ADAYLAR PAZARKAPI CAMİ’İNDE KUCAKLAŞTI
Önceki gün CHP ve AK Parti’nin Belediye Başkan adayları Ahmet Kaya ile Ergin Aydın Pazarkapı Cami’inde sabah namazında karşılaştılar.
Kaya, namaz bitiminde caminin kapısında bekleyen Ergin Aydın ile karşılaştı. Kucaklaşıp, birbirlerine başarı dileklerinde bulundular. Bu görüntü çevredeki vatandaşlar tarafından takdir topladı. Ergin Aydın cami çıkışında vatandaşlara pide ve çay dağıttı. Bu sırada vatandaşlardan biri espiriyi patlattı, “ CHP’liler namaz kılıp camiden çıkıyor, AK Partililer caminin kapısında bekliyorlar” dedi. Bu esnada gülüşmeler oldu. Tabi herkesin dini inancı kendisine. Ergin Aydın’ın da mütedeyyin bir insan olduğunu zaten biliyoruz. Önemli olan seçim döneminin seviyeli bir şekilde geçmesi.

***
İBB’DE GENEL SEKRETER YARDIMCISI MI OLACAK?
CHP Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hasan Süha Saral olarak açıklanmıştı. CHP il başkanı Mustafa Bak, Saral’ın aday olacağını basından öğrendi. Saral, Trabzon’a geldi ve adaylık başvurusunu yaptı. CHP il yönetimi de kendisini orada tanıdı. Saral’ın adaylığı parti içinde karşılık görmedi. Geçmiş dönemde de İYİ Parti Of Belediye Başkan adayı olan Saral, normalde İYİ Parti’den yeniden aday gösterilmesi bekleniyordu.
İYİ Parti’nin Genel Merkezi’nde kendisi ile her konuda anlaşma sağlanmış, hatta seçim bütçesi bile oluşturulmuştu. Daha sonra ne olduysa Saral, aniden CHP’ye geçti. İddiaya göre; Hasan Süha Saral’ı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu aramış. Kendisinden Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmasını istemiş. Kazanamaması durumunda da Saral’ı İBB’de Genel Sekreter Yardımcısı yapacağını söylemiş. Trabzon kamuoyunda konuşulan iddia bu. Bu söylemin doğru olup olmadığını zaman gösterecek.

***
CHP’NİN BÜYÜKŞEHİR ADAYI KABUL GÖRMEDİ?
Hasan Süha Saral seçim çalışmaları sürecinde rakiplerinin çok gerisinde kaldı. Ortahisar Belediye Başkan adayı Ahmet Kaya ile dolaşarak “bende buradayım” demeye çalışıyor. Tabi böyle olunca da Kaya’nın gölgesinde kalıyor. Seçmenler bırakın Saral’ı tanımayı CHP’nin büyükşehir adayının kim olduğunu bile bilmiyor. Hatta CHP içinde bir grup, “ Trabzon’da bu kadar partiye emek veren isim varken, şehir dışından ithal bir adayın ne işi var. Hasan bey Uzun Sokak’a çıksa kaybolur. 18 ilçe’nin hangi sorununu biliyor da neye çözüm üretecek” diye tepki gösteriyorlar.

***
VE BİR ŞAMPİYON DAHA ELDEN KAÇTI
Trabzonspor’un sürekli olarak büyük kulüp olup olmadığı tartışma konusudur bu kentte… Bunda da en önemli neden genel olarak futboldan başka hiçbir alanda yatırım yapmaması olarak da gösterilir. Bunun için de ‘”Büyük takım ama büyük kulüp değil” değerlendirmesi haklı bir zemine oturur. Evet, bir dönemler tüm kulüpler 5 branşta faaliyet göstermek zorundaydı. O zamanlar Bordo-Mavili kulübün futbol takımı dışında, basketbol, hentbol, voleybol, atletizm ve boks gibi birçok branşta faaliyet gösterdiğini biliyoruz. Bu branşlardan ayakta kalan ise bir tek futbol, bir de boks vardı. Ama yıllarca Trabzon’un yetiştirdiği ve ya Belediye’nin ya da Trabzonspor formasını giyen boksörler genellikle kötü olanaklardan dolayı da İstanbul’un yolunu tutardı. Erkeklerde nice Milli boksör Fenerbahçe’ye transfer olmuştu. Bunları tutmamak ya da tutamamak hem Trabzonspor’un hem de bu kentin ayıbıydı aslında…

***
TRABZONSPOR’DAN AYRILMA KARARI ALDI
Tüm bunlar bir kenara şimdi ise Busenaz Sürmeneli elden kaçtı. Bugün Türkiye’nin kadınlarda ilk olimpiyat şampiyonu olan boksörü Busenaz, Trabzonspor forması giyiyordu. Bu kentte doğmuş, büyümüş, Cahit Süme tarafından keşfedilmiş ve sonunda da ülkenin gururu haline gelmişti. Dünya’da kaç kent olimpiyat ya da dünya şampiyonu sporcu yetiştirebiliyor. Düşünebiliyor musunuz, Anadolu’nun bir ucundaki Trabzon kenti, futbolla yatıp kalkarken, bu kentin topraklarında doğan ve burada spora başlayıp, dünyanın en büyüğü olmuş… Hem de Olimpiyat, Dünya ve Avrupa Şampiyonluğu gibi kolay kolay hiç kimsenin ulaşamayacağı zirveye tırmanmış ama bu kentte ne yazık ki değer görmemiş… Busenaz Sürmeneli, Olimpiyat şampiyonu olana kadar zaten değer görmemişti. Ama yine de Trabzonspor’un sporcusuydu. Ancak büyük başarılara imza atınca hava alanlarında karşılanıp, büyük konvoylarla şehir turu atmış bir isim haline gelmişti.
Peki ya sonra!

***
DOĞDUĞU MAHALLENİN İSMİ DE ÇOK GÖRÜLDÜ
Busenaz Sürmeneli için sadece belediye, Taksim yokuşuna çıkarken bir otobüs durağına posterini koyup, “Busenaz Durağı” ismini vermeyle yetinmenin ötesinde… Bu kentin yetiştirdiği ve belki de bir asır daha göremeyeceği başarıları yakalayan bir genç kıza layık görülen sadece bir durağı isim vermek mi almalıydı? Bu kentin birçok spor salonu, stadı var. Bir tekine isim verilemez miydi? Ya da Busenaz Sürmeneli’nin doğup büyüdüğü mahalleye ismi verilseydi kim itiraz ederdi? Peki ya Trabzonspor… Bu kulübü yönetenler, futbolcu transferleri için 10 milyonlarca Euro harcamaktan imtina etmezken ve 14’ncü yabancı oyuncunun lisansını çıkarmak için TFF’ye ödenecek bir yıllık ücreti Busenaz Sürmeneli’ye feda edemez miydi? Kuşkusuz bu isme belli miktarda ödemeler yapılmıştır ama hiç işe yaramayan futbolcu için verilenin KDV’si kadar bile var mıdır bu rakam? Her şey bir kenara, Trabzonspor başkanı defalarca TV’lerde programlara çıktı. Basın toplantıları düzenledi. Bir tekinde bile Busenaz’ın ismini andı mı?
Yok değil mi?

***
ARTIK SARI-LACİVERT FORMA GİYER
Bu kentte ne yazık ki altyapıdan gelen futbolculara hiçbir değer verilmezken, aynı davranış biçimi Trabzon’u dünyanın merkezine oturtmayı başaran bir sporcusu söz konusu olduğunda da değersizliğe mahkum etmekten imtina etmiyor. Varsa yoksa yabancı futbolcuları ya da teknik adamları anlamsızca, kompleksli bir şekilde omuzlara almayla meşgul kentin bireyleri… Sonuç ne mi oluyor? Bakın altyapıdan çıkan futbolcular gitmek için çırpınırken, şimdi de Busenaz Sürmeneli Trabzonspor’dan ayrılma kararı verdi. Herkese teşekkür etti. Kızgın olmadığını, kırgınlık yaşadığını vurguladı. Aslında kızgındır da büyük ihtimalle ama yine de diplomatik dil kullanarak kimseyi fazla üzmemeye özen gösterdi. Şimdi Busenaz Sürmeneli’yi büyük ihtimalle Fenerbahçe büyük bütçelerle transfer eder. Onların forması altında büyük başarılara imza atar. Sarı-Lacivert formayı giydiğinde de kuşkusuz Trabzonsporlular isyan eder… Ama bir kez de, “Biz bu kıza ne verdik, neyi vermedik?” diye kendilerini sorgulamaz.
Bu kent insanı Busenaz, olimpiyat finaline çıkmadan önce Trabzonspor başkanı değil, Fenerbahçe başkanı Ali Koç tarafından aranıp başarı dileklerini ilettiğini bilir mi acaba?
Bilmez kuşkusuz.
Artık nasıl ki Busenaz Çakıroğlu, Fenerbahçe formasıyla başarıdan başarıya koşarken, “O aslen Trabzonluymuş” diye övünen bu kent insanı şimdi de Busenaz Sürmeneli için aynı ifadeleri kullanır büyük ihtimalle…
Ama bunları neden Trabzon’dan ve Trabzonspor’dan kaçırdığımızı sorgulamaz bile…
Bu ayıp da bize yeter!

Yorumlar
Kalan Karakter: