriyor.
Hafta başında belediyede önemli görev değişikliklerine giden Genç’in en büyük sürpizi Özel Kalem Müdürü Hasan Selim’i Genel Sekreter Yardımcısı yapması oldu. Zira Genç’in kara kutusu olarak bilinen ve daha çok ihtiyacı olduğu bir dönemde Selim’den vazgeçmesi kafalarda soru işaretlerinin oluşmasına neden oldu. Uzun bir süredir Ortahisar’da birlikte çalıştığı Yusuf Keskin’i TİSKİ’ye, Hasan Selim’i de genel sekreter yardımcılığına gönderen Genç’in birinci derecede çalışma arkadaşlarında yeniliğe gitmesi çok da beklenen bir gelişme değildi. Sağ ve sol kolu olarak görülen Selim ve Keskin’e görünürde eskisine nazaran daha etkili görevler veren Genç’in bu iki ismi ödüllendirdiği mi yoksa cezalandırdığı mı henüz anlaşılabilmiş değil.
Yorumlar 1
Kalan Karakter: