SALİH ERDEM ‘VEFA’YI HAK ETMİYOR MU?
Bir devlet, ya da kurum veya kulüp ancak tarihine sahip çıkarsa, oradan ders alıp, doğrularını günümüze taşıyıp, yeni bir vizyonla geleceği inşa etmek için günün koşullarını da en iyi şekilde değerlendirebilirse yaşayabilir, ya da zirveye çıkıp, orada kalıcı olabilir. Aksi takdirde adım adım küçülmeye, sonra da yok olmaya mahkumdur. Trabzonspor’un uzun yıllardır başarıda gel-gitler yaşamasının en önemli nedeni ise tarihine gerçek anlamda sahip çıkmaması, ondan doğru dersler çıkaramaması ve bugüne uyumlu hale getirip, geleceği inşa edememesidir. Bu bağlamda bir isim üzerinde kısaca durmak istiyorum. Bu isim Salih Erdem… Meslek büyüğümüz İhsan Öksüz ağabey, daha önce kulübün birçok tarihi kimliğini olduğu gibi Salih Erdem’in hayatını da kitaplaştırdı. Bu bağlamda bana da yazı yazma ricasında bulundu. Trabzonspor tarihinin en önemli figürlerinden biri olan, hatta büyük bir kulüp olmasının temellerini atan yönetimin başkanı olan, mütevazı kimliği, kulüp sevgisi doruğa çıkmış böyle bir şahsiyet için bu talebi tabii ki severek kabul ettim ve elimden geldiğinde kendisini anlatmaya çalıştım. İhsan Ağabeyden izin de alarak dün bu yazımı Trabzonx.com sitesinde de yayınladım ve facebook’ta takipçilerimle paylaştım.
***
İSMİ NEDEN ÖLÜMSÜZLEŞTİRİLMİYOR Kİ?
Yazıya taraftarın ilgisi gerçekten önemliydi. Bu kadar uzun bir yazıyı okuyanların sayısı bir hayli fazla oldu ve bu da beni bir hayli mutlu etti. Salih Erdem’in 1973’lerin sonunda başlayan başkanlık serüvenini, onun mücadelesini, uğradığı tüm haksızlıklara rağmen Bordo-Mavili kulübe karşı büyük sevgisiyle sorumluluktan hiç kaçmadan gününüze kadar gelen yaşam hikayesini anlatma çabam boşuna gitmediği için mutluydum. Ancak içimde derin bir yaradın Sayın Erdem’in camia tarafından gerçek anlamda değer bulmamış olması.. Bu kulübün yaşayan son iki kurucusundan biridir Salih Erdem… Şu anda hayatta olanlardan biri de eski asbaşkan Nizamettin Algan’dır. Algan’ın ismi konferans salonuna verilmiştir ve yaşatılmıştır. Bu kulübün nice hak eden ya da etmeyen değerlerinin de isimleri bir yerlerde yaşıyor ama Trabzonspor’u kapanma tehlikesiyle baş başayken ortada bırakmayan, hem de Fiskobirlik Başkanı olarak, yani tek maaşlı emekçi olarak gövdesini taşın altına sokmuş bir ismin gerekli ilgiyi görmemesi yadırgadığım en önemli gerçeklerden biridir. Salih Erdem, Trabzonspor’un kendi kimliğini bulduğu, üreterek yaşamanın, kazanmanın ve efsane olmanın mihenk taşlarının başındadır. Trabzonspor’un sahada Türkiye’nin en büyüğü olduğu takımın temellerini atan kişidir. Böyle bir değerin isminin Trabzonspor’u bugüne kadar yönetenlerin bir yerlerde yaşatmaya çalışmamış olması gerçekten utançtır. Umarım Ertuğrul Doğan ve ekibi böyle bir büyük vefasızlığı giderir ve bir konuda bizden haklı alkışı alır.
Evet, Salih Erdem’in ismi Trabzonspor için çok önemlidir ve ölümsüzleştirilmelidir.
Bizden önermesi, görev yönetenlerin…
***
YÖNETİME SON UYARIMIZ OLSUN!
Trabzonspor yönetimi, panik havasında transfer yapıyor. Ya da elindeki futbolcuları panikle ya üste para ödeyerek, ya da çok düşük bonservis bedelleriyle elinden çıkarıyor. Ve kulübü önemli zararlara uğratıyor. Bunda kuşkusuz transfer delisi Teknik Direktör Nenad Bjelica’nın büyük etkisi var. Futbol kulübü yönetme konusunda çok acemi olan Doğan ve arkadaşları Bjelica’nın her sözünü kanun kabul edercesine transferlere imza atıyor. Neyse, Nenad Bjelica’nın son günlerde Kolombiyalı santrafor Duvan Zapata’yı çok istediği yazılıp çiziliyor. Atalanta ile bir yıllık daha sözleşmesi bulunan Zapata, geçmişte çok kaliteli bir santrafordu. Hatta üç yıl önce piyasa değeri 45 milyon Euro’ya ulaşmıştı. Ama 3 yıl gibi kısa bir sürede bu değeri 8 milyon Euro’ya inmiş. Yani tepetaklak düşmüş… Neden peki? Çünkü bu oyuncunun son iki yılında sürekli ve önemli sakatlıklar söz konusu… Son iki yılda 50’ye yakın resmi maçı sakatlıklarından dolayı kaçıran Zapata, ne hikmetse daha çok adale yırtılmaları ya da kopmalarıyla uğraşmış… Bugün 33 yaşına merdiven dayayan, geçen sezon 27 maçta sadece 2 gol atabilen ve 5 asist yapan bir santrafor için risk almaya değmez düşüncesindeyiz. Hele kulübü 7 milyon Euro isteyip, 3,5 milyon Euro’ya inmesi kafa karıştırmıyor mu? Yani bu oyuncu sağlam olsa, Atalanta yönetimi, 7 milyon Euro’dan bir milim sapar mı? Ya da oyuncuyla hemen yeni sözleşme yapmaz mı?
Trabzonspor’u yönetenler, lütfen acemilik yapmayın ve oyuna gelmeyin. Böyle sakat ve artık içi geçmiş, değeri dibe vurmuş oyuncular için para öderseniz artık bu hata olmaktan çıkar, ihanete doğru yol olmaya başlar.
Haberiniz olsun…
Biz uyaralım da!!!
***
İLLA UEFA TOKATI MI YEMEK GEREKİR?
Trabzonspor’da uzun süredir yönetimler önemli transferler yaptığını sanıp, taraftarın gazını alma yolunu seçerken, kulübün de ekonomisini adeta felç etmeyi bir ilke haline getirdiler. Bu noktada Ahmet Ağaoğlu’nun eline su dökecek tek bir isim bile bulunamaz. Bu isim yaptığı transferlerle adeta rakip kulüplerle, futbolcularla ve menajerlerle ortak hareket ettiği imajı yaratırken, bu tavrının kulübe nasıl zararlar verdiği de her geçen gün biraz daha ortaya çıkıyor. Ağaoğlu ve Abdullah Avcı birlikteliğiyle Trabzonspor iflas aşamasına getirilirken, bu isimlerin zenginleşmesi de dikkatlerden kaçmamıştı. Ancak Ağaoğlu’dan sonra bayrağı devralan Ertuğrul Doğan da bütçeyi çok düşüreceğini söylemesine rağmen şu ana kadarki politikasıyla birlikte sözünün arkasında duramayacağını göstermişti. Tüm uyarılarımıza, kulübün temeline dinamit koymamaları konusundaki ifadelerimize rağmen yönetim bildiği, daha doğrusu hiç bilmediği doğrularından vazgeçmedi.
***
YÖNETİM YÖNETİR, YÖNETİLMEZ!
Nenad Bjelica Teknik Direktörlük görevine getirilirken Türkiye’nin en pahalı ismi haline getirildi. Bu isim tavırlarıyla birilikte de transfere doymayacağını gösteriyordu. Dört yeni yabancı transferine yenilerinin eklenmesi içten bile değildi. Ancak tam bu aşamada UEFA’nın Trabzonspor’a, ‘dur’ diyen tavrıyla birlikte artık biraz rahat nefes alabiliriz gibi gözüküyor. Çünkü kulübe 2 milyon Euro para cezası verilirken, yüksek bedelle oyuncu satmadan yeni transfer yapmanın da mümkün olmadığını Bordo-Mavililere iletti. Bunun yanında 3 yıllık bir anlaşmayla Mali Fair Play’a uyulmasını şart koştu. Aksi takdirde hem Avrupa’dan men, hem de kesin transfer yasağı uygulayacağının sinyallerini verdi. Şimdi yönetim bu karara uymak durumunda kalacak. Yani insan şaşırmadan edemiyor. Bu kulübe zarar verecek işlerden vazgeçmek için illa UEFA balyozunu yemeniz mi gerekiyor? UEFA devreye girmediğinde taraftar dalkavukluğu ve simsar spor gazetecilerinin dolmuşuna gelmenin anlamı nedir? Bu yönetmek midir, yönetilmek midir? Tabii ki yönetilmektir. Oysa yönetimler, yönetir, yönetilmez… Yönetirken de tek kriterleri kulübün manevi şahsiyetini en üst seviyede tutmak, çıkarlarını korumaktır. Yoksa kulübün onurunu yerlerde süründürmek değildir.
Yorumlar
Kalan Karakter: