ZORLUOĞLU İLE ZORUNUZ NE?
Ünlü Ozan Sefil Emrah bir dizesinde;
“Dediler ki Sefil Emrah Ölüyor,
Kimi kazma kürek bel aldı gitti”
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu’nun yaşadığı da tam bu. Başkan kaç aydır büyük bir ızdırap içinde sağlık sorunları ile boğuşurken, arkasından söylenmeyen söz yapılmayan dedikodu, çevrilmeyen bizans oyunu kalmadı. Yeni dönemde tekrar Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı gösterilmesin diye dört bir taraftan ablukaya alındı. Yanında, yamacında, çevresinde kim varsa yaşanan bütün bu gelişmelere seyirci kaldı. Kimse çıkıpta, “ kardeşim ne yapıyorsunuz adam hastalıkla boğuşuyor, az bir kendinize gelin” demedi. Hele AK Parti il yönetimi, teşkilat mensupları, Milletvekilleri “sus pus” oldu. Zorluoğlu yeni dönemde aday gösterilir veya gösterilmez bu ayrı bir konu. Fakat bu kadar linç girişimi karşısında kendi partilinize, belediye başkanına sahip çıkmayacaksanız ne zaman sahip çıkacaksınız? Bu nasıl bir içten pazarlık ve eyyamcılık anlayabilmiş değilim.
Murat Zorluoğlu Van Valisi iken Recep Tayyip Erdoğan tarafından Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı gösterildi ve seçildi. Kendisi gidipte birine, “ben belediye başkanı olayım” demedi. Allah için gelir gelmez Trabzon Büyükşehir Belediyesi’ne “devlet “ ciddiyeti kazandırdı. Trabzon’de daha önceki belediye başkanlarınının cesaret edemediği birçok icraata imza attı. Hiç kimsenin siyasi görüşüne bakmaksızın halkı kucakladı. Bu zaman zarfında eksikleride oldu. Fakat niyetinin halis olduğunu her defasında hissettirdi. Trabzon’u en iyi şekilde mütevazi bir yaklaşımla temsil etti. Kimseye tepeden bakmadı. Siyaset yerine hizmet yapmayı tercih etti. Daha ne istiyorsunuz?
***
CHP TRABZON ADAYLARINI NEDEN AÇIKLAMADI?
CHP'nin dünkü PM Meclisi'nde kararlaştırılan belediye başkan adaylarının tam listesi açıklandı. Listeye göre, CHP 4 büyükşehir dışında 6 kentin adaylarını da belirledi.
Türkiye’de birçok belde ve ilçe belediyeleri netleşirken Trabzon’da hiçbir ilçenin açıklanmaması dikkatlerden kaçmadı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Trabzon Belediye Başkan adaylarını belirleme sürecinde Trabzonlu olan Ekrem İmamoğlu ile istişarede bulunduktan sonra kararını vermiş olacak. Trabzon’da Beşikdüzü dışında Belediyesi bulunmayan CHP’de ilerleyen günlerde sürpiz gelişmeler yaşanabilir. Daha önce Ortahisar Belediye Başkanlığı için adaylığını açıklayan Ahmet Kaya’nın Büyükşehir için aday gösterilebileceği konuşuluyor. Ortahisar için ise Avukat Hande Burma’nın ismin açıklanacağı ifade ediliyor.
***
KUTUPLAŞMA ÇOK TEHLİKELİ BOYUTLARDA!
Türk Hakemliğinin son yıllardaki en başarılı ismi FİFA kokartlı Halil Umut Meler’in, Pazartesi akşamı oynanan Ankaragücü-Çaykur Rizespor maçında yumruklu saldırıya uğraması tüm ülkede infial yarattı. Avrupa ve dünya futbol piyasasında da Meler’in bizzat Ankaragücü başkanı tarafından saldırıya uğramasını konuştu, olayın çirkinliği dile getirildi, lanetlendi. Ancak bir başka gerçek daha ortaya çıktı. Bir hakemin yumruklu saldırıya uğraması bir büyük kesimde de çok olumlu karşılandı. Hakemlerin, takımların kaderiyle oynadığını düşünen, büyük kulüpleri koruduğu, belli yerlerden talimat alarak maç yönettikleri algısı öylesine yüksek ki, neredeyse tüm kulüp taraftarlarının içinde bu noktada büyük bir yaranın olduğu da gözler önüne serildi. Sosyal medyada, kahvelerde, evlerde, çay ocaklarında, restoranlarda, yani hayatın olduğu her yerde, “Çok iyi oldu” diyenlerin sayısı hiç de azımsanamayacak durumdaydı.
***
HERKES BİRBİRİNE DÜŞMANLAŞMIŞ SANKİ!
Aslında Halil Umut Meler’in iyi hakem olması, maçta çok kritik hatalar yapmaması hiç kimsenin umurunda değildi. Her kulüp taraftarı, kendilerinin hakemler tarafından haksızlığa uğradığını ve bu nedenle burunlarının da sürtülmesi gerektiğini düşünecek kadar kendilerinden geçmiş bir görüntü verdiler. Acı olan şu ki Türkiye siyasetinin en önemli ismi kuşkusuz Recep Tayyıp Erdoğan… Ülkenin hem Cumhurbaşkanı, hem de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin genel başkanı… Sistem o kadar kötü ki, Erdoğan, ülkede herkesi bütünleştirecek isim olmasına rağmen tam tersine, Cumhur İttifakına karşı olan tüm partilere, liderlerine ve yöneticilerine etmediği sözü bırakmıyor. Hatta bu bağlamda Sivil Toplum Örgütü, Meslek Odaları, hatta mahkemelere bile veryansın ediyor. Oysa tüm ülkeyi bütünleştirmesi gerekiyor, ayrıştırması değil… Kutuplaşmanın önüne geçip, barış içinde bir ülke yaratması ilk başta onun görevi ama siyasette en fazla kavgayı Sayın Erdoğan veriyor.
***
YARINLARI KARARTACAK BİR AYRIŞMA VAR
Buradan başlayarak tabana kadar kutuplaşma korkunç boyutlara varıyor. Bir bakıyorsunuz doktorlar dövülüyor, hastasına iyi bakılmadığını düşünenler, “Oh olsun” diyor. Bir bakıyorsunuz bir öğretmen darp ediliyor, çocuğuna tepki gösteren bir öğretmen olmuşsa, “Ne güzel” diyen veliler ortalıkta dolaşıyor. Bir bakıyorsun, işçi hak arıyor, polis jandarma patronlar adına üzerlerine çullanıyor, para babaları, “Ekmeğimizi yiyorlar, yine de doyuramıyoruz” diyerek onlara yapılan muamelelerle keyif çatıyorlar. Bir mahkemede davasını kaybeden, birileri hukuk sisteminde hakimlere savcılara hakaret ettiğinde, “Az bile söylediler” diyebiliyorlar. Köyünü, toprağını, deresini, ormanını maden şirketlerine ya da HES’lere karşı korumak isteyen köylüyü jandarma yerlerde süründürüyor, tüm maden şirketi ya da HES’ten çıkarı olanlar, “Köylü de haddini aştı. İyi sürüklendiler. Daha da beter olsunlar” demekten geri durmuyorlar. Kadın cinayetleri işleniyor, eşiyle sorunu olanlar, “Daha çok öldürülsün” diye çığlık atıyor.
***
ARTIK AYRIŞTIRMA DEĞİL, BİRLEŞTİRME ZAMANI
Gazeteci öldüresiye dövülüyor, halkın büyük bölümü, “Zaten bunlar kalemini satmıştır” diyerek hepsini bir çuvalın içinde mahkum ediyor. Bir siyasi lider linç girişimine uğruyor, “Keşke öldürülseydi” diyebilen vicdanlarını yitirmiş milyonlar çıkabiliyor. Tüm bunlara çok daha örnekler verebiliriz. Ama bu kadarı yeter sanırım. Ne yazık ki bu ülkede kutuplaştırma, ötekileştirme öylesine bir noktaya vardı ki, hiç kimse hak, hukuk, adalet, yasa tanımıyor. Herkes kendi yasasını uygulamak istiyor. Bir gruba bir meslek grubundan tek bir kişi haksızlık yapmışsa, o meslek grubunun tümü düşman olarak görülüyor. Ne yazık ki bunu Halil Umut Meler özelinde bir kez dala görmenin derin acısını iliklerimize kadar hissetmeliyiz. Ve başta siyası aktörler olmak üzere ve buradan başlayarak en aşağıya kadar yeniden bu halkı birbiriyle kaynaştıracak, kader birliği yapacak noktaya getirecek politikaların hayata geçirilmesi noktasında adımların atılması şarttır. Yoksa yarın bu ülke yarın çok daha kötü olaylara gebedir ve hiç de hak etmediği kadar uluslararası toplumda tecrit edilecek noktaya gelebilir.
Biz uyarıp, görevimizi yapalım da!
***
KARYAĞDI GİTTİ, KİMSE SAHİP ÇIKMADI
Trabzonspor Medya İletişim birimi çok önemlidir. Birçok meslektaşımız bu birimde çalışabilmek için aracılar kullanmaktan geri durmaz… Hele takımla yakından ilgilenme durumu varsa bu çok daha cazip gelir. Can Karyağdı da İbrahim Hacıosmanoğlu döneminde, yazarımız Altuğ Atalay’ın ayağının kaydırılması ve işine son verilmesinden hemen sonra Lig TV’deki görevinden istifa edip, hemen kulübün medya iletişim birimine teknik kadrodan ve takımdan sorumlu isim olarak işe başlamıştı. Gazeteci olarak birkaç ulusal yayında uzun süre görev yapan Karyağdı’nın işi takım, teknik kadro ile birlikte medya arasındaki ilişkileri düzenlemek, bir orta yol bulmak, aradaki mesafeleri kapatmaktı. Ancak Can Karyağdı göreve başladıktan sonra aradaki mesafenin kapanması bir yana fersah fersah açıldığı dikkatlerden kaçmıyordu. Oysa herkes ondan, eski meslektaşlarına işlerini yaparken yardımcı olmasını bekliyordu.
***
ESKİ MESLEKTAŞLARINA TEPE’DEN Mİ BAKTI?
Artık Trabzon yerel medyasının Trabzonspor, teknik direktörüne ya da futbolcularına ulaşması zorlaşmıştı. Can Karyağdı’nın görevi, takımdaki futbolcuları ve teknik kadroyu spor gazetecilerine yaklaştırmak, arada buzlar varsa eritmek ve kulübün en önemli biriminin taraftarla ve kamuoyu ile buluşması noktasında etkin rol oynamaktı. Ancak aradaki kırgınlıklar, ya da kızgınlıklar sanki işine geliyordu ve birçok konuda meslektaşlarının işlerini daha rahat, daha özgür yapması konusunda mücadele vermediği dile getiriliyordu. Bırakın bunları, artık Can Karyağdı, birçok meslektaşıyla bağlarını koparmıştı. Hatta Gazeteciler Cemiyetine adım bile atmıyordu. Can Karyağdı’yı artık cemiyet lokali bir yana, meydan civarlarında bile gören yoktu. Sanki başka alemlerde geziyordu. Eski gazetecilik günlerinde yaşadıklarını çabuk unuttu düşünüldü. Bu da onun sevilmeyen kişiler arasında yer almasına sebep oldu.
***
KEŞKE BUNLAR HİÇ YAŞANMASAYDI
Murat Taşkın’ın yönetimin medya danışmanı olarak göreve başlamasından sonra Karyağdı’nın koltuğu sallanıyordu ama uzun süre yine gücü kırılmadı. Ama Abdullah Avcı yeniden geldiğinde onu yanında istemedi ve başka bir birime kaydırıldı. Sonra da tüm iş akdinin feshedildiği öğrenildi. Ne yazık ki bir tek meslektaşı bile Can Karyağdı konusunu irdelemedi, yazıp, yönetimi ya da Avcı’yı eleştirme ihtiyacı bile hissetmedi.
Oysa böyle olmamalıydı. Can Karyağdı’nın görevden el çektirilmesiyle birlikte Trabzon spor basını ayağa kalkmalıydı. Ama kalkmadı. Bunun sebebi de, bu spor basını değil, kendilerine tepeden baktıklarını düşündükleri ya da bu izlenimi veren Can Karyağdı’dan başkası değil… Keşke Can Karyağdı, Trabzonspor’da çalışırken, meslektaşlarıyla sağlıklı ve saygı-sevgiye dayalı ilişkileri sürdürseydi, kendisini dev aynasında görmeseydi. Ya da böyle bir imaj çizmeseydi.
Gerçekten yazık oldu.
***
AHMET ÇUBUKCU YUVASINA DÖNÜYOR!
Trabzon’un sevilen doktorlarından biri Ahmet Çubukçu’dur. Toplumla güler yüzlü ilişkiler kurmayı, hastalarına yakın davranmayı ilke edinmiştir ve onu o dönem ismi SSK olan hastanenin önemli doktorlarından biri haline getirmişti. Çok sevilmesinden dolayı 2003 yılı Aralık ayında yapılan Atay Aktuğ’un kazandığı seçimde listeyi delmiş, Kerim Kalafatoğlu’nun yerine yönetime girmeyi de başarmıştı. İki dönem Aktuğ ile uyumlu bir yöneticilik yaptı. Türkiye’de özel hastaneler furyası başlarken, Trabzon’da İmperiyal kurulmuştu. Ahmet Çubukçu da hem beyin cerrahı,. Hem de hastanenin ortağı olarak devletteki görevinden istifa etmiş ve artık özel hastanede boy göstermeye başlamıştı. Ardından Muharrem Usta, Medical Park’ı Trabzon’a taşırken, Ahmet Çubukçu’yu da baş hekimlik görevine getirmişti.
***
YENİ İŞİNDE PAZARTESİ İŞBAŞI YAPIYOR
Bu gelişmenin ardından Usta’nın Trabzonspor yönetiminde asbaşkan olarak görev almıştı. Tam 10 yıl bu hastanede hastalarına baktı, marka haline gelmesinde önemli rol oynadı. Ancak bir süredir buradan ayrılıp, Atatürk Alanı bölgesinde bir muayenehane açmayı düşünüyordu ama dostları bu fikrini uygulamasına karşı çıkıyordu. Ahmet Çubukçu, yeni bir muayenehane açma fikrinden vazgeçti ama Medical Park’tan da ayrılma kararını uyguladı ve ortağı olduğu özel sektördeki ilk yuvası İmperiyal’e dönme kararı verdi. Çubukçu, buna gerekçe olarak İmperiyal’de beyin cerrahının bulunmamasını ve 10 yıllık başhekimlik görevinin kendisini çok yormasına bağladı. Pazartesi gününden itibaren de hastalarıyla buluşmaya başlayacak.
Ne diyelim…
Hayırlı olsun ve başarılar!
Yorumlar
Kalan Karakter: