A.KADİR ÖMÜR’ÜN VİZYONU!
Teknik Direktör Sadi Tekelioğlu, Trabzonspor’da geçici olarak teknik direktörlük görevine geldiği zaman, altyapıdan bir çok oyuncuyu A takım kadrosuna çıkardı ve oynattı. Ama o günlerde, “Aslında elimizde bir de Abdulkadir Ömür diye bir oyuncu var. Şu anda U17 milli takım kampında, onu tüm Türkiye’nin görmesini isterdim” demişti. Sonra Abdulkadir milli takım kampından döndü ve oynamaya başladı. Henüz 17 yaşındaydı ve çok yetenekli bir oyuncu olarak görülüyordu. Zaten kendisine, “Türk Messi” ismi takılmıştı. Onun gelecekte dünya çapında bir yıldız olmasına kesin gözüyle bakılıyordu ama hala daha yerinde sayıyor. Peki neden acaba? Bir arkadaşım anlattı. Bundan yıllar önce, Kişisel Gelişim Uzmanı bir şirket kendisi aracılığıyla Yusuf Yazıcı’ya ulaşmış… Yusuf’a, “Sana mentörluk yapmak ve bu yönde hizmet vermek istiyoruz” demişler. Yusuf ise, “Şu anda benim aylık kazancım 50 bin lira, yani size çok para ödeyemem” karşılığını vermiş…Şirket yetkilileri ise, “Şu anda para vermen önemli değil, kazanınca biz de hizmetimizin karşılığını alırız” şeklinde pazarlığı yokuşa sürmeden Yusuf’u ikna etmişler.

ABDULKADİR HİZMETİ ALMAYI REDDEDİYOR
Yusuf Yazıcı henüz 19 yaşındayken, bu hizmeti alırken, o günlerde verdiği toplumsal ve sosyal mesajlarla dikkatleri üzerine çekmeye başlamıştı. Lille’ye transferinden sonra da yine tavrıyla, tarzıyla, sahadaki duruşuyla tam bir lider havası estirirken, Türkiye’de de örnek gösterilen futbolcu olmuştu. Aynı şirket Abdulkadir Ömür’e de, “Sana da böyle bir hizmet verebiliriz. Çünkü yetenekli bir futbolcu olmak yetmez, sosyal ve kültürel alanda, psikolojik açıdan da yeterlilik gerekir. Biz de bilgi birikimimizle birlikte senin hayatına yön verebiliriz” teklifini getirmişler. Ancak Abdulkadir Ömür, “Benim böyle bir hizmete ihtiyacım yok. Kendimle ilgili sorunları ben çözerim” karşılığını vererek bu öneriyi reddetmiş… Abdulkadir’in her açıdan bir milim bile ileri gidememesinin nedenini bilmem anlayabiliyor musunuz? Sonuçta yer sofrasında görüntü vermenin kendisi için en uygunu olduğunu düşünen Abdulkadir, hala daha futbolda önemli aşama kaydedememenin sancısını yaşıyor. Umarız her şeyi bilebileceğini düşünmekten vazgeçer de, belki futbolda yeteneklerinin onu getirmesi gerektiği yere ulaşır. Bu arada aynı şirketin şu anda Hüseyin Türkmen ve Serkan Asan’ıa hizmet verdiğinin de altını çizmekte yarar var. Hüseyin’in onca dışlanmasına rağmen, bugün dimdik ayakta olmasına katkısı var mı bilemeyiz ama göründü bilgiden yararlanmanın sonuçlarını gösteriyor gibi…

***
UĞURCAN VE ABDULKADİR’İ SAKIN SATMAYIN!
Trabzonspor yönetimi, özellikle Başkan Ertuğrul Doğan bugünlerde harıl harıl transfer çalışması yürütüyor. Bu arada başta Uğurcan Çakır olmak üzere, Abdulkadir Ömür’ün de satılabileceği gündeme getiriliyor, kamuoyuna yansıtılıyor. Bu haberler gerçekten can sıkıcı bulunuyor. Başkan Ertuğrul Doğan ve yönetimi göreve gelirken ve görevi sürdürürken bir yandan sürekli altyapıya vurguda bulunup, takımın büyük bölümünü bu birimden oluşturmayı hedeflediklerini dile getirirken bir yandan da Uğurcan ve Abdulkadir gibi bu yapıdan çıkmış, profesyonel takımın en önemli silahları haline gelmiş isimleri satarsa bir kere büyük bir çelişki içine düşmüş olurlar. Trabzonspor yönetiminin yapması gereken tek şey, Uğurcan Çakır ve Abdulkadir Ömür’ü takımın lideri yapmak… Bunu yaparken, özellikle ekonomik anlamda iki isme verdikleri parayı yükselterek tavan ücret olarak belirlenmeleri şarttır.

***
EKONOMİK MAĞDURİYETLERİ GİDERİN
Çünkü bu takımın yetenek açısından en üst seviyedeki oyuncularının başında Uğurcan ile Abdulkadir geliyor. Takım şampiyon olurken Uğurcan Çakır ve Abdulkadir’in verdiği katkıyı unutursanız, hiç emek harcamayan isimlere bunların kat kat fazlası para verirseniz, kötü polis rolünü oynamış olursunuz. Siz bu iki isme yıllık 20 milyon lira (850 bin Euro) verirken, Marc Bartra’ya 4,5 milyon Euro (120 milyon lira) Enis Bardhi’ye 1 milyon 350 bin Euro (32 milyon lira), Stefano Denswil’e 2 milyon 200 bin Euro (55 milyon lira), Maxi Gomez’e 3,5 milyon Euro (85 milyon lira) verirseniz, takımdaki korkunç bir adaletsizliğe alet olmuş olursunuz. Yapmanız gereken takımın yukarıdaki ismi geçen pahalı ama yetenekleri sınırlı isimlerle yolları ayırmak, takımın en yüksek ücret vereceğiniz yabancılarını da Uğurcan ile Abdulkadir’in seviyesinde tutmaktır. Bir yandan en büyük yararı bu isimlerin göstermesini bekleyip, diğer yandan ücretlerini diğer isimlerin çok altında tutmak kesinlikle çifte standarttır.

***
GEÇMİŞTEN BİRAZ OLSUN ÖRNEKLER ALIN
Bakın yıllar önce bu takımda Hami Mandıralı, ya da Gökdeniz Karadeniz-Fatih Tekke tavan ücret alır, diğer oyuncuların bedellerini de bunlara göre belirlenirdi. Ama Hami, Fatih, Gökdeniz de, devasa ücretler almazdı. Takımın tüm futbolcuları da bu oyuncuların en yüksek bedel almasını kabullenirdi. Çünkü en yetenekliler ve liderler bunlardı. Siz hem liderlik, hem de maddi anlamda altyapıdan gelen isimleri sürekli mağdur ederseniz verim alamazsınız. Onlara üvey evlat, yabancılara öz evlat muamelesi yaparsanız, hayal kırıklığına uğramanız da kaçınılmazdır. Ama bunun suçlusu onlar değil, çifte standardı ve dolayısıyla büyük mağduriyeti yaratan sizler olursunuz. Yani yönetimler… Bu noktada Başkan Ertuğrul Doğan’ın özeleştiri yapması takdire değer ve bir an önce ücret dengesini sağlamak da en önemli görevi olsa gerek…
Bir başka şey de Uğurcan Çakır ve Abdulkadir Ömür takımda mutlaka tutulacak dedik ya… Hüseyin Türkmen, Serkan Asan, Abdulkadir Parmak, Arif Boşluk, Emirhan Zaman gibi altyapı orjinli oyuncular da kadroda tutulacak. Kiralık olarak gitmiş altyapıdan yetişmiş oyuncuları da gelecek sezonki kadroya monte etmelisiniz. Bunlara 2-3 tane Trabzon kökenli Süper Lig ya da Avrupa’da oyuncu kattığınızda işte gerçek Trabzonspor’u adım adım yaratma yolunda dev bir adım atmış olursunuz. Yoksa sözleriniz havada kalır ve havanda da su dövmeye devam edersiniz.

***
BJELİCA İLE ANLAŞIRSAN OLACAĞI BU!
Trabzonspor, uzun yıllar kötü yönetilmenin sonucunda ekonomik açıdan büyük bir çıkmaza girdi. Bu kötü yönetimin son merhalesinde ise Ahmet Ağaoğlu ile bugünkü Başkan Ertuğrul Doğan vardı. İki isim 5 yılda borcu 930 milyon liradan alıp, 4 milyar lira seviyesine çıkarmakta hiçbir sakınca görmediler. Yeni Başkan Ertuğrul Doğan ve ekibi, bu ekonomik bataktan kurtulmak için özellikle futbolcu kadrosunun maliyetini çok aşağılara çekmenin çabası içinde olacaklarını söylediler. Transferde de özellikle sözleşmesi bitmiş oyuncuları kadroya katacaklarını vurguladılar. Hatta Kayserisporlu Mensah ile Karagümrük’ün yıldızı Borini ile de ön anlaşma yapıldığı kamuoyuna yansıdı. Ancak Teknik direktörlük görevine Nenad Bjelica gibi yabancı bir isim getirilince şimdi işler değişti. Ne Mensah’ın, ne Borini’nin ismini anan var. Bjelica çok sayıda ismi yönetime rapor etti. Bu isimlerden 6-8 arası transfer yapılmasını talep etti.
Verdiği isimlerin büyük bölümünün sözleşmelerinin devam etmesi ise yönetimin elini kolunu bağladı. Başkan Doğan’da, basın mensuplarıyla buluştuğu toplantıda Bjelica’nın ısrarla istediği Petkoviç ve Orsic’in yüksek maliyetlerinden söz etti ve, ‘Bu şartlarda almamız olanaksız” dedi. Şimdi bu oyuncuların kulüplerini ikna etmek, bonservis bedellerini düşürmek için kılı kırk yarmaya çalışıyor. Listede bir tek yerli isim gözükmüyor. Kusura bakmayın da yönetim geçmişten hiç ders almazsa, yabancı teknik direktörlerin ekonominin kötü olmasıyla hiç ilgilenmediği gerçeğini bilmezse, onlar için tek gerçeğin günü kurtarmak olduğu fikrini oluşturmamışsa olacağı budur işte… Şimdi bir yandan elindeki yabancıları az zararla gönderebilmek, diğer yandan da bonservisleri kulüplerinde olan oyuncular için mesai harcarsın… Ne demişler? “Bir eylem yapacağın zaman aklına çok güvenme, deneylere inan…”
Kusura bakmasınlar ama bunca deneyle ortaya çıkmış gerçeklere sırtını dönüp, aklına güvenen yönetim de bu zorluğu yaşamayı hak etti!
Bir başka şey de, yarın takım istenilen sonuçları alamayınca Nenad Bjelica’nın, “İstediğim futbolcuları alamayan yönetim suçludur” diye sizleri toplumun önüne atarsa da hiç şaşırmayın!

Yorumlar
Kalan Karakter: