NENAD BJELİCA’YI YOLCU ETTİNİZ Mİ?
Trabzonspor’da popülizmi seven başkan ve yönetimlerin taraftarları kullanma biçimi hiç de doğru bir yaklaşım olarak kabul edilmez. Bordo-Mavililerde hangi başkan ya da yöneticiler, transfer ettikleri futbolcu ya da teknik adamlar için ceplerine para koyup, hava alanında karşılanmaları için taraftarları organize ederse bilin ki bunlar kulübe önemli zararlar vermişlerdir. Zarar vermeye de devam ediyorlar. Özellikle Mehmet Ali Yılmaz, Nuri Albayrak, Sadri Şener, İbrahim Hacıosmanoğlu, Muharrem Usta ve Ahmet Ağaoğlu dönemlerinde sırf kamuoyuna şirin gözükmek için yaptıkları önemli transferleri ya da teknik adamları hava alanında yüzlerce taraftara çiçekle karşılattıklarına sayısız kez tanık olduk. Taraftarlar, gelen futbolcu ve teknik adamlara yoğun ilgi gösterince bu isimlerin gözünde Trabzon kenti ve Trabzonspor olumlu bir imaj yaratmış oluyor sanki… Yani asıl hedef bu… Gelen isim çok büyük bir kariyer ve Trabzonspor’u benimsemesi, bu kentte mutlu bir hayat yaşayacağını düşünmesi için çiçeklerle, kaşkollerle karşılanması sanki adettenmiş gibi bir tavır içine girerler. Bu tavrın aslında hem kenti, hem de kulübü küçük düşürdüğünün farkına bile varmazlar.
***
DOĞAN DA BU TARZI BENİMSEYEN BAŞKAN
Trabzonspor’un tribünlerinden gelen Ertuğrul Doğan’ın bir de 3 dayısı bu kulübün efsane kadrosunda yer almış isimler. Bunun için de Doğan’ın daha mütevazı ve ayakları yere basan tavır sergileyeceğini düşündük ama yanılmışız. Çünkü bu sezon birçok oyuncu için taraftarların hava alanına akın etmesini istediler. Özellikle Nicolas Pepe için bu çok daha görkemli yapıldı. Geçen sezon Nenad Bjelica da iş başı yapmak için Trabzon’a ayak bastığında büyük kalabalıklar tarafından karşılanması istenmişti. O da adeta Messi ya da Ronaldo havasında Trabzon’a giriş yapmıştı. Peki o Nenad Bjelica 16 maç sonunda bu kulüpten 2 milyon liranın üzerinde kazanarak gitti. Peki hava alanında onu yolcu etmeye tek isim gitti mi? Yok değil mi? Şimdi de Abdullah Avcı gelirken yine birtakım taraftar gruplarının Trabzon Hava alanına akın ettiğini gördük. Neden böyle bir gereklilik duyulur anlamakta zorluk çekiyorum. Bu kompleksli insanların davranış biçimidir. Kendine güveni olmayan, başkalarını gözünde büyüten, kentini ve kulübünü küçük gören bir anlayış olarak görülmeli bu tavır artık. Abdullah Avcı da, yeniden çiçeklerle ve Bordo-Mavi kaşkollerle karşılandı. Bekleyip göreceğiz. Giderken umarım yanında bir tek kişi bulunur…
***
JEAN MARİA PFAFF’İ HİÇ UNUTAMAM!
Taraftarların teknik direktör ve futbolcu karşılamalarına ve uğurlamalarına en iyi örnek sanırım Jean Maria Pfaff’tır. Belçika’nın en önemli, Dünya’nın da o dönem Schumaher ile birlikte en iyi iki kalecisinden biri olan Jean Maria Pfaff, Mehmet Ali Yılmaz tarafından 1988-89 sezonunda transfer edilmişti. Taraftarlar inanılmaz organize hale getirilmişti. Mehmet Ali Yılmaz’a yakın olan ve taraftarları da kontrol eden yöneticilerden giden telefonlar sonunda, Trabzon adeta ayaklanmıştı. Pfaff on bine yakın insan tarafından coşkuyla karşılanmış, üstü açık bir otomobille şehir turu yapmış, sonra da tesislerin yolunu tutmuştu. Ama bu geçmişi büyük fakat içi geçmiş Jean Maria Pfaff kaptanlık görevine de getirilmiş ancak bir türlü beklentileri karşılayamamıştı. Sezon daha bitmeden ipinin çekilmesi kararı verilmişti. Bunda kuşkusuz Belçikalı kalecinin yetenekleri değil, sakatlıkları büyük rol oynamıştı. Sonuçta Pfaff’ın cebine o dönem için büyük para olan 500 bin mark konmuş ve Trabzon’dan ayrılacaktı. Biz de gazeteci olarak hava alanına gitmiştik. Pfaff tam 37 bavulu tek başına taşımak durumunda kalmıştı. Terden sırılsıklam bir halde bavullarının üzerine yığılırken, “Buraya gelirken binlerce insan ve omuzlarda karşılanarak ayak bastım. Şimdi yapayalnız gönderiliyorum. Bavullarıma yardım edecek bir tek insan bile yanıma verilmedi. Gerçekten şaşkınım” demişti.
Evet bu olay çok önemli bir not olarak tarihe yazılmıştır. Önemli olan teknik adamı ya da futbolcuyu karşılamaktan daha çok veda ederken ne yapıldığıdır… Acı ki Trabzonspor’da karşılamalar hep bayram şöleni şeklinde gerçekleşirken, ayrılıklar ölüm sessizliğindedir.
Keşke tersi olabilseydi değil mi?
***
FUTBOLCUNUN KADERİ VE TEKNİK ADAMLAR!
Her zaman bir iddiamız vardır, bu da bir teknik direktör istediği oyuncuyu zirveye çıkarabilir ama en yetenekli isimleri bile yerle bir edebilir. Hatta yok edebilir… Buna son örneği de A Milli tkakımın yeni teknik direktörü Vincanza Montella’nın, Hırvatistan milli maçında stoperde Samet Akaydın’ı tercih etmesi olarak gördük. Samet aslında sıradan bir oyuncuydu. Trabzonspor altyapısında oynamış, beğenilmemiş ve gönderilmişti. Üçüncü ve ikinci liglerde oynadıktan sonra o dönem Spor Toto 1’nci liginde oynayan Adana Demirspor’a transfer olmuştu. Ama bu ligde bile dönemin teknik direktörü Samet Aybaba tarafından pek dikkate alınmayan bir stoperdi. Takım Süper Lige çıktı. Bu arada Adana Demirspor’un teknik direktörlük görevine İtalyan Montella getirilmişti. İtalyan hoca, Samet Akaydın’ı hemen 11’de oynatmaya başladı. Bu oyuncu 1,5 sezon sonra Türkiye’nin en iyi stoperlerinden kabul edildi. A Milli takım aday kadrosuna davet edildi. Ardından Fenerbahçe’ye 4 milyon Euro’ya yakın bir bedelle satıldı.
***
SAMET’İ ZİRVEYE MONTELLA ÇIKARDI
Samet Akaydın’ı transfer ettiren Jorge Jesus da bu isimden vazgeçmedi. A Milli takıma çağrılmaya devam etti ama genellikle yedek soyundu. Sonra İsmail Kartal görevi devraldı. Samet Akaydın, hem Serdar Aziz’in hem de yeni transfer Djiku ve Bacao’nun gölgesindeydi. Neredeyse hiç forma şansı bulamadı. Ama A Milli takımın başına yeni gelen Montella, Fenerbahçe’de süre alamayan Samet Akaydın’ı A Milli takıma davet etti. Hiç kimse Hırvatistan maçında oynayacağını düşünmüyordu. Fakat İtalyan Teknik Direktör Merih Demiral’ı değil, Abdulkerim Bardakçı’nın yanında Samet Akaydın’ı tercih etti. Bu oyuncu 90 dakika boyunca harika oynadı. Havadan yerden çok iyi kesicilik yaptı. Mutlak bir golü inanılmaz bir özveriyle çizgiden çıkardı. Takımın kazanmasında önemli rol oynayan isimlerden biri haline geldi. Fenerbahçe’den artık ayrılması istenen, yetersiz bulunan Samet’in A Milli takımda 11’de tercih edilmesi çok büyük eleştiriler alınırken, maçtan sonra ise, “Harikaydı, Helal Olsun Montella’ya “ yorumları yapılmaya başlandı. Bu örnek bile futbolcuların kaderinin nasıl da teknik direktörlerin elinde olduğunu göstermeye yetti sanırım…
***
ABDULLAH AVCI DA ÖRNEK ALIRSA ÇOK İYİ OLUR
O nedenle hiç kimse, bazı futbolcuların teknik direktörler tarafından harcanırcasına hiç olmadık zamanda sahaya sürülmesiyle kötü oyununu yargılamasın. Ya da yine hiç kimse, bir teknik direktörün, “Oynattığım bölgede ondan daha iyi oyuncum yok” martavalına inanıp da, kurulan 11’de hiç de hak etmeyen isimlerin oynatılmasına olumlu bakmasın… Herkes bilsin ki, bugün futbolcunun kaderini belirleyen Teknik Direktörlerdir ve onların tercihleri kimilerini zirveye çıkarır, kimilerini ise yok eder… Tıpkı Trabzonspor’da altyapıdan yetişen birçok oyuncunun, A takımda antrenman futbolcusu yapılıp, sonra da bir paçavra gibi kenara itilmeleri sonucu kaybedilmeleri gibi… Yani bu noktada yine hiç kimse, “Altyapıdan oyuncu çıkmıyor. Bu birim boşuna açık tutuluyor. Buraya para, emek ve zaman harcanması bile gereksiz” demesin… Bilinsin ki altyapıdan çıkan oyunculara, A takım teknik direktörü gerekli özeni gösterir, uygun zamanda oynatır, arkasında durur ve toplumun önüne atma amacı gütmezse, hemen hemen hepsi de birer yıldız gibi parlayabilir… Umarım Montella-Samet Akaydın örneği, Trabzonspor’un yeniden başına geçen Abdullah Avcı’ya da örnek olur.
***
FUTBOL YORUMCULUĞUNUN ZAVALLILIĞI
Ay-Yıldızlı milli takımımızın Hırvatistan gibi bugüne kadar kendi sahasında hiç mağlup olmamış bir takımı 1-0 mağlup edince, Vincanza Montella bir anda sihirbaz haline getirildi. Futbol yorumcuları televizyonlarda, gazetelerde, internet sitelerinde kendisine methiyeler dizdi, sihirli bir el gibi Milli takımın üzerine değdiğinden söz ettiler. Kuşkusuz bir teknik adam göreve başladığında, futbolcuların genel olarak iştahı daha açık olur. Göze girmek ve sonrasında yine milli takıma seçilebilmek için ellerinden geleni yaparlar. Ancak strateji de önemlidir kuşkusuz. Şüphesiz ki Montella, Hırvatistan milli takımını analiz etmiş ve sahaya buna göre bir 11 çıkarmış, oyuncularına da neler yapmaları gerektiğini anlatmış… Bundan sonraki iş ise sahada futbolculara kalıyor… Bu maçta strateji harika işledi. Ancak maçtan önce özellikle stoperde Fenerbahçe’de oynamayan Samet Akaydın ile sol bek Cenk Özkaçar’ın, santraforsuz bir oyunla ileride İrfancan Kahveci Barış Alper Yılmaz ve Kerem Aktüroğlu’nun tercih edilmesinden dolayı, İtalyan teknik adam çok eleştirildi. Bu oyun düzeninin, Türkiye’yi galibiyete taşımaya yetmeyeceği dile getirildi. Ancak takım kazanınca, Barış Alper Yılmaz gol atıp, Samet de çok iyi oynayıp, bir de çizgiden mutlak golü çıkarınca bu kez aynı eleştiriyi yapanlar Montella’yı yere göğe sığdıramadılar.
İşte bu da Türk futbol yazarlarının zavallılığıdır. Sadece sonuca göre konuşurlar, başka bildikleri hiçbir şey yoktur. Ama yine de bulunmaz Hint Kumaşı kendilerini sanırlar…
Acı ama gerçek bu…
Yorumlar
Kalan Karakter: