AYAĞI YORGANA GÖRE UZATMALI!
Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi’yi ziyaretinden sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlarken, “4 aylık zamanda 70 milyon Euro’yu bulan sadece sponsorluk anlaşmaları yapıldı. Bunun şu ana kadar 30 milyon Euro’su kulübün kasasına girdi. Tüm bunlara rağmen Trabzonspor’un borç yükü devam ediyor. Ayrıca bir yandan da transfer yapmak istiyoruz. Elimizde bir sürü oyuncu var bunları çıkarmamız lazım. Oyuncuların elinde ciddi kontratlar var bunların üstesinden gelmemiz lazım. Süreç zor ama taraftarımızın bize güvensin. Kulübünün, hocasının yanında olsun. Oyuncularına sahip çıksın. Bizim rakiplerle işimiz yok. Yaptığı transferlerin bedellerini kendileri ödeyecek. Bizi ilgilendirmez. Her şey yapılan transferlerle gitmiyor. Trabzonspor geçen yıl tarihin en yüksek kadrosu kurdu, sonuçlar ortada. Sahada birlik olmadığın müddetçe kurduğun kadronun bir anlamı yok. Biz şu anda sahada mücadele etmeye ve kuracağımız kadronun parasını ödeyebilmeye odaklandık. Trabzonspor takımı her zaman zirve yarışının içerisinde olacaktır” ifadelerini kullandı.
***
YAŞANMIŞLIKLARDAN HİÇ Mİ DERS ÇIKARMADINIZ?
Başkan Ertuğrul Doğan ve ekibinin borç yükünü azaltmaya çalıştıkları gerçeğini inkar etmek mümkün değil. Ancak Doğan, bu kulüpte 5 yılı aşkın yöneticilik yaptı. Hem de iki dönemde çok etkiliydi. Hele paranın ondan sorulduğunu bizzat dönemin başkanı Ahmet Ağaoğlu söylüyordu. Buna rağmen yapılan onca transfere sessiz kalması, onaylaması ya da en azından geçit vermesi zeki ve sorumlu insanların davranış biçimi değil… Kulübe nereden ne kadar ve hangi yollarla para geleceğini bilen bir isim, transferde bu rakamların üzerine çıkamaz, çıkmamalı… Bunlar ayrı konu, Ertuğrul Doğan neredeyse doğduğu andan itibaren Trabzonspor’un içinde olan bir isim. Çünkü dayıları efsane takımın ya kaptanlığını yapmış, ya yıllarca nefer gibi futbol oynamış isimler… Doğan da tribünlerden gelen bir isim… Okumuş, yazmış bir birey… Ne yazık ki Trabzonspor tarihini pek algılayamamış… Çünkü bu kulübün hangi dönemlerde nasıl büyük paralar harcanarak yapılan transferlerle battığını, nasıl büyük mücadelelerle kurtuluş fermanına imza attığını çok iyi bilmesi gerekirdi. Ne yazık ki geçmişten hiç ders çıkarmamış ve sonuçta bu borçların yapılmasına göz yummuş…
***
FUTBOLCUYA EDERİNDEN FAZLA ÖDEMEYİN!
Bakın bir örnek vereyim; İstanbul’da Kasımpaşa’da forma giyen Fode Koita yıllık 1 milyon 550 bin Euro ödenerek alındı. Bonservisi elindeydi. Bu oyuncuya böylesine yüksek bedel ödenirken, “Ya bu Fode Koita nasıl olur da Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Başakşehir gibi kulüplerin gözünden kaçıyor da, biz bunu alıyoruz?” diye insan hiç sormaz mı? Peki Djaniny Semedo ile geçtiğimiz sezonun Eylül ayında yıllık 1 milyon 600 bin Euro verilerek sözleşmesinin 3 yıl uzatılmasına ne demeli! Adamın yerine Edin Visca transfer edilmiş, artık yedek kalmış bir futbolcu ve öyle ahım şahım bir piyasası yok. Böyle bir oyuncunun sözleşmesini uzatma aceleciliğinin sebebi neydi? Bu futbolcu sezon sonuna kadar oynasaydı, yararlı olsaydı, ona göre makul bir fiyat belirlenip de sözleşmesi uzatılsa ya da serbest bırakılsa çok daha mantıklı olmaz mıydı? Adam zaten 32 yaşına gidecek, böyle bir oyuncuya hangi kulüp büyük paralar öder ki? Neyse bu iki isim gibi sayısız transfer yapıldı. Ama bir şeyi söyleyeyim ki, Ertuğrul Doğan yönetimi şu anda tasarruf yapmaya çalışıyor ya… İnanın bu sezon alınan oyunculara ödenen ücretler bile fazla… Bakmayın, geçmişteki fahiş fiyatlar nedeniyle bu sezonkiler düşük gibi gözüküyor ama alınan hiçbir oyuncu, ödenen ücretleri karşılayacak yeteneklere sahip değil. İnanmazsanız gelecek sezon birini satılığa çıkarırsınız ve bakarsınız ki Trabzonspor’un verdiği ücretleri hangi kulüp gözden çıkarıyor? Zaman her şeyi ilacı, bekleyip göreceğiz…
Demem o ki, ayağını yorganına göre uzatmayı ve aldığın oyuncunun ederinden fazlasını vermemeyi öğrenmediği süre içinde Trabzonspor’u yönetenlerin başı beladan kurtulmaz…
Bunu da yaşayıp göreceğiz…
***
SÜLEYMAN’I, KAZANALIM MI YOK MU EDELİM?
Süleyman Cebeci, Trabzonspor altyapısından yetişen yetenekli bir genç oyuncuydu. Uzun süre kendisiyle sözleşme yenilenmesini bekledi. Ama Ahmet Ağaoğlu ekibi harekete geçmedi, oyuncu bir yıl önce kendisine bir menajer edindi. İsmi Mirsad Türkcan… Belli ki işi oyuncunun haklarını korumak değil, simsarlık yapıp kolay yoldan para kazanmaktı. Süleyman ise yeteneklerinden dolayı daha çocuk yaştan itibaren, “Sen böyle büyük futbolcu olacaksın”, “Sen şöyle zirveye çıkacaksın”, “Paraya para demeyecek, şöhretin doruklarında gezeceksin” sözleriyle büyümüş… Zaten Trabzonspor altyapısının da en yeteneklilerinden biri olarak genç milli takımların da değişmezleri arasında yer almıştı. Kafası öylesine dolduruldu ki, henüz 20 yaşına bile gitmemiş bu genç insan, kendisini Avrupa devlerinde oynarken hayal etmeye başladı. Yaşam tecrübesi olmayan, ailesi ve yakanları tarafından doğru yönlendirilemeyen, menajeri tarafından kullanılan bu genç, Trabzonspor yöneticilerinin kendisine yaptığı sözleşme imzalama tekliflerini menajerinden de aldığı, “Benden habersiz imza atamazsın, senin adına yetkili benim” dayatmasıyla birlikte kabul etmedi. Menajeriyle anlaşma yapılmasını istedi.
***
YÖNETENLER; SİZ HİÇ HATA YAPMADINIZ MI?
Benim gibi bir altyapı aşığı insan bile Süleyman ve menajerinin yaptıklarından dolayı isyan ettim. Anlattım, ‘Avrupa düşü boş bir hayalden başka bir şey değil. At imzayı’ diye uyardım. Ama Süleyman Cebeci’nin Menajeri Mırsad Türkcan, kafasına öyle girdi ki, Fransa’da oynayacağına ikna etti. O da bu hayaline kavuşmak için Brest kulübünün yolunu tuttu ama bu kulüple çıktığı denemelerde, kendisi için şu anda 300 bin Euro civarında bir yetiştirme bedeline layık görmedi. Sonuçta Süleyman Cebeci hayatının en büyük hatasını ağır bir bedelle ödemiş oldu. Şimdi ne olacak? Süleyman Cebeci’yi 20 yaşındaki bir genç olarak bir hatasından dolayı darağacına mı çekeceğiz, çöp sepetine mi atacağız? Yoksa kazanmak için kendisine bir şans daha mı vereceğiz? Geçtiğimiz günlerce Celil Hekimoğlu’na, Süleyman’ı kadrolarına katma çağrısı yapılmış o da, “Trabzonspor’a yanlış yapan, bizim kapımızdan içeri giremez” demiş… Hekimoğlu, bir yerde haklı da, acaba kendi çocuğu hiç hata yapmadı mı? Mesela kendisini çocukları hiç üzmedimi? Çocukları hata yaptığında onları evlatlıktan mı attı? Ya da aynı şey Ertuğrul Doğan veya Zeyyat Kafkas için de geçerli… Hem özel hayatlarında,hem Trabzonspor’u yönetirken kaç kez hata yaptılar? Darağacına mı çekildiler? Bakın Doğan ve Kafkas’ın içinde bulunduğu yönetim kulübü iflasa götürdü ama bu camia birini başkan, diğerini asbaşkan yaptı.
***
SÜLEYMAN ÖZÜR DİLEMELİ VE DÖNMELİ
Demek istediğim şu ki, hayatları hatalarla, yanlışlarla dolu insanlar, bir genç çocuk, çevresinin ve menajerinin dolduruşlarıyla hata yaptı diye yok edilmesine çanak mı tutacak yoksa, “Bizler de ne büyük hatalar yaptık. Hem de Trabzonspor’u iflasa sürükledik. En azından Süleyman Cebeci bu kadar büyük bir hata yapmadı” diyerek kendisini affedecekler mi? Burada bana göre yapılması gereken şu; Süleyman Cebeci en kısa sürede menajeri Mırsad Türkcan ile olan anlaşmasını feshedecek. Yeni bir menajerle anlaşmayacak. Gelip, Trabzonspor yönetimiyle konuşacak. Hatasını kabul edecek. Sonra da kamuoyu nezdinde hem tüm camiadan, hem de yönetimden özür dileyecek. Süleyman bunları yaptıktan sonra affedilecek ve bu sezon acil olarak pilot takım 1461 Trabzon’a gönderilecek. Burada iyi bir sezon geçirmesi sağlanacak. Süleyman Cebeci, Hakan Yeşil, Emirhan Zaman ve diğer altyapı orijinli yeteneklerle birlikte Trabzonspor’a dönüş yapacaklar. Bu büyük Trabzonspor’un yönetimine yakışan davranış olur.
Biz yol gösterelim de!...
Yorumlar
Kalan Karakter: