ERTUĞRUL DOĞAN ŞAŞKINLIK YARATTI!
Trabzonspor Kulüp Başkanı Ertuğrul Doğan dün akşam canlı yayında açıklamalarda bulundu. Oldukça heyecenlı olduğu gözlenen Doğan’ın görüşlerini oldukça hızlı konuşarak dile getirmesinden konuların biraz dağıldığını gözlemledik. Baştan şunu ifade edelim; Doğan’ın iyi niyetinden ve Trabzonspor sevdasından asla şüphemiz yok. Fakat Doğan dünkü mesajlarında bir başkan gibi değil Trabzonspor sevdalısı bir taraftar gibi konuştu. Kulübün ve kentin gerçeklerini göz ardı ederek, kulübün tüzel kişiliğini korumaktan çok sahada alınacak skorların endişesi içinde düşmüş bir görüntü sergiledi. Transfer yapacağını ve Trabzonspor’un şampiyonluğu için uğraş vereceğini vurguladı. Hâlbuki sağduyulu Trabzonsporluların ondan beklentisi, “Öncelikle Trabzonpor’u ekonomik buhrandan kurtarmak için 5 yıllık program yaptık. Kentin ve Trabzonspor’un gerçeklerini bilerek hareket edeceğiz. Az para ile çok işler yapmanın gayreti içinde olacağız. Önce kulübü kurtarıp sonra seri şampiyonlukları kovalayacağız. Popülist davranıp, kulübü içinden çıkılmaz bir maceraya sürüklemeyeceğiz. Taraftarımızda bizler biraz sabır göstermesini arzuluyoruz” demesini bekliyorduk. Fakat demedi. Doğan, hırsının peşinde koşup, Trabzonspor’u bugünlerini arar hale getirmez inşallah.
***
ÖNEMLİ OLAN İMZA DEĞİL, OYNATIP KAZANMAK
Trabzonspor yönetimi Perşembe günü tesislerde altyapıdan 5 genç futbolcuyla sözleşme imzaladı ve gelecek sezonun planlaması içinde oyuncu kazanma yolunda önemli adımlar atacaklarının mesajını verdi. Bordo-Mavililer, altyapıda oynayan Çağan Yılmazer, Engin Poyraz Efe Yıldırım, Muhammet Mustafa Pınarcı, Rüzgar Esen Bostan ve Oğuzhan Yılmaz 2.5 yıllık sözleşmeye imza attılar. Bu gelişme olumlu karşılandı ancak asıl önemli olan gençlerin imza atması değil, kazanılması olduğunun da altını çizmek gerekir. Geçmiş yıllarda Bordo-Mavili yönetimler, taraftarları ve kamuoyunu, “Bakın biz altyapıya büyük önem veriyoruz” mesajını vermek için çok sayıda futbolcuyla sözleşme yapardı. Ancak bu oyuncuların neredeyse hiçbir tanesi A takımda doğru dürüst forma giymeden, hatta bir kısmı idman yüzü görmeden ya kiralık gönderilirler, ya da satılır, heba edilirlerdi. Trabzonspor gibi büyük bir kulüple sözleşme imzalayıp, kendilerini formaya aday gören bu oyuncular uğradıkları hayal kırıklığının yanında yaşadıkları psikolojik travmalarla neredeyse genç yaşta futboldan kopma noktasına gelirlerdi.
***
ALTYAPIYA DEĞER VEREN TEKNİK ADAM ŞARTTIR
Altyapıdan oyuncu kazanmanın çeşitli formülleri vardır. Bunların başında da onlara şans vermek, güven duymak, özgüvenlerini en üst seviyeye çıkarmaktır. Tabii ki bu noktada özellikle genç oyunculara büyük güven duyan ve oynatırken en küçük bir korku yaşamayan teknik direktöre ihtiyaç kaçınılmazdır. Bir altyapı futbolcusu sahada oynarken, kenarda kendi bölgesinde oynayan milyon Euro’lar ödenmiş yıldız eskisi yabancı futbolcuyu görürse asla özgüvenle oynayamaz. En küçük hatasında kenara alınacağını, bir süre sonra da tribüne gönderilip, satış listesine konulacağını düşünür ve yok olup gider. Bunu daha önce defalarca yaşadı Trabzonspor camiası… Sonuçta hep suçlanan altyapıdan çıkan futbolcular, ya da burada eğitim veren teknik adamlar, ya da tümüyle mahkum edilen bir altyapı organizasyonu oldu. Oysa çok eleştirilen, tepki gösterilen, yetersiz bulunan Trabzonspor altyapısı oyuncularını doğru kullanma becerisi gösteren teknik direktörler döneminde nice büyük yıldızları Türk futboluna kazandırdığını hep birlikte biliyoruz. Ama bunun yolu da altyapıya gerçekten inanmış bir yönetim ve üretimi temel ilke sayan bir teknik yapılanmadır. Trabzonspor’u yönetenler bu ayrıntıları hiçbir zaman unutmamalıdır.
***
ALTYAPI OYUNCUSU KAZANMAK KOLAY DEĞİL
Bir başka konu da, altyapıdan aynı anda çok sayıda futbolcu oynatıp, kötü sonuçlar alındığında da ‘öz kaynak modeli’nin hedef haline gelmesine engel olmaktır. Bunun için de sahaya çıkan 11’in içine yetenekli bir altyapı oyuncusu yerleştirilir. Bu futbolcu adım adım gelişir, büyük ve artık takımın değişmezi olurken, bir başka yetenekli futbolcu yavaş yavaş sahaya, takıma ve formaya ısındırılır. Sonuçlar geldikçe, bu gençler geliştikçe yenileri de süreç içinde sahada süre almaya başlar. Bu bir sistematiğe bağlandığında da altyapı bir fabrikaya dönüşür. Ancak aynı anda sahaya 4-5 genç altyapı futbolcusunu sürdüğünüzde, hele taraftar sonuç beklerken, bu sonuçlar alınamadığında bu kez, “Altyapıdan oyuncu çıkmıyor. Bunlar amatörde bile oynayamaz” gibi bir algıya kurban gidip, dış ve yabancı transferlerin önünü açan süreci başlatıyor. Tarihte bunun örneğini çok gördük. Hatta takımın yıldızları değil, alttan gelen gencecik çocukların hedef olduğuna tanıklık ettik. Yönetim hem Trabzonspor altyapısına, hem genç futbolculara yazık etmek istemiyorsa, kadroya kattığı gençleri kullanma yolunda bilimsel verilerle hareket etmeyi bilmeli… Yoksa bu imza fotoğrafı sadece görüntü olarak kalacaktır.
***
ÖZKAN SÜMER KAKA’YI NEDEN ALMAMIŞTI?
Altyapıdan oyuncu kazanmayı konu etmişken, geçmişten bir örnek aklıma geldi. Bunu da paylaşayım. Uzun yıllar önce Özkan Sümer altyapının başındayken, Dünya U17 Şampiyonası vardı. Trabzonspor kurmaylarından bu turnuvayı izleyenler oldu. Bazı teknik direktörler de bu turnuvayı takip ederken, Brezilya’da forma giyen sağ kanat oyuncusu Kaka herkesin gözüne takıldı. ‘Büyük yetenek, mutlaka alınmalı’ şeklinde görüşler ortaya atıldı. Hatta bu turnuvayı takip eden Özkan Sümer’e de Kaka önerisi yapıldı, düşünceleri soruldu. O ise sessiz kaldı. Sonra Kaka dünya yıldızı olunca, Sümer hedef yapıldı, “Kaka’yı bile beğenmedi” şeklinde eleştirildi. Biz de bu konuyu Merhum Özkan Sümer’e sorduk. “Siz, Kaka’yı bile beğenmemişsiniz” dediğimizde yanıtı şöyle olmuştu:
“Yahu onca teknik adamın beğendiği adamı benim beğenmemem düşünülebilir mi? Ancak Kaka’ya hemen aynı yaş kategorisinde ve onun bölgesinde oynayan bizim altyapımızda Gökdeniz Karadeniz vardı. Gökdeniz’in doğru kullanılması halinde büyük bir yıldız olacağını görüyordum. Eğer Kaka’yı alırsak, Gökdeniz’i kazanamayacağımızı düşündüm. Zaten Gökdeniz’e 17 yaşında A takımda forma verdik. Sonra takımın en önemli yıldızı haline geldi. Şunu ifade edeyim ki Trabzonspor’da Gökdeniz büyük yıldız oldu, Rusya’ya gitti, orada da çok iyi işler yaptı. Ama Gökdeniz hayatını ve saha içi ilişkilerini doğru yönetseydi gerçek bir dünya starı olabilirdi. Yine de hem Trabzonspor bu oyuncudan uzun yıllar yararlandı, hem de giderken yüklü bir bonservis bedeli bıraktı.”
Evet bu tecrübe Trabzonspor’u yönetenlerin kulaklarına küpe olsun. Altyapınızda büyük yetenekler görüyorsanız, yapacağınız transferlerle onların önünü kapatmayın. Doğru teknik adamlar seçin, bu genç büyük yetenekleri kazanın ve kulüp de kazansın olmaz mı?
Yorumlar
Kalan Karakter: