EFSANE’Yİ UNUTANYLARA YAZIKLAR OLSUN!
Trabzonspor’un efsaneleşmesi, Türk futbolunda devrim yapmasında eğer başrol oyuncusu aranıyorsa, tek ismin öne çıkması mümkün değil… Ama kuşkusuz birincilik kuruculara, sonrasında öze dönüşü gerçekleştirip, takımın 1’nci Lige çıkmasına zemin hazırlayan Salih Erdem, şampiyonluklara ambargo koyulduğu dönemin başkanı Mustafa Şamil Ekinci, Ahmet Suat Özyazıcı, Özkan Sümer ve Şenol Güneş şeklinde bir sıralama hiç de yanlış olmaz sanırım. Ama Özyazıcı’nın Trabzonspor kulübüne, İstanbul saltanatına son veren takımın başında olması, 4 şampiyonluk, sayısız Türkiye Kupası, Cumhurbaşkanlığı ya da Başbakanlık kupası kazanan takımın kulübedeki lideri olması değildi. Aslında Ahmet Suat Özyazıcı ilk ve en önemli hizmetini 1967 yılında birleşme konusunda ayak direyen ve sürekli ortaya yeni yeni şartlar sunan İdmanocağı camiasına çektiği rest ve bu resti hayata geçirmesidir.
***
O REST ÇEKMESEYDİ EFSANE DOĞMAZDI
O sancılı günlerde İdmanocağı, birleşmemek için adeta çırpınırken ve mahkeme kapılarında uğraşırken, bu takımın hem antrenörü, hem de kaptanı olan Ahmet Suat Özyazıcı, “Artık amatör ligde oynamak istemiyorum. Trabzonspor ikinci ligde profesyonelce mücadele ederken, bizim bu takımdan önce sıradan bir amatör kulüp gibi amatör takımlarla maç yapmamız ağrıma gidiyor. Ya bir an önce birleşirsiniz, ya da gelecek kongreye kadar verdiğim süre sona erdiğinde ben Trabzonspor’a giderim” diye rest çekmesi, tüm İdmanocağı camiasının gardını düşürmeye yetmişti. Özyazıcı daha kongre yapılmadan verdiği kararı uygulamış ve Trabzonspor’un yolunu tutmuştu. Ardından Necmi Perekli de aynı yolu izlemişti. O günleri anlatan merhum eski Divan Başkanı Ali Özbak, “Ahmet Suat Özyazıcı bizim için Fenerbahçe açısından Lefter, Galatasaray açısından Metin Oktay, Beşiktaş için Baba Hakkı neyse aynı değerdeydi ve efsanemizdi. Onun ayrılmasıyla birlikte kulübümüz adeta cenaze evine dönmüştü. Her şeyin bittiğini ve birleşmekten başka çaremizin kalmadığını anlamıştık” sözleri dökülmüştü dudaklarından…
***
TRABZONSPOR’U YARATAN İSİM UNUTULDU!
İşte Ahmet Suat Özyazıcı’nın o günkü devrimci eylemiyle birlikte Bordo-Mavili Trabzonspor temelleri atılmıştı. İdmanocağı da birleşme için gerekli tavizleri vermişti. İşte Bordo-Mavi Fırtına böyle doğmuş, sonra da birkaç kez 1’nci Ligin kapısından dönmüş ama 1974-75 sezonunda Ahmet Suat Özyazıcı’nın teknik direktörlüğünde de 1’nci Lige çıkmış, ardından da şampiyonluklar peş peşe Trabzonspor müzesinde yerini almıştı. Ahmet Suat Özyazıcı, Türk futbolunda büyük bir devrime imza atan Bordo-Mavililerin saha kenarındaki lideriydi. Kendisi teknik direktörlük yaparken, uygulamalarına, tavırlarına çok eleştiri getirdim. Ancak onun bu kulüp için yaptıklarını, verdiklerini, özverilerini hiç unutmadım. Hakkını da teslim ettim. Türk futbolunda Trabzonspor devriminin yaratılmasında başat rol oynayan Ahmet Suat Özyazıcı geçen yıl 18 Şubat tarihinde hayata gözlerini yummuş, vefat etmişti. Böyle bir efsanenin ölümünün birinci yıl dönümüydü dün,.. Beklentim, tüm camia, başta yönetim olmak üzere ona yakışır bir anma günü düzenler, sonra da mezarının başında da anılırdı.
***
ÖZKAN SÜMER’E VERİLEN DEĞER VE!..
Trabzonspor’da üç yıl önce de bir başka büyük bir efsane Özkan Sümer aramızdan ayrılmıştı. Sümer’in her açıdan yarattığı değer kuşku yok ki sözlere sığmayacak kadar büyüktü. Futbolun her alanında inanılmaz işlere imza atmıştı. Sümer de vefat ettikten sonra özellikle kendisini çok sevenler, şanına yakışır anlamalar için aylar öncesinden kılı kırk yararak harekete geçmişti. Özkan Sümer’i sevenlerin başlattığı ve bir komiteyle yürütülen çalışmalara Trabzonspor yönetimini de, Belediye’yi de katmıştı. Bu anmada Sümer’i sevenler konuşmalar yapmış, onun yaptıklarını, felsefesini anlatmış ve ayrıca bu ismin video aracılığıyla biyografisi gösterilmişti. İlk anmada sunucu Sunay Akın’dı… Özkan Sümer için geçen yıl da yine önemli bir anma gerçekleştirildi. Burada da yine Sümer hak ettiği değeri görerek anıldı. Bu kez de sunucu Divan Başkan Vekili Mehmet Ongan’dı. Özkan Sümer için geride bıraktığımız yıl da yine bir anma gerçekleştirilecekti. Hatta bu İstanbul’da yapılacaktı. Türk futbolunun çok önemli isimleri de bu anmada hazır bulunacaktı. Fakat sonra yaşanan bazı aksaklıklar nedeniyle İstanbul anması iptal edildi ama Maçka Coşandere’deki mezarının başında yine şanına layık bir anma töreni düzenlendi. Bunlar alkışı hak eden eylemlerdi. Değerlere saygının bir izdüşümü, yansımasıydı.
***
SEVENLERİ VE YÖNETİM NEREDE ALLAH AŞKINA!
Peki Ahmet Suat Özyazıcı gibi bir futbol devi ölümünün daha ilk yıl dönümünde nasıl olur da sadece Trabzonspor’un resmi internet sitesinde hakkında verilen bilgiler, yani biyografisi ve saygıyla anmayla geçiştirilebilir ... Bir de Özyazıcı'nın ailesinin mezarı başında düzenlediği anmada Genel Sekreter Yardımcısı Derviş Köz'ün yaptığı kısa konuşma ve Başkan Ertuğrul Doğan'ın okunan mesajı vardı...Nerede Ahmet Suat Özyazıcı’yı sevenler? Nerede bu kulübün yönetenleri? Gerçekten büyük ayıp… Özyazıcı yaşarken ve zirvedeyken, Kemeraltı No: 6’ya akın akın giden insanlar yok mu oldu? Hepsi mi öldü? Özyazıcı’yı seven, ona saygı duyan, uğrunda nice kavgaları göze alanlardan yaşayan ve bir anma düzenleme adına eylem yapacak isimler nereye kayboldular? Yoksa hepsi iyi gün dostu muydu? Kuşkusuz en büyük eleştiri de Trabzonspor yönetimine… Bugün Trabzonspor yöneticisi olarak ailelerine, yakınlarına ve tüm Türkiye’ye hava atabiliyorlarsa bunun sebeplerinden biri olan insan sadece internet sitesinde kuru bir mesajla işi geçiştirmeye çalışanların vurdumduymazlığı sanırım Bordo-Mavililerin değerlerine saygısızlık açısından çok önemli bir göstergedir. Ne yazık ki, dün Özyazıcı’nın yakınında olmayı çevresine hava atma aracı yapan iyi gün dostlarının yanında, bu kulübü yönetenlerin değerlerini değersizliğe mahkum etmesi, aslında Trabzonspor’un neden bir türlü gerçek başarıya ulaşamadığının da bir göstergesidir.
Ne diyelim! Değerlerini, değersizleştirenlere yazıklar olsun!
***
KOŞULSUZ DESTEK VERİRSEN!...
Önceki akşam saatlerinde Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyıp Erdoğan bölgemizdeydi. Son durağı da Trabzon’du. Herkes büyük müjdeler bekliyordu. Hatta günler öncesinde Erdoğan’ın hangi konularda müjdeler vereceği de ballandıra ballandıra haberleştiriliyordu. Recep Tayyıp Erdoğan’ın belirlenenden 2,5 saat sonra Trabzon’da Atatürk Alanında yoğun yağmura rağmen 40 bine yakın insanın dinlediği dile getirildi. Erdoğan, belki de en az yatırımı yaptığı Trabzon insanından her zaman ilgi gördü, mitinglerinde topladığı kalabalıklar göz kamaştırıcı oldu. Oy oranı da hep yüksek çıktı, muhalefet partileri yanına bile yaklaşamadı. Hiç kimse, bu kente istihdam yaratacak bir yatırıma imza atmamasını sorgulamadı. Emeklinin, emekçinin, küçük esnafın her geçen gün biraz daha zorlaşan hayatının sebebi konusunda tek bir soru sormadı. Hiçbir istediği gerçekleşmedi ama istenen oyu hep verdi. Erdoğan, mitinginde Trabzon’a bugüne kadar kaç milyar lira harcadıklarından, neler yaptıklarından söz etti ama geleceğe dönük yeni bir büyük müjde konusunda ketum davrandı. Ne yazık ki dillere pelesenk olan raylı sistem ya da demiryolundan veya yatırım adasından bile söz etme gereği duymadı.
***
TRABZONSPOR İÇİN TEK MESAJ YOKTU
Sadece halk açısından mı müjdeler bekleniyordu Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan’dan? Kuşkusuz Trabzonspor’un da beklentileri vardı. Kartal arazisinin imar durumuyla ilgili imzanın atıldığını, petrol ofisi yatırımı, Marina’nın devri, Trabzonspor Koleji için arsa tahsisi ve daha birçok konuda müjdeler bekleniyordu. Ama tek biriyle ilgili bile söz edilmedi. Oysa geçmişte neredeyse 8 seçimde Akyazı Stadı müjdesi veriliyordu. Oysa o müjde değil, Trabzon sporu ve Trabzonspor’un ölüm fermanıydı. Çünkü Hüseyin Avni Aker, Yavuz Selim Stadı, 19 Mayıs Spor Salonu, Orman Müdürlüğü lojmanlarının bulunduğu bölge, Akçaabat Fatih Stadı elden çıkmıştı. Ne yazık ki Trabzonspor’u yönetenler uzun yıllardır iktidar partisine o kadar göbekten bağımlı ki, tek söz söyleme cesaretini bile kendilerinde bulamıyorlar. Ahmet Ağaoğlu başkanken, bu kulübün yöneticiliğini yapmış, Divan Kurulu Üyesi Ekrem İmamoğlu’nun elini bile sıkmamak için elinden geleni yapmıştı. Ertuğrul Doğan da başkan seçildikten sonra iktidar korkusundan bir kez olsun İstanbul’u ilk kez yöneten bir Trabzonlu ve Trabzonsporlu İmamoğlu’nun makamına gidemedi… Korkakça tutum içinde davranırsanız ve iktidara koşulsuz destek verdiğinizi böyle gösterirseniz, ne şehir, ne de kulüp adına en küçük bir yardım ya da destek göremezsiniz.
Unutmayın siyaset ancak kendisine karşı tavır alan kitlelerden çekinir ve onlara şirin gözükmeye çalışır…
Koşulsuz destekleyenlerden değil!
Yorumlar
Kalan Karakter: