BELEDİYE GİTTİ, BAŞAKŞEHİR KALESİ DÜŞTÜ!
İlk ismi İstanbul Büyükşehir Belediyespor’du… Bu kulübü dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyıp Erdoğan kurmuştu. Sonra belediyelerin profesyonel futbola ilişkisinin kesilmesi yönünde yasa çıkınca ismini Başakşehir olarak değiştirdi. Geçen sezon Medipol Başakşehir, bu sezon ise RAMS Başakşehir olarak yoluna devam ediyor. Bu kulübün neredeyse hiç seyircisi olmadığı için yaşama şansının bulunmadığı düşünülüyordu. Fakat iktidar tarafından inanılmaz destekleniyordu. Göksel Gümüşdağ başkanlığında, Abdullah Avcı’nın teknik direktörlüğünde Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray’da ne kadar dışlanmış oyuncu varsa transfer ediyordu. Sonra Avrupa’nın sayılı oyuncularını almaya başladı. Ligde hep iyi futbol oynayan ve üst sıralarda yer alan bir takımdı. Olanakları sanki sınırsızdı. Abdullah Avcı döneminde bir kez kıl payı şampiyonluğu Galatasaray’a kaptırdı. Sonra 2019-20’de nasıl bir oyun oynandıysa Okan Buruk yönetiminde, Trabzonspor elindeki şampiyonluğu bu kulübe hediye etti.
***
İMAMOĞLU BÜYÜK DARBE VURDU
Tam da bu sırada İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığını CHP adayı Ekrem İmamoğlu kazandı. Bir de baktı ki belediyenin birçok kaynağı Başakşehir’e aktarılıyor. Hepsini bir kalemde kesti. Bu operasyon adeta Başakşehir’in da şah damarını parçaladı. O günden sonra Başakşehir bir türlü dikiş tutmuyor. Zaten şampiyonluktan bir sezon sonra güçlükle kümede kalmışlardı. Geçen sezon üstlerdeydi ama yine de büyük bir kriz yaşandığı belliydi. Bu sezon ise yerlerde sürünüyor. Göksel Gümüşdağ’ın adeta manevi evladı Emre Belözoğlu görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Henüz puan bile toplayamadı. İstediği transferleri yapamıyor ve elindeki isimleri de tutmayı başaramıyor. Sonuç, önümüzdeki yerel seçimlerde de Ekrem İmamoğlu kazanırsa, Başakşehir’in kapısına kilit vurulma noktasına gelmesi de muhtemeldir. Ne yazık ki Türkiye’de her alanda olduğu gibi futbolda da iktidarın kaynaklarını kullanan kulüpler başarılı oluyor, bu kaynağı kaybedenler tepetakla düşüyor. Keşke ülkeyi yönetenler de, belediyeler de kulüpleri koltuklarının altına alıp koruma yerine, paraları halkın çıkarına kullanabilseler. Biz de futbolda kimin boyu ne kadardır objektif bir şekilde görebilsek…
Tıpkı RAMS Başakşehir’in boyunu gördüğümüz gibi…
***
SATIN ALINAN KULÜPLERİN DRAMINA ÖRNEK!
Trabzonspor’un satışı gündeme geldiğinde çılgınlar gibi sevinen ve, “Eğer kulüp satılırsa, sahibi zarara uğramaması için yoğun çaba harcar. Mevcut başkanlar gibi har vurup harman savurmaz. Dünya yıldızlarını alır ve takım her sezon şampiyon olur, Avrupa’da büyük işler yapar” şeklinde bir hayali topluma yutturma çabasına girişirler. Bu noktada önemli bir örnek önümüzde duruyor. İngiltere Premier Lig kulüplerinin hepsinin bir sahibi var. Yani taraftarın kulübüyken bir kişiye para karşılığı peşkeş çekilmiş… Bunlardan biri de Arsenal… Ve uzun yıllardır şampiyon olamıyor. Hem de dünya yıldızı oyuncuları transfer etmesine rağmen… Biliyor musunuz son yıllarda Arsenal büyük paralarla transfer ettiği oyuncuları daha sonra bir lira bonservis kazanamadan göndererek tam 465 milyon Euro zarar etmiş… Evet yanlış okumadınız tam 465 milyon Euro… Türk lirasıyla 14 milyar ediyor zarar…
***
ARSENAL’IN ZARARI 465 MİLYON EURO
Bu futbolun anavatanı İngiltere’nin en köklü kulüplerinden biri olan Arsenal, Trabzonspor’un beleş transfer ettiği Nicolas Pepe’yi tam 80 milyon Euro karşılığı almıştı. Bakın Arsenal’ın büyük paralarla alıp, sonra bir törkiş lira bile kazanamadan gönderdiği oyuncular kimler: Mesut Özil: 50 milyon Euro, Toreira 28 milyon Euro, Holdag 3 milyon Euro, David Luiz 9 milyon Euro, Lucas Perez 20 milyon Euro, Cazarla 19 milyon Euro, Lucas Perez 20 milyon Euro, Chamberg 20 milyon Euro, Welberg 20 milyon Euro, Leno 25 milyon Euro, Mikhiteryan 34 milyon Euro, Mustafi 41 milyon Euro, Lacazette 53 milyon Euro ve Aubameyang 64 milyon Euro…
Gördünüz mü rakamları… Tek tek te yazdık burada kimse burun kıvırmasın diye… Yani demem o ki, öyle bir kulübü satın alan dolar milyarderi, “Aman bir kuruşum boşa gitmesin, doğru işler yapalım” diye uğraşmıyor çoğunlukla… Belki de başka amaçlar peşinde koşuyor, kim bilir acaba futbol kulübü aracılığıyla her işini rahatlıkla görüyor olabilir mi, kendisini makbul kabul ettirmiş mi oluyor ya da vergi mi kaçırıyor? Kim bilir?
***
NENAD BJELİCA’NIN BÜYÜK ÇELİŞKİSİ
Trabzonspor Teknik Direktörü Nenad Bjelica altyapıdan yetişen birçok genç oyuncusu takımdan uzaklaştırırken ve daha çok da pilot takım 1461 Trabzon’a pas ederken, yaptığı açıklamalarla gündeme oturmuştu. Bjelica, “Pilot takım 2’nci Ligde, burada 7 gol atan oyuncu bize ne verebilir, kaç maç kurtarabilir?” demişti. Sanki kendisinin büyük paralar vererek transfer ettirdiği oyuncular, Trabzonspor’a maç kurtarıyormuş gibi, gençlerden kurtarıcılık bekleme çelişkisine düşen bir teknik adam ile karşı karşıya olduğumuzu söylersek haksızlık etmiş olmayız sanırım… Ama bunlar bir kenara, şimdi Başkan Ertuğrul Doğan’a ricada bulunarak, “Büyük potansiyeli var” diyerek 20 yaşındaki Ognjen Bakic’i Trabzonspor’a getirtti, onunla poz vermekten geri durmadı. Peki Bakic gerçekten çok büyük potansiyel mi? Düşünün, Bjelica bu oyuncuyu daha önce potansiyeli var diye NK Osijek takımına transfer etmiş ama kendisi bile forma vermemiş..
***
NİCE GENÇ İSMİ HARCARKEN UTANMIYOR MU?
Bu oyuncu 20 yaşına gitmiş ama NK Osijek’te 14 resmi maçta sadece 184 dakika, yani maç başına 13 dakika süre alabilmiş… Ljubjana takımında da 2 maçta ancak 84 dakika oynamış… Hakkını yemeyelim bu oyuncu Karadağ alt milli takımlarında 48 kez oynamış ve 6 gol atmış… İyi de Trabzonspor altyapısından yetişen, Ümit Milli takıma kadar giden, alt milli takımlarda 60’ın üzerinde maç oynayan, Adanaspor gibi bir takımın orta sahasının beyni olmuş Hakan Yeşil’e hiç güvenmeden 2. Lige gönderen Bjelica iş kendi keşfettiğini söylediği bir isim ki hem de yabancı statüsünde, Trabzonspor’a getirirken hiç mi yüzü kızarmamış? Bir kez olsun, “Ya ben Trabzonspor altyapısından yetişen gençleri tek tek harcarken, 20 yaşına ulaşmasına rağmen geçmişte doğru dürüst maç tecrübesi olmayan, hem de yabancı olarak kabul edilecek bir ismi getirirsem, ‘Bu ne kadar çifte standartlı hoca’ demezler mi?” diye düşünmemiş mi?
***
BAŞKAN İKİYÜZLÜLÜĞÜ SURATINA NİÇİN ÇARPMADI?
Gerçekten çok farklı bir teknik adam ve insan profiliyle karşı karşıyayız. Tam bir postmodern toplumun beynini ele geçirdiği bir kişilik var şu anda Trabzonspor’un başında… Defalarca genç milli olmuş, Türk futbolunun gelecek vaat eden isimlerini bir kalemde harcayan ama menajeriyle büyük ihtimalle yakın ilişki içinde olduğu yabancı bir oyuncuyu almakta hiçbir sakınca görmeyen, her şeyi kendi çıkarlarına göre yorumlayan bir isim bu… Ama asıl suçlu Trabzonspor yönetimi… Bu Bakic’i, “Alın, potansiyeli var” diyen Bjelica’ya, “Hakan Yeşil’i, Emirhan Zaman’ı, Serkan Asan’ı, Emirhan Gedikli’yi, Kerem Baykuş’u hangi hakla harcadın hoca? Onların 3-4 yıl önce 2’nci Lig, sonra 1’nci Lig, sonra Süper Ligde orta karar bir takımda çok iyi oynaması gerekirken, bu doğru dürüst oynamamış ve 20 yaşına gitmiş yabancı statüsünde oyuncuyu bize önerirken yüzün kızarmıyor mu?” diye tepkilerini ortaya koyamadılar ya… Ne buldular bu Bjelica’da ve ona karşı bu aşağılık kompleksinin gerekçesi nedir anlayamadık gitti doğrusu…
Yorumlar
Kalan Karakter: