AVCI, TOK VE KARYAĞDI’YI İSTEMEMİŞ!
Trabzonspor’da her konuda anlaşma sağlanan teknik direktör Abdullah Avcı’nın Ertuğrul Doğan’dan önemli bir isteği daha olmuş. Avcı’nın Profesyonel Takım Menejeri Emrah Tok ve Medya sorumlusu Can Karyağdı ile çalışmak istemediğini Doğan’a iletmiş. Avcı’nın bu teklifine olumlu yanıt veren Ertuğrul Doğan’ın, Emrah Tok’u kurumun başka bir alanında değerlendirmeyi, Karyağdı ile de yolları ayırmayı düşündüğü öğrenildi. Abdullah Avcı’nın Tok ve Karyağdı ile geçmişte bazı sorunlar yaşadığı, Trabzonspor’da yeni dönemde bu iki isimle çalışmayı bu yüzden tercih etmediği öğrenildi. Tok’un yerine kimin geleceği henüz netlik kazanmazken, Karyağdı’nın yerine medya biriminde çalışan Nuri Bekar’ın bir süreliğine görev yapacağı ifede edildi.
***
AVCI TRABZON’DA BİR TEKNİK ADAM BULAMADI MI?
Trabzonspor’da hiç de doğru olmayan bir şekilde yeniden Abdullah Avcı dönemi başlayacak. Ne hazindir ki Başkan Ertuğrul Doğan yaklaşık 7,5 ay önce başarısız olduğu ve takım içi tek bir sorunu çözmekten bile aciz duruma düştüğü için yolları ayırdığı Avcı’ya şimdi adeta kurtarıcı gibi sarılırken, kulübü ne kadar da çaresiz bir duruma düşürdüğünün farkına bile varmıyor. Çünkü bir kulüp, yeni bir teknik adamla anlaştığında ve onunla başarısızlık yaşadığında yolları ayırma kararı verdiğinde, bir önceki teknik adamına sarılamaz. Bu kadar çaresizlik sergileyemez. Hani bir önceki hocası şayet başarılı olsaydı, Avrupa’da önemli bir kulüpten ya da A milli takım gibi gurur verici bir görev için teklif alıp da gitseydi bu kuşkusuz farklı değerlendirilir. Ama bir adam başarısız oluyor. Hem de baştan aşağıya kendi kurduğu kadroyla büyük bir yetersizlik sergiliyor. Aynı adama bu kez kendi kurmadığı bir kadro teslim edilecek. Sonra da başarı beklenecek. Bu nedenle de alınan kararı çaresizlik olduğunu söylüyor, aynı kişiye sarılmanın kulübü de küçük düşürdüğünün altını bir kez daha kalın kalın çiziyoruz.
***
EKİBİNDE NEDEN TRABZONLU OLMUYOR
Abdullah Avcı daha önce Başakşehir’de 11,5 yıl çalıştı, devletin en tepesindeki isimlerden İstanbul Büyükşehir Belediyesine kadar en güçlü kesimler manevi ve maddi desteği vermesine rağmen gözle görülür büyük başarı elde edemedi. Hatta 2018-19 sezonunda Galatasaray’ın 8 puan önünde son 5 haftaya girmiş, sonra da lig bittiğinde şampiyonluğu rakibine kaptırmıştı. Trabzonspor’da da bu isim şampiyonluk sezonuna girilirken aynı şekilde Fenerbahçe ile olan 21 puanlık farkın 8 puana kadar inmesine neden olmadı mı? İyi ki ligin boyu çok kısalmıştı da, takım şampiyon oldu, yoksa İsmail Kartal gibi bir isimle Fenerbahçe tüm hevesimizi kursağımızda bırakabilirdi. Neyse sonuçta Avcı Trabzonspor’da 2,5 yıldan fazla çalıştı. Burada önemli dostluklar edindi. Teknik adamlarla yakın arkadaşlıklar kurdu. Şimdi yeniden geliyor. Bu adamın ne yazık ki kadrosunda yine bir Trabzonlu isim bulunmuyor. Egemen Korkmaz’ı kimse saymasın. O Trabzonlu ve Trabzonsporlu değil, sadece profesyonel futbolcuydu. Hatta öyle profesyoneldi ki, Sadri Şener önüne istediği rakamı yazacağı sözleşmeyi koyma teklifine bile yan dönüp bakmayıp, Galatasaray’ın yolunu tutmuştu.
***
TRABZON’DAKİ O DERNEKLER NE İŞ YAPARLAR?
Neyse, bu ayrı konu ama Abdullah Avcı’nın bu kadar uzun süre çalıştığı Trabzon’da güvenebileceği, bilgisine saygı duyacağı tek bir isim mi bulamadı? Yoksa Trabzonspor’u yakın arkadaş grubunun para kazanma aracı olarak görmesinden dolayı ekibini Galatasaraylı, Fenerbahçeli, Beşiktaşlı ile doldurmaya çalıştığı kamuoyuna yansıyor. Ve buna bu camiada ses çıkarabilecek tek bir isim yok mu? Biz de olmasak herkes susturulmuş mu olacak? Sahi bu Trabzonspor Eski Futbolcular Derneği ne iş yapar? Niçin hiçbir gelişmeye tek bir tepki göstermez… Bugüne kadar çok sevdiklerini söyledikleri, formasını terlettikleri formaya yapılan saygısızlıklara da susulur mu hiç! Ya TÜFAD Trabzon Şubesi… Onlar da kendi üyelerini bu kadar bilgisiz, birikimsiz ve Trabzonspor’un teknik kadrosunda çalışamayacak kadar yetersiz mi görüyor? Yoksa bu derneği yönetenler de kulüpten farklı görevler mi bekliyor? Onlardan da bu noktada bir yanıt bekliyoruz. Ama Abdullah Avcı’dan da neden Trabzonlu teknik adamlara bu kadar mesafeli olduğunu da açıklamasını bekliyoruz.
***
GÜNEŞ, YILMAZ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ!
Şenol Güneş bir Trabzonspor efsanesi… A Milli takımda da hem kaleci, hem teknik adam olarak çok büyük başarılar yaşadı. Beşiktaş ile şampiyonluklara ulaştı. Geçen sezonun ara döneminde yeniden Beşiktaş’ın başına geçti. Takımı öylesine bir noktadan alıp, zirveye emin adımlarla koşar adım çıkardı ki, herkes bunu mucize olarak gördü. Öyle ki Güneş yönetiminde Beşiktaş geçen sezon çıktığı sadece Trabzonspor ve Konyaspor maçlarında berabere kaldı, diğer tüm karşılaşmaları kazandı. Bu sezon başlarken, Siyah-Beyazlı yönetim transfer konusunda çok eleştirildi. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın yaptığı transferlere karşın Ahmet nur Çebi neredeyse kış uykusuna yattığı için ağır eleştirildi. Ama sezon başladı. Beşiktaş hem Avrupa’da, hem de Ligde harika sonuçlar alırken, futboluyla da alkışı hak ediyordu. Taraflı tarafsız tüm yorumcular, “Bu takıma böylesine futbol oynatan ve başarılı sonuçlar aldıran Şenol Güneş… diğer takımların tüm transferlerine karşın, Beşiktaş’ta açığı Güneş kapattı ve öne geçti” diyordu. Taa ki, Burak Yılmaz’ın Beşiktaş’ta teknik ekipte yer aldığı sürece kadar…
***
HER ŞEY BİR ANDA TERSİNE DÖNDÜ
Burak Yılmaz, yetenekli bir futbolcuydu, 19 yaşında Beşiktaş’a transfer oldu ama burada tutunamadı. Vestel Manisa’ya gitti. Burada da çok iyi oynadı, bu kez Fenerbahçe’ye kapağı attı fakat yine fiyaskoydu. Eskişehir’e kiralık verildi. Trabzonspor, Gökhan Ünal’a karşı 4 milyon 250 bin Euro ve Burak Yılmaz’ı Fenerbahçe’den istedi. Teknik Direktör Şenol Güneş’ti. Burak geldi, Güneş ona inandı, güvendi, forma verdi. En kötü maçlarından sonra bile oynattı ve sonunda kazandı. Burak Yılmaz gol kralı oldu, Türkiye’nin bir anda en gözde santraforu haline geldi. A Milli takımın değişmezi oldu. Sonra Galatasaray serüveni başladı. Burada da kral oldu, Çin’e gitti. Döndü yine Trabzonspor’da oynadı, ardından Beşiktaş, Lille ve son olarak Fortuna Sittan formalarını giyip, futbolu bıraktığını açıkladı. Şenol Güneş bu ismi ekibine aldı. Burak Yılmaz, Güneş’in ekibine girdikten sonra Beşiktaş’ta bir düşüş başladı. Trabzonspor ve Adana Demirspor yenilgilerinin ardından, Avrupa’da da hayal kırıklığı ortaya çıktı. Futbolunda da büyük gerileme meydana geldi.
***
ETİK OLARAK AYRILMASI GEREKİRDİ
Sonuç olarak daha 4’ncü haftada yere göğe sığdırılamayan Şenol Güneş, 7’nci hafta sonunda Beşiktaş’tan ayrılmak zorunda kaldı. Burak Yılmaz’ın da ayrılması gerekirdi ama takımı o yönetmeye başlarken, “Babam” dediği Şenol Güneş’e de duygusal bir veda yazısı kaleme aldı. Ben yazılan, çizilene bakmam, sadece verilerle hareket ederim. Bu verilere göre de, Burak Yılmaz, Beşiktaş’ta göreve başladıktan sonra, ‘babam’ dediği Şenol Güneş’in zirveye çıkan Beşiktaş’ı tepe takla düştü. Şimdi de bu Burak Yılmaz takımla yoluna devam ediyor. Oysa biraz etik anlayışı olsaydı, “Şenol Hoca gittiyse, benim de burada kalmam doğru olmaz” demesi gerekirdi değil mi? Ne yazık ki böyle bir şey demedi. Hatta takımın başında İstanbulspor maçına çıktı, hatta yönetim olağanüstü genel kurula kadar bu isimle yola devam etme kararını da sevinçle karşıladı. Bu tavrıyla da ya etik değerlerden haberi olmadığını, ya da kamuoyuna karşı farklı konuşup, beyninin kıvrımları arasında bambaşka düşünceleri olduğunu göstermiş oldu. Zaten Burak Yılmaz, futboldaki saf-temiz günlerini Trabzonspor’dan, Galatasaray’a giderken de, ‘Çin’den Trabzonspor’a dönerken ve burada kaldığı o dönemde yaptıklarıyla, ayrıca A Milli takımdaki tavırları, prim için ortaya koyduklarıyla çoktan unuttuğunu göstermişti.
Bilemiyorum ama son dönemlerde Şenol Güneş’in yaşadıklarını düşününce de Şeytan’ın avukatlığını yapmak durumunda kaldım…
Umarım yanılmışımdır!
Yorumlar
Kalan Karakter: