İFLASI DURDURMANIN TEK YOLU ALTYAPIDIR, ALTYAPI!!!
Trabzonspor’da başkanlık görevine gelen hemen hemen herkes ekonomik sorundan söz eder… Kulübün gelirlerinin giderlerini karşılamadığından dem vurur ama transfer mevsimi geldiğinde hiçbir sözünün geçerli olmadığı ortaya çıkar. Çünkü bu başkanlar, taraftarın tepkisinden korktukları için belki de hiç işe yaramayacak çoğu yabancı sayısız transfer yaparlar ve ekonomi biraz daha çökerken, alınan isimlerin de büyük bölümü hayal kırıklığı olarak tarihe geçer. Ne yazık ki hiçbir başkan ve yönetici de bu yaşananlardan ders çıkarmaz, aynı politikaları bir sonraki transfer döneminde de aynen uygulama alışkanlığını sürdürür. Kendi işlerini yaparken, şirketlerinin karlarını katlamak için ellerinden geleni yapan başkanlar ve yöneticiler, işçilerine maaş verirken kılı kırk yarar, 100 lira daha eksik maaş verebilmek için kırk dereden su getirir. Ama Trabzonspor’u yönetirken ve dış transfer yaparken öyle cömertleşirler ki adeta kendi işletmelerindeki işçilerine karşı işledikleri suçların günahını Bordo-Mavili kulüpte kapatmaya çalışırlar.
***
BAŞKANLAR ANCAK NUTUK ATMAYI BİLİYORLAR
Bu tür başkanlardan biri de Ahmet Ağaoğlu’ydu. Beş yıllık başkanlığı sırasında sürekli ağladı, sızladı, ekonominin ne kadar kötü olduğunu dile getirdi ama transfer şampiyonluğunu hiçbir kulübe bırakmadı. Şimdi o 50 milyon liralık lüks otomobil binerken, Trabzonspor ise gırtlağına kadar borcun içinde debelenip duruyor. Peki Ağaoğlu ile yol arkadaşlığı yapan ve geldiği günden itibaren sürekli kulübün iflas aşamasında olduğunu vurguluyor ve ekonomiyi düzeltmek için çok büyük fedakarlık yapacaklarını, futbolcu kadrosunun maliyetini 25 milyon Euro’nun altına düşüreceklerini söylüyor ama uygulamaları tam tersi devam ediyor. Tıpkı eski başkanlar gibi… Daha işin başında Nenad Bjelica gibi transfer çılgını bir teknik direktörü yıllık 50 milyon lirayı aşan bir bedelle takımın başına getirirken, Abdullah Avcı’nın astronomik ücretinin iki katını ödeyerek nasıl da çelişki içinde olduğunu gösterdi. Transferde de Bjelica’nın isteğiyle yürüten Bordo-Mavili kulübün bugün büyük coşkuyla açıkladığı isimlerin gelecek sezon nasıl anılacağı merakla bekleniyor.
***
ONLAR HER AÇIDAN BÜYÜK AVANTAJDIR
Çünkü her sezon yapılan transferlerin büyük bölümü bir sonraki sezon istenmeyen adam ilan ediliyor. Bu durumda ya bir kısım ücreti ödenerek kiralık gönderiliyor, ya da ceplerine yüklü paralar konularak sözleşmeleri feshediliyor. Tüm yaşananlardan sonra yönetenlerin hala daha ekonomik kurtuluşun da, saha içi performansın orta ve uzun vadede yükselmesinin de en önemli yolunun altyapıdan kazanılan futbolcular olduğunu bilmemesi ancak cehaletle açıklanabilir. Bugün Trabzonspor’un en değerli oyuncuları Uğurcan Çakır ve Abdulkadir Ömür altyapı ürünü… İkisine de beş kuruş bonservis bedeli ödenmedi. Takıma 6 yıldır hizmet veriyorlar. A Milli takıma gidiyorlar ve şu anda yıllık 20 milyon lira civarı bir ücret alıyorlar. Oysa bu isimlerin yanından bile geçemeyecek Marc Barta’nın bonservisine 1 milyon 250 bin Euro ödenirken kendisine de yıllık 4,5 milyon Euro veriliyor. Yani 105 milyon lira… Altyapıdan gelen oyuncunun bonservis maliyeti olmadığı gibi uzun yıllar çok düşük ücretlerle oynatılmaları mümkün ve ayrıca ekonomik kriz yaşadığında ve alacakları ödenmediğinde de TFF’nin kapısını çalmaz… Sonra aidiyet duygusuyla oynar… Tüm bu avantajların farkına varamayan başkan ve yöneticilerin aslında tek derdinin kulübü iflas ettirip, sattırmak olduğunu düşünmek sanırım abartı olmasa gerek…
***
TANSU SARI’DAN BENKOVİC İÇİN İLGİNÇ PAYLAŞIM
Bir dönemler Trabzonspor’u da takip eden ve İstarnbul’da ikamet eden gazeteci Tansu Sarı araştırmacı kişiliğiyle de bilinir. Sarı, Trabzonspor Hırvat stoper Filip Benkovic’i alınca, bir paylaşımda bulundu ve ilginç bir ayrıntıya değirdi. İşte Tansu Sarı’nın o ilginç paylaşımı: “Trabzonspor'un geçtiğimiz sezon Almanya Bundesliga 2'de mücadele eden Braunschweig'da kiralık olarak forma giyen ve İtalya Serie A takımlarından Udinese'den kadrosuna kattığı stoper Filip Benkovic ile ilgili ilginç bir detay şok etkisi yarattı...Hırvat Teknik Direktör Nenad Bjelica'nın; Dinamo Zagreb'de görev yaparken Filip Benkovic'e SADECE 1 DAKİKA süre verdiği ortaya çıktı...Dinamo Zagreb'in Hajduk Split'i 1-0 mağlup ettiği ve 23 Mayıs 2018 tarihinde oynanan Hırvatistan Kupası maçında Cezayirli hücum oyuncusu El Arbi Hillel Soudani'nin yerine uzatma anlarında oyuna giren Filip Benkovic; Ağustos ayında İngiltere Premier Ligi takımlarından Leicester City'nin yolunu tuttu..Dinamo Zagreb'in 23 Mayıs 2018 tarihinde Hajduk Split'i 1-0 mağlup ettiği kupa maçı Teknik Direktör Nenad Bjelica'nın da Hırvat ekibiyle ikinci maçıydı... Bu maçtan tam 8 gün önce; yani 15 Mayıs 2018'de Dinamo Zagreb'in başına geçen şimdiki Trabzonspor Teknik Direktörü Nenad Bjelica; bordo-mavililerin yeni transferi Filip Benkovic'e sadece 1 dakika süre verdi..Acaba bu transfer gerçekten Trabzonspor Teknik Direktörü Nenad Bjelica'nın mı; yoksa Başkan Ertuğrul Doğan ve saz arkadaşlarının Hırvat çalıştırıcıyı susturmak için "kafalarına göre" yaptıkları bir transfer mi? Yorum sizin...”
***
TURİZM VE FIRSATCI ESNAF!
Türkiye’nin en önemli gelir kalemlerinden biri kuşkusuz turizmdir. Sanayide, teknolojide, kimyada ve daha birçok alanda dünya devleriyle yarışacak durumda olmayan, yeraltı doğal zenginlikleri de çok az olan ülkemizin doğasının güzelliği tüm dünya yurttaşlarının ilgisini çeker ve bu alandaki yatırımlar da sonuç verdiği için on milyonlarca turist ülkemize önemli döviz bırakır. Belki de dövizin çok daha fazla yükselmesinin önüne geçmenin de yolu bu turizm gelirleridir. Trabzon için de turizm özellikle esnaf için bir can simidi işlevi görüyor. Özellikle ekonomik krizlerin Türk halkının ve Trabzonluların büyük bölümünün belini kırdığı için esnafın ayakta kalmasının hatta iyi para kazanmasının tek yolu turizm olarak öne çıkıyor. Burada kuşkusuz Arap ve Körfez ülkelerinden gelen turistler de başrol oynuyorlar. 1990’lı yıllarda Sarp sınır kapısının açılmasıyla Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinin yurttaşlarının ülkemize ve Karadeniz’e akın etmesi, esnafı nasıl da mutlu etmişti. Hatta bavul turizmi aracılığıyla büyük zenginler ortaya çıkmıştı. Ama bu turistler ya da bavul ticareti için Trabzon’a gelenler adeta sağmal inek gibi görülmeye başlandı. Büyük kazıklar atıldı. Sonra başta Ruslar olmak üzere diğer ülkeden Trabzon’a gelenler bıçak gibi kesildi. Bu kesimle ticaretini yürütenlerin büyük bölümü de iflas etti ve deyim yerindeyse nalları dikti.
***
ARAP’A FARKLI, YERLİYE FARKLI FİYAT
Ne yazık ki geçmişten hiç ders çıkarmıyoruz. Özellikle Pandemi döneminde ve sonrasında adeta ölüm fermanını bekleyen esnaf, Arap turizmi sayesinde yüzü güldü, cepleri para gördü, geçmişe dönük büyük kayıplarını karşıladı, hatta daha da fazlasını kazandı. Beş yıldızlı oteller, turistik restoranlar, kafeler, lokantalar dolup dolup taşıyor. Arap turistler ev tutuyor, fahiş fiyatlar ödüyorlar. Ama bunlar yetmiyor. Arap turistlerin çok parası olduğunu düşünen esnafın bir bölümü fiyatları yükselttikçe yükseltiyor. Adeta bu turistlere Ruslara yapılan muamele yapılıyor. Geçtiğimiz aylarda bir arkadaş lokantaya gidiyor ve haşlama yiyor. 70 lira ödüyor. Bir hafta sonra yine aynı lokantada yine haşlama yiyor. Bu kez 130 lira ödemek zorunda kalıyor. Bu fahiş zammın nedenini sorduğunda ise, “Arap turistlerin gelme dönemi yaklaştı, onlara göre fiyat ayarlıyoruz” şeklinde oluyor. Geçtiğimiz günlerde ben de bir büfede ilginç bir olay yaşadım. Bir Arap turist geldi, su aldı, 5 lira ödedi. Büfeciye, “Su 3 lira değil mi?” dediğimde, “Araplara 5 lira, Trabzonluya 3 lira” diye pişkin bir yanıtla karşılaştım. Aynı şeyler çikolata, kahve ve daha birçok kalem için de geçerli… Sonuç da anladım ki, ülkemize gelen ve döviz bırakan Arap Turistleri de adım adım kaybedeceğiz gözü doymayan esnaf yüzünden… Tabii ki bu tür yollara başvurmayanlar üzerlerine alınmasınlar ama çürük elmaları da ayıklasınlar.
Yoksa altın yumurtlayan tavuğu keseceksiniz ve yine borç harç içinde yoksulluğa dev adımlarla yürüyecek, belki de iflas edeceksiniz.
Bizden uyarması…
Yorumlar
Kalan Karakter: