TRANSFER EN BÜYÜK YATIRIMDIR
Tüm futbol kulüpleri için en büyük yatırım transferdir. Çünkü saha dışındaki eylemlerin sonuçta hayat bulacağı alan saha içidir. Şayet saha dışında çok önemli işler yapsanız da saha içine bunun yansıması olumsuzsa hiçbir işe yaramaz. Örneğin bugün Trabzonspor başkanı Ertuğrul Doğan, stat sponsorluğu için 5 yıllığına Papara şirketiyle anlaşma imzaladı. Bu anlaşma sonucunda kulübün kasasına bugünkü değerlerle 5 yıl içinde 1 milyar 400 milyon lira girecek. Çok güzel bir rakam değil mi? Ancak bu paranın doğru yerlerde kullanılması, elde edilmesinden çok daha önemlidir haksız mıyım? Şunu ifade edeyim ki, 5 yılık sponsorluk ücreti 45 milyon Euro gibi bir rakam ediyor. Ancak şöyle düşünün. Mislav Orsic alındı. Kulübüne 2,5 milyon Euro ödenecek. Kendisine de yıllık 1 milyon 600 bin Euro verilecek. Bu rakam 5 yıllık olsa, 8 milyon Euro eder… Bonservis bedeliyle birlikte 10 milyon 500 bin Eur. Diğer masraflar da işin içine girdiğinde 11 milyon Euro’yu geçer. Eğer Orsic ya da bu tür bir oyuncu başarısız olduğunda tam 11 milyon Euro çöpe gider Bakın tarihi anlaşmanın dörtte biri çöp olmuş olur. Orsic’in başarısız olduğunu düşünelim. Ve onun gibi başarısız olacak 4 isim transfer ettiğinizde o yere göğe sığdıramadığınız para da buhar olur.
***
BİR DE BAŞARILI TRANSFER OLMUŞ OLSA
Ama aynı Orsic çok başarılı olsa, yaşı da 30 değil, 24’ler seviyesinde bulunsa… Trabzonspor’da zirve yaptığı için, attığı ve attırdığı gollerle takımı zirve yarışında tutsa, Avrupa’ya gitmesinde rol oynasa ve sonra da önemli kulüplerden teklif alsa, kendisini 15 milyon Euro’ya satsanız… Bu arada Avrupa kupalarından da 15 milyon Euro civarında bir gelir elde etseniz… Hem verdiğiniz parayı kurtarırsınız, hem de 25 milyon Euro civarında kar elde etmiş olursunuz ve 5 yıllık tarihi sponsorluk anlaşmasını neredeyse bir tek futbolcunun getirisiyle sağlarsınız. Çok başarılı olduğunu varsaydığımız Orsic gibi 4 futbolcu transfer etmişseniz, onların başka büyük kulüplere satışından, forma satışından, tribünlere çekeceği taraftardan, olacağınız şampiyonluktan, Şampiyonlar Liginde elde edeceğiniz gelirden belki de 100 milyon Euro’nun üzerinde bir gelir temin edersiniz. Bu da kulübün bugünkü borcun kapanmasına vesile olur değil mi? Yani demem o ki, transferi doğru yaparsanız, hiç sponsor ve reklam anlaşması yapmazsanız da borçsuz bir kulüp haline gelebilirsiniz. Kulüplerin batakta olmasının tek sebebi yanlış transferdir. Bu bağlamda kim ki Trabzonspor’a yanlış transferler yapıyor, yaptırıyorsa ve kasadan bilerek ya da görev ihmaliyle gereksiz para çıkışına sebep oluyorsa bu kulübün düşmanıdır. Kim olduğu, hangi koltuğu doldurduğu hiç önemli değil, düşmandır. Hem de göz önündeki en büyük düşman…
***
RAYYAN BANİYA YENİ KOİTA OLMASIN!
Transferden söz etmişken ve bu bağlamda yapılanların kulübün iflasa giden ya da kurtuluşuna zemin hazırlayan yatırımı olduğunu gözler önüne sermişken bu sezon alınan oyuncularla ilgili kafalarda çok sayıda soru işareti oluşması gerekiyor. Nasıl ki geçmiş yıllarda alınan ve kurtarıcı gibi gözüken ama henüz bir yıl geçmeden, “Ne yapsak da bundan kurtulsak’ dediğimiz oyuncular var ya, şimdi de alınan kim bilir hangi isimler için belki de kısa bir süre sonra, ‘Nasıl başımıza bela aldık. Bunlardan nasıl kurtulacağız” diyeceğiz. Bunu zaman gösterecek. Ama son yapılan bir transfer kafalarda soru işareti bırakmıyor değil. Bu isim de Fatih Karagümrük’ten alındığı açıklanan Türk statüsündeki Rayyan Baniya… Peki neden kafalarda soru işareti oluşturuyor bu isim? Açıklayalım isterseniz. Rayyan Baniya, henüz 2i4 yaşında, 1.94 boyuyla birlikte savunmada adeta kule gibi bir isim… Fatih Karagümrük’te geçen sezon sürekli oynadı. Hatta bir ara A Milli takıma çağrılma durumu da olmuştu. Çok tartışılmıştı. Peki bu kadar tartışılan, İstanbul’un göbeğinde geçen sezonu da çok iyi yerde kapatan Karagümrük’ün savunmasının bel kemiği nasıl olur da Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray gibi kulüplerin gözünden kaçtı? Hem de bu kulüpler yana yana stoper transferi yaparken, büyük paralar harcarken…
***
SAKATLIK GEÇMİŞİNE BAKAN HİÇ OLMADI MI?
Rayyan Baniya’nın bir sakatlık ve aldığı cezalar geçmişini gözden geçirdim. Şaşırmadım desem yapan olur. Çünkü bu oyuncu, 2 Şubat 2018’de diz sakatlığı geçirmiş, sahalardan 38 gün uzak kalmış ve 6 maç kaçırmış… Sonra 18 Şubat 2019 tarihinde yine dizinden sakatlanmış ve 11 gün oynayamamış, 3 maçta takımda yer alamamış… 20 Eylül 2020’de ise kaval kemiği kırığından dolayı 69 gün sahalardan uzak kalıp, 12 maç, 4 Aralık 2020’de bu kez yan bağ sakatlığından dolayı 49 gün sahalardan uzak kalıp, 6 maç, 15 Mart 2021’de çapraz bağ sakatlığı yaşamış, 55 gün sahalardan uzak kalmış ve 9 maç kaçırmış, 21 Ekim 2021’de idman eksikliğinden 26 gün futboldan uzak kalıp, 3 maç, 23 Haziran 2021’de ise kemik stresi sakatlığından 120 gün sahalardan uzak kalmış ama yaz dönemine rastladığğı için maç kaçırma sorunu yaşamamış ve son olarak da 14 Şubat 2022 tarihinde açıklanmayan bir sakatlıktan dolayı 98 gün sahalardan uzak kalıp, tam 14 maç kaçırmış… Düşünebiliyor musunuz henüz 24 yaşındaki bir oyuncu 500 güne yakın bir sakatlık süreci yaşamış ve 60’a yakın maçta forma giyememiş, 5’i sarı kart, 4’ü çift sarı kart ve 1’i de kırmızı kart olmak üzere 10 kez cezalı duruma düşmüş ve 13 maç bu nedenle oynadığı takımları yalnız bırakmış…
***
YARIN PİŞMAN OLACAĞINIZ İMZAYI ATMAYIN
Şimdi iki sezon önce alınan Fode Koita, Kasımpaşa’da zaman zaman çıkış yaptı diye alındı, bu kulüp neler çekti hep beraber yaşayarak görüyoruz. O’nu da ne hikmetse İstanbul’un 3 büyük kulübü alamamış(!) Trabzonspor yangından mal kaçırır gibi renklerine katmıştı. Ya Dorukhan Toköz… Çok yetenekli, başarılı bir oyuncu. Ama ağır sakatlıklar geçirdi ve Beşiktaş ile sözleşmesi bittiğinde Trabzonspor aldı. Bir sezon iyi oynadı, ya sonra… bir maçta ayağı hafif yan bastı diye sahalardan bir yıla yakın uzak kaldı. Bu sezon başında da çalışma temposunu kaldıramadı ve gitti. Demem o ki, İstanbul’da futbol oynayan, başarılı gözüken oyuncuları, burada Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş görmüyor mu da, Trabzonspor peşine düşüyor, sözleşme imzalıyor ve sonra da büyük zararlara uğramak durumunda kalıyor. .Bu ve benzeri sayısız transfer fiyaskosu yaşadık. Fode Koita en önemli örnek. Rayyan Baniya’yı transfer ediyorsunuz da arka planını enine boyuna iyi hesap edin… Sonra Dimyata pirince giderken, evdeki bulgurdan da olmayın… Bu kulübü de gereksiz ,anlamsız bir şekilde ağır zararlara uğratmayın olmaz mı?
***
ADEMİ DOPİNGDEN 3 YIL CEZA ALMIŞ!
Trabzonspor yönetimi adeta Teknik direktörlerin güdümüne giriyor, ne diyorlarsa yapma çabası gösteriyorlar. Sonuçta, “Bakın biz hocamızın istediklerini aldık ama o başarısız oldu” diyerek taraftar karşısında kendilerini aklama ve temize çıkarma çabası gösteriyorlar. Hatta taraftar dalkavukluğu da yapıyorlar diyebiliriz. Aynı durumu Nenad Bjelica döneminde de yaşıyoruz. Abdullah Avcı döneminde Ahmet Ağaoğlu ve ekibi ne yapmışsa, artık Ertuğrul Doğan ve arkadaşları da hemen hemen benzer uygulamalarda bulunuyor. Tüm bunların faturası da kulübe çıkarılıyor. Yarın teknik direktör gider, tazminatını da cebine koyar da yaratılan enkazı toplamak yine yönetime düşer. Bu nedenle teknik direktör seviciliğinden bir vazgeçin derim. Bunu neden yazdım. Trabzonspor, orta sahada bir lider ararken, Bjelica’nın çok istediği Arjan Ademi’nin peşine düşmüş diye duydum, haberini de yaptık. Ancak bu oyuncuyla ilgili bir araştırma yapınca 2015-16 sezonunda doping yaptığı gerekçesiyle tam 888 gün ceza aldığı bilgisine ulaştık. Yani Trabzonspor tarihini bilenler, Gökdeniz Karadeniz’in bahis oynaması nedeniyle başı dertten kurtulmadığını da hatırlarlar. Şimdi de doping yapmış bir oyuncunun peşine düşmüş… Sanki dünyada başka futbolcu yokmuş gibi… Az dikkat, az hassasiyet, az kulüp geleneklerine uygun ve misyonuna yakışır oyuncu seçimi yapılsın lütfen… Nenad Bjelica’yı da öyle çok el üstünde tutmaya çalışmayın… sonra ellerinize yazık olur…
Yorumlar
Kalan Karakter: