UĞURCAN; YANLIŞ ANLAŞILMADIN YANLIŞ KONUŞTUN!
Trabzonspor’un Beşiktaş ile oynadığı maç öncesinde hafta içinde basının karşısına çıkmıştı. Burada takımda arkadaşlığın bittiğini, herkesin idmanı bitirip hemen evinin yolunu tutmak istediğini ifade etmiş, başarısızlıkta herkesin payı olduğunu belirtip, ardından da milli takımla ilgili olarak, ”Milli Takım’da ligdeki performansa göre mi orada oynatılıyor yoksa Milli Takım’daki performansa göre mi oynatılıyor onu çözemedim. Çünkü Milli Takım’da son maçlarda kötü oynamadım. Kesilmeyi hak etmedim. Lige göreyse, takımlarında oynamayan oyuncular orada 11’de oynadı. Çok anlamadım açıkçası” ifadelerini kullanmıştı. Uğurcan Çakır, Beşiktaş maçından sonra ise, “Hafta içi açıklamalarım vardı. Galiba farklı anlaşıldı. Ben hiçbir takım arkadaşıma saygısızlık yapmadım. Ben Mert Ağabey’i çok seviyorum. EURO 2020’de bana en çok desteği verendi. Milli takımda başarısızlığı kabul edemiyoruz. A Milli Takım çok onurlu bir yer” ifadelerini kullandı…

KAPTAN TAKIMI TOPARLAMAYI BİLMELİ
Uğurcan Çakır bugün ülkenin en büyük sivil toplum örgütlerinden biri olarak kabul edilmesi gereken Trabzonspor’un kaptanlığını yapıyor. Yani milyonlarca kitlenin sahadaki temsilcilerinin başındaki kişi… Böyle önemli bir görevi üstlenen kişinin hem sorumluluğu üstlenirken büyük özverilerde bulunması, hem de her sözünü ölçüp biçip tartıp sonra da konuşması gerekiyor. Uğurcan Çakır takım kaptanı olarak arkadaşlarının idman sonrasında evlerine gitme isteğini hissettiği anda, arkadaşlık bağlarının zayıfladığını hissettiğinde hemen devreye girmesi gerekir. Yapması gereken arkadaşlarını toplu olarak kafalarını dinleyebilecekleri, oturup sohbet edebilecekleri, çeşitli sosyal ya da eğlence etkinliklerinde birlikte olma yoluna giderek, toplu yemeklerle birlikte kenetlenmeyi sağlayacak baş aktör olması şarttır. Kimi tümüyle takımdan kopmuş gibi gözüken isimlerle de birebir ilgilenerek onları yeniden kazanmaya çalışmalıdır. Bunları yaparsa büyük kaptan olur, yoksa bu işi beceremediği sonucuna varılır.

SÖZÜNÜN NEREYE GİDECEĞİNİ BİLMELİSİN
Trabzonspor’da kaptanlık yapan Uğurcan Çakır, kuşkusuz A Milli takımda yedek soyundurulması nedeniyle büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştır. Milli takım seçicileri ne yazık ki İstanbul’un 3 kulübünde forma giyen futbolculara farklı, Anadolu’da oynayan oyunculara başka türlü bakmaktadır. İstanbul takımı oyuncuları öz evlattır, Anadolu takımlarının pırıl pırıl gençleri üvey evlat bile kabul edilmez. Buna isyan etmek Anadolu’da oynayan her oyuncunun hakkıdır. Uğurcan da çok haklı olarak isyanını dile getirmiş, milli takıma çağrılan ya da oynatılan oyuncularda uygulanan çifte standarda vurgu yapmıştır. Bu doğaldır. Ama bu açıklamalarının sonunda işin bir odağının da Mert Günok olduğunu bilmesi gerekiyor. Yani sonuçta kendisine haksızlık yapılmışsa, Mert Günok da bu haksızlıktan yararlanarak kaleye geçmiştir. Uğurcan Çakır açıklamalarının yanlış anlaşılması diye bir şeyin söz konusu olmadığını bilmesi gerekiyor. O açıklamasında keşke Mert Günok’u çok sevdiğini ve ona saygı duyduğunu da söyleseydi de, sonra da “Açıklamalarım yanlış anlaşıldı” şeklinde bir çark etme zorunda kalmasaydı.

KULÜBÜN TARİHİNDE YERİNİ ALAN BİR İSİMDİR
Uğurcan Çakır, 5 yıldır Trabzonspor formasını büyük özveriyle ve başarıyla giyiyor. Takım kaptanı olması da alkışlanmalı… Şenol Güneş’in, Tolga Zengin ve Onur Recep Kıvrak’tan sonra kaleci kaptan olarak bu kulübün tarihine adını, hem de şampiyon bir isim olarak altın harflerle yazdırmıştır. Ekonomik açıdan da yönetimi hiç zorlamamış, onun iki katı para alanlardan dolayı da isyan etmemiş, sorun çıkarmamıştır. Bu nedenlerle de alkışı hak ediyor ama Uğurcan’ın hem kaptanlık sorumluluğunu üstlenirken yapması gereken eylemleri çok daha iyi analiz etmeli, Türkiye ve Dünya’daki büyük kaptanların neleri yaptığını araştırması gerekiyor. Bir de sözlerini ölçüp biçip konuşması ve sonra da sonuna kadar arkasında durması şarttır. Bunları yaparsa Uğurcan Çakır büyür ve gelecekte bu kulüpte çok daha önemli görevlerle birlikte hizmetine en üst seviyede devam edebilir.

İSMİ İHSANOF DERELİOVİÇ OLSAYDI ŞİMDİ OMUZLARDAYDI
Abdullah Avcı gibi yaptırdığı transferlerle kulübü iflasın eşiğine getirip, sonra da takım sahada rezilleri oynayınca kaçmasının ardından, bir aylık Orhan Ak döneminde de takım adeta yan gelip yattığı, (Milli maç arasında bir hafta izin kabul edilemez) bir sürecin ardından Trabzonspor tam bir teslimiyet içinde olan takımdı… Bordo-Mavililer çıktığı maçlarda rakipleri karşısında eziliyor, futbolcular en küçük bir direnç göstermiyor, sahada adeta geziyordu. Kasımpaşa maçından üç gün önce takımı teslim alan İhsan Derelioğlu, kısa sürede takımı toparlamaya çalıştı ama iki duran topun kurbanı olarak Bordo-Mavililer 2-0 mağlup oldu. Sonra Derelioğlu ve ekibi bir haftalık bir çalışma sürecinin ardından takımı ligin son haftalardaki en formda ve kadro derinliği en iyi takımlarının başında yer alan Beşiktaş maçına çıkardı.
Maçın ilk yarısında daha çok savunmada kalan ve rakibine pozisyon vermeyen Bordo-Mavili ekip, Beşiktaş’ın yıldızlarını adeta uyutma taktiği uyguladı ve başarılı da oldu. İkinci yarıda Bruno Peres’i çıkarıp, Trezeguet’i sahaya sürdükten sonra da her alandan saldırı emrini verdi ama savunma güvenliğini de elden bırakmadı. Trabzonspor, Beşiktaş kalesine yüklendikçe yüklendi. Müthiş pozisyonlar buldu, kaleci Mert Günok kalesinde devleşince maç 0-0 berabere kaldı. Psikolojik olarak yıkılmış, idman temposu düşmüş ve fizik olarak yetersiz, taktik ve strateji açısından yerlerde sürünen Trabzonspor ,bir haftada İhsan Derelioğlu ile birlikte adeta sahada kükreyen bir Kaplan görüntüsü verdi. Kısa sürede yaratılan bu mucizeyi bir yabancı ile Bordo-Mavililer yaratsaydı tüm futbol otoriteleri ve yöneticiler, kendisini yere göğe sığdıramazdı. Ama İhsan Derelioğlu, Trabzon’un çocuğuydu. Onun hakkı teslim bile edilmedi. İsmi İhsanof, soy ismi de Derelioviç değildi çünkü…
Tek suçu da buydu!

Yorumlar
Kalan Karakter: