BU NASIL BİR GAZETECİLİK AYMAZLIĞI
Anlı şanlı Türk spor basını geçen geride bıraktığımız yaz transfer döneminde Liverpool’un İspanyol merkez orta saha oyuncusu Thiago Alcantara’yı Trabzonspor’a aldırabilmek için ellerinden geleni yaptılar. Kuşkusuz yetenekli bir oyuncu olduğu gerçek. Ancak 33 yaşına gitmiş bu futbolcunun sakatlık geçmişi gerçekten insanın gözlerinin dehşetle açılmasına sebep oluyor. Neyse ki Bordo-Mavili yönetim bu oyuncuyu alamadı ya da almaktan vazgeçti ve kulübün korkunç bir zarardan kurtulması sürecine imza koyuldu. Ara transferde de bu oyuncu yine okutulmaya çalışıldı fakat yönetim tek bir oyuncu aldı ve Alcantara defteri kapatıldı. Yeni bir transfer dönemi geliyor ve yine anlı şanlı İstanbul orijinli spor basınının bazıları, Liverpool’un gözden çıkardığı ve gelecek yıl sözleşmesi bitecek olan Thiago Alcantara’yı yeniden Bordo-Mavili kulübe sattırma çabası gösteriyor. Düşünebiliyor musunuz Trabzonlu ve Trabzonsporlu olduğunu söyleyen ve TV’de de durmadan kulübün haklarını savunduğu izlenimini veren ama başkanın ve yönetimin adamı olduğu gerçeğini gizleyemeyen Zeki Uzundurukan’ın yönettiği Fotomaç Gazetesinin sitesinde, “Galatasaray ve Trabzonspor’a müjde” manşetiyle birlikte Alcantara’nın Liverpool tarafından gözden çıkarıldığını dile getiriyor.
ALCANTARE MAÇLARI DOKTOR ODASINDA MI OYNAYACAK?
Yapılan haberin sonunda ise, “Bu sezon sakatlıklarından dolayı 1 maçta 5 dakika forma giyebildi” şeklinde bir ayrıntıyı veriyor. Ya kardeşim, siz Trabzonspor’un düşmanı mısınız anlamadım gitti. Bu nasıl gazetecilik, bu nasıl transfer histerisi kriziyle hareket etmektir. Olacak şey değil…Bakın bu Thiago Alcantara geçen yıl ilk gündeme geldiğinde hemen performans verilerini araştırdım ve sakatlık geçmişine baktım. Tam bir felaketti. “Sakın alınmasın” diye defalarca yönetime uyarı yaptım. Çünkü gazeteciyim ama gerçek Trabzonsporluyum. Eğer Alcantara ile ilgili küçük bir araştırma yapılırsa bu sezon 100 günlük bir sakatlıktan dolayı tam 22 maçta oynayamadığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Oysa Leverpool 70’e yakın maç oynadı. Yani yetersizliğinden kaynaklı olarak çok daha fazla forma giyemedi. Aynı futbolcu, geçen sezon ise tam 281 gün sakatlık yaşamış ve 41 maç bu nedenle kaçırmış… Yani son iki sezon doktor ve masör odasından neredeyse hiç çıkmamış…Aynı oyuncunun tüm futbol yaşamına bakıyoruz. Alcantara, 2009-2010 sezonundan itibaren yani profesyonelliğe adım attıktan sonra tam bin 608 gün sakatlık sorunu yaşamış ve 358 karşılaşma kaçırmış… Ya dile kolay, 358 maç… Adam neredeyse hiç futbol oynayamamış… Ve böyle bir ismi Trabzonspor’a okutmaya çalışıyorsunuz.
DEHŞETE DÜŞÜREN SORU; ‘YÖNETİM VE HOCA İSTİYOR MU?’
İnsan düşmanına böyle bir kötülük yapmaz arkadaş… Siz nasıl bir aymazlık içindesiniz anlamak mümkün değil… Yani menajerlerle ortak çalışma yapsanız bir futbolcuyu bir kulübe böylesine okutmak isteğiyle yanıp tutuşamazsınız. Çünkü açık verdiğinizi düşünürsünüz. Ya da o kadar yüzsüzleşmişsiniz ki, kimin ne diyeceği umurunuzda bile olmaz. İnsan böyle bir kötülüğü düşmanına bile yapmaz. Çünkü düşmanlığın bile bir erdemi, ahlakı vardır. Bir şey daha… Bu gazetecilere böylesine eleştiri getiriyoruz ama bir yandan da, “Ya kardeşim., ya bu oyuncuyla yönetim gerçekten ilgileniyorsa, ya Abdullah Avcı da, ‘Alınırsa çok iyi olur’ diye rapor vermişse… Hatta, ‘Hamsik’in boşluğunu dolduracak yıldız oyuncu’ diye bir rapor varsa… İşte o zaman Trabzonspor’un gerçekten bu kulübe kötülük yapmak için özel kurgulanmış insanlar tarafından yönetildiğine inanmak durumunda kalacağız. İnanın bana Trabzonspor’a böyle bir kötülüğü Fenerbahçe eski başkanları Ali Şen, Aziz Yıldırım ve bu günkü başkanları Ali Koç yapmaz. Bir kulübün transfer politikası şekillenirken, “Oyuncu sözleşme süreci içinde takıma en üst seviyede ve kesintisiz yararlı olabilir mi? Uyum sağlar mı? Kulübe saygısı üst seviyede olur mu? Yarın bu futbolcunun bonservis bedeli, büyük paralar eder mi?” gibi en azından birkaç basit soruya, “Evet” yanıtı verilebiliyorsa transfer edilmeli… Aksi takdirde transfer bir kulübün en büyük belası haline gelir.
Bunu sakın unutmayın!
***
MAHMUT ÖREN’DEN BEKLENEN BU!
Trabzonspor’da Divan başkanı seçildikten sonra olaylı Fenerbahçe maçı sonrası yaptığı toplantı dışında pek sesi soluğu çıkmayan Mahmut Ören bu nedenle eleştiriliyordu. Eleştirenlerden bir de bendim… Özellikle yönetime yol göstermesi, vizyon çizmesi ve uyarması yolunda adımlar atması gerektiğini vurguluyorduk. Cumartesi günü yapılan Divan Kurulu Toplantısında Ören hem yönetime, hem de taraftarlara karşı önemli mesajlar verdi. Kulübün borç batağında olduğunu, olağanüstü çalışmalara rağmen bunun sürekli arttığını ve tüketim değil, üretim politikalarıyla birlikte ancak ekonominin rayına gireceğini dile getirdi. Ayrıca taraftarların da kulübünü ve takımını sahiplenmesini, rakip takımlara saygı göstermesini, yenilgiyi ve galibiyeti sindirmesini söyledi. Bu noktada da yol gösterdi. İşte Mahmut Ören’den beklenen bu… Ancak bunu sık sık yinelemeli… Hatta tüzük değişikliği ile kaldırılan İstişare Kurulu başkanlığını da dolaylı olarak üstlenerek, kulübün eski başkan, asbaşkan, genel sekreter ve mali saymanlarını içeren, bir de kurul yöneticilerini de içine katacağı bir ekiple toplantılar yapıp, sonuç bildirgesi hazırlayıp, bunu hem yönetime, hem de kamuoyuna açıklaması gerektiğini düşünüyoruz. Yoksa bu Ertuğrul Doğan, Abdullah Avcı ile birlikte bir iki kez uyarılmakla asla yola gelmezler.
Bilmem yanlış mı düşünüyorum.?
***
AHMET KAYA’NIN İŞİ GERÇEKTEN ZOR!
Cumhuriyet Halk Partisi uzun bir aradan sonra merkez ilçe Ortahisar Belediyesini kazanmasının heyecanını yaşıyor. Kuşkusuz kollar sıvandıktan sonra birtakım hatalar veya eksikler yapılabilir. Ancak doğru bir yapılanmayla birlikte hataları en aza indirmek de belediye çalışanların ve başkanın görevidir. Ahmet Kaya göreve başladıktan hemen sonra hem belediye başkan yardımcılarını, hem de birim müdürlerini belirledi ve iş başı yaptırdı. Medya ve halkla ilişkilerin de başına Gazeteci Elif Çavuş’u getirdi. Çavuş’un üzerindeki yük çok fazla kuşkusuz. Ancak horona giren terler. Bir işe soyunmuşsan hakkını vermelisin, en iyisini yapmalısın ve herkese de örnek gösterilmelisin. Ancak Ortahisar Belediyesinin faaliyetlerinin basınla paylaşıldığı bir grupta yapılan haberler birçok kez yayından kaldırılıp, yeniden yayınlanıyormuş… Bunu bana bizzat gösterenler oldu. Şaşırdım. Bir haber neden paylaşılır ve geri çekilir ki? Ya bilgi eksikliği mevcuttur, ya da haber çok kötü yazılmıştır. Fakat olması gereken yapılan haberin servis sorumlusu tarafından kontrol edilmesi, eksiksiz olarak yayına hazır hale getirilip abonelerine servis edilmesidir.
KEŞKE KAYA’YI MAĞDUR ANNELERE GETİRSEYDİLER
Eğer bir haber internet sitesine girdikten sonra, siz onu geri çekiyorsanız, bir daha yazıp paylaşıp, yeniden geriye çekiyorsanız yandı gülüm keten helva… Bir başka konuya daha değinmek istiyorum. Biliyorsunuz, Anneler Gününü geride bıraktık. Bekledim ki Elif Çavuş, Ahmet Kaya’ya bir organizasyon yapsın Eren Bülbül ya da çocukları açısından büyük mağduriyet yaşayan bir iki anneyi ziyaret ettirsin ve bu aileler ile günün anlamına uygun mesajlar verilsin… Ya da Ahmet Kaya’nın eşini Çocuk Esirgeme Kurumuna getirsin, burada organizasyon yapılsın. Kaya’nın eşi buradaki çocuklarla birkaç saat geçirsin, hediyelerini sunsun ve o çocuklara kısa bir süre de olsa anne sevincini yaşatsın… Büyükşehir Belediye başkanı Ahmet Metin Genç Huzurevindeki anneleri ziyaret etti ama Ahmet Kaya’nın mesajından ve reklamlarından başka bir şey göremedik. Keşke daha vizyoner bir tutum görebilseydik. Gazetecilik yapmak başka, bir kuruma medya ve halkla ilişkiler müdürü ya da çalışanı olmak başkadır. Belediye gibi bir kurumdaysanız çok çalışkan olmak, çok vizyoner düşünmek, yeni yeni ve hiç kimsenin düşünmediği fikirler üretmek ve Belediye başkanıyla, çalışmaları halkla en doğru ve en çarpıcı bir şekilde paylaşmak gerekir.
***
TRABZONSPOR MEDYA SERVİSİ SINIFTA KALDI
Trabzonspor Basın Bürosu da, Ortahisar’dan faklı değil. Bordo mavili kulüpte antrenmanlar basına kapalı gerçekleştirdiği için haber ve fotoğrafları basına kendileri servis ediyor. Basına geçilen antrenman haberlerinin hepsi aynı kalıpta gönderiliyor. Kopyala yapıştır mantığında hareket ediliyor. Özellikle antrenman fotoğrafları durağan ve vesikalık özelliğinde. Hiçbir yaratıcı ve dikkat çekici bir estantene yok. Trabzonspor dergisinden bahsetmiyorum bile. Her ay çıkarılan derginin içi boş. Sırf dergi çıkarmak için çıkarılıyor.
Trabzonspor yöneticisi ile ilgili haberler servis ediliyor, fakat yöneticinin fotoğrafı ortalıkta yok. Zahmet edipte, haberini yaptıkları yöneticinin fotoğrafını habere ekleyemiyorlar.
Resmi internet sitesi zaten tam bir fiyasko. Siteye girdiğinizde takımlar ve branşlar bölümü var. Burada sporcuların isimleri yazıyor. Fakat fotoğraf bölümleri boş. Herkes bu durumdan razı. Kimse yerinden kalkıpta iki kare fotoğraf çekiyimde, bu eksikliği düzelteyim demiyor! Gerçekten çok yazık!
Trabzonspor’un yöneticileri ise başka dünyalarda...,
Onlarda olan biten herşeye seyirci kalıyor, herhangibir müdahalede bulunmuyor...
Ya..lütfen.!
Kendinize bir çeki düzen verin artık!
***
BU VATANDAŞA SAYGISIZLIK DEĞİL Mİ?
Her bayramda ya da özel günlerde siyasetçiler başta olmak üzere, kendilerini çok önemseyen şahsiyetlerden telefonlarımıza kutlama mesajları geliyor. Benim için onların geçtiği mesajların hiçbir anlamı yok. Sadece göz boyamak için böyle yaptıklarını biliyorum. Hiçbirine bakmadan, isimlerini gördüğüm gibi mesajları siliyorum. Çünkü yaptıkları ben ve benim gibi vatandaşlara saygısızlıktan başka bir şey değil… Ellerine verilmiş milyonlarca insanın telefon numaraları, toplu mesajla sözde halka, “Bakın biz ne kadar duyarlıyız” havası estiriyorlar. Yani, “Bana şu önemli şahsiyat bayram mesajı attı” falan diyen kompleksli insanlar var mıdır bilemem ama sonuçta bu mesajların az ya da çok maliyeti vardır. En ağrıma giden de bu mesajları atanların mesaj kutuları yanıt vermeye kapalı… Böyle bir saygısızlık olur mu? Siz vatandaşa mesaj atacaksınız ama o size yanıt veremeyecek.
Kendinizi ne sanıyorsunuz arkadaş!
İnanın birçoğunuzun zerre değeri yok. Birilerine yağdanlık olmasanız hayatta bir makama, mevkiye gelemezsiniz. Ama güçlülerin eteklerine yapışıp, sonra da vatandaşa üstten üsten bakarsınız. Çünkü komplekslisiniz. Güçlüler karşısında düştüğünüz aczi yurttaşlara tepeden bakarak unutmaya çalışıyorsunuz.
Ama kimseye bunu yutturamıyorsunuz…
Bilin istedim…
Yorumlar
Kalan Karakter: