YENİLİNCE DE BÖYLE KONUŞMALI
Trabzonspor başkanı Ertuğrul Doğan ve genel olarak yönetim bu sezon hakemler konusunda tavır değiştirdi. Geçen yıllar hiç hakem eleştirisi yapılmazken, bu sezon bir tek hata bile yapılsa ortalık adeta yangın yerine döndürülüyor. Bu kuşkusuz Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi kulüplerin başkanlarından aşırılmış bir tavırdı. Çünkü bu kulüpler hakemler kendi lehlerine düdük çalmadığında, yani kazanmalarını sağlamadığında ortalığı birbirine katmakta adeta yarış halindeydiler yıllardır. Bu sezon da devam ediyor. Üç büyüklerden kim başarısızlık yaşarsa hemen hakemlere saldırmak alışkanlıkları olmuş ve bundan hiç vazgeçmiyorlar. Demek ki Trabzonspor kulübü de bundan sonra onların izinden gitmeyi uygun görmüştü. Özellikle Fenerbahçe maçından sonra hakemlerle ilgili Başkan Doğan’ı PDFK’ya sevk edilmeye iten açıklamalar çok ağırdı. Bu açıklamalardan sonra MHK, Trabzonspor-Konyaspor maçında genç Cihan Aydın’ı orta hakem olarak görevlendirdi. Yardımcılıklarını da Serkan Ok ve Volkan Ahmet Narinç yaptı. Kuşkusuz Aydın’ın hakemlik hayatında sadece 16 Süper Lig maçı yönetmesi, bu sezon ise 2 maça çıkması tedirginlik yaratmıştı. Ancak bu sezon hakem yönetimlerine bakınca karşılaşmanın altından kalkmayı başardı Cihan Aydın…
***
AYDIN VE YARDIMCILARINI ÖVE ÖVE BİTİREMEDİ
Cihan Aydın ve yardımcılarının yönetiminden sonra Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Geçen hafta yaşadıklarımızdan sonra, sahada pozitif anlamda inisiyatif alan, gördüğünü çalan, dürüst ve güvenilir bir hakem grubu görmekten mutlu olduk. Özlemişiz doğrusu. Skordan bağımsız olarak hepimizin, istediği şey işte bu. Yeneriz, yeniliriz, berabere kalırız. Bunlar futbolun içinde olan ve olağan şeyler, işler. Ama futbolla bağdaşmayan, hiç alakası olmayan işleri bunun içine sokmaya çalışırsanız, bir de bunu geçen haftaki gibi herkesin gözü önünde cüretkar ve tehditkar bir şekilde uygulamaya kalkarsanız, işte o zaman, bunlar bizim kaldırabileceğimiz işler olmaktan çıkar.” Ben dün akşam bu sahada, dürüstçe ve baskıya prim vermeden maç yöneten hakemlerimizi hem tebrik ediyor, hem de kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum.” Başkan Doğan’ın açıklamaları alkışa değer de gerçekten karşılaşmada puan kaybı yaşansaydı o zaman böyle bir paylaşımda bulunur muydu? Ya da Rayyan Baniya’nın ikinci yarıda ceza alanı içinde rakibi topa hamle yaparken arkasından çekip oyuncunun durumunu bozduktan sonra ellerini çekmesine penaltı verseydi, yine tavrı böyle olur muydu? Kuşkusuz bu pozisyon için, “Kesin penaltı” demiyorum ama tartışılabilir bir pozisyondu… Ama sonuçta başkan örnek bir açıklama yaptı. Ancak bu açıklamalarını Trabzonspor’un puan kaybettiği ve hakemin iyi yönetim gösterdiği maçlardan sonra da yapmasını bekler artık kamuoyu…
Beklemekte de haksız sayılmazlar sanırım!
***
BAŞKAN TAKIMI STAT KAPISINDA KARŞILAR MI?
Futbol kulüplerinde başkanların yeri hep çok farklı görülür. Onların kamuoyu önüne çok çıkması, sürekli açıklamalar yapması, milleti germe girişimlerinde bulunması hiç istenmez. Bunun doğru olmadığı ve kulüp başkanlarına da yakışmadığı sık sık dile getirilir. Avrupa’da, dünyadan örnekler verilir. Ancak acı ki Türkiye’de kulüpleri yöneten başkanlar, göz önüne olmaya bayılırlar. Adeta başkanlıklarını hizmet aşkından değil de, reklam aracı olarak gördüklerinden yaptıkları izlenimini uyandırırlar. Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, başkan yardımcısı ve asbaşkan olarak görev yaparken, piyasada hiç gözükmezdi. Zaten, “Böyle açıklamalar yapmayı pek sevmem. Ben işime odaklıyım” derdi. Bu da takdir edilirdi. Fakat Doğan başkan seçildikten sonra artık kim kendisine danışmanlık yapıyorsa, her gün toplum önüne çıkmaktan, TV’lerde boy göstermekten ve maçlardan sonra açıklamalar yapmaktan zevk alır bir noktaya geldiği görüntüsünü vermeye başladı.
***
HOCA TAKIMI MOTİVE EDEMİYOR MU?
Bunlar ayrı konular… Fenerbahçe maçından sonra soyunma odası görüntülerinin paylaşılması, yöneticilerin statta adeta futbol takımı gibi poz vermeleri ve bunların kamuoyuna yansıtılması hiç de büyük bir kulübün yönetimine yakışır davranışlar değildi. Yazık ki ülkemizde algılar o kadar değişti, değer yargıları öylesine hiçe sayılmaya başlandı ki, bunlara kimse takılıp kalmadı bile… Sonra Konyaspor maçı geldi çattı. Bir de ne görelim. Kulübün Başkanı Ertuğrul Doğan, stadın kapısının önünde, otobüsten inen futbolcuları bekliyor. Onların ellerini sıkıyor, sarılıyor, başarılar diliyor. Şaşırmadık desek yalan olur… Bunun amacı nedir, bir başkan niçin takımı kapıda karşılar? Neden onlara olduğundan farklı değerler yüklemeye çalışır anlamak olanaksız. Yani demek ki takımın hafta içinde yaptığı çalışmalar yetersiz. Teknik kadronun idmanları, toplantıları hiçbir işe yaramıyor. Başkan kapıda oyuncularını karşılayıp, ellerini sıkıp, sarılıp başarı dilediğinde her şey yoluna girecek, futbolcular sahada müthiş bir coşkuyla oynayacak. Tabii görüntünün böyle anlaşılması gerektiğini de kimse düşünmez, düşünmek istemez.
***
TAKIM YENİLİNCE BUNU GÖREBİLMELİYİZ
Kuşkusuz Fenerbahçe maçı mucizevi bir şekilde kazanılmış olmasaydı, Ertuğrul Doğan, Konyaspor karşılaşması öncesinde stat kapısında takım otobüsünü beklemezdi… Belki de takım kötü gitse, maça bile gelmeyi düşünmezdi. Tribünlerden alacağı tepkiden endişe ederdi. Sahi, Fenerbahçe galibiyetinden sonra oynanan Konyaspor karşılaşmasının başlamasına iki saat kala futbolcuları kapıda karşılayan Doğan, takım Çaykur Rizespor’a bu statta 3-2 yenildiğinde ne yapmıştı hatırlayanınız var mı? Maç bitmeden stadı terk etmişti. Neden? Çünkü kendilerine karşı büyük bir tepki oluşmuştu, istifaya davet edilmişlerdi. Oysa savaşta komutanlar alanı en son terk eder… Komutan kaçarsa asker dağılır ve savaş kaybedilir. Bunu bilmeyen yoktur. Ertuğrul Doğan da daha Rize maçı bitmeden stadı terk ederek askerlerini terk eden komutan tavrı sergilemişti… Oysa tam tersini yapması gerekiyordu. O statta sonuna kadar durmak, maçtan sonra da gidip teknik kadroya ve futbolculara moral vermek, bir sonraki maç için motive etmek onu büyütürdü.
Şimdi gelecek maçları bekleyeceğiz. Bakalım Başkan Ertuğrul Doğan, Trabzonspor’un yenildiği maçtan sonra soyunma odasına gidip, futbolculara moral verecek mi, teknik kadroyu motive edecek mi?
Bunu yaparsa biz de, “İşte gerçek lider” diyeceğiz… Ve alkışlayacağız…
Yorumlar
Kalan Karakter: