KENDİNE GEL GOMEZ EFENDİ!
Trabzonspor Süper Ligin açılış maçında kendi sahasında Antalyaspor’u çok zorlansa da 1-0 mağlup etti ve sezona 3 puanla başlayarak en azından umutsuz görüntü veren taraftarını bir nebze olsun mutlu etti. Maçın kazanılması kadar Uruguaylı santrafor Maxi Gomez’in neden yedek soyunduğu tartışıldı, konuşuldu. Bu futbolcu, oynamak için isteksiz mi davrandı, yoksa Nenad Bjelica, yeni bir santrafora acil ihtiyaç olduğunu göstermek ve yönetimin elini çabuk tutması için böyle bir strateji mi izledi, ya da Bjelica ve yönetim, Gomez’in gitmesine zemin hazırlamak, bu oyuncuya, “Bak burada yedek kalacaksın. Bir an önce kulüp bul ve git” mesajı mı içeriyordu bu eylem? Maçtan sonra bu 3 soru neden kafalarda oluştu? Çünkü Bjelica eski öğrencisi Bruno Petkovic’in alınması için yönetime baskı üzerine baskı yapıyor. Gomez oynarsa birkaç gol atarsa bu kez Petkovic’in transferi konusunda yönetim isteksiz davranabilir. Bu da kendi kadrosunu yaratma ve istediği transferleri yaptırma sevdasındaki Hırvat Teknik Direktörün işine hiç gelmezdi.
***
EĞER GİDERSE BÜYÜK TASARRUF YAPILACAK
‘Yönetim ve Bjelica neden ortak bir strateji ile bu oyuncunun yedek soyunması kararı alabilir?’ düşüncesinin de sebebi şu; Biliyorsunuz Maxi Gomez büyük umutlarla transfer edildi. Ama geçen sezon hayal kırıklığıydı. Gitmesi gerekiyordu aslında… Çünkü hayal kırıklığı yaratan Gomez için Valencia’ya 3 milyon Euro bonservis ödenmişti. Bundan önemlisi de Uruguaylı santrafor her yıl Trabzonspor’dan tam 3,5 milyon Euro kazanıyor. Gomez ve onun gibi yüksek maliyetli isimler ayrılır, yerlerine yeni ve düşük maliyetli oyuncular gelirse, kulübün ekonomik açıdan yönetilmesi daha kolaylaşabilir. Yoksa bunca gelire rağmen, ekonomik büyük kriz her an patlayabilir. Maxi Gomez, “Ben yedek soyunacak adam değilim” diyerek kendisine talip olan kulüplerden birinin önerisini kabul ederse hem ona ödenen büyük rakamlar kasada kalır, hem de bonservisinden bir bedel alınır ve bu defter de az zararla kapatılabilir. Bu durumda çok daha az maliyetli bir santraforun alınıp, ligde daha iddialı bir takım ortaya çıkabilir düşüncesi hayata geçmiş olabilir.
***
MAXİ GOMEZ DE GİTMEK İSTİYORDU
Bir başka senaryo da, İspanya’ya dönmek isteyen ya da ABD’de bir takımda oynamak isteyen Maxi Gomez, hazırlık kampını harika geçirmesine rağmen takımdan ayrılmak isteyebilir düşüncesiydi. Aslında hazırlık dönemindeki çalışmaları Trabzonspor için yapmamış, yeni takımı için her yönüyle hazır olma adına özveride bulunmuştu. ‘Eğer oynama konusunda isteksiz davranırsa, oyuna girdiğinde de kötü oynarsa Bjelica olumsuz raporunu sunar, yönetim de bu oyuncudan hiç bonservis bedeli istemeden gitmesine olumlu yanıt verebilir ve o da çok daha iyi şartlarda anlaştığı kulübün yolunu tutar’ Maçta oyuna sonradan sokulan Maxi Gomez adeta gol bölgelerinden uzak kalmak için elinden geleni yaptı. Adeta savunmaya yardım yapma peşindeydi. Bir ara Uğurcan Çakır, elle topu bu oyuncuya atıp, hızlı hücumla ikinci gol girişiminde bulunmak istedi. Gomez el hareketiyle, “Bana topu atma” der gibi yaptı. Uğurcan yine de topu attı ama Gomez oralı bile olmadı. Bir başka pozisyonda arkadaşının attığı top yanından geçerken hamle yapmadı ve takımı eksik bırakmanın zavallılığını sergiledi.
***
GİTMEK İSTEDİĞİNİ YÖNETİME SÖYLEDİ Mİ?
Bu tartışmalar yapılırken, hafta başında bir iddia ortaya atıldı. Maxi Gomez maçtan önce yönetimle görüşerek, “Burada oynamak istemiyorum. Beni bırakın gideyim” demiş… Başkan Ertuğrul Doğan da, “Seni isteyen kulüp, resmi başvurusunu yapsın ve ondan sonra anlaşırsak gidersin” karşılığını vermiş ama Gomez rahat durmamış, “Bırakın kulübü, beni bırakın ve gideyim, burada artık oynamam” diye diretmiş… İşte bu olaydan sonra da oynamak istememiş ama FİFA’lık olmamak için de zorunlu olarak yazıldığı 21 kişilik kadroda yer almış ve oyuna da girmek zorunda kalmış… Şimdi bu iddia doğruysa, ‘sana yazıklar olsun Maxi Gomez efendi’ deme hakkını kendimizde buluruz. Trabzonspor senin için Valencia’ya 3 milyon Euro ödeyecek. Senin eline de yıllık 3,5 milyon Euro’yu tıkır tıkır sayacak. Hiçbir halt etmeyeceksin. Takımın el fireni olacaksın, neredeyse stoper kadar gol atamayacaksın. Sonra Trabzonspor’un sezon başı kampında insanüstü çalışacaksın. Menajerin bir kulüple görüşecek. Anlaştığında da, sen rest çekip bedava gitmenin yollarını arayacaksın. Bunlar doğruysa rezilsin Gomez… Güney Amerika ülkesi Uruguay, ABD’nin arka bahçesi gibi… Sömürgesi işlevini görüyor ama bu sömürge ülkenin bir yurttaşı olarak sen de Trabzonspor’u sömürmenin peşinde koşacaksın öyle mi?
***
PAHALIYA GELDİ, BELEŞ GİTME PEŞİNDE
Aslında Maxi Gomez’in de bu noktaya gelmesinde en büyük suçlu Ahmet Ağaoğlu yönetimi ve Abdullah Avcı’dır. Bu iki isim, takımı yabancıyla doldurmak için birçok yabancı futbolcuya üste para vererek gönderdi. Bazı oyuncular sakatlandı, sözleşmeleri donduruldu, yerlerine yenileri alındı. Sonra bu oyuncuların sakatlığı geçti ama gözleri dönmüş olan Ağaoğlu ve Avcı ikilisi farklı yabancıları alabilmek için bu isimlere de para verdi gönderdi. Bazı isimleri kiralık gönderdiler, alacaklarının büyük bölümünü Trabzonspor’a ödettiler, utanmadan, sıkılmadan, yüzleri kızarmadan…Djaniny Semedo, ‘Ben artık bu takımda oynamam’ dedi, satın alma opsiyonuyla hemen Suudi Arabistan’a gönderildi. Oysa ‘Ben bu takımda oynamam’ diyen oyuncu kadro dışı bırakılmalı, hiçbir kulübe satılmamalı ve adeta çöp tenekesindeki atıklar gibi çürümeye terk edilmeli… Tabii ki riskli bir girişim ama en azından sonradan bu yolu izlemek isteyen oyunculara bir ders olurdu bu… Bu yöntemi takımdaki mali yükü azaltmak için Bruno Peres ve Marc Bartra’yı gönderirken Ertuğrul Doğan yönetimi de yaptı.
***
GOMEZ’E DE SİOPİS’E DE HADLERİ BİLDİRİLMELİ
Gomez de, “Ben de isyan çıkarırım, beleş giderim” demeye getirdi. Şimdi yapılması gereken Maxi Gomez’i kadro dışı bırakmak… “Tek başına çalış, iki yıl maaşını ödeyeceğiz ama futbol hayatını da bitireceğiz” demektir. Sonra da, “Eğer tek idman kaçırırsan hakkında rapor tutarız ve FİFA’ya şikayet ederiz” diyerek dersini vermektir. Ardından da en az 3 milyon Euro’yu getiren kulüp bulunduğunda da anında satmaktır. Belki kulüp biraz zarar edecektir ama futbolcuların da böylece burnu sürtecektir. Bu yapılmazsa, yol haline gelen futbolcuların bu çirkin tutumundan kurtulmak mümkün değildir. Ha, bir hatırlatma daha… Bu Siopis isimli rezil tutumlu oyuncuya da aynı yöntem uygulanmalıdır. O da ülkesine dönmek için elinden geleni yaptı. Sakatlık numarasına yattı. Bedava gidip, cebini şişirip, kulübü zarara uğratma adına her yolu denedi ve hala daha da denemeye devam ediyor. Trabzonspor’un Dingonun ahırı olmadığını bir kere herkese gösterin. Bu küçük karakterli futbolcuların istedikleri gibi kullanamayacağı kadar büyük olduğunu göstermek için bu yola başvurulmalıdır. Bu yapılmazsa Bordo-Mavili kulüp, futbolcu merkezli, sahada bir şeyler yaparak büyük gözükse de, saha dışında küçücük bir kulüp haline getirirsiniz bu Efsaneyi…
Bu kulübün büyüklüğünü gösterin, gerçek yönetici olduğunuzu ispatlayın, bu tür çirkin tavırlı futbolculara da haddini bildirin. Unutmayın ki şampiyon takım, Burak Yılmaz, Onur Recep Kıvrak, Juraj Kucka, Olcay Şahan, Amiri gibi dönemin en iyi oyuncuları bir çırpıda kadro dışı bırakılıp, gitmelerinin önünün açılmasıyla doğdu… Yeni bir şampiyonluk hikayesi yazmak için de önce bu Gomez’den ve Siopis’ten başlayın… Sonra Koita ve Djaniny ile devam edin.. İnanın Trabzonspor’un gerçek kurtuluşu için ilk meşaleyi yakmış olursunuz.
Yorumlar 2
Kalan Karakter: