TFF, TÜRK GENCİNE BUNUYAPMA!
Türkiye’de sürekli olarak yabancı futbolcu sayısı tartışma konusu yapılıyor. 1980’li yıllarda tek yabancıyla başlayan furya, sonrasında üç yabancıya, dörde, beşe, yetmedi 5+1’e, yetmedi 6+2’ye çıktı. Sonra 8 yabancı, 10 yabancı, derken sayı 14’e ulaştı. Bunun sebebi ise kulüplerin desteğiyle göreve gelen ama mutlaka siyaseti arkasına alan ve futbolun felsefesine uzak, bilgiden, kararlılıktan ve duyarlılıktan yoksun, Türkiye Futbol Federasyonu yönetimleri oldu. Hiçbir şekilde verdikleri kararın arkasında duramadılar. Futbol kulüplerini yöneten cehaletin girdabındaki başkan ve yöneticilerin, sanki kurtuluş yabancı futbolcu sayısının artmasındaymış gibi, “Yabancı sayısı artsın” dedikçe TFF’yi yönetenler de, “Emriniz baş üstüne” dediler ve ucube bir kadro yapısı ortaya çıktı.
BAŞKANLAR GÜNÜ KURTARMA PEŞİNDE
Geçen sezon içinde yabancı sayısının azalması sahadaki yerlilerin artması konusunda karar alınmıştı. Ancak deprem nedeniyle tam tersi, sahadaki yabancı sayısı arttı. Ülkemiz futbolu, yabancı sayısı arttıkça Avrupa arenasında adeta nal toplarken, kulüpler, ‘annelerinin ligi’ yani Süper Ligdeki rekabette kurtuluşu yabancıda gördüler. Onlar sadece günü düşündü. Ne kulüplerinin geleceğini, ne ülke gencinin önünü açma planları felsefelerinde hiç yer almadı. Bunun sonucu olarak da her kulüp başkanı ve yönetimi, en önemli görevleri çıkarlarını korumak olduğu kulüpleri batağa sapladılar ama hala durmuyorlar. Yine yabancı sayısı artsın, serbest bırakılsın, taraftarlarına karşı, “Bakın biz ne kadar yabancı transferi yaptık ama takım yine başarılı olamadı. Suçlu teknik adamlar ve futbolcular’ diyebilmek için ellerinden geleni yapıyorlar.
NİHAİ KARARI SİYASE İRADE VERİR
Bu noktada Türkiye Futbol Federasyonu’nun futbol cahili başkanı Mehmet Büyükekşi geçtiğimiz günlerde yabancı kuralıyla ilgili çalışmalar yaptıklarını söyledi. Bu çalışmalarda çok sayıda farklı çözümler ürettiklerini ifade etti. Bunları da Süper Lig kulüpleriyle, yani Kulüpler Birliği’yle görüşüp nihai kararı vereceklerini dillendirdiler. Bu arada kamuoyuna, “Kulüpler 14 yabancıyla devam edecek ancak bunların 8’ini değil, 11 tanesini de aynı anda kullanabilecekler” şeklinde bir düşüncenin hayata geçeceğine dair haberler yansıdı. TFF Başkanı, bunun henüz netleşmediğini dile getirdi ve önümüzdeki hafta kararı vereceklerini açıkladı. Siyasetin emriyle TFF Başkanlık koltuğuna oturmuş olan Büyükekşi’nin, kendi inisiyatifiyle bir karar alması olanaksız gözüküyor. Büyük ihtimalle bugün yapılacak Genel seçimler sonrasında Recep Tayyıp Erdoğan’ın kazanması halinde, onun danışmanları aracılığıyla nasıl bir karar almaları gerektiğini soracaktır.
YABANCIYA DEĞİL, GENCE YATIRIM
Türkiye Futbol Federasyonunu yönetenler, futbolun içindeki unsurların oylarıyla seçiliyorlar. Seçilenler, görevde kaldıkları süre içinde inandıkları doğruları yapmalı, kulüplerin istediklerini değil. Görev süreleri bittiğinde beğenilmezlerse, yerlerine farklı isimler seçilir, beğenilirlerse yollarına devam ederler. TFF, kulüp başkanlarının her istediğine, “Emredersin” diyecekse, bıraksınlar, futbolu Kulüpler Birliği yönetsin o halde… TFF yönetiminin yapması gereken, bugüne kadar uygulanan ve ne Avrupa’da, ne de ülke içinde futbol kalitesinin yükselmesine zemin hazırlamayan çok sayıda yabancı uygulamasından bir an önce vazgeçmesidir. Kademeli olarak yabancı sayısını azaltıp, bunu en fazla 3’te tutmalı ve buna da çok önemli kriterler getirmelidir. Bu kriterlerin biri de, “Borcu olmayan kulüp yabancı transferi yapabilir” olmalıdır. Sonra adım adım altyapılarda üretimi en üst seviyeye çıkarmalı, bunların A takımda oynamalarının önü açılmalıdır.
MİLLİ TAKIM NAL TOPLAYINCA AĞLAMAYIN!
Yerli kaliteyi ve yetenekleri artırdıkça, hem kulüplerin ekonomik krizden kurtulması, hem de Türk futbolunun dünya ölçeğinde söz sahibi olmasının yolu yapılmalıdır. Ne zaman A Milli takım Avrupa ya da Dünya Kupalarında nal toplarsa ya da kulüpler Avrupa’da berbat sonuçlar alınca, “Yabancı kuralı değişmeli, yerlinin sayısı artırılmalı” dlye ciyak ciyak bağırmaktansa, bu noktada kararlı bir duruş sergilenerek kendi insanına yatırım yapanlar teşvik edilmelidir. Hatta bu dayatılmalı, alınan radikal kararlara uymayanlar da ağır bir şekilde cezalandırılmalıdır. Yoksa, kulüpleri yönetenlerin, bugünlerini risk altına alıp, yarınları kurtarmayı düşüneceklerini varsaymak ham hayalden başka bir şey değildir. Bakın bugün Avrupa’da 5 milyon civarı Türk yaşıyor ve onlar arasından çıkan çok sayıda futbolcu, A Milli takımın iskeletini oluşturuyor. Türkiye 85 milyon nüf1usa sahip ama Milli takıma çok sayıda kaliteli oyuncu veremiyor. Bu sizi hiç mi utandırmıyor, yüzünüzü kızartmıyor.
ALTYAPI İÇİN ÖDÜL VERMEK ZORUNU ÇÖZMEZ
TFF yetkililerine bir başka konuda daha uyarıda bulunmak istiyorum. “Yabancı sayısını artırdık ama yerli ve altyapıdan oyuncu kullananlara da teşvikler sağladık” şeklinde bir mazeretin arkasına sakın sığınmasınlar. Kulüpleri yönetenler, ait oldukları camiaların çıkarlarını düşünerek hareket etmiyorlar. Hiçbir kulüp sizin vereceğiniz teşvikten yararlanmak için altyapı futbolcusunu kullanmaz. Altyapı oyuncusu ancak zorunluluk olursa kullanılır. Bakın bir dönem TFF’nin, ‘Altyapıdan mutlaka 2 oyuncu A takım kadrosunda ve maç esami listesinde olacak, aksi takdirde ceza verilecek” diye bir kararı vardı. Hatta bir sezon sonra bu sayıyı 4’e çıkaracaktı. Türkiye’nin altyapıdan en çok oyuncu çıkaran kulübü Trabzonspor’da teknik direktörlük görevinde Şenol Güneş vardı. O da bu kentte doğmuş, büyümüş, yıldızlaşmış ve önemli teknik direktör olmuştu. O Şenol Güneş, bir sezon boyunca Trabzonspor’a tam 570 bin lira ceza yazdırmıştı da, altyapıdan iki oyuncuyu A takımın maç esami listesine yazmamıştı. Aynı Şenol Güneş bazen kaptan Onur Recep Kıvrak’ın torpiliyle iki yedek kaleciyi kadroya dahil ediyordu. Zeki Ayvaz kontenjandan kadrodaydı. Yani demem o ki, bugün filozofluk(!) yapan ve zaman zaman Türk futboluna kurtuluş reçetesi yazan Şenol Güneş bile böyle yaptıktan sonra teşvik ya da cezayla siz hiçbir sorunu çözemezsiniz. Yapmanız gereken tek şey yabancıyı azaltmak, oynayacak yerliyi çoğaltmak, bu kararlara uymayanların da hükmen yenik sayılacağını ilan etmektir.
Tabii ki derdiniz koltuğunuzu korumak değil de, Türk futboluna ve gencine biraz olsun katkı yapmaksa eğer…
Yorumlar
Kalan Karakter: