YUSUF YAZICI’YI AVCI MI HARCADI?
Trabzonspor altyapısından yetişen ve A takımda gösterdiği harika performansla Avrupa’da birçok kulübün gözdesi olup 2019-20 sezonunun sonunda Fransa’nın Lille kulübüne 17,5 milyon Euro gibi rekor bir ücretle ve Edgar Lee karşılığında satılan Yusuf Yazıcı bu sezonun başında kiralandığında taraftar bayram yapmıştı, takımın orta sahadaki liderliğini de onun yapacağını düşünmüştü. Fakat Yusuf, geride bıraktığımız sezon tam bir hayal kırıklığı oldu. Hiç kimsenin beklentisini karşılayamadı. Bununla ilgili de sayısız spekülasyon yapıldı. Kendisine hiç bakmadığı, artık Trabzonspor’u küçük gördüğü, hastalığının bulunduğu, hatta kız arkadaşından ayrılmanın yarattığı gönül yarasından kaynaklı bir türlü kendisini toparlayamadığı konuları gündeme taşındı. Sonuçta Yusuf, beklentileri karşılayamadan ve bir hayal kırıklığı olarak kiralık dönemini sona erdirdi ve Lille dönüş yaptı.
Fakat geçtiğimiz gün hem Yusuf Yazıcı’ya, hem de kulübe yakın bir kaynakla sohbet ederken, bu oyuncunun büyük düşüşü konusu açıldı. Bu arkadaşımız, “Bak ağabey, Yusuf Trabzonspor’a gelirken özellikle altyapı orijinli ve yerli futbolcularla takımın önüne geçmeyi planlıyordu. Yani takıma liderlik yapacaktı. Hayali de bunu yapmaktı. Geldiğinde sakattı. Birkaç maç sakat sakat oyuna girdi ve oynadı. Abdullah Avcı kendisiyle yaptığı ilk toplantıda, ‘Benim takımdaki liderlerim Bakasetas’tır, Hamsik’tir. Orta sahada da bu isimlerle birlikte Siopis’i oynatacağım. Sen ancak alternatif olabilirsin’ sözlerini sarf etmiş. Daha ilk anda ikinci plana düştüğünü gören ve değersizleştirildiğini hisseden Yusuf Yazıcı da bunun etkisiyle bir türlü toparlanamadı. Savaşma yerine, durumu kabullendi ve kabuğuna çekildi. Yani kısacası, onun kötü bir sezon geçirmesinde Abdullah Avcı’nın futbolcu psikolojisi açısından yıkıcı tavrı çok önemli rol oynadı” dedi… Yani Avcı’nın yaptıkları aklıma gelince bu iddianın doğru olma ihtimali bana yüksek görüldü.
***
HÜSEYİN TÜRKMEN SENİ UTANDIRDI MI?
Yusuf Yazıcı olayını açmışken, Abdullah Avcı’nın aslında Trabzon ve altyapı kökenli oyunculara karşı tutumu aklıma geldi. İki yıl boyunca Hüseyin Türkmen’e yaptıklarını da unutmadık hani… Hüseyin, henüz 19 yaşında ve çok kritik bir aşamada Trabzonspor formasını giymeye başladı. Bu oyuncu çok da başarılı oldu. Çok sayıda yabancı stoper alınmasına rağmen hepsiyle rekabette öne geçti ve oynadı. Ümit Milli takımın kaptanlığını yapıyordu. En istikrarlı oyuncuydu. Dönemin A Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş, Çağlar Söğüncü, Merih Demiral, Ozan Kabak ve Kaan Ayhan’ın varlığından dolayı Hüseyin’i A milli takıma almayınca, “Aslında Hüseyin’e haksızlık yaptığımı düşünüyorum ama şu anda milli takımda 4 tane üst seviyede stoper olduğu için kendisini kadroya dahil edemedim. Ama onu da alacağım günler olacak” diyordu. Fakat Abdullah Avcı gelince, Hüseyin Türkmen’i adeta kulübe mahkumu yaptı. Transfer ettirdiği stoperler çok kötü oynasa da Hüseyin’i hiç düşünmedi. Hatta Dorukhan Toköz’ü, Gbamin’i stoper oynattı fakat Hüseyin Türkmen’e hiç şans tanımadı. Bu oyuncuyu çok nadiren sağbek oynatarak adeta intiharına sebep olmak istedi. Avcı gitti ve Hüseyin Türkmen forma buldu. Takımın savunmadaki liderliğini yapmaya başladı ve tüm herkesten haklı olarak alkışı aldı. Abdullah Avcı bilmem bu durumdan hiç utanır mı? Sanmam, çünkü onun tek derdi, kazanacağı milyon Euro’lar v yaptıracağı pahalı transferlerle kulüpleri iflas aşamasına getirmektir. Bunu Trabzonspor’da da kanıtladı.
***
A.KADİR PARMAK’A KAFAYI TAKMIŞ BİTİRMİŞTİ
Abdullah Avcı demişken, Trabzonspor’u şampiyon yapmasına rağmen kulübe verdiği zararlar saymakla bitmez… Gerçi o şampiyonluk yaşanırken de VAR sisteminin kusursuz olarak Bordo-Mavili takıma hiç haksızlık yapmamasının, 3 büyük kulübün çok erken yarış dışı kalmasının ve kamuoyunun Trabzonspor’a karşı beslediği sempatiyle taraftarın tarihin en görkemli sahiplenme duygusunun rolü büyüktü ama yine de Avcı parsayı toplayan isim olarak öne çıkmıştı. Bu Avcı, Abdulkadir Parmak, ön libero olarak oynadığı her dönemde çok başarılı oldu. Orta sahada oyunu iki yönlü oynayabilen, çabuk, hızlı, adam eksiltme özelliği olan, pas yüzdesi çok yüksek bir oyuncu olarak öne çıkan Abdulkadir, A Milli takıma bile davet ediliyordu. Ama Avcı’nın derdi kendisine yakın menajerlerden oyuncu transfer etmekti ya… Hemen Berat Özdemir’i aldı, Abdulkadir’i kulübeye oturttu. Ama transfere doymayan Abdullah Avcı ardından Siopis, Doğukan Haspolat ve Gbamin’i de ön libero olarak transfer etti.
Berat geldiğinde kulübeye mahkum edilen Abdulkadir Parmak, Siopis’le birlikte de artık formaya hasret kalmıştı. Bir maçta son dakikada oyuna girme konusunda isyan edince Abdullah Avcı eline geçen fırsatı hiç geri çevirmedi. Bu oyuncuyu da harcamak için elinden geleni yaptı ve kiralık olarak gönderdi. Geride bıraktığımız sezon da Gaziantep FK’ya kiralandı. Avcı bu oyuncuyu öylesine harcamayı kafasına takmıştı ki Gaziantep FK Ligden çekilmesine ve devre arasında Abdulkadir Trabzon’a dönmesine rağmen bu isme lisans bile çıkartmamıştı. Abdullah Avcı’nın bu acımasız kiniyle yok etmeye çalıştığı Abdulkadir Parmak’ı umarız mevcut yönetim gelecek sezonun yapılanması içinde düşünür ve Trabzonspor’a aslında bedava ama kaliteli bir iç transferi gerçekleştirir.
***
HANİ BONSERVİSSİZ OYUNCU ALINACAKTI?
Trabzonspor’da başkanlar ve yöneticilerin birçok konuda verdikleri sözleri tutamamaları gibi bir durumla defalarca karşılaştık. Bu başkanlardan biri Ertuğrul Doğan oldu. Doğan göreve gelirken kulübün ekonomik açıdan ne kadar zor durumda olduğunu anlatıp, artık bütçeyi dengelemek, borçları ödenebilir kılmak için nasıl da kılı kırk yaracaklarını anlattı. Transfer politikasını da anlatırken, bonservisi elinde olan futbolculara yöneleceklerini dile getirdiler. Bu oyuncuların maliyetlerinin çok düşük olacaklarından dem vurdular. Teknik adam olarak da yerli isim düşünülüyordu. Ama daha dakika bir demeden, gol bir oldu ve Nenad Bjelica gibi bir ismi, hem de tarihin en yüksek bedeliyle tam 1 milyon 600 bin Euro yıllık ücretle iş başı yaptırdılar. Bjelica’nın ekibiyle birlikte iki yıllık maliyeti ise 5 milyon Euro olacaktı. Yani daha ilk anda tasarruftan vazgeçilmişti. Bonservissiz oyuncu alma isteği olumluydu. Yunan Kourbelis bunlardan biriydi. Ancak sonrasında Bjelica’nın tuzağına düştüler. Daha çok Hırvatistan ya da diğer Balkan ülkelerine yönelme söz konusu oldu. Orsic gibi Premier lig oyuncusu ki, kulübü daha 6 ay önce 6 milyon Euro’ya transfer ettiği oyuncuya talip olmak hangi aklın ürünüdür. Kaldı da yeni kulübünde berbat bir dönem geçirip, dışlanan bir isim… Ya Bruno Petkoviç… O da Dinamo Zagrep’in sözleşmeli oyuncusu ve kulübü de yüksek bonservis bedeli istiyor. Ertuğrul Doğan ve arkadaşları, Nenad Bjelica’ya neden, “Bizim ekonomik sıkıntılarımız var. Bu tür oyuncular alamayız” diyerek rest çekemiyorlar. Korkuyorlar mı, yoksa bilgileri mi yetmiyor? Teknik direktöre teslim olma politikasına devam mı yani?
Yönetimin öğrenmesi gereken ilk ilke, bir teknik adamla sözleşme yapıldığında, ona kulübün tapusunun verilmediğidir. Bjelica’nın da kafasına bu sokulmalıdır ve Trabzonspor’un gerçeklerine uygun transfer politikalarına hızla dönülmelidir. Yönetmek popülizm değil, gerçekçiliktir. Bunu Trabzonspor’u yönettiğini sanan ama aslında teknik adamlara yönetilen idareciler(!) de anlar…
***
İSKENDER ÖNAL DİVAN BAŞKANI OLUR MU?
Trabzonspor’da geçtiğimiz günlerde divan kurulu toplantısı yapılmıştı. Toplantıda Divan Başkanı Ali Sürmen’in yaptığı konuşma kamuoyunda eleştirilmişti. Sürmen, yakın arkadaş çevresine Divan Kurulu’nun ilk genel kurulunda görevei bırakacağını söylediği iddia edildi. Zaten bırakmasa da yeniden seçilme şensı çok az. Peki, Sürmen giderse yeni başkan kim olmalı sorusu gündeme geldi. Küçük bir kamuoyu yoklaması yaptık. Ön plana çıkan isim İskender Önal oldu. Önal, daha önce Trabzonspor’da asbaşkanlık yapmış bir isim. İki kez Trabzonspor Başkanlığı’na aday olmuş, kulübe sahip çıkmış iyi bir Trabzonsporlu. Hem eski bir futbolcu hem de Trabzonspor tarihine hakim biri olması Önal isminin ilk sırada yer almasında en önemli etkenler. Tabi İskender Önal bu göreve talip olur mu olmaz mı bunu zaman gösterecek.
Yorumlar
Kalan Karakter: