TARAFTAR GRUPLARI, BUNU YAPMAYIN!
Trabzonspor’da belli ki Başkan Ertuğrul Doğan, tribünden gelmenin yanında, banka hesaplarında çok yüklü paralarının bulunmasının avantajını kullanıyor. Kulübü kötü yönetirken, cebinden verdiği paralarla övünüyor ama küçük bir kısım parayı da belli ki taraftarların rahatlığı için kullanmaktan da geri durmuyor. Zaten yönetim göreve başladığında bir arkadaş, “Taraftar gruplarından zarar gelmez, onları başkan halleder” demişti. Ne demek istediğini anlamıştım. Şimdi de bazı taraftar grupları Abdullah Avcı isminin kesin olarak göreve getirileceğinin anlaşılmasının ardından destek açıklamasında bulunmuş… Ertuğrul Doğan ile Abdullah Avcı’ya her türlü güzellemeler yapılmış ve Trabzonspor’un bu ikiliyle birlikte yeniden şampiyon olabileceğini vurgulamışlar. Gerçekten yazık… Bir başkan, ya da yönetim doğruluğu çok tartışmalı eylemleri için taraftarı kullanma noktasına gelmişse o kulüp bitmiştir.
***
SIRF AVCI’YI KABUL ETTİRME TELAŞININ SONUCU
Ertuğrul Doğan da sırf Abdullah Avcı’yı kabullendirmek için taraftar gruplarının desteğini almaya çalışıyor. Yazık ki taraftar grupları da buna onay veriyor. Tek amaçlarının kulübün çıkarlarını korumak olması gerekirken, başkanın uygulamalarını ve zamansız yeni tercihi olan Abdullah Avcı’yı koruma noktasına geliyorlar. Oysa onların görevi gönül verdikleri Bordo-Mavi renkleri korumak olmalı değil mi? Hiçbir taraftar gerçekten Trabzonspor’u seviyorsa, onun yönetiminin, başkanının yanlışlarının arkasında durmaz, savunucusu olmaz. Taraftarın tek derdi kulübüdür, kulübünün onurudur, gururudur, çıkarıdır. Ama işin içinde yakın ilişkiler varsa o zaman kişiler korunmaya çalışılır. Ama bunu yapanlar da kesinlikle gerçek taraftar değildir. Artık kulübü çıkar aracı haline getirmiş bir grup söz konusudur. Neyse, aynı taraftarların Abdullah Avcı ya da bir başka kişinin eylemlerinin vereceği zararların sonunda nasıl bir tutum alacağını şimdiden merak ediyoruz.
Taraftar ve başkan ya da yönetim ilişkisine girmişken, tarihi süreci içinde yaşanan bazı olayları gündeme taşımakta yarar olduğunu düşünüyorum. Yaşanan birkaç olayla birlikte Trabzonspor’un taraftar gruplarının süreç içinde ne duruma geldiğini tarihe not düşelim değil mi?
***
UZUN SÜREDİR TRABZONSPOR İÇİN TEHLİKELİ OLDULAR
Trabzonspor kulübü için ne yazık ki en tehlikeli unsurlar taraftar gruplarının olduğunu birçok sağduyulu insan anlatırdı. Biz de taraftarın saflığını temizliğini dile getirirdik. İsmini açıklamayacağım ve çok etkili bir taraftar grubunun lideri; o dönemin başkanı Atay Aktuğ ile çok ters düşmüştü. Tepki üzerine tepki gösteriyordu. Kendisiyle yaptıklarının yanlışlığı üzerine tartışıyordum. Bana, “Ağabey, biz yine olumlu durmaya çalışıyoruz. İstesek Trabzonspor bir tek maçı bile Hüseyin Avni Aker’de oynayamaz. Aziz Yıldırım ile telefonla görüşebilecek kadar samimiyiz. İstesek alırız parayı, her maçta stadı kapatacak eylemler yaparız” demişti. Şok olmuştum. Bunun söylenebilmesi bile çok tehlikeliydi. Kendisine bu söylemin de, beyinde bunları taşımanın da ne kadar tehlikeli ve yanlış olduğunu anlatmıştım. O da, “Zaten yapmıyoruz, istesek yaparız demek istiyorum” ifadeleriyle kendisini savunmaya çalışmıştı.
***
HERKES NEMALANINCA TARAFTAR DA ETKİLENİYOR
Yine bir başka taraftar grubu lideri, “Taraftarlar olarak tertemiz, saf duygularla takımı desteklemek için mücadele ediyoruz. Yani tribünde yer almaya temiz duygularla başlıyoruz. Ama işin içine girdikçe bir bakıyoruz ki, başkanlar, yöneticiler, teknik adamlar, futbolcular bu kulüpten çıkar temin ediyor, kendileri için kullanıyor. Yavaş yavaş onlara ayak uydurmaya başlıyoruz. ‘Biz neden durumumuzdan yararlanmayalım ki’ şeklinde bir düşünce oluşuyor. Zaten Trabzonspor’da bir hesabı olan başkan adayları ya da önemli görev bekleyenler de bizlere ekonomik ve malzeme desteği sağlıyorlar. Sonra da kendi lehine eylem yapmamızı istiyorlar. Böyle böyle taraftar grupları da kulüpten çıkar temin etme noktasına geliyor. Yani bizi sistem bu duruma getiriyor” diyerek çok önemli bir özeleştiri yapmış, “Eğer yönetenler doğru işler yaparsa, kulübün çıkarını düşünürse, taraftarlar da adım adım koşulsuz takımın da kulübün de yanında olmayı görev bilir” diyerek de son noktayı koymuştu.
***
KULÜBÜ DEĞİL HEP PARALI İSİMLERİ DESTEKLEDİLER
Taraftar gruplarının oluşmasıyla birlikte bunlar arasında rekabette arttı. Herkes kendi grup çıkarlarını ön planda tutma çabası gösterdi. Özkan Sümer ile Ahmet Ağaoğlu çekişirken, Ağaoğlu’ndan yüklü paralar alan taraftar grupları kongre salonunda bile kendisine tezahürat yapmaktan, oy vermekten geri durmadılar. Yine Atay Aktuğ başkanlığı döneminde Erdoğdu taraftar grubu yönetimin desteğini aldığı için hiçbir yanlışı görmüyordu. Tüm taraftar grupları Aktuğ’a eleştiri getirip, istifasını isterken, bu grup bildiriler yayınlıyor ve başkanlık görevini harika yerine getirdiğini savunuyordu. Oysa Aktuğ o dönem çok kötü yönetim örneği sergiliyordu. Zaten bir süre sonra da işler çok kötü gidince Olağanüstü Genel Kurul kararı almak zorunda kalmıştı. Fakat muhalif grupları da yine Atay Aktuğ’a muhalif kişilerin yönlendirdiği de bir gerçekti…
***
YILMAZ İÇİN İKİ HAFTADA İKİ AYRI SLOGAN
Trabzonspor taraftar grupları artık ekonomik çıkarlarını öylesine noktalara taşımışlardı ki, Mehmet Ali Yılmaz başkanlığı döneminde iki hafta içinde yaşanan iki ayrı olay buna en güzel örnekti. Takım kötü gidiyor. Buna hiçbir çare bulunamıyordu. Başkan da Mehmet Ali Yılmaz’dı. Tribünlerde güçlü olan taraftar grupları, hep bir ağızdan, “Mehmet Ali Yılmaz, sözünde durmaz, Trabzonspor bu sezon da şampiyon olamaz” tezahüratlarıyla yeri göğü inletiyordu. Ancak bu arada Başkan Yılmaz, taraftar gruplarının etkili liderlerini Antalya’da Zigana Tatil Köyüne çağırmış, ağırlamış, ceplerine de yüklü miktarda harçlık koymuştu. Bu olaydan bir hafta sonra Trabzonspor kendi sahasında oynayacaktı. Bu kez aynı taraftar grupları, “Yılmaz başkan, Trabzon şampiyon” diye tempo tutuyorlardı. Ahhh, bu paranın gözü kör olsun… Salih Alpaslan, Sadri Şener, İbrahim Hacıosmanoğlu, Muharrem Usta, Nuri Albayrak, Ünal Karaman ve daha niceleri bu taraftarları parayla yanlarına çekmiyor muydu zaten?
***
MERHUM ÖZKAN SÜMER’İ BAŞTA HİÇ SEVMEDİLER
Özkan Sümer başkan seçildiğinde, taraftar grupları için çok radikal bir karar aldı. Hiçbirinin pankartını Hüseyin Avni Aker’e astırmıyordu. Taraftarların grupları olmayacağını, yekvücut olarak kulübü ve takımı destekleyeceğini söyledi. Bunu uyguladı. Tek çatı altında toplanmalarını ve yönetime de bağlı hareket etmelerini istedi. Bu büyük tepki çekti. Özkan Sümer durmadan protesto ediliyordu. Yönetim bazlı ekonomik destek alamayan taraftar grupları, Hüseyin Avni Aker Stadı’nda adeta rakip takımları desteklemek için bulunuyordu. Birinci dakikadan sahaya taş yağmaya başlıyordu. Özkan Sümer sürekli istifaya davet ediliyordu. Takım hakemler tarafından linç edilirken, TFF her türlü oyunu oynarken ve dışarıda da Mehmet Ali Yılmaz’ın adamları kulübü karıştırmaya çalışırken ve yönetime ağır bir şekilde saldırırken, taraftar kimliğiyle kulübün yıkımına taş taşımak nasıl da bir büyük yanlıştı.
***
TEL ÖRGÜLER KALKTI TARAFTARIN AKLI BAŞINA GELDİ
Acı ki bu onların umurunda değildi. Fakat işte o dönemde bunu fark eden gerçek Trabzonspor taraftarları, takımı ya da yönetimi protesto eden gruplara karşı çok büyük tepkiler göstermeye başlamıştı. Öyle ki statta bulunan diyelim ki 15 bin kişi, bu bin kişiyi bulan gruplara dönüp yuhalıyor, artık linç girişiminde bulunma noktasına geliyorlardı. İşte bu bilinçli taraftar kimliğiyle yapılan protestolarla birlikte kendine taraftar diyenler susturuluyor, tribünlerden dışlanma noktasına getiriliyor, aslında tam da deşifre ediliyordu. Sümer ise, “Taraftar kendinden veren, kendini veren, karşılıksız sevendir” diyerek hiçbir protestoya aldırış etmiyordu. Ama bu arada stadın tel örgülerini kaldırırken, “Futbol taraftarı hayvan değil ki, tel örgülerin arkasına onları yığalım” demiş radikal bir karar almıştı. Bu karar tüm Türkiye’de örnek gösteriliyordu. Taraftar grupları da adım adım kulübün yanında yer almaya başlamış ve hiç kimsenin bu kulüpten nemalanmadığını görünce de Özkan Sümer’e sahip çıkma noktasına gelmişti.
***
YA ŞİKE SÜRECİ SONRASINA NE DEMELİ?
Kendine Trabzonspor taraftarı diyen ve, ‘Uğruna canımızı feda ederiz” diye yüksek perdeden atanlar, ne yazık ki en kötü sınavı 2010-11 sezonu sonunda 3 Temmuz sürecinden sonar verdiler. Taraftar önce iktidarı, TFF’yi, Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım’ı protesto ettiler. Ama ya sonra… Bizzat dönemin Başbakanı Recep Tayyıp Erdoğan, kupanın Fenerbahçe’de kalması, şampiyonun Trabzonspor olarak tescillenmemesi için karar aldırmıştı. Hiçbir kulübe ceza verilmemesi için elinden geleni yapmıştı. Böylece Trabzonspor’un anasının ak sütü gibi hak ettiği şampiyonluk kupası hala daha Fenerbahçe müzesinde yer alıyor. Yani en önemli sorumlu Erdoğan’dı… TFF’de, diğer kurallar da onun kararını uyguluyordu. Bir avuç Trabzonsporlu karşısına iktidarı, TFF’yi, Fenerbahçe, Aziz Yıldırım ve şike ve teşvik primi skandalına karışan herkese karşı savaşıp, cezalandırılmalarını isterken, arka planda başka oyunlar oynanıyordu.
***
TARAFTAR KİMLİĞİNE BÜYÜK ZARARLAR VERDİLER
Bu büyük oyunun en önemli parçalarından biri de Bordo-Mavili taraftarlar olmuştu. Acı ki, kendine ölümüne Trabzonsporlu diyen taraftar grubu liderleri, takımın hak ettiği kupanın verilmemesi, taraftarı olduğu Fenerbahçe’nin kılına zarar gelmemesi için göğsünü siper eden dönemin başbakanı, sonrasının Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan ne zaman Trabzon’a gelse, hava alanında karşılıyor, boynuna bordo-mavi kaşkol takıyor, miting alanlarında boy gösteriyorlardı. Bunun sebebi neydi? Kuşkusuz büyük çıkar vardı işin içinde… İşte Trabzonspor taraftarlığının getirilmeye çalışıldığı son nokta buydu… En azından taraftar gruplarının bir kısmının artık tek hedefi vardı, o da Bordo-Mavi renkleri kullanarak kendilerine yeni bir gelir ve yaşam alanı yaratmak, buradan alabildiğine yararlanmaktı. Gerçekten bir zamanlar gönül verdikleri renkler için ölümü göze alan taraftar kimliği yerine artık cebine para koyan, iş olanağı sağlayan kim varsa onun yanında yer alıp, takımın ve kulübün çıkarlarını ise hiçe sayan bir noktaya gelebilmişti.
Yani çürümüştü!
Hala daha çürümeyenlere saygılar…
Yorumlar 2
Kalan Karakter: